Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sizin patronunuz hangisi?

Henüz kendi kendinizin patronu olamadıysanız üzülmeyin. Patronunuzu tanıyın ve ustaca manevralarla onun size patronluk taslamasının önüne geçin. Robot, kanka, yılan ya da canavar… İşte artıları ve eksileriyle patron tiplemeleri…

www.monster.com.tr internet sitesiyle Türkiye’de hizmet veren online kariyer ağı Monster, “Bu karmaşık dünyaya tek başınıza dalmayın’’ diyerek yola çıktı ve yayınladığı makalede 13 farklı yönetici tipini tanımlayarak kendinizi üstlerinize nasıl sevdireceğinize dair ipuçları verdi.
İşte yönetici tipleri ve kendinizi sevdirmek için ipuçları:

1. ROBOT

Belirgin özellikleri: Aile fotoğrafları olmayan, boş bir masaya sahip

Ne yaparlar: İş iş iş, her zaman iş: İşte bu “Robot” tipi patron. Biz onun insan olmadığını söylemiyoruz ama zaman zaman da bundan şüphe etmiyor değiliz. Eğlence, duygu ve ciddiyetsizliğin adeta yeminli düşmanı olan “Robot”, her koşulda sizin sadece iş yapmanızı tercih eder. Sizi en iyiyi yapmak yönünde motive eden bir patrona sahip olmak iyi olsa da arada sırada onunla duygusal bir bağ kurmak da hoş olmaz mıydı?

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Kulağınıza çok eğlenceli gelmeyecek, ama muhtemelen duygularınızı kendinize saklamanız ve Robot’un programına boyun eğeceksiniz. Bu işin iyi yanı, bu patron tipi size disiplin ve verimlilik öğretecektir. İş arkadaşlarınızla ittifak yapmaya çalışın. Muhtemelen onlar da en az sizin kadar durumdan rahatsızdır. Esprilerinizi içinizde yapın ve dostane havadan sudan konuşmalarla gününüzü biraz aydınlatın

2. YUMUŞAK BAŞLI

Belirgin özellikleri: İkinci şanslar

Ne yaparlar: Bu patron tipleri çalışanlarının hayatlarını kolaylaştırdığını düşünürler, ancak nezaketli ve tatlı dilli yönetici yaklaşımları uzun vadede çalışanların başarıya ulaşmalarını zorlaştırır, işyerinde tembellerin barınmasını kolaştırır. Patron olmak bazen zor kararlar yapmayı gerektirir, özellikle çalışanlar konusunda; ancak bu patron tipi bazen bunun farkına varmaz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Yapabileceğiniz en kötü şey onun duygularını incitmek. Nadir de olsa, en sert tepkilerini verdiklerinde onlara büyük saygı ve itaat gösterin. Kötü polis olmanın dünyanın en kötü işi olmadığını görmeleri biraz uzun süreli bir destek gerektirebilir.

3. SÖZÜNE GÜVENİLMEZ

Belirgin özellikleri: Boş vaatler

Ne yaparlar: Birşeye söz verirler ama başka bir şey sunarlar. Bu tip patron size istediğinizi yaptırmak için her ama her şeyi söyleyebilir. Zam? Terfi? İzin? Ancak üzerinize ekstra iş veya kabus bir yeni proje alırsanız hayalini kurduğunuz şeyi eninde sonunda elde edersiniz ya da edeceğinizi söyler. Bizim önerimiz, bu isteğinizi yerine getirmesi için nefesinizi tutup beklemeyin. Neden yapsın ki? Ekstra işi zaten bedavaya yapıyorsunuz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Tüm sıkıcı işleri tamamlamak, sizi onla çok iyi bir mesafeye getirecektir, ama onun hiçbir sözüne güvenmemeyi hep hatırlayın. Ya da sözlerini yazılı olarak almaya çalışın ya da onun raporladığı üst yönetimle durumu ikinci kez kontrol edin. Herşeyin yazılı olması, olası yalanlar ve yerine getirilmeyen vaatler durumunda müdafanız için iyi olacaktır. Belki o zaman gerçekten istediğiniz terfiyi alabilirsiniz!

4. GİZEMLİ

Belirgin özellikleri: Kapalı kapılar, “ofis dışındayım” mesajları

Ne yaparlar: Kimbilir? Gizemli patron tipi, kaçamak, inkar, bahane konusunda adeta bir uzmandır. Ya iş seyahatindedir, ya kapalı kapılar ardında bir toplantıda ya da benzer birşeydedir. Yaptığı her ne ise, siz işinizi halletmek için herhangi bir yönlendirmeden yoksun kendi araçlarınızla tek başınıza kalırsınız. Ne yazık ki işler yolunda gitmezse kancanın ucunda yine siz olursunuz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Sabırlı olun ve ona istediği alanı verin. Eğer sabırlı olmayı becerebilirseniz, adeta ormandaki utangaç hayvanları inceleyen sebatkar ve gayretli bir biyolog gibi onun alışkanlıklarını öğrenmek ve anlamak adına yol katedebilirsiniz.

5. YILAN

Belirgin özellikleri: Rüşvet amaçlı iltifatlar, sahte gülüşler.

Ne yaparlar: Bu patron tipi sanki her gün yatağın ters tarafından kalkar. Kişisel konularda rahatsız edici yorumlardan (“Hamile misin? Sanki kilo alıyor gibisin”) işteki çabalarınız konusunda cesaretinizi kıracak sözlere kadar (“Anca Excel öğreniyorsun demek, ha?”), bu patron tipinin size kendinizi kötü hissettirmekte gerçek bir yeteneği vardır. Deriniz ne kadar ince olursa olsun, onun içinize girmesine engel olmanız zordur.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Bu patron tipinin bir çalışanını sevebileceğinden emin değiliz, bu yüzden yapabileceğiniz en işi şey ona belirli bir mesafede durmak olacaktır. Duygularınızı kendinize saklayın ve onunla hayatınız hakkında minimum seviyede bilgi paylaşmaya özen gösterin.Patronunuz hassas ve duygusal noktanızın ne olduğunu bilmezse size zarar veremez.

6. KANKA

Belirgin özellikleri: Beyzbol şapkası ve “high-five”’lar (çak dostum)

Ne yaparlar: Bu patron tipi sadece patronunuz değil, arkadaşınız olmak ister.
Sizin zaten arkadaşlarınız var ve onuna takılmak istemiyorsanız yazık. Daha çok ceza gibi gelen “happy hour”’lar ve gülmek durumunda kaldığınız komik olmayan espriler bol bol hayatınızda olacaktır. Ayrıca bu tarz patronların elemanlarıyla sorgulanacak ilişkilere girmesi de olasıdır. Buna izleyici olmak sizin için rahatsız edici olabilir.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Daha komik olan esprilerine gülün, ancak her bir esprisine gülmemeye de özen gösterin. Çünkü aksi takdirde yalaka olur ve kendi itibarınızı zedelersiniz. Yapabildiğiniz ölçüde tüm davetlerine hayır diyin, ve onunla ilişkinizi profesyonel düzeyde tutmaya çalışın. Bu uzun vadede saygısını kazanmanıza yardımcı olacaktır. Kendinizi terbiyeli, edepli ve sağduyulu bir kalkanla koruyun.

7. MUCİZE

Belirgin özellikleri: Sizinkine benzeyen bir ofis, cesaretlendirici e-mailler

Ne yaparlar: Eğlenceli, destekleyici, kapasiteli ve ilham verici olan bu“Mucize” tipi patron, bir çalışanın gerçekleşen rüyasıdır. Söylediğini yapar, her zaman işini takip eder, en zor günü adeta bir eğlenceye döüştürür ve en iyiyi yapmanız yönünde sizi iter.Mucize bir patronla çalıştığınızı günün sonunda yüzünüzdeki gülümsemeden, veya haftasonunda alacagınız ikramiyeden anlarsınız. Bununla fazla övünmemeye çalışın!

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Tüm enerjinizle çalışın ve şanslı yıldızlarınıza teşekkür edin. Mucize insanın başına her zaman gelmez. Bu fırsatı ne kadar ileri gidebileceğinizi görmek için iyi kullanın ve yolun sonunda ondan bir referans mektubu almayı unutmayın!

8. CANAVAR

Belirgin özellikleri: Havada uçuşan kahve kupaları, kısıtlayıcı kurallar

Ne yaparlar: Burada soru daha çok “ ne yapmazlar” olmalıdır.”Canavar” adeta hayatınızı cehenneme çevirmek için yaşar ve bunda da çok başarılıdır. Müşterilerin önünde size bağırmaktan tutun suç sayılabilecek tacize kadar her şeyi yapabilir. O her zaman merhametsiz, insani terbiyeden uzak ve utanmaz olduğunu kanıtlayacaktır. Olabilecek en kötü patron tipidir ve onunla baş etmek zorunda olan herkes adına üzgünüz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Ne yazık ki, bu patron modeliyle yapmanız gereken ondan kaçmak. Böyle biriyle çalışırken herangi bir gelişme kaydetmeniz imkansız.

9. SAYISAL

Belirgin özellikleri: İleri düzey Excel becerileri, hesap makineli saat

Ne yaparlar: Bu patron tipinin en iyi becerisi her şeyi ölçülebilir istatistiklere dökmek, hatta çalışanlarını bile! Bu patron modeli yalnızca matematik okuyabilir, ve ne kadar sıkı çalışıyorsanız çalışın eğer performansınız kağıt üzerinde düşüş gösteriyorsa size bir konuşma çeker.Bazen onun için sadece bir rakamdan ibaret olduğunuzu düşünüyorsanız, evet öylesiniz diyebiliriz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Ona anlayabileceği bir şey verin: Rakamlar. Başarılarınızı ve başarısızlıklarınızı tüm detaylarıyla beraber izleyin. Kağıt üzerinde topladığınız veriler sıkı çalışmanızı kanıtlayabilir. Kimbilir belki onun bu yaklaşımı size bir şeyler öğretebilir!

10. YENİLİKÇİ

Belirgin özellikleri: Beyin fırtınası seansları, pahalı oyuncaklar, Entrepreneur gibi dergilere abonelik

Ne yaparlar: Bu patron tipinin kafası büyük fikirlerle doludur, ve bunları hayalden ibaret tutmaz, gerçeğe dönüştürmeye çalışır. Bu iş için çok iyi olsa da sizin için kötü olabilir, çünkü onun hayallerini gerçeğe dönüştürmesi gereken siz olursunuz. Bu da ofis dışında hayatınızın olmaması anlamına gelir. Bu tarz patronlar son derece ilham verici ve karizmatik olabilirler ve yaptıkları işi gerçekten son derece önemserler. Ancak bazen bu patronun tek önemsediği şey iş gibi görünebilir. Umarız siz de onun kadar işinizi önemsiyorsunuzdur!

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Sıkı çalışın ve sorumluluk duygunuzu gösterin. Ama iş dışında kendi benlik duygunuzu koruyun. Patronunuza iş dışında bir dünyanın da olduğunu hatırlatın: Ona haftasonunu, varsa çocuklarını, iş dışındaki hobilerini sorun. Havadan sudan sohbetinizi yaptıktan sonra kendinizi işinize verin, bu patron tipi çalışmanıza ve iş-hayat denge ihtiyacınıza saygı gösterecektir.

11. GÖZÜ YÜKSEKTE

Belirgin özellikleri: CEO’nun dolabı, arabası ve saç kesimi

Ne yaparlar: Bu tarz patronlar ayrıcalık ve etki kazanmak isterler. Her zaman kendi terfisinin peşindedir. Bunu başardığı zaman size de bir pozisyon yaratacak mı, yoksa sizi sadece basamak olarak mı kullandı sorusunun cevabını sadece o bilir. Muhtemelen bunu geç öğrenirsiniz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Patronunuzu iyi göstermek için gücünüz dahilinde olan her şeyi yapın, böylece siz de kendi istediğiniz terfiye bir adım yaklaşırsınız. Onun arkasını kollayın ve üst yönetimden kulağınıza gelen her türlü bilgiyi onunla paylaşın. Böylece onun saygısını ve bağlılığını kazanırsınız.

12. PATRONLUK TASLAYAN

Belirgin özellikleri: Korkunç bilgisayar becerileri, hukuk veya tıp alanında diploma

Ne yaparlar: Bu patron tipi size bilgisayarı nasıl kapatacağınızı, veya yazıcıdaki toneri nasıl değiştireceğinizi öğretmeye kalkar. O her sabah varlığıyla sizi onurlandırmak için ne kadar zaman ve emek harcadığını bilmenizi sağlar. Sizi çoğunlukla kendi yöntemlerinizle bırakır ama fırsat bulduğu zaman en basit ve sıradan işinizi bile mikro düzeyde kontrol etmeye çalışır.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Gözünüzü toptan hiçbir zaman ayırmayın. Eğer sizi aptal gibi gösterdiğini hissediyorsanız onun sözünü şöyle söylerek kesebilirsiniz:”Ben bunun nasıl yapılabileceğini zaten biliyorum, ama sizin şu şu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum.” Eğer bu tavrı devam ediyorsa ve artık kabalık seviyesine geliyorsa ona durmasını söyleyebilirsiniz. O sizin onun altında olduğunuza inanıyor ve siz öyle olmadığınızı gösterdiğinizde onun saygısını kazanırsınız.

13. AŞIRI TİTİZ

Belirgin özellikleri: Detaya büyük önem, kırmızı kalemler ve bol bol boş zaman.
Ne yaparlar: Bu patron tipi her an her saniye yaptığınız işi kontrol eder. Ofis malzemeleri için size verilen şirket parasını idareli mi kullandınız? Bu yeterli olmaz. Önemli bir sunumda çok sıkı mı çalıştınız? 10.sayfada bir noktalama hatası yapmışsınız. Yaptığınız hiçbirşey onun için yeterli olmayacaktır. Bu da kendinize olan inancınızı kırabilir. Zamanınızın büyük bir kısmını yenilik ve yaratıcılıkla değil, kendinizi 2.kez kontrol ederek geçirirsiniz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Bu patron modelinin tüm motivasyonunuzu emmesine izin vermektense, kendi standartlarınızda çalışmayı öğrenmelisiniz. Ofiste size rehberlik edecek başka birini bulmaya çalışın, çünkü bu patron modelinin hatalarınızı gözünüze sokmaktan başka bir koçluk yapması mümkün olmayacaktır. Yapabileceğiniz bir başka şey de her zaman ondan bir adım ileride durmak, yaptığınız her şeyi detaylandırmak ve böylece onun kaçınılmaz soru bombardımanına hazırlıklı olmak.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND