Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sözsüz iletişimin incelikleri

Siz konuşmasanız da “yaptıklarınız” sizi ifade ediyor. Sözsüz iletişimde neyin anlamı nedir? Bir kitap özeti…

vücut hareketleri, sözsüz iletişim, sosyal hayat, ken kooper, jestlerin yorumlanması, işyerinde sözsüz iletişim, iletişim ve iş hayatı, göstergeler

Genel Değerlendirme:

“İletişimde yepyeni bir boyut keşfedildi: Vücut Dili! Bilim adamları, sesin, jest ve mimiklerin, tavırsal iletişim de sözden çok daha etkili olduğunu söylüyorlar. Artık bu dili siz de kullanabilirsiniz. Böylece başkalarını yalnız sözlerinizle değil, vücut dilinizle de etkileyecek, söylenenlerden değil, söylenmek istenilenlerden haberdar olacaksınız.”

Kitapta, insan ilişkilerinde ve yönetimde vücut dilinin nasıl kullanılacağı, insanların kullandığı vücut dilinin nasıl kullanılacağı, insanların kullandığı vücut dillerini anlamayı ve ona göre hareket etmeyi anlatıyor. Günlük hayattan da yaşanmış örnekler veriyor.

Kitabın Artıları:

İnsan yönetiminde vücut dilinin kullanılması hususunda nadide bir eser. Yazar konuyu bütün yönleriyle çok profesyonel bir şekilde ele almış.

1. İLETİŞİM VE İŞ HAYATI:

A) İletişimi dört kavramla anlarız:

1. Kişiye değil kişiyle iletişim kurarız: Kızını döven anne misali

2.İletişim ve bilgi ayrı şeylerdir ; biri eylem, birisi içeriktir.

3.İletişimin tekrarlanamaz oluşu: Elbiseyi beğenmeyen koca örneği. Konuşulanlarla yüzümüzün görünümü arasındaki uygunluk. Demek ki fıtri olmadan inandırıcı olunamaz.

4.Mesajı bütünüyle dikkate almamız: Eline ağzına kapatan adam yalan söyler

B) Kontrol Listesi Yaklaşımı:

Sözsüz iletişim üç kontrol listesiyle olur.

1. Vücudun konumu ve durumu

2. Göstergeler

3. Vücut hareketleri

İnsanlar 750 kelimeyle düşünür 150 kelimeyle konuşurlar. % 80 düşünme kapa-sitesiyle muhatabı iyice dinleyip inceleyebilir.
Başarıda vücut % 60, ses % 30, kelimeler % 10 etkilidir.
Vücudunuz gayenizin, sesiniz ise öneminizin göstergesidir. Hesap yapan at misali
2.VÜCUDUN BAĞLANTILII KONUMU:

Burada 3 kavram araştırılıyor.

A. Proksemik (Yaklaşmak) B. Göstergeler C. Kinezik (Hareketler)

1.Egemenlik Alanı: İlişkilerimizin ölçüsünü belirleyen dört alan vardır:

Mahrem, Sosyal, Kişisel, Genel

Mahrem Alan: 45 cm’ye kadar olan alandır. Buraya yaklaşılması insanları çok rahatsız eder. Asansördeki gibi.

Kişisel Alan: 30 – 75 cm arasıdır. Çok samimi olmadıkça kullanılmaz.

Sosyal Alan: 120 – 210 cm arasıdır. Araya masa vb. engel konur.

Genel Alan: Üç metre ve daha fazladır. Kütüphanede boş yer denemesi.

Egemenlik alanının kontrolü için bürolar ve salonlar dizayn edilebilir.
Dar yerlerde dinleyiciler tartışmacı ve zor kontrol edilir olur. Toplantı kısa olur.
Geniş yerlerde zıtlıklar az olur.
Sizi kontrol etmek isteyenden uzak, etki edeceğinize ise yakın durun.
2.Yüksekliğin Gücü: İri yarı olanlar %12 daha ücretli işe girebiliyormuş.

3.Yürüyüş Biçimi: Lider bir adım önde yürür. (Sünnet yürüyüş tarzı heybetlidir.) Kuran da yürüyüşe önem verir.

4.İrilik: Yine de ufak tefek de olsa sesini yükseltmemek ve acele karar vermemek heybet kazandırır.

5.Oturma Dinamiği: XX ® İşbirliği X ® Konuşma X® Rekabet X ® İletişimsiz XOX

Masaların durduğu yere göre kişilik. Sırtı kapıya veya duvara dönük olma.
Dikkatli dinleyiciler önde, sonra ortada, en son yan ve arkalarda oturur.
Toplantılarda oturulan yeri, “yıldız ve kalleşi” iyi belirlemek lazım. Yıldız oradaki en popüler olan, kalleş de sizi sonradan tenkit edecek olandır. Bu iki tip nasıl olursa herkes olur.
6.Büro Görgüsü: Kimliksiz insanlar garson, tamirci, sekreter vb. toplantıları bölemez.

3.GÖSTERGELER:

Kişilerin eşyaları, aksesuarları ve çevrelerini incelemek. Sürekli göstergelere dikkat etmeli. Tablo, araba vb.

Geçici Göstergeler: Giyim kuşam, hava durum vb. Her insan için günün iyi veya yorgun zamanları olabilir. Kişiler gece veya gündüz insanı mı dikkat etmeli.

Anlık Göstergeler: Personel görüşemediği müdür ve bir kavanoz şeker. Telefona mahkum olmayıp kısa kesme. Anlatılacak şey için iyi bir zaman seçme.

Kişisel Göstergeler: Evler ve büroların insan şahsiyetini aksettirecek şekilde döşendiğini örneklerle anlatıyor. Asılan tablolardan masaüstü eşyaları ve kitaplarına kadar herşey şahsiyet ifade eder.

1.Fiziki Görünüm: Hırslı, atak, efendi vb. Başarı için giyim stilleri. Bedenin durumu da insan hakkında bilgi verir. Sohbetten önce aynada kendinize çeki düzen verin.

4.VÜCUT HAREKETLERİ:

Gövde, Baş, Poz, Eller, Bacaklar.

İnsanlarla yüzyüze bakmakla omuz üstünden bakmanın farkı vardır.

Baş: Öne eğikse uysal, arkaya doğruysa kibir, konuşana doğru tasdik. Sorulan soruya hemen değil bekleyip cevap vermeli. İnsanlar «burnu havada olandan»nefret ederler.
Yüz İfadeleri: Tebessüm kalpten gelmeli. Dar alın teklifsiz, geniş alın güvenlidir.
Gözler: Dinlerken gözlere bakın, başka tarafa bakmaktan korkmayın, bu normaldir. Fıtri olmak önemli.
Dudaklar: Nötr yüzlü veya mütebessim olanlar daha çok sevilir.
Ten: İnce derili insanlar duyarlı nazik, kalın derili olanlar kontrollü, inatçı ve samimidir. Rahat yaklaşabilirsiniz. Gergin bir deri güç işareti, yumuşak mülayimdir.
Saç Stilleri: Kısa saç tutucu, asker tıraşı çok tutucudur. Saç ne olursa olsun dağınık olmamalı ve zarif görünmelidir.
Poz:

Eğilmek: Ezilmiş, güvensiz, yenik suçlu, korkak, utangaç.
Geriye Kaykılmak: Öfkeli, kavgacı, duygusuz, despot, güçlü, emin, kararlı.
Yükselmiş Omuzlar: Gergin, endişeli.
Kare Biçimi Omuzlar: Güçlülük ve sorumluluk gösterir.
Eller: Parmak, avuç içi, kenarı ve üstü. Elin kenarı ile sert, dışı ile canlılık, içi güven, yumruk güç gösterir. Koldaki saat bile ses yapmamalıdır.

Ayaklar: Rahat ve açık durmalı. Sağ ayak biraz önde olmalı.

Hülasa: İlmi sima diyebileceğimiz sadece kısa bir kanaat veren şu ana kadarki bilgiler şahsın kültürü, siması, inancı, sosyal konumu, genel durumu vb. külli bir bakış açısıyla ele alınmalı, insanlar hakkında davranışlarla fikir edinip, genel durumuyla hüküm vermelidir ki, hata payı az olsun.

5.JESTLERIN YORUMLANMASI:

Sağır ve dilsizler alfabesi, dalgıçların ellerle anlaşması, otostop ifadesi, nanik hareketi hep bir dildir.

Dokunma: Bir saatlik konuşmada dokunma sayıları. San Juan:180 Paris:110 Cainesuille, Florida: 2 Londra: 0 çünkü burada vücut tabu sayılıyor. Yabancıların kazara dokunmasının bile ne kadar rahatsız ettiği bedihidir. Dokunma tarzları sinirliliği, güvensizliği, sabırsızlığı da belirtir.
Bekleme: Bahşiş, dua, karateci vb. konsantre anları farklıdır.
Gerilim: Yumruğu masaya vurma, enseyi ovma, alnı ovma, gözleri ovuşturma, tırnak kemirme, iç çekme, bıyık yolma, yüz sıvazlama vb.
Şüphecilik: Yüzü kaşıma, kolları çapraz bağlama. Özellikle kolları çapraz bağlama kapalılık, ilgisizlik ve tedirginlik ifade eder.
Sinirlilik: Masada davul çalma, şekil karalama, kağıt yırtma, anahtarlık şıkırdatma, ıslık çalma, kravat düzeltme, saç düzeltme vb.
Kendine Güven Ve Üstünlük: Gerinmek, parmakları birleştirmek (örümcek gibi), elleri beline veya arkasına koyma.
Hakaret Ve Öfke: Nanik, dandik, bılı bılı vb.
Hülasa: Bütün bunlar iyi bir gözlemci için muhataba ne konuşacağını, ne kadar, nasıl ve kaç dakika konuşacağını gösteren delillerdir.

6. İŞYERİNİZDE SÖZSÜZ İLETİŞİM:

Asansör gerginliği – Selamlaşmada kaş önce az, sonra fazla yukarı kalkar, bu tanıma emaresidir. İsimleri unutmadan hitabetmek, el sıkışmak ve canlı bir şekilde göze bakarak tebessümle yapmak çok önemlidir. Yalnız hemen gözlerimizi dikmeden muhatabımızın bizi incelemesi için biraz zaman tanımak lazımdır (3-5 saniye). Eller soğuk ve terli olmamalıdır.

Konuşma:

Konuşma sırasını almak, muhatabı anlayıp, konuyu bitirmesini beklemek çok önemlidir.
Muhatabı dinlerken iyice bitirdiğine emin olmadan konuşmamalı, hemen cevap hazırlayıp, konuşma biter bitmez devreye girmemeli, insanlar sözlerini bitirmeden pozisyon değiştirmez ve başka yere bakmazlar.
Kontrollü konuşan insanda hafif bir tebessüm olur. Konuşmaya çok arzulu olmamalı muhatabı anladığımızı mutlak vurgulamalı, beklemeliyiz.
İyi bir konuşmacının muhatabı farkında olmadan hareketleri taklit eder.
Sunuş:

Başlamadan önce muhataplarla ısınma dönemi olmalı, konuşurken bütün dinleyicileri taramalı, herkes onunla konuşuyormuş hissine kapılmalı, çok bakmak rahatsız eder, 5 m. uzaktan 15-20 kişi kendilerine bakılıyor zanneder.
Kürsüye sıkı sıkı yapışmamalı. Dinlenilmemenin emaresi gönüllü bulamamaktır.
Ayağı titretme, yere vurma, donuk, ciddi ifadeler vb sıkılma emareleri. Uyutmamalı.
Büro, resmi toplantı, gayri resmi toplantı salonları özel dizayn edilmeli.
Hülasa: Nerede olursa olsun muhatapların hal dilini okuyabilmeli, sözünü kesmeden ve anlayarak, biter bitmez hemen söze girmeden bekleyerek dinlemeye alışılmalıdır.

7.SOSYAL HAYAT:

İnsanların davranışları kendilerini ele verir. Uçakta, otobüste, lokantada, alışverişte tavır ve davranışlar ayrı bir dikkat ve hassasiyet gerektirir. Neticesinde kul hakkı söz konusudur.

Lokantaların koltuğu az rahat yapılırsa çabuk boşaltma imkanı olur. Giyim mağazalarında en iyi ve kaliteli mallar en sona bırakılır ta ki yol üzerinde müşteri bir şeyler daha alabilsin. Toplu yerlerdeki satış tuzaklarına DİKKAT şarttır.
8.ETKILI BIR SES GELIŞTIRME:

1.Gerçeği söyleyen, kalpten gelen ses samimi ve rahattır.

2.Kendi iç problemlerini aşamayanlar inandırıcı olamazlar. (H. E. etkileyiciliği)

Ses Şifreleri: Düşünerek, “eee” veya “mmm” demeden konuşmak akıcı ve etkileyicidir. Şey ve yaniyi terk ettirmenin yollarını bulmalı. Duygularımızı gizlemeye çalışırken sözcükleri karıştırırız.

Sesin Tonu: Fazla bağırma, sesi düşürme, vurgulara dikkat, içten olma, ses yüksekliği, rezonansı önemlidir, tempo önemlidir. 150 kelime yerine 30-40 = M. Yılmaz. Sadece güçlü ve saygın insanlar yavaş ve düşük ses tonuyla konuşmaya cesaret edebilirler. Sesin tonu, yüksekliği konuya ve duruma göre değişken olmalıdır. İyi seçilmiş duraklamalar vücut tavırlarıyla desteklenirse etkili olur. İnandırıcı konuşma mesajın hızı ve akıcılığıyla sağlanır (Sünnet olan tane tane anlaşılır konuşmaktır. Üstadımızın belagatta anlattığı üslüplar da dikkate alınmalı). Konuşma ve ses tonunu birilerine tenkit ettirip veya banda alıp geliştirebiliriz.

Hülasa: Vazifesi hitabet ve tebliğ olan bu cemaatin her ferdi sünnetteki hitap tarzını, canlı mübelliğ hocamızı örnek alarak inceleyip kendi konuşma tarzını (ama mutlaka ihlas ve samimiyete dikkat ederek) geliştirmelidir.

Kitabın devamında Kennedy-Nixon-Carter-Ford tartışmalarını mukayeseli olarak anlatıyor.

Davranışların tutarlı, mantıklı, kendimizden, taklitsiz, çevreye karşı dikkatli, rahatsız etmeden, mütecessis, nazik, muhatabı anlayarak, üç düşünüp bir konuşarak, vakarlı ve sevimli vb. bir çizgiye oturtabilmelisiniz.
Kendimiz hakkındaki müspet bakışlara “ fihi nazar “ deyip eksiklileri öğrenmeye ve değiştirmeye çalışmalıyız.

Şahıs, ev, çevre hep düzenli tertipli olmalı, imajımızın halden ziyade makamımızı temsil etmesine dikkat etmeliyiz. İnsanların güven ve bağlılığını kazanmaya, kendimiz gibi olmaya, kendimizi davamıza adamaya, iç problemleri hallederek tutarlı fikirlerle insanlara yardıma koşmaya azimli olmalıyız.
EK 1. Power dergisi eki olan “Kendinizi Nasıl Yönetirsiniz? (John Walsh)” isimli kitabın 84 shf özeti.

Karar alırken basit ve güveniliri aramak yerine birden fazla ve istişareyle karar almalı.

Daha makul öneriler getirildiğinde kararlarınızı değiştirebilmelisiniz.
İyi yöneticiler her işten sorumludurlar ama en az karar verirler. Taksim-ül Amal, mesai tanzimi ve iş takibi iyi yapılmalı.
İyi idareci daha büyük yeni ve atılımcı kararlar alırken, basit ve rutin kararları alta bırakır.

Personel karar alıp, iş yapacak, başarılı olacak işte tavzif edilmeli.
İnsanlar niyet ve eylemi karıştırırlar. Alınan kararları takip edecek bir kişi mutlaka olmalıdır.

İcraatın safhalarını takip edecek rapor sistemi olmalı, vaatlerden çok teslim tarihleri ve sonuçla ilgilenilmelidir.

Kriz dönemlerinde yanlış bile olsa hızlı karar almalı ki kriz yayılmasın.
Önemli detay veya kozu en sona saklayın. Tam yeri gelince söyleyin.
Bir cemaatte hizipler oluşur, bazıları icraate katılmaz, sorunlar değil kişiler eleştirilirse, sorumluluklar savsaklanırsa ekibin çalışma problemleri var demektir.

Çözüm olarak yeni bir planlama, yakınlık-anlayış vb. yollar denenmeli.
İdarecinin altında karar alabilen bir fikir heyeti olmalı, problemleri çözmeli.
Anlayış göstermek kalbe girmenin en iyi yoludur. Dinlediğinizi “hımm” falan diyerek, bütün bedeninizle yönelerek yer yer muhatabı anladığınızı gösteren sorular sorarak ispat edin. Dinleyemeyecekseniz mutlaka yazılı rapor alın.
İyi bir dinleyici mütehammil, başka şeyle uğraşmaz ve düşünmez, anlamaya çalışır, hemen karar vermez, yüzüne bakar, konudan sapmaz. Dinlemezseniz dinlenmez-siniz.

Kötü bir toplantıda gereksiz kişiler vardır, altı kişiden fazlası karar almaya çalışı-yordur, bazıları hiç katılmıyor öneri getirmiyordur, istenilen şeyler sonraki toplantılara erteleniyordur, takip edecek kişi görevlendirilmiyordur, telefonlar açıktır, masa yuvarlaktır. Toplantıya geç kalmalarla gereksiz uzamalar oluyordur.

Resmi veya uzun toplantı yerine hızlı karar alan alt gruplar verimlidir.
Beyin Fırtınası:

1. Buluşlar yapılan yarı saygılı yarı resmi bir ortam oluşur

2.Hiçbir görüş eleştirilmez

3. Yeni fikirler teşvik görür

4. Yönetici teşvikçi ama baskıcı değildir

5. Herkes ciddi-az ciddi fikir öne sürmeli

6. Herkes sırasıyla konuşmalı

7. Fikirler tartışılıp, elenip, seçilmeli

Yönetici üzerindeki istişare yükünü dağıtmalı, bazı toplantılara altları göndermeli.

Toplantının sonuçlanması için yöneticinin biraz cesur ve patavatsız uzlaştırıcı olması lazımdır.

İnsanlar bitiş saati belli olmayan, aktif katılımları sınırlı olan, kendilerini ilgilendiren gündem sayısı az olan, gündem maddelerinin görüşme süresi belli olmayan, ruzname maddeleri ehemmiyet sırası belli olmayan toplantılara geç gelirler. Baş:18.27 Bit: 23.02. diye hassas saatler belirlenmeli.
Yönetici:

1. Gündemi sunmalı

2. Maddeleri takip etmeli

3. İşleyişi kontrol etmeli

4. Gevezeliği, önyargıyı ve ikili diyalogları önlemeli

5. Karşıt görüşleri özetlemeli

6. Sonraki toplantıya kadar etkin çözüm önermeli.

Yönetici bir psikolog gibi anlayışlı ve adil olmalı. Fikirlerden etkilenmeli, kabul etmeli, evet diyebilmeli, tartışma isteyenleri dengeleyebilmeli. Herkesin bir reyi olmalı.

Toplantıda en başarılı kişi duygu ve tepkilerini kontrol edendir, ses tonu iyi ayarlanmalı ve gerektiği kadar az ve öz konuşulmalıdır.

Fonksiyonunuz olmayan ve ilgisiz konularda izin alıp ayrılabilmelisiniz.
Tahrik edici cümle, davranış, fikirleri takmayın, şövenist olmayın.
İyi bir iletişim için hemen konuya girin, nedenleri izah edin, ne yapılacağını, planınızı aktarın, beklentilerinizi söyleyin. Yazı ve söz açık, basit, mantıklı ve öz olmalıdır.
Çalıştığınız insanların doğum, ölüm, hastalık vb. anlarını iyi takip edin.
İyi Bir Konuşma:

1. Makale üslubuyla olmaz, akıcı olmalı

2. Fazla edebi ve şatafatlı olmamalı

3. Kısa cümleler ve örnekler olmalı

4. Netlik ve üslubun çekiciliği

5.Kağıttan okumamak

6. Hızlı konuşmamak

İyi Bir Yazı:

1. Ne tür bir yazı olduğu belli olmalı

2. Başlıklar ve içindekiler olmalı üst ve alt

başlıklar olmalı

4. Cümleler kısa, öz, açık olmalı

5. Noktalama işaretleri düzgün olmalı

6. Paragraflar kısa olmalı

7. Genelleme yapılmamalı

8. Sonuçlar net ifade edilmeli.

SÖZSÜZ İLETİŞİM
Yazarı : Ken KOOPER
Kaynak: www.milligazete.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et

MAKALE

Mükemmel strateji: Kullanışlı, sade ve zamana dayanıklı olmalıdır

strateji, Manşet, küçük siyah elbise, coco chanel

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek siyah bir elbise tasarladı.  Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

Virginia Üniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların Coco Chanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler.  

Strateji insanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Her yöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyah elbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahat ettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullarda amaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıca stratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine ve toplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir. Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dilde anlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çok dolaylıdır. Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantel yoktur. Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarak stratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye bir kural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer bir şirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamanda demode olur. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılı ve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken soru gelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur. Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlara yoğunlaştırın.” der. Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklı olduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

Coco Chanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınların girdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak ama aynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiç geçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com
Yazar: Temel Aksoy

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND