Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

‘su’dan bir başarı öyküsü

Lise son sınıf öğrencisi Ceren Burçak Dağ, yağmur damlalarından elektrik enerjisi üreterek Stockholm Gençler Su Ödülü Yarışması’nda birinci oldu. Bu yarışmada birinciliği elde eden ilk Türk olan Ceren’in başarısının sırrı ise disiplinli çalışma.

İsveç’te düzenlenen Stockholm Gençler Su Ödülü Yarışması 18 yıldır düzenleniyor. Ve bu yarışmada ilk kez bir Türk öğrenci birinci oldu. FMV Işık Lisesi’nde bu yıl son sınıfa geçen Ceren Burçak Dağ, yağmur damlalarından elektrik enerjisi üreterek birçok öğrenciyi geride bıraktı.

29 ülkeden 54 öğrencinin katıldığı yarışmada birinci olarak 5 bin dolar para ödülü ve plaketle ödüllendirildi, ayrıca Afrika’da bir tuvalet kompleksine adı verildi. Fizik ve matematik alanında uzmanlaşıp, başarılı bir bilim kadını olmak isteyen Ceren’le, eğitiminden, projelerine, TÜBİTAK’tan, ÖSS’ye kadar herşeyi konuştuk

Bilime olan merakınız nasıl başladı? Yarışmalara katılıyor muydunuz?

Arkadaşlarım fizik konusunda test ve soru çözerken, ben proje yapardım. İlk olarak 9’uncu ve 10’uncu sınıflarda Fizik Olimpiyatları’nın yazılı sınavlarına katıldım. Fizik öğretmenimizle hafta sonları iki yıl boyunca çalıştık. Ancak Fizik Olimpiyatları’da bir derece alamadık. 10’uncu sınıfta TÜBİTAK’ın matematik alanındaki proje yarışmasına katıldım. Teşvik ödülü aldım. Bu yıl da “Yağmur” isimli fizik projesiyle katıldığım yarışmada, Marmara-Avrupa bölge birincisi oldum. İstanbul’daki elemeleri geçtim. Ankara’da ise beklediğim dereceyi alamadım. Bu sonuç benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Çünkü daha fazlasını bekliyordum. Aynı fizik projesiyle TÜBİTAK’ta derece elde edemedim ama Stockholm Gençler Su Ödülü Yarışması’nda dünya birincisi oldum.

TÜBİTAK’ta istediğiniz başarıyı elde edemeyince üzüldünüz mü?

TÜBİTAK’ın kitaplarını, dergilerini okuyarak büyüdüm. Ancak uluslararası alanda kazandığım başarıyı, önce kendi ülkemde elde etmek isterdim. TÜBİTAK, yarışma birincisine, ÖSS puanına eklenmesi için, 12 katkı puanı daha veriyor. Nedeni, proje yaparken okuldan uzak kalan, derslerine vakit ayıramayan öğrencilerin ÖSS başarısını arttırmak. Ben de aynı koşullar altında çalıştım. Derslerimden geri kaldım. Ancak TÜBİTAK, bu kuralı sadece kendi düzenlediği yarışmalar için kabul ediyor. Ailem ve öğretmenlerim, benim de hakkım olan katkı puanını almam için yetkililerle görüşecek.

Fikir aklıma yağmuru seyrederken geldi

Projenizi anlatır mısınız?

Projem “Yağmur” isimli bir fizik projesi. Yağmur damlalarından elektrik enerjisi üretmek için geliştirdim. Projeyi düşünürken değişik ve özel bir konu olmasını istedim. Yağmurlu bir gündü. Yağmuru seyrederken, damlalardan elektrik enerjisi üretebileceğimi düşündüm. Bununla ilgili yurdışındaki bilim adamlarının makalelerini okudum. Teorik çalışmayı yaptıktan sonra, kinetik enerjiyi elektrik enerjisine çevirmek için PVDF (piezoelektrik özellikli akıllı materyal) isimli maddeye ulaşmaya çalıştım. Benim istediğim maddenin plaka şeklinde olanı Türkiye’de bulunmuyordu. Bununla ilgili Fransa’da bir yazarın makalesi vardı. Yazara ulaştım. Ondan da maddeyi temin edeceğim adresi aldım. Sonra istediğim PVDF Türkiye’ye geldi. Araştırma yapmak ve maddeyi temin etmek 3 ay sürdü.

Nasıl bir çalışma yaptınız?

Önce yağmur damlalarının çapını hesapladım. Sonra da terminal hızlarını hesap etmek için teorik bir çalışma yaptım. Okulun bahçesine hazırladığım sistemi kurdum. Bütün yarıyıl tatilimi bunun üzerine deneyler yaparak geçirdim. Deneylerim laboratuvar ortamı, okul bahçesi ve yağmurun altında oldu. Yağmurun altında yaptığım deneylerde sistem işlemeye başladı ve enerji üretmeyi başardım.

Proje hayata geçince nerede kullanılacak?

Elde etmemiz gereken enerjilerin çevreye uyumlu olması gerekiyor. Güneş, rüzgar ve dalga enerjisiyle bunu yapıyoruz. Projemi geliştirerek yağmur, güneş ve rüzgarın bir arada kullanılacağı, yeni nesil güneş panellerinin oluşumuna katkıda bulunmak istiyorum.

Gençler Su Ödülü Yarışması’na nasıl katıldınız?

TÜBİTAK’a sunduğum proje sırasında Devlet Su İşleri (DSİ) projemi çok beğendi ve İsveç’de yapılan yarışmada Türkiye’yi temsil etmemi istedi. Yarışmaya 8.600 proje başvurusu yapılmış. Finale 29 ülkeden, 54 öğrenci kaldı. Burada da farklı jürilerin karşısına çıkıp, projemi anlattım, onların hoşuna gitti. Fazla heveslenmek istemedim. TÜBİTAK’ta da dereceye gireceğimi düşünmüştüm, ama olmadı. Aynı hayal kırıklığını burada yaşamak istemedim.

Birinci olduğunuzu öğrenince ne hissettiniz?

Önce teşvik ödülleri açıklandı. Birinci açıklanacağı sırada ise hiç ümidim kalmamıştı. Fizik öğretmenimin (Tülay Olcay) çığlıklarından sonra birinci olduğumu anladım. O anda hissettiğim mutluluğu kelimelerle anlatamam. Hemen babamı aradım ve “Kazandık!” dedim. Babam da inanamadı. Bu yarışma 18 yıldır yapılıyor. Ben birincilik elde eden ilk Türk olma şansını yakaladım. Bu da benim için ayrı bir mutluluk oldu.

Para ödülünü nasıl değerlendireceksiniz?

5 bin dolarlık para ödülünü projeyi geliştirmek için kullanacağım. Yağmur damlalarının yere düşerkenki hızını teorik olarak inceliyordum. Fotoğrafını çekmek için high speed (yüksek hızlı) bir fotoğraf makinesi almak istiyorum. Ama istediğim makine 5 bin dolardan daha pahalı. Onun için şimdilik nasıl değerlendireceğim hakkında bir fikrim yok. Para ödülünün yanı sıra, bir de Afrika Burkina Faso’da bir tuvalet kompleksine benim adımı verdiler. Bu ülke hijyen koşulları bakımından son derece yetersiz. Her evde tuvalet yok. Böyle bölgelere yeni bir tuvaletin yapılması çok önemli. Projemde çevreyle ilgili olduğu için tuvalete benim adımı verdiler.

Projenizi yurtdışında mı, Türkiye’de mi hayata geçireceksiniz?

Amerika ve Avrupa’dan gelen talepler var. Ama bir Türk olarak, projeyi ilk önce kendi ülkemin hizmeti için geliştirmek istiyorum.

Bundan sonraki hedefiniz nedir?

Aynı proje üzerinde üniversitede de çalışmaya devam edeceğim. Sistemi büyütüp, mühendislik kısmıyla ilgilenmek istiyorum. Evlerin çatısında sadece güneş panelleri var. Bende yağmur panelleri yapacağım.

Kendinize örnek aldığınız bir bilim insanı var mı?

Albert Einstein’a ciddi bir saygı duyuyorum.

ÖSS’yle ilgili hazırlığınız var mı?

Keşke imkanım olsa da ÖSS’ye girmesem. Bu yıl dershaneye gideceğim. Hazırlanmak bir yılımı alacak. O süre içinde farklı projeler yapabilirdim. Ama bir yıl boyunca sınava hazırlanmak zorundayım. Farklı bir sistem olsa, ÖSS çocuğu olmak zorunda kalmazdık. Yurtdışındaki okullardan oluşan bir listem var. Eğer yüzde 100 burs alırsam, ilk tercihimi Massachusetts Institute of Technology’den(MIT) yana kullanacağım. California Institute of Technology, Harvard ve Princeton Üniversitesi de listemdeki diğer üniversiteler. Türkiye’de kalırsam Sabancı Üniversitesi’nde okumak istiyorum.

Yorulduğunuz ve sıkıldığınız oluyor mu?

Sene başında büyük bir enerjiyle çalışmaya başlıyorum. Okulun faaliyetlerine katılıyor, her türlü organizasyonda yer alıyorum. Mayıs ayı gelince yorgunluk ve isteksizlik başlıyor. Bu her yıl düzenli olur. Bir hafta hiç evden çıkmadan, sadece yemek yiyip, uyuyorum. Sonra tekrar eski halime dönüyorum.

Sosyal hayatınız, hobileriniz var mı?

Bu yaz Amerika’da yapılan ve 1,5 ay süren Astrofizik Kampı’na katıldım. Farklı ülkelerden gelen öğrencilerle grup çalışmaları yaptık. Astronomi üzerine hem ders aldık, hem de projeler ürettik. Kampa katılmak, dünyada çok az öğrenciye tanınan bir ayrıcalık. Onun için kendimi şanslı hissediyorum. Bunun dışında arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Üç yıldır yan flüt çalıyorum. Felsefe ve bilim üzerine makaleler ve bilim kurgu hikayeleri yazıyorum. Bir de şiir yazmayı çok seviyorum. Gece yatarken aklıma bir şeyler geliyor. Kağıt bulamadığım zamanlar duvarıma yazıyorum. Annem yasakladığından beri artık pencere camlarını kullanıyorum.

Başarınızda en önemli etkenler neler?

Disiplinli ve isteyerek çalışıyorum. Liseye ilk başladığımda devlet okulundan geldiğim için İngilizce konuşmayı bilmiyordum. Yarışmada ise sunumumu İngilizce olarak yaptım. Öğretmenlerim benimle gurur duydu. Bence insan istedikten sonra her şeyi yapabilir.

Fizik Öğretmeni Didem Tülay Olcay:
’Kazandığını duyunca katıla katıla ağladım’

Ceren, TÜBİTAK’ın yarışmasında derece alacağına o kadar emindi ki, sonucu öğrenince yıkıldı. Proje suyla ilgili ve çözüm odaklı olduğu için seçildi. Astrofizik kampından döndükten kısa bir süre sonra birlikte İsveç’e gittik. Ödül töreni gecesi komisyon başkanı önce teşvik ödüllerini açıkladı. Artık kazanmamız imkansız diye düşünürken, Ceren’in projesinde kullandığı PVDF isimli maddeyi söylediğinde, “Biz kazandık” dedim. Öyle bir çığlık atmışım ki, beni sahneden duymuş. Katıla katıla ağladım. Herkes bizi tebrik etti. Hemen Ceren’i bulup sarıldım ve kutladım.

Ceren’in kazandığı başarılar

2007 TÜBİTAK Ortaöğretim öğrencileri arası proje yarışması matematik dalında teşvik ödülü

2008 TÜBİTAK Ortaöğretim öğrencileri proje yarışması fizik dalında sergileme

2008 12’nci Ulusal Felsefe Olimpiyatı 13’üncülüğü

2009 TÜBİTAK Ortaöğretim öğrencileri arası proje yarışması fizik dalında Marmara Avrupa bölge birinciliği

2009 Stockholm Uluslararası Gençler Su Yarışması dünya birinciliği

2009 13’üncü Ulusal Felsefe Olimpiyatı 4’üncülüğü

2009 First Step To Nobel Prize In Physics

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND