Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sizin patronunuz hangisi?

Henüz kendi kendinizin patronu olamadıysanız üzülmeyin. Patronunuzu tanıyın ve ustaca manevralarla onun size patronluk taslamasının önüne geçin. Robot, kanka, yılan ya da canavar… İşte artıları ve eksileriyle patron tiplemeleri…

www.monster.com.tr internet sitesiyle Türkiye’de hizmet veren online kariyer ağı Monster, “Bu karmaşık dünyaya tek başınıza dalmayın’’ diyerek yola çıktı ve yayınladığı makalede 13 farklı yönetici tipini tanımlayarak kendinizi üstlerinize nasıl sevdireceğinize dair ipuçları verdi.
İşte yönetici tipleri ve kendinizi sevdirmek için ipuçları:

1. ROBOT

Belirgin özellikleri: Aile fotoğrafları olmayan, boş bir masaya sahip

Ne yaparlar: İş iş iş, her zaman iş: İşte bu “Robot” tipi patron. Biz onun insan olmadığını söylemiyoruz ama zaman zaman da bundan şüphe etmiyor değiliz. Eğlence, duygu ve ciddiyetsizliğin adeta yeminli düşmanı olan “Robot”, her koşulda sizin sadece iş yapmanızı tercih eder. Sizi en iyiyi yapmak yönünde motive eden bir patrona sahip olmak iyi olsa da arada sırada onunla duygusal bir bağ kurmak da hoş olmaz mıydı?

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Kulağınıza çok eğlenceli gelmeyecek, ama muhtemelen duygularınızı kendinize saklamanız ve Robot’un programına boyun eğeceksiniz. Bu işin iyi yanı, bu patron tipi size disiplin ve verimlilik öğretecektir. İş arkadaşlarınızla ittifak yapmaya çalışın. Muhtemelen onlar da en az sizin kadar durumdan rahatsızdır. Esprilerinizi içinizde yapın ve dostane havadan sudan konuşmalarla gününüzü biraz aydınlatın

2. YUMUŞAK BAŞLI

Belirgin özellikleri: İkinci şanslar

Ne yaparlar: Bu patron tipleri çalışanlarının hayatlarını kolaylaştırdığını düşünürler, ancak nezaketli ve tatlı dilli yönetici yaklaşımları uzun vadede çalışanların başarıya ulaşmalarını zorlaştırır, işyerinde tembellerin barınmasını kolaştırır. Patron olmak bazen zor kararlar yapmayı gerektirir, özellikle çalışanlar konusunda; ancak bu patron tipi bazen bunun farkına varmaz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Yapabileceğiniz en kötü şey onun duygularını incitmek. Nadir de olsa, en sert tepkilerini verdiklerinde onlara büyük saygı ve itaat gösterin. Kötü polis olmanın dünyanın en kötü işi olmadığını görmeleri biraz uzun süreli bir destek gerektirebilir.

3. SÖZÜNE GÜVENİLMEZ

Belirgin özellikleri: Boş vaatler

Ne yaparlar: Birşeye söz verirler ama başka bir şey sunarlar. Bu tip patron size istediğinizi yaptırmak için her ama her şeyi söyleyebilir. Zam? Terfi? İzin? Ancak üzerinize ekstra iş veya kabus bir yeni proje alırsanız hayalini kurduğunuz şeyi eninde sonunda elde edersiniz ya da edeceğinizi söyler. Bizim önerimiz, bu isteğinizi yerine getirmesi için nefesinizi tutup beklemeyin. Neden yapsın ki? Ekstra işi zaten bedavaya yapıyorsunuz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Tüm sıkıcı işleri tamamlamak, sizi onla çok iyi bir mesafeye getirecektir, ama onun hiçbir sözüne güvenmemeyi hep hatırlayın. Ya da sözlerini yazılı olarak almaya çalışın ya da onun raporladığı üst yönetimle durumu ikinci kez kontrol edin. Herşeyin yazılı olması, olası yalanlar ve yerine getirilmeyen vaatler durumunda müdafanız için iyi olacaktır. Belki o zaman gerçekten istediğiniz terfiyi alabilirsiniz!

4. GİZEMLİ

Belirgin özellikleri: Kapalı kapılar, “ofis dışındayım” mesajları

Ne yaparlar: Kimbilir? Gizemli patron tipi, kaçamak, inkar, bahane konusunda adeta bir uzmandır. Ya iş seyahatindedir, ya kapalı kapılar ardında bir toplantıda ya da benzer birşeydedir. Yaptığı her ne ise, siz işinizi halletmek için herhangi bir yönlendirmeden yoksun kendi araçlarınızla tek başınıza kalırsınız. Ne yazık ki işler yolunda gitmezse kancanın ucunda yine siz olursunuz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Sabırlı olun ve ona istediği alanı verin. Eğer sabırlı olmayı becerebilirseniz, adeta ormandaki utangaç hayvanları inceleyen sebatkar ve gayretli bir biyolog gibi onun alışkanlıklarını öğrenmek ve anlamak adına yol katedebilirsiniz.

5. YILAN

Belirgin özellikleri: Rüşvet amaçlı iltifatlar, sahte gülüşler.

Ne yaparlar: Bu patron tipi sanki her gün yatağın ters tarafından kalkar. Kişisel konularda rahatsız edici yorumlardan (“Hamile misin? Sanki kilo alıyor gibisin”) işteki çabalarınız konusunda cesaretinizi kıracak sözlere kadar (“Anca Excel öğreniyorsun demek, ha?”), bu patron tipinin size kendinizi kötü hissettirmekte gerçek bir yeteneği vardır. Deriniz ne kadar ince olursa olsun, onun içinize girmesine engel olmanız zordur.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Bu patron tipinin bir çalışanını sevebileceğinden emin değiliz, bu yüzden yapabileceğiniz en işi şey ona belirli bir mesafede durmak olacaktır. Duygularınızı kendinize saklayın ve onunla hayatınız hakkında minimum seviyede bilgi paylaşmaya özen gösterin.Patronunuz hassas ve duygusal noktanızın ne olduğunu bilmezse size zarar veremez.

6. KANKA

Belirgin özellikleri: Beyzbol şapkası ve “high-five”’lar (çak dostum)

Ne yaparlar: Bu patron tipi sadece patronunuz değil, arkadaşınız olmak ister.
Sizin zaten arkadaşlarınız var ve onuna takılmak istemiyorsanız yazık. Daha çok ceza gibi gelen “happy hour”’lar ve gülmek durumunda kaldığınız komik olmayan espriler bol bol hayatınızda olacaktır. Ayrıca bu tarz patronların elemanlarıyla sorgulanacak ilişkilere girmesi de olasıdır. Buna izleyici olmak sizin için rahatsız edici olabilir.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Daha komik olan esprilerine gülün, ancak her bir esprisine gülmemeye de özen gösterin. Çünkü aksi takdirde yalaka olur ve kendi itibarınızı zedelersiniz. Yapabildiğiniz ölçüde tüm davetlerine hayır diyin, ve onunla ilişkinizi profesyonel düzeyde tutmaya çalışın. Bu uzun vadede saygısını kazanmanıza yardımcı olacaktır. Kendinizi terbiyeli, edepli ve sağduyulu bir kalkanla koruyun.

7. MUCİZE

Belirgin özellikleri: Sizinkine benzeyen bir ofis, cesaretlendirici e-mailler

Ne yaparlar: Eğlenceli, destekleyici, kapasiteli ve ilham verici olan bu“Mucize” tipi patron, bir çalışanın gerçekleşen rüyasıdır. Söylediğini yapar, her zaman işini takip eder, en zor günü adeta bir eğlenceye döüştürür ve en iyiyi yapmanız yönünde sizi iter.Mucize bir patronla çalıştığınızı günün sonunda yüzünüzdeki gülümsemeden, veya haftasonunda alacagınız ikramiyeden anlarsınız. Bununla fazla övünmemeye çalışın!

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Tüm enerjinizle çalışın ve şanslı yıldızlarınıza teşekkür edin. Mucize insanın başına her zaman gelmez. Bu fırsatı ne kadar ileri gidebileceğinizi görmek için iyi kullanın ve yolun sonunda ondan bir referans mektubu almayı unutmayın!

8. CANAVAR

Belirgin özellikleri: Havada uçuşan kahve kupaları, kısıtlayıcı kurallar

Ne yaparlar: Burada soru daha çok “ ne yapmazlar” olmalıdır.”Canavar” adeta hayatınızı cehenneme çevirmek için yaşar ve bunda da çok başarılıdır. Müşterilerin önünde size bağırmaktan tutun suç sayılabilecek tacize kadar her şeyi yapabilir. O her zaman merhametsiz, insani terbiyeden uzak ve utanmaz olduğunu kanıtlayacaktır. Olabilecek en kötü patron tipidir ve onunla baş etmek zorunda olan herkes adına üzgünüz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Ne yazık ki, bu patron modeliyle yapmanız gereken ondan kaçmak. Böyle biriyle çalışırken herangi bir gelişme kaydetmeniz imkansız.

9. SAYISAL

Belirgin özellikleri: İleri düzey Excel becerileri, hesap makineli saat

Ne yaparlar: Bu patron tipinin en iyi becerisi her şeyi ölçülebilir istatistiklere dökmek, hatta çalışanlarını bile! Bu patron modeli yalnızca matematik okuyabilir, ve ne kadar sıkı çalışıyorsanız çalışın eğer performansınız kağıt üzerinde düşüş gösteriyorsa size bir konuşma çeker.Bazen onun için sadece bir rakamdan ibaret olduğunuzu düşünüyorsanız, evet öylesiniz diyebiliriz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Ona anlayabileceği bir şey verin: Rakamlar. Başarılarınızı ve başarısızlıklarınızı tüm detaylarıyla beraber izleyin. Kağıt üzerinde topladığınız veriler sıkı çalışmanızı kanıtlayabilir. Kimbilir belki onun bu yaklaşımı size bir şeyler öğretebilir!

10. YENİLİKÇİ

Belirgin özellikleri: Beyin fırtınası seansları, pahalı oyuncaklar, Entrepreneur gibi dergilere abonelik

Ne yaparlar: Bu patron tipinin kafası büyük fikirlerle doludur, ve bunları hayalden ibaret tutmaz, gerçeğe dönüştürmeye çalışır. Bu iş için çok iyi olsa da sizin için kötü olabilir, çünkü onun hayallerini gerçeğe dönüştürmesi gereken siz olursunuz. Bu da ofis dışında hayatınızın olmaması anlamına gelir. Bu tarz patronlar son derece ilham verici ve karizmatik olabilirler ve yaptıkları işi gerçekten son derece önemserler. Ancak bazen bu patronun tek önemsediği şey iş gibi görünebilir. Umarız siz de onun kadar işinizi önemsiyorsunuzdur!

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Sıkı çalışın ve sorumluluk duygunuzu gösterin. Ama iş dışında kendi benlik duygunuzu koruyun. Patronunuza iş dışında bir dünyanın da olduğunu hatırlatın: Ona haftasonunu, varsa çocuklarını, iş dışındaki hobilerini sorun. Havadan sudan sohbetinizi yaptıktan sonra kendinizi işinize verin, bu patron tipi çalışmanıza ve iş-hayat denge ihtiyacınıza saygı gösterecektir.

11. GÖZÜ YÜKSEKTE

Belirgin özellikleri: CEO’nun dolabı, arabası ve saç kesimi

Ne yaparlar: Bu tarz patronlar ayrıcalık ve etki kazanmak isterler. Her zaman kendi terfisinin peşindedir. Bunu başardığı zaman size de bir pozisyon yaratacak mı, yoksa sizi sadece basamak olarak mı kullandı sorusunun cevabını sadece o bilir. Muhtemelen bunu geç öğrenirsiniz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Patronunuzu iyi göstermek için gücünüz dahilinde olan her şeyi yapın, böylece siz de kendi istediğiniz terfiye bir adım yaklaşırsınız. Onun arkasını kollayın ve üst yönetimden kulağınıza gelen her türlü bilgiyi onunla paylaşın. Böylece onun saygısını ve bağlılığını kazanırsınız.

12. PATRONLUK TASLAYAN

Belirgin özellikleri: Korkunç bilgisayar becerileri, hukuk veya tıp alanında diploma

Ne yaparlar: Bu patron tipi size bilgisayarı nasıl kapatacağınızı, veya yazıcıdaki toneri nasıl değiştireceğinizi öğretmeye kalkar. O her sabah varlığıyla sizi onurlandırmak için ne kadar zaman ve emek harcadığını bilmenizi sağlar. Sizi çoğunlukla kendi yöntemlerinizle bırakır ama fırsat bulduğu zaman en basit ve sıradan işinizi bile mikro düzeyde kontrol etmeye çalışır.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Gözünüzü toptan hiçbir zaman ayırmayın. Eğer sizi aptal gibi gösterdiğini hissediyorsanız onun sözünü şöyle söylerek kesebilirsiniz:”Ben bunun nasıl yapılabileceğini zaten biliyorum, ama sizin şu şu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum.” Eğer bu tavrı devam ediyorsa ve artık kabalık seviyesine geliyorsa ona durmasını söyleyebilirsiniz. O sizin onun altında olduğunuza inanıyor ve siz öyle olmadığınızı gösterdiğinizde onun saygısını kazanırsınız.

13. AŞIRI TİTİZ

Belirgin özellikleri: Detaya büyük önem, kırmızı kalemler ve bol bol boş zaman.
Ne yaparlar: Bu patron tipi her an her saniye yaptığınız işi kontrol eder. Ofis malzemeleri için size verilen şirket parasını idareli mi kullandınız? Bu yeterli olmaz. Önemli bir sunumda çok sıkı mı çalıştınız? 10.sayfada bir noktalama hatası yapmışsınız. Yaptığınız hiçbirşey onun için yeterli olmayacaktır. Bu da kendinize olan inancınızı kırabilir. Zamanınızın büyük bir kısmını yenilik ve yaratıcılıkla değil, kendinizi 2.kez kontrol ederek geçirirsiniz.

Kendinizi nasıl sevdirirsiniz: Bu patron modelinin tüm motivasyonunuzu emmesine izin vermektense, kendi standartlarınızda çalışmayı öğrenmelisiniz. Ofiste size rehberlik edecek başka birini bulmaya çalışın, çünkü bu patron modelinin hatalarınızı gözünüze sokmaktan başka bir koçluk yapması mümkün olmayacaktır. Yapabileceğiniz bir başka şey de her zaman ondan bir adım ileride durmak, yaptığınız her şeyi detaylandırmak ve böylece onun kaçınılmaz soru bombardımanına hazırlıklı olmak.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND