Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sosyal girişimciler yenı bir sektör yarattı

İş dünyasının sıkı sıkıya sarıldığı girişimcilik ve inovasyon, yaşadığımız yüzyılda toplumsal sorunların çözümünde de rol oynuyor. Sivil toplum ve sivil inisiyatifin aksine Türkiye’de yeni duymaya başladığımız sosyal girişimcilik ve yurttaş sektörü, dünyadaki birçok başarılı örneği arkasına alarak büyüyor.

İş dünyasının sıkı sıkıya sarıldığı girişimcilik ve inovasyon, yaşadığımız yüzyılda toplumsal sorunların çözümünde de rol oynuyor. Sivil toplum ve sivil inisiyatifin aksine Türkiye’de yeni duymaya başladığımız sosyal girişimcilik ve yurttaş sektörü, dünyadaki birçok başarılı örneği arkasına alarak büyüyor. 20 yıllık bir geçmişe sahip sosyal girişimciliği konu eden üniversite bölümleri, girişimcileri destekleyen organizasyonlar, zirveler ve tabii ki bu yüzlerce sosyal girişim çalışması bulunuyor.
Sosyal etki, girişimcilik, inovasyon, sürdürülebilirlik ve büyümeyi temel alarak yoksulluktan sağlığa, çevreden insan haklarına birçok konuda, bir problemden yola çıkarak uzun dönemli projeler geliştiren, sürdüren ve sosyal dönüşümü sağlayanlara sosyal girişimci deniyor.

Sosyal girişimciler, “Balık vermek ya da balık tutmayı öğretmekle yetinmeyip balık endüstrisinde devrim yaratana kadar çalışıyor.” Sosyal girişimciler vakıflardan hükümetlere, BM””””den sivil örgütlere birçok yerden fon ve bağış alıyor. Bu bağışları sürdürülebilir modeller için harcıyor.
Sosyal girişimciliğin ilk ve önemli organizasyonlardan Ashoka’nın toplumsal faydayı kâr olarak gören, yani “yurttaş sektörü”ne hizmet eden 62 ülkeden 1800 üyesi bulunuyor. 3 yıl maddi destek alan üyelere McKinsey tarafından süresiz danışmanlık hizmeti veriliyor; diğer üyelerle paylaşımda bulunmaları sağlanıyor. Eski bir McKinsey çalışanı olan Bill Drayton’un 1980’de kurduğu Ashoka, hükümetlerden, AB fonlarından, silah ve tütün şirketlerinden yardım kabul etmiyor. Ashoka’nın ana finansörleri arasında ise Google, eBay, uzaya giden ilk kadın turist İranlı Anuşeh Ensari var. Çevre, sağlık, insan hakları, yurttaş girişimleri, ekonomik gelişme, genç nüfusun eğitim ve gelişimi ise ana faaliyet alanları.
Maddi destek sağlamayan ancak sosyal girişimcileri bir araya getirmeyi amaçlayan bir diğer önemli kuruluş Schwab Vakfı. Vakfa göre sosyal girişimcilik “Yoksulluğun kökenine yönelmeyen kurumsal sosyal sorumluluk ve hayırsever girişimlerin aksine, insanları kenarda bırakan ve yoksulluğa iten koşulları değiştirmeye yönelik pratik, yenilikçi ve piyasa odaklı yaklaşımlar uyguluyor”.

SOSYAL GİRİŞİMCİLER SİSTEMİ DEĞİŞTİRİR

“Piyasa odaklı yaklaşım” ve iş dünyasının yöntemleri kafa karışıklığı yaratabilir ama sosyal girişimciler kâra odaklanmak yerine daha büyük sosyal dönüşümleri gerçekleştirecek modeller üzerinde çalışıyor. ‘Adil ticaret-fair trade’ yaklaşımıyla çalışanların haklarını ve bölgenin sosyal gelişimini gözeten üretim ve ticaret, mikro kredilerle düşük gelirlilere iş imkânı sağlanması, sağlık ürünlerinin ucuza mal edilmesi bu modellere örnek verilebilir.
Sosyal girişimciliğin temel hatlarını Milliyet İK’ya değerlendiren Schwab Vakfı Genel Müdürü Pamela Hartigan, “Tüm sosyal girişimciler, sosyal sorunlar, konular üzerinde çalışır. Çalışmaları, insanları fakir ve baskılanmış kılan sistem ya da pratikler üzerine odaklanır. Basitçe söylersek, hastane ya da okul kurmak, sağlık veya eğitim sistemini değiştirmekten farklı şeyler. Sosyal girişimciler sistemi değiştirir. Yardımlar, var olan sistem içinde destek sağlar” diyor. Şirketlerin kurdukları vakıflarla sosyal girişimi desteklemesine olumlu yaklaşan Hartigan, yine de hızlı büyüyen sosyal girişimlerin daha büyük finansal kaynağa ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor. Hartigan’a göre sosyal girişimciler, kalkınma fonları ya da iş dünyasıyla işbirliği arayan sosyal organizasyonlar ya da şirketin imajı için ufak paralar ayıran sosyal sorumluluk çalışmalarından daha fazlasını yapıyor.

GİRİŞİMCİLERİN PEŞİNDELER

Türkiye’deki sosyal girişimciliğe bakarsak, 2004””””ten bu yana faaliyette olan Ashoka, Türkiye’de yeni bir tanım sayılabilecek sosyal girişimciliği hem üyelerine hem de kamuoyuna tanıtıyor. Ashoka Türkiye Temsilcisi Şeyda Taluk, ””””her sosyal değişimin arkasında bir kişi vardır”””” anlayışından hareket ettiklerini söylüyor. Ashoka’nın Türkiye’deki 19 üyesi arasında Toplum Gönüllüleri Vakfı’ndan İbrahim Betil, Ka-MER’i kuran Nebahat Akkoç, AKUT’tan Nasuh Mahruki, Umut Çocukları Derneği’nden Yusuf Kulca, bedensel engellilerin katıldığı Alternatif Kamp’ı kuran Ercan Tutal gibi isimler yer alıyor. Şeyda Taluk, uzun araştırmalarla seçtikleri sosyal girişimcileri kapsamlı mülakatlarla üye yaptıklarını söylüyor.
Taluk, Ashoka dâhil sivil toplum kuruluşlarında yapılan gönüllü çalışmaların gençlere iş hayatı için olumlu bir deneyim kazandıracağı, sosyal konularla ilgili yenilikçi fikirler geliştirmelerinin önünü açacağı görüşünde.
Özel Sektör Gönüllüleri Derneği’nden Başak Güçlü, şirketlerin sosyal sorumluluk faaliyetlerini çalışanlarının gönüllü katılımıyla sürdürerek sosyal girişimin özendirilebileceğini savunuyor. Dernek, özel sektör çalışanlarının haftada en az bir saat gönüllü olarak sivil toplum kuruluşlarının projelerinde yer almalarını sağlıyor ve bu konularda eğitim veriyor. Özel Sektör Gönüllüler Derneği üye şirketleri arasında Philip Morris SA, Liderlik Gelişim Programı içinde Sosyal Sorumluluk Modeli geliştirerek bu uygulamaların yapılmasına destek veriyor. Liderlik potansiyeline sahip 30 çalışanın, Sosyal Sorumluluk eğitimi alarak, bir yıl boyunca gruplar halinde bir Sosyal Sorumluluk Projesi gerçekleştirmelerini sağladı. Şirket çalışanlarının, toplumda çözüm bekleyen bir konuda aktif olarak çalışmalarına destek veren dernek üyesi şirketlerden bir diğeri de, Yapı Kredi Emeklilik. Yetkinliklerin gelişiminde Sosyal Sorumluluk Projeleri’nin önemli bir artı değer yaratacağını düşündüğü 15 çalışanının farklı sivil toplum kuruluşlarının projelerinde yer almalarına destek veriyor. Bu çalışmalar, kurumların sosyal sorumluluk anlayışının bir parçası olarak bireylerin sosyal farkındalığını artırmaya ve özel sektörde çalışırken de topluma faydalı olabilmeleri için örnek uygulamalar niteliğinde.

ÖDÜLLÜ SOSYAL GİRİŞİMCİ

Ernst & Young ve Milliyet’in düzenlediği Yılın Girişimcisi Yarışması”””” nda Schwab Vakfı’nın işbirliğiyle bu yıl ilk kez sosyal girişimciler ödüllendirildi. “Yılın Sosyal Girişimcisi” seçilen Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Sarı çalışmasını şöyle anlatıyor: “Doktora tezimi hazırlarken inci kefalinin yanlış avlandığını ve türün tehlikede olduğunu gördüm. Alternatif Balıkçılık Yönetim Modeli geliştirdim ve balıkçılara modeli anlattım. Ancak eski yöntemleri terk etmek zor ve uzun süre eğitim çalışmaları yaptık. Balıktan sağlanan gelir 10 yılda iki katına çıktı. Verimlilik için avlanan balık sayısını düşürdük ancak balıkların göç yolculuğunun izlendiği turizmi başlatarak gelir kazanmak istiyoruz.”
Ödül hakkında bilgi veren Ernst&Young İş Geliştirme Müdürü ve Yılın Girişimcisi Ülke Müdürü Defne Aksoy, “Para ödülü bulunmayan yarışmayı kazananlara, dünyadaki diğer sosyal girişimcilerle işbirliği kurma, bu alanda yatırım yapmak isteyen kurumlara ulaşma ve işbirliği imkânı oluşturuluyor” diyor.

“BOŞA ÇALIŞIYORUZ, DİYENLER OLUYOR”

Senem Gül (İlk Adım Kadın Kooperatifi): “Kooperatifi kurmadan önce halk eğitim merkezinde öğretmenlik yaptım, ev temizliğine gittim, tekstilde çalıştım. İstanbul””””daki Nurtepe, yoğun göç alan, yoksul ve suç oranı yüksek bir mahalle. Kadın ve çocukların aynı yerde olduğu, eğitimler verebileceğimiz bir yer olsun istedik. Farklı etnik kökenlerden, siyasi fikirlerden insanı bir araya toplamak, kendimizi anlatmak için çok mücadele verdik. Oyun odası açtık, tasarruf fonu oluşturduk, eğitim alan mahalle annelerinin çocuk bakmasını sağladık. Küçük üretimler için bir atölyemiz ve ikinci el giyim satış dükkânımız var. 240 kadın ve 90 çocuğa ulaşıyoruz. Gönüllü çalıştığınız için bazen motivasyonunuz düşüyor, boşa çalışıyorsunuz diyenler oluyor ama çocukları ve ailelerini mutlu görmek manevi anlamda önemli.”

“SİVİL TOPLUM İÇİN KAYNAKLAR KISITLI”

Şengül Akçar (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı/KEDV): “1986’da KEDV’i kurdum ve o günden bu yana kadınların sosyal ve ekonomik kazanımlar elde etmesi, yerel kararlara dâhil olabilmesi için çalışıyoruz. 15 merkezimizden binden fazla kadın ve çocuk yararlanıyor. Kurduğumuz kooperatiflerle kadınların sosyal ve ekonomik girişimlerine katkı sağlıyoruz. Son olarak kadınların Beyoğlu Belediyesi bütçesinden ne kadar pay alabildiğini araştırdık. Ne yazık ki kadınlar ve STK’lar için ayrılan kaynaklar, kısıtlı ve ek kaynak olarak görülüyor.”

“KARŞILIK BEKLEMİYORUZ”

Nasuh Mahruki (AKUT): “AKUT bir sosyal girişimcilik projesi diyebiliriz. 15 kişilik çekirdek bir ekiple başladık ve 1999’da dernek statüsü kazandık. Bugün 600’den fazla gönüllümüz var. En büyük gücümüz gönüllüler ve özellikle 1999 depremlerinden sonra sivil girişimlere bakışı değiştirdik. Sosyal girişimcilik aktif vatandaşlık bilincine yakın bir kavram. Biz de topluma kendi kaynaklarıyla katkı sağlamak isteyen, karşılık beklemeyen bir yapıdayız.”

“ŞİDDET, GİRİŞİMCİ RUHU YOK EDİYOR”

Ka-MER (Kadın Merkezi Derneği) Başkanı Nebahat Akkoç: “KAMER””””i kurduğumuzda ilk olarak şiddetin yüksek boyutlara ulaşmasının nedenlerini aradık. Şiddetle ilgili merakımız, ev içindeki şiddeti, ayrımcılığın boyutunu görmemizi sağladı. Halen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 23 ili kapsayan bir örgütlenme projesi yürütüyorum. Kadın merkezlerimizde gelir getirici işler açmayı planlıyoruz. Tüm çalışmalarımızdan edindiğimiz deneyim ve yöntemleri yazılı hale getirip kadın örgütleriyle paylaşacağız. Sosyal girişimcilik tanımına yabancı değildim ama Ashoka””””yla tanıştıktan sonra anlam kazandı. Şiddet, yaratıcılığı ve girişimci ruhu yok ediyor. Şiddetle baş edebilen kadınlar kendilerine yarar sağladıktan sonra inanılmaz çalışmalar yapıyor. Bir anlamda şiddet üzerine çalışanlar, yeni sosyal girişimcilerin yolunu açıyor.”

“EKOLOJİK DENGELERİ ANLAMAMIZ GEREKİYOR”

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Victor Ananias: “Yaşamımızı sürdürmemiz için ekolojik dengeleri anlamamız gerekiyor. Doğadaki yıkımı yavaşlatamıyoruz ama umudumuz var. Doğa içerisindeki yerimizi temel alarak, günlük üretim tüketim davranışlarına yansıyan, olumlu toplumsal sonuçları olan girişimlerde bulunuyoruz. Buna sosyal girişimcilik diyebiliriz. Ekolojik yaşam tek taraflı bir beslenme, barınma, doğa sevgisi modası değil. Ekolojik yaşam çalışmalarından gelir elde edebilirsiniz ama toplumsal fayda bu gelirin ana ekseni.”

‘SOSYAL KAPİTALİST’ ORGANİZASYONLAR

Fast Company dergisinin “4. Sosyal Kapitalist Ödülleri” sosyal sorunların çözümüyle uğraşan organizasyonları değerlendiriyor. Bu yılın kazananlarından KickStart, Afrika’da çiftçilere düşük maliyetli teknoloji sağlamış, geliştirilen yeni yöntemlerle gelirler 10 katına çıkmış ve 225 bin insanın yaşamı iyileştirilmiş.
Schwab Vakfı’nın 2007’nin göze çarpan sosyal girişimcisi seçtiği First Book’u kuran Kyle Zimmer ise ABD’de düşük gelirli ailelerin okul öncesi yaştaki çocuklarına kitap ulaştırıyor; yayıncıların bu kitapları bağışlamasını sağlıyor.
Bir başka sosyal girişimci John Wood ise Microsoft’taki işini bırakıp Room to Read’i kurmuş. Wood, gelişmekte olan ülkelerde okuma odaları kuruyor, okulların kütüphanelerini geliştiriyor, kız çocukları için burs veriyor, Kamboçya, Nepal ve Hindistan gibi ülkelerde yerel dillerde çocuk kitaplarını basılmasını sağlıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND