Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Stres seviyenizi azaltacak etkili 3 yöntem

Özellikle şehir hayatının getirdiği yoğun stres hemen hemen hepimizin aşina olduğu ve etkilerini fazlaca hissettiğimiz bir olgudur. Belli dönemlerde ortaya çıkan ve bizi baskı altına alan bu olumsuz düşüncelerden ise kurtulmak mümkün. İşte stresle başa çıkmak için yapılması gerekenler…

kişisel gelişim

Özellikle şehir hayatının getirdiği yoğun stres hemen hemen hepimizin aşina olduğu ve etkilerini fazlaca hissettiğimiz bir olgudur. Belli dönemlerde ortaya çıkan ve bizi baskı altına alan bu olumsuz düşüncelerden ise kurtulmak mümkün. İşte stresle başa çıkmak için yapılması gerekenler…

Stresle Baş Etmede Etkili Rahatlama Teknikleri

Stresle başa çıkmada dinlenmenin öneminden bir önceki bültenimizde bahsetmiştik.  Dinlenmenin stresle başa çıkmadaki önemi büyük olsa da her zaman ve herkes için yeterli değildir. Bazı rahatlama ve gevşeme tekniklerinin ise stresle başa çıkmada oldukça faydalı olduğu bilimsel araştırmalar sonucu da ortaya koyulmuştur. Bu teknikleri öğrenip, sizin için uygun olanları stresli hissettiğiniz zamanlarda veya gün içinde herhangi bir zamanda uygulamanız mümkün. Öncelikle rahatlama için bazı ipuçlarından bahsedelim. Eğer koşullar el veriyorsa yaklaşık yarım saat kadar bir süreyle rahatsız edilmeyeceğinizi bildiğiniz sessiz bir yer bulun. Dilerseniz ışıkları da kapatabilirsiniz. Üzerinize rahat kıyafetler giymeyi tercih edebilirsiniz. Eğer engellenemeyen gürültüler varsa, arka plana müzik veya doğal seslerden oluşan bir kayıt koyabilirsiniz. Telefonunuzu da kapatıp kendiniz için biraz zaman ayırabilirsiniz. Rahat hissedeceğiniz şekilde oturur veya yatar pozisyonda durabilirsiniz.

Araştırmalar, vücudu rahatlatmanın zihni de rahatlattığını söylüyor. Eğer bazı düşüncelerden kendinizi alıkoyamıyorsanız, vücudunuza odaklanmak  size yardımcı olacaktır. Eğer fiziksel bir gerginlik veya acı hissiniz varsa, öncelikle zihninizi rahatlatmaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Hangi rahatlama tekniğinin kim için faydalı olacağını tahmin etmek ne kadar zor olsa da, farklı teknikleri deneyerek en çok işe yarayan tekniği bulmak en doğrusudur. Bedeninize, düşüncelerinize odaklanırken kendinizi gözlemleyebilir, stres yaratan düşüncelerinizin ve sonrasında oluşan duygularınızın da daha çok farkına varabilirsiniz.  Her bir rahatlama tekniğini deneyerek ve bunun duygularınızda, düşüncelerinizde, bedeninizde yarattığı farkı kontrol ederek bu sürece başlamak size yardımcı olacaktır. Şimdi sık kullanılan bazı gevşeme tekniklerinden bahsedelim. Ancak önemli bir not: bu teknikleri önce bu konuda uzmanlaşmış birinin denetiminde yapmanız hem doğru kullanımı görmek hem de olası olumsuz sonuçları engellemek için iyi olabilir. Örneğin; konuya hakim bir ruh sağlığı uzmanı size en doğru şekilde yol gösterecektir.

Kas Gevşemesi

İlerleyici kas gevşemesi, sistematik bir şekilde vücuttaki farklı kas gruplarını önce kasmayı ve hemen sonrasında gevşetmeyi içerir. Konsantrasyon sorunları, engellenemeyen düşünceler, diğer bazı zihinsel gerginlikler ve beraberinde getirdiği bedensel gerginlik için etkili bir rahatlama tekniğidir. Düzenli bir uygulama, vücudun farklı bölgelerinde oluşan kasılma ve gevşemelere olan farkındalığı artırır. Bu farkındalık da stresle beraber gelen kas gerginliğini fark etmenize ve onu ortadan kaldırmanıza yardım eder. Bedeninizi rahatlatmak zihninizi de rahatlatacaktır. Bu uygulamayı yapmadan önce, geçmişinizde kaz spazmı ve kas problemleri yaşamış iseniz, uygulama öncesinde doktorunuza danışmanız yerinde olacaktır. Progresif kas gevşemesi genellikle rahat bir ortam yaratmayı gerektirir. Sonrasında ise nefes egzersizleri ile devam eder.

Karın bölgesinden alınan nefes her zaman için önerilen yöntemdir. Bu sırada kişi duygu, düşünce ve bedeninde neler olduğunu fark etmeye çalışır. Tek tek bazı kaslarını önce sıkar sonra gevşetir. Örneğin; önce kol grubundaki kasları kasar ve nefesle birlikte gevşetir. Bunu birkaç kez tekrarlar. Sonrasında ise ayak, bacak, karın, göğüs, boyun, yüz bölgeleri için benzer işlemler tekrarlanır; yani önce kaslar kasılır, sonra nefesle birlikte gevşetilir. Daha sonra ise tüm vücut nefes alıp vererek gevşetilir. Ancak kasma sırasında çok zorlamamaya dikkat etmek önemlidir.

Derin Nefes Meditasyonu

Tam odaklanmış bir şekilde derin nefes alarak yapılan gevşeme tekniği etkili bir uygulamadır. Bu, her yerde rahatlıkla uygulanabilecek ve kaygılarınızı kontrol altına almaya yardımcı olacak bir yöntemdir. Derin nefes alma, diğer stresle başa çıkma tekniklerinde de sıklıkla kullanılır. Derin nefes almanın özelliği karından derin bir nefes alarak, bedene temiz hava girmesini sağlamaktır. Karından nefes alırken göğüsten alınan nefese göre bedene daha çok oksijen alınır. Bu da kaygı seviyenizin azalmasında etkili olacaktır. Uygulama esnasında sırtınız düz bir şekilde rahatça oturmak, bir elinizi göğsünüze, bir elinizi de karnınızın üstüne koymak bu işlemde en sık kullanılan yöntemdir. Burundan derin bir nefes almakla devam edilir. Nefes alırken karın üzerindeki el hareket edecek, diğer eliniz daha az hareket edecektir.

Alınan nefes ağızdan yavaş yavaş verilir. Kişi, her nefeste biraz daha rahatlamaya izin verir. Karından alınan derin nefesler sayesinde sinir sistemi rahatlamaya başlar. Bu teknik bedeninizi rahatlatmak için uygulanabilecek çok etkili ve basit bir yöntemdir.  Aynı zamanda vücudunuzda neler olup bittiğinin farkına varmanızı sağlayacaktır. Bu noktada, size yardımcı olmayan düşüncelerinize odaklanmak yerine, nötr veya rahatlatıcı şeylere odaklanmak zihninizi rahatlatmaya yardımcı olur. Nefesinizi kontrol altında tutarak zamanla zihninize odaklanmayı ve bedeninizi rahatlatmayı öğrendiğinizi göreceksiniz. Ancak önemli bir nokta, bu egzersizin sıklıkla tekrarlanmasının kalıcı sonuçlar için gerekli olduğudur.

Ritmik Egzersiz

Gevşeme ve rahatlamanın, stresle ve kaygıyla baş etmenin en etkili yöntemlerinden biri de fiziksel egzersizdir. Yürümek, koşmak, bisiklete binmek gibi aktiviteler son derece rahatlatıcıdır. Bu aktiviteleri yaparken hareketlerinize ve nefesinize odaklanmak,  başka düşüncelere odaklanmanızı engelleyebilir. Ancak sizin için en doğru egzersizin hangisi olduğu hem yaşam stilinize, hem sağlık durumunuza bağlı olduğundan, eğer emin değilseniz buna belki de bir sağlık uzmanı eşliğinde karar vermeniz gerekebilir. Bu egzersizleri yaşamınızın bir parçası haline getirmek ve kendinize bunun için bir program yaratmak süreklilik ve motivasyon için önemlidir.  Evde dahi yapabileceğiniz bazı egzersizler sayesinde kendinizi daha iyi hissetmeniz mümkün.

Stres, hayatta kalmak için gereklidir. Ancak stres ne zaman ki sinir sisteminin dengesini bozar ve rahatsız edici boyutlara ulaşır, o zaman yaşam kalitemizi de olumsuz etkilemeye başlar. Hayatımızda her zaman stres yaratan faktörleri ortadan kaldıramayız; fakat bu ve benzeri gevşeme teknikleri ile hem fiziksel hem zihinsel bir rahatlama sağlayabiliriz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

yapay zeka ve insan kaynakları, yapay zeka, işe alımda yapay zeka, aı

Yapay zeka artık şirketlerin işe alım süreçlerinde de rol almaya başladı. İnsan kaynakları departmanının yeni çalışanı yapay zeka başvurularınızı değerlendirmek üzere sizleri bekliyor. Peki ya siz robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

Yapay zeka işe alımı nasıl etkileyecek?

Her alanda yapay zeka kavramı tartışılırken elbette işe alım süreçleri içinde en çok konuşulan konuların arasında bu kavramın etkileri var. Peki yapay zeka işe alım için neden önemli? Gelecekte neleri değiştirecek?

Yapay zeka kavramı artık her yerde ve neredeyse her alanda karşımıza çıkıyor. Yapay zeka teknolojisi her geçen gün gelişiyor ve yeni kullanım alanları buluyor. Bilim insanları ve mühendisler insanların hastalıklarına tanı koyabilen yapay zeka doktorlar geliştiriyor. Facebook terörle ilgili olabileceğini düşündüğü içerikleri yapay zeka sayesinde tespit ediyor. Yapay zeka en karmaşık zeka oyunlarını mükemmel şekilde oynayabilmeyi kendi kendine öğrenebiliyor. Hatta resim ve müzik bile yapabiliyor.

İşe alımda yapay zeka çok uzak değil

Yapay zekanın işe alımlarda aktif olarak kullanılmaya başlanması da artık çok uzakta değil. Yapay zeka tabanlı pek çok yazılım bugün bile dev firmalarda işe yapılırken kullanılıyor. Örneğin Avrupa’da büyük bir iletişim merkezi, yedi farklı dilin akıcılığının test edilmesi gereken bir işe alım sürecinde dil uzmanları kullanmak yerine yapay zeka algoritmalarını kullandı. Her aday ile AI uygulaması kullanılarak bir telefon görüşmesi yapıldı. Konuşma sırasında adayların dil akıcılığı ve iletişim becerileri yapay zeka tarafından değerlendirildi. Sonuçlar son derece verimliydi

Hızlı ve isabetli

Firmaların işe alım yaparken beklentileri hemen hemen aynı. Bütün firmalar uzmanları sayesinde açık olan pozisyonlara yetenek, tecrübe ve karakter özellikleri bakımından en uygun adayları yerleştirmek istiyor. Ancak sorun şu ki uzmanlar ne kadar tecrübeli ve yetenekli olurlarsa olsunlar hiçbir zaman mükemmel değiller. Çok fazla veriyi akıllarında tutmak ve bunları kısa sürede işleyerek adayın uygunluğunu değerlendirmek insan işe alımcılar için gerçekten çok zor. Bu da verimsiz sonuçlara neden olabiliyor.

Önyargısı yok

Öte yandan yapay zeka insanların sahip olduğu dezavantajlara sahip değil. Milyonlarca kişilik bir veri bankasına erişimleri olabilir. Bu veriyi kullanarak gelecek vadetmeyen adayları anında eleyebilir ve milyonlarca kişi içinden işe en uygun adayı saniyeler içinde belirleyebilir.

Üstelik hepsi bu da değil. Doğru kriterlerle programlanmış bir yapay zeka insan işe alım uzmanının sahip olduğu önyargılara da sahip olmayacağından birini işe alırken ona sıfır önyargı ile yaklaşabilir. Elbette bu durum suistimale de açık. Eğer yapay zeka belirli bir gruba karşı negatif yaklaşacak şekilde programlanırsa işler değişir. Söz konusu gruptan kimseler daha eleme sürecinin en başında değerlendirme dışı tutulabilir ve yeni tür bir ayrımcılığa maruz kalabilir. Bu nedenle işe alım yazılımlarının suistimal edilmeyecek şekilde kullanılmamalarına ilişkin etik kurallar koyulması da gerekebilir.

Dil ve kültür bariyerlerinden etkilenmiyor

Günümüzde global şirketler pek çok farklı ülke ve kültürden çalışanı bünyesinde barındırıyor. Global şirketlerde işe alım süreçleri bu yüzden çok daha karmaşık hale gelebiliyor. İnsan kaynakları uzmanları da bu karmaşadan ciddi şekilde etkilenebiliyor. Diller farklı kültürler farklı algılar farklı olunca hangi insanın doğru aday olduğunu bulabilecek gerçek bir çıkmaza dönüşüyor. Yapay zeka ise dil, kültür ve algı açmazlarından muaf. Üstelik yeni geliştirilen işe alım yazılımları yani yapay zekalar pek çok farklı dilde üstelik telefonda bile iş görüşmesi yapabiliyor ve son derece isabetli yerleştirmeler yapabiliyor.

Peki AI insan işe alım uzmanlarını tamamen devre dışı mı bırakacak?

Bu sorunun yanıtı elbette hayır. İşe alım kriterleri belirleyecek olanlar, insanlarda neler aradıklarını bildirenler yine insan uzmanlar olacak.

Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND