Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sosyalleşmenin en zevkli yolu: flört

Sosyal hayat üzerinde yapılan araştırmalar flörtün tabu olmaktan çıkıp sosyalleşmenin en zevkli yolu olduğunu gösteriyor. Uzmanların üzerinde birleştiği bir diğer nokta ise flörtün yol haritasını kadınların çizdiği…

Araştırmalar flört etmenin cinsel dürtülere ve beğenilme arzusuna bağlandığını ortaya koyuyor. Flört tabu olarak kabul edilmekten çıkarken, sosyalleşmenin yeni ve en zevkli yolu olarak görülüyor

Baştan çıkarma en temel içgüdülerimizden biri. İster kabul edelim, ister etmeyelim kanatlarını açarak seçtiği eşine kendisini beğendirme çabasında olan tavuskuşuyla benzerlik taşıyoruz. Türlü türlü taktiklerle farklı mekanlarda kendimizi çevremize beğendirmeye uğraşıyoruz. Sosyalleşmenin en zevkli yollarından biri olan flört etmenin tabu olarak algılandığı zamanlar geride kalıyor. Sokak röportajlarından çıkan sonuçlar, orta yaşın ve yeni neslin flört etme alışkanlıklarının yenilendiğini söylüyor. Yaşları 19- 37 arasında değişen 28’i erkek, 22’sı kadın 50 kişinin 37’si gece kulübünde ilgisini çeken biriyle tanışmaya sıcak bakıyor. Katılımcılardan dördü hariç tamamı gidip konuşmaktan ziyade ‘göz teması’ndan yana. Peki dünyanın diğer yerlerinde flört konusunda yeni gelişmeler ve sınırlar neler? İngiltere’de ‘Social Issues Research Center’ın yayımladığı rapor, konu hakkında bilinmeyenleri ortaya koyuyor.

Kadınlar ne ister, erkekler ne bekler?
Yapılan araştırmaya göre iki amaçla flört ediyoruz;
1)Duygusal bağlantı kurmadan, cinsel dürtülerle hareket etmek.
2)Tanımadığımız bir insanla sohbet ederek, eğlenmek.
NASA’nın 2004 yılında insan davranışları üzerine yaptığı bir anket ise, kadın ve erkeklerin flörtten farklı beklentileri olduğunu ortaya koyuyor. Erkekler ilkel çağlardan beri içinde taşıdıkları dürtülerine yenilerek, flörtü cinselliğe giden bir yol olarak algılıyor. Kadınların kullandığı beden dili, vermeye çalıştıkları mesajlar erkekler için sohbettten çok ileride yaşanabilecek bir cinsel maceraya algılanıyor. Kadınlar ise tıp dilinde ‘Protean Psikolojisi’ olarak adlandırılan, erkekleri ilgi çekme amaçlı karışık sinyaller veriyorlar. Karşı tarafın kendisine olan ilgisini hissedince ise geri çekiliyorlar. Kadınların beden dilini yorumlamaya çalışan erkekler, durumu yenilgi olarak kabul ediyor.

Flörtte seçimleri neler belirler?
Amerikan ‘National Communication Association’ derneği psikologlarından David Fuss, erkeklerin genç ve çekici kadınlara yöneldiğini belirtirken, kadınların ise güvenlik ihtiyacı nedeniyle daha yaşlı, potansiyel statü sahibi olabilecek erkeklere ilgi duyduğunu açıkladı. Ancak, internetteki çöpçatan sitesi OK Cupid’in ay başında yaptığı araştırma göre sanal âlemde işler daha farklı işliyor; 43 bin kullanıcı arasında yapılan ankete göre erkekler ‘reddedilme ihtimalinin azaldığı’ gerekçesiyle çekici bulmadıkları kadınlara yöneliyorlar.
İngiltere’de 18- 29 arasındaki insanların yüzde 99’u flört ediyor. Social Issues Research Centre’ın araştırmasına göre flört ederken üç unsur önemli rol oynuyor. Rapora göre sosyalleşme isteği, alkol seviyesi ve ortak çıkarlar, flört ederken en önemli etkenler.
Üç temel unsurun da karşılandığı partiler listede birinci sırada. Özellikle yılbaşı döneminde ofislerde ve arkadaş ortamında düzenlenen partiler, flört etmek için en ideal ortam olarak tanımlanıyor. Araştırmaya göre, ortam gece kulüplerine göre daha ‘dostane’ olduğundan, insanlar sosyalleşme konusunda kendilerini daha güvende hissediyorlar. İkinci sırada gece kulüpleri ve restoranlar yer alıyor. Aynı raporda flört edenlerin yaklaşık yüzde 27’sinin ‘giriş cümlesi’ kullanarak, hava durumu bahanesiyle tanışmak istedikleri insanlara yaklaştıklarını ortaya koyuyor. Restoranlarda yemeği ya da servisi bahane ederek konuşmak, yüzde 33’lük oranla popüler bir yöntem. Gece kulüplerinde ise çalan müziğin yüksek olması nedeniyle, Türkiye’de en çok tercih edilen yöntemlerden ‘göz teması’ revaçta. Üçüncü flört mekanı ise iş yeri. Yapılan istatistikler, Amerika’daki çiftlerin yüzde 40’ının çalışma ortamlarında tanışarak evlendiğini ortaya koyuyor.Alkol unsurunun flörtün içinde olmaması ve insanların tanışma sürecini daha uzun vadeye yayması, ilişkileri daha sağlıklı hale getiriyor. Ancak alkol flörtün başlaması konusunda önemli bir etken; iş çıkışı alınan aperatifler sonucu sosyalleşme farklı bir boyuta taşınıyor. Okullar ve kurslar dördüncü sırada; ders saatleri sırasında birbirlerine ilgi duyan öğrenciler sosyal ortamlarda kaynaşıyorlar. Sanal alem ise bekarlar için düzenlenen gecelerden sonra yedinci sırada yer alıyor.

Flört özgürleşmektir
Dr. ALPER HASANOĞLU
Flört kimseye bağlanmamaktır. “Senden hoşlandım, ama en ufak bir falso yaparsan hemen kaçarım“ demektir. “Çok şey istemiyorum gibi gözüksem de aslında tam da bana göre ol, ama sakın senin istediğin gibi biri olmamı isteme” demektir.
Flört kaçamak bir bakışla, öylesineymiş gibi söylenen bir sözle, arkanızdan gelene kapıyı tutmakla başlayacak kadar basit, yüzeysel, ama bir o kadar zevklidir. Flört çoğunlukla hayal kırıklığıyla bitecek bir ilişkinin önündeki en güzel engeldir. Kadın ve erkeğin birbirlerine anlam yüklemeye başlamadan önceki o kısa andır.
Kadın erkeğin kendine yaklaşmasına kolay kolay izin vermez. Flört etmek ister. Flört kadın için dokunmadan yakınlaşmak, kendini göstermek, gülmek, eşit olmak demektir. Bedensel bir yakınlaşma kadın için çok şey ifade eder. Erkek ise bir barda elinde bir kadeh şarap rahatlıkla dokunur kadına. Kadına dokunmak flörttür, ama cinsellik değildir erkeğe göre. Uzanır ve öper. Ancak ondan sonra kendinden emin olur ve anlatmaya başlar. Erkek kendini anlatmak zorundadır. Kadın içinse öpüşmek, flörtün bitmesi, ilişkinin başlaması demektir. Bakar ve gülümser. Erkek rahatlar ve geri çekilir, iltifat eder. Kadın dinler ve erkeğin peşinden gider. Erkek peşinden gelen kadından kaçar.
Kadın neden bu kadar erken öpüştüklerini, erkekse neden bu kadar çabuk seviştiklerini anlamaz. Kadın mutsuz olur. Dünyanın her yerinde flört erkeğin karar vermesi için çizilmiş bir yol haritasıdır. Haritayı kadın çizer. Kadın neden mutsuz olduğunu bilmez.

Flört alışkanlıklarıyla ilgili 5 soru:
Hangi mekanları tercih edersiniz?
Size ilgi duyulduğunu nasıl anlarsınız?
Karşı tarafa onunla flört etmek
istediğinizi nasıl hissettirirsiniz?
Beğendiğiniz insanın hangi
hareketi sizi soğutur?
Gece kulübünde flört etmeye
wsıcak bakar mısınız?

Hayati (24)
1)Ambiyansı olan Boğaz’da bir yere götürürüm. Bebek olabilir. Yemeğe götürürüm, ama salaş bir yer olmaz herhalde. Sonrasında her şey yolundaysa Beyoğlu atmosferinde bir yere bir şeyler içmeye ya da evde DVD izlemeye çağırabilirim.
2) Bu konuda pek başarılı değilim. Aynı ortamdaysak sohbete katılıp, ortak noktalar yakalamaya çalışırım.
3)Üzerimde bakışlarını hissedersem, sandalyesini bana doğru çevirirse hissederim. Yine de pek usta sayılmam.
4)Hiç tanımadığım insanlara yanaşmam, ancak arkadaş grubunda olması gerekir. Tanımam lazım. Ama çok sarhoşsam iş değişebilir.
5)Flört için bir yere gittiğimde, karşımdaki insan yerlere kapaklanacak kadar sarhoş olursa irite olurum.

Işıl (29)
1) Yurtdışında yaşadığım için en gözde mekanlardan haberim yok. Ama Tünel’de zaman geçirmeyi seviyorum. Onun dışında Boğaz da yemek için ideal. Levet’te açılan Cipriani’yi de beğendim.
2)Çok fazla ilgi göstermem, genelde gelip konuşurlar zaten.
3) Hiç böyle bir durumda kalmadım.
4) Gece kulübünde arkadaşlarımın aracılığıyla insanlarla tanışıyorum. Yoksa tanımadığım birine selam vermem.
5) İçten olmadığını hissettiğimde soğurum. Poz yapan insanları sevmem.

Arman (25)
1) Genelde Nişantaşı tarafında geziniyorum,ya da Asmalımescit de olabilir. Buraları seçme nedenim insanların kendisini rahat hissetmesi.
2) Beden dilini kontrol eder, ya da konuşmama katılacak kadar rahat hareket ederse, ya da beni izlediğini hissedersem flört için uygun olduğunu anlarım.
3) Bakışlarımı kullanırım, konuşmaya başladığımızda el teması da olabilir. Yanına yaklaşmaya çalışırım ama ilk adımı atıp atmamak konusunda duruma göre hareket ederim.
4)Bilemiyorum sanırım ortak konuşacak fazla bir şey bulamazsak tatsız olur.
5)Tabii ki. Genelde oralarda tanışıyorum zaten.

Yasemin (24)
1) Nişantaşı civarında yemeğe çıkıyoruz. İlk buluşmada ise asla sinemaya gitmek istemem, çok klişe ve sıkıcı gelir.
2) Flörtöz olarak adlandırılabileceğim için hemen gözünden anlarım. Ama illa romantizme dönüşmesi için değil, bu yapımda var. Kız arkadaşlarıma karşı da böyleyim. Vücut dili gerekli ipuçlarını verir.
3) Ben de aynı yöntemi kullanarak, ona bakar ve varlığımı hissettiririm. Ama gidip klişe bir cümleyle harekete geçmem, onun harekete geçebileceği ortamı oluştururum.
4) Flört ettikten sonra buluşmaya karar verirsek, birlikte çıktığımız ilk yemekte Alman hesabına yönelmesi hoşuma gitmez. Sonra hesabı paylaşmaya sıcak bakarım, ama direkt işin para boyutunda olması beni irite eder.
5) Gece kulüpleri de sosyalleşmek için uygun alanlar, tanışmaktan çekinmem.

Kaynak: www.internethaber.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND