Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sizin öğrenme biçiminiz hangisi?

Öğrenme tarzınızı öğrenerek, öğrenme performansınızı nasıl artırabilirsiniz?

öğrenme biçimleri, işitsel öğrenme, görsel öğrenme, dokunsal öğrenme

SİZİN ÖĞRENME BİÇİMİNİZ HANGİSİ

Roz Townsend, okuma kanallarını şöyle sınıflandırıyor:

Biz,
• % 1 tad alarak,
• % 1.5 dokunarak,
• % 3.5 koklayarak
• % 11 işiterek,
• % 83 görerek, öğreniriz.
Yine biz,
• Okuduklarımızın %10’unu,
• İşittiklerimizin % 20’sini,
• Gördüklerimizin, %30’unu
• Hem görüp hem işittiklerimizin % 50’sini,
• Söylediklerimizin % 80’ini,
• Davranışlarımız beraber söylediklerimizin % 90’ını hatırlarız.

Yukarıdaki istatistiklerde bir şeye dikkat ettiniz mi? Görmekten,işitmekten, tad almaktan, koklamaktan, yapmaktan bahsetmektedir. Yani biz genel olarak dokunsal, işitsel ve görsel olarak öğrenmekteyiz. Eğer sizler öğrenme biçiminizi tanır ve buna uygun bir şekilde çalışma stratejinizi belirlerseniz başarılı olma ihtimaliniz daha yüksek olacaktır.

Öğrenme stiliniz hangisi ?

Hiç dikkat ettiniz mi ? Televizyon, radyodan daha fazla insanı karşısına çekebilmekte. Bunun nedeni her insanın farklı bir temsil siteminin olmasıdır. Yani her insan da baskın olan bir temsil sistemi vardır. Bu temsil sistemi görsel, işitsel ve dokunsal olarak genelde üç bölüme ayrılır. Televizyon hem görsel hem işitsel hem de dokunsal kişilere hitap ettiği için sadece işitsel ve zaman zaman da dokunsal kişilere hitap eden radyodan daha fazla kişiyi kendine bağlayabilmekte.

Her insanın temsil sistemi farklı olduğu gibi her insanın öğrenme biçimi de farklıdır.

Her insan dokunsal, işitsel ve görsel öğrenebilir. Ancak her insanda daha baskın olan bir öğrenme biçimi vardır. Bunu tespit ederseniz ve bu öğrenme biçimine uygun bir ders çalışma stratejisi belirlerseniz daha başarılı olacaksınızıdır.

Sizin öğrenme biçiminiz hangisi ? Bunun tespiti için aşağıdaki anketi kullanabilirsiniz. Hangi bölüme daha fazla işaret koymuşsanız sizin öğrenme biçiminiz o dur. Şimdi başlayın;

Dokunsal öğrenme biçimi


1. ( ) Boş bir kağıda sütunlar çizmem istendiğinde kağıdı katlarım
2. ( ) Sandalyede otururken sallanırım
3. ( ) Bacağımı sallarım
4. ( ) Kalemimi elimde döndürürüm, masada tempo tutarım
5. ( ) Her şeye dokunmak isterim
6. ( ) Kapının üst çerçevesine asılarak odaya atlamak isterim
7. ( ) Bir şeye dokunmadan sadece görerek ve duyarak ona inanmam
8. ( ) Genellikle hiperaktif olduğum söylenir
9. ( ) Objeleri biriktirmeyi severim
10. ( ) Kürdanları, kibritleri küçük küçük parçalara kırarım
11. ( ) Aletleri açan boşaltır sonra yine bir araya getiririm
12. ( ) Genellikle çok banyo yapar ya da duş alırım
13. ( ) Genellikle ellerimi kullanarak ve hızlı konuşurum
14. ( ) Başkalarının sözünü keserim
__________ TOPLAM

Dokunsal insanın özellikleri:

Çok yavaş hareket derler, oldukça duygusaldırlar, sesleri daha az çıkar, az ve öz konuşurlar bu nedenle konuşma araları uzundur. Evet ve hayır kelimelerini çok sık kullanırlar. Konuşurken; sırtımda ağır bir yük var, konuya parmak basmak, gururuna dokunmak, soğuk insan gibi mecazları çok sık kullanırlar. Somut şeyleri kavramaları daha kolaydır. Bu kişiler derin bir diyafram nefesi alırlar. Mutlaka karar vermeleri gereken bir şeye dokunmaları gerekmektedir.

İşitsel öğrenme biçimi


1. ( ) Konuşmayı severim
2. ( ) Dinlemeyi severim
3. ( ) Kendi kendime konuşurum
4. ( ) Yüksek sesle okurum
5. ( ) Okurken parmağımla takip ederim
6. ( ) Okurken kağıda çok yaklaşırım
7. ( ) Gözlerimi ellerime dayarım
8. ( ) Genellikle diagram ve grafiklerle aram iyi değildir
9. ( ) Yazılı karikatürleri tercih ederim
10. ( ) Görsel ve sözcük hatırlama hafızam iyi değildir
11. ( ) Kopyalanacak bir şey olmadan kolay çizemem
12. ( ) Haritalardan çok sözel tarifleri ve yönergeleri tercih ederim
13. ( ) Öğrenmek için jingle kullanırım
14. ( ) Sembol ve simgelerle aram iyi değildir
15. ( ) Sessizliğe dayanamam..ya ben ya da diğerlerinin konuşmasını isterim
__________ TOPLAM

İşitsel insanın özellikleri:

Kullandıkları kelimeleri seçerek kullanırlar. Yani duyarak konuşurlar. Konuşmaları daha ritimlidir. Kelimeler onlar için çok önemlidir, söyleyeceklerine çok önem verirler. Sözel olan şeylere daha fazla tepki gösterirler. Konuşmalarında sesle ilgili kelimeleri ve cümleleri çok kullanırlar ; aynı telden çalmak, kulakları tırmalamak, kulağa hoş gelmek, kulak vermek v.b. Gibi. Bu kişiler sözlerinin kesilmesini hiç sevmezler.

Görsel öğrenme biçimi

1. ( ) Duyduğum yönergelere dikkat etmem
2. ( ) Sözel tariflerin tekrarlanmasını isterim
3. ( ) Sözcükleri hatasız yazarım
4. ( ) Konuşmacının ağzını izlerim
5. ( ) Şarkı sözlerini hatırlamada zorlanırım
6. ( ) Çok not tutarım
7. ( ) Başkalarının ne yaptığını gözlerim
8. ( ) Radyo ve televizyonu yüksek sesle dinlerim
9. ( ) Diagram ve grafikleri kolay algılarım
10. ( ) Telefonda konuşmayı sevmem
11. ( ) Biri bana ders verir gibi bir şeyler anlatırsa başka dünyalara dalarım
12. ( ) Sözel yönergeleri kullanamam..haritaya gereksinim duyarım

__________ TOPLAM

Görsel insanın özellikleri:

Bunlar için dünya görüntülerden ibarettir. Konuşurken çok hızlı konuşurlar. Çünkü beyinlerindeki görüntülere yetişmeye çalışırlar. Konuşurken görsel ağırlıklı kelimeler ve cümleler kullanırlar; gördüğünüz gibi, göz göre göre, nereden bakarsan bak, konuyu aydınlatmak v.b. gibi. Onlar için ilgilendikleri şeyin görüntüsü çok önemlidir. Bunlar göğüs nefesi alırlar.

Farklı öğrenme stilleri için öneriler:

Baskın olan öğrenme biçiminizi artık öğrendiniz. Şimdi bu gizli güçünüzü nasıl kullanacağınızda.

Dokunsal öğrenme stili;

Ders çalışırken sık sık ara vermek isteyebilirsiniz. Sözel olan bilgileri öğrenirken hareket etmeye çalışın. Örneğin ;Bu bilgileri öğrenirken bir yerlere yazın, fen ile ilgili konuları öğrenirken maketini yapmaya ve bu maketi inceleyerek öğrenmeye çalışın. Resim ve iş teknik dersleriniz iyidir. Bu dersleri diğer dersleri öğrenirken kullanabilirsiniz. Yani tarih dersini resim dersinde resmini yaparak çalışabilirsiniz.

İşitsel öğrenme stili;

Mutlaka ses olmayan bir ders çalışma ortamı bulun kendinize. Yüksek sesle ders çalışmaya özen gösterin. Ders konunuzla ilgili belgesel kaset, CD veya video kasetlerden yararlanmaya çalışın. Arkadaş grubuyla çalışmak sizin için faydalı olacaktır. Öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlayabilirisiniz. Ama mutla etkin bir şekilde dinleyin.

Görsel öğrenme stili;

Bu kişilerin çalışacakları ortam mutlak düzgün, tertipli olmalıdır. Göz zevkini bozucu etkilerden uzak olmalıdır. Böyle bir öğrenciyseniz ders notlarınıza özen gösterin. Bunlar ders çalışırken size çok faydalı olacaktır. Ders kitabını asla ihmal etmeyin, şekil, harita gibi ders araç gereçlerini mutlaka kullanın. Öğretmeniniz ders anlatırken onun ağzını görmeye çalışın.

Kaynaklar:

– Sınırsız Güç, Anthony Robbins
– Değişim Stratejileri, Oğuz Saygın,
– Nancy Cheatwood Ellis Ngayle@Fbtc.Net “A Very Special Education Page
– Telkin Ve Hipnoz İle Öğrenme, Adil Maviş
– www.elma.com

Yazar: Ahmet Yıldız

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND