Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Şirketler için başarının 8 anahtarı

Rekabetin hiç hız kesmediği iş dünyasında işinizi yapmak size avantaj sağlar. Ancak şirketinizin başarılı olması için bu yetmez! İşte LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük’ten şirket başarısının 8 anahtarı…

vahap küçük, şirketler için başarının sırrı, başarı

Vahap Küçük, şirketlerin başarılı olması için değişime ayak uydurması, odaklanması, nakdi iyi yönetmesi, bütçeli iş yapması, etik değerlere bağlı kalması, sabırlı, vizyon ve misyon sahibi olması, para ve insanı iyi yönetmesi gerektiğini bildirdi.

LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, şirketlerin başarılı olması için değişime ayak uydurması, odaklanması, nakdi iyi yönetmesi, bütçeli iş yapması, etik değerlere bağlı kalması, sabırlı, vizyon ve misyon sahibi olması, para ve insanı iyi yönetmesi gerektiğini bildirdi.

Osmanbey Tekstilci İşadamları Derneği’nin (OTİAD) CNR Holding’in desteğiyle düzenlediği ’’Günaydın Osmanbey’’ toplantısının onur konuğu olan Vahap Küçük, şirketin temelini 1989 yılında Osmanbey’de attığını ve Osmanbey sokaklarını teneffüs ettiğini anlattı.

Küçük, Osmanbey’in sektöre çok değerli meslektaşlar ve işçiler yetiştiren, Türk ürünlerini yurt dışında en iyi temsil eden bölge olduğunu belirterek, ’’Osmanbey’den çıkan ürünler hangi ülkeye gidersek gidelim yüzümüzü kızartmadı. Türk ekonomisine ciddi katkılar sağladı’’ dedi.

Konuşmasında, başarı öyküsünü anlatmak yerine Türkiye’de kurulan 10 şirketin yüzde 80’inin neden kısa sürede başarısız olduğunu ve kapandığını, neden kurulan şirketlerin ikinci veya üçüncü nesle ulaşamadığını anlatmak istediğini ifade eden Küçük, işletmelerin başarı için uymaları gereken kuralları şöyle sıraladı:

’’-İşletmeler insanlar gibi planlı olmalıdır. Nasıl bizim temel ihtiyaçlarımız varsa işletmelerin de vardır. Şirketlerin de insanoğlu gibi ilk amacı, varlıklarını devam ettirmektir, sonra karı ve ciroyu düşünür. Varlığını sürdüremeyen şirket için karın da cironun da bir anlamı yoktur. Bunun için değişim çok önemli. Şirketler için de değişim vazgeçilmezdir. Mesela bizim şirkette çok iyi para kazandığımızı düşünüp, markaya yatırım yapmasaydık bu kürsüde konuşmayacaktım. Değişimi ise şirketlerin en zor döneminde yapmaya kalkıyoruz. Halbuki değişim, şirketin en iyi olduğu zamanda yapılır. Diğer türlü şirketler komadan çıkamaz.

-Odaklanmak. Dikey büyüme tamamlanmadan yatay büyümeye geçiyoruz. Bu işe 1989 yılında başladık ve başka bir sektöre yatırımımız yok. Türkiye’de yemek masasında şirket, ortaklık kuruluyor, yeni sektörlere giriliyor. Fizibilite, ortağın vizyonu ve fikri zikri çok önemli.

-Nakit yönetimi. Şirketlerin batmasının ana nedeni, ne kar ne de müşteri kaybıdır. Şirketler nakitini iyi yönetemediği için batıyor. 2001 krizinde batan Demirbank Türkiye’nin en eski bankalarından birisiydi. Demirbank, elindeki nakdi uzun vadeli devlet tahviline yatırdı ve Türkiye sıkıntıya girince kağıdı nakite çeviremedi. Bir hata 50-60 yıllık birikimini götürdü. İşletmelerdeki nakdi, dönen varlığı pasif duruma geçirmede bayağı maharetliyiz. Şirketin bir nevi içini boşaltıyoruz, kanını emiyoruz.

’’EZBERE İŞ YAPIYORUZ’’

-Bütçeli iş yapmıyoruz. Ezbere iş yapıyoruz. Yıl sonu geldiğinde hedef koymadığımız için başarılı mıyız, başarısız mıyız bilmiyoruz. ’Allah bereket versin’ diyoruz, yolumuza devam ediyoruz.

-Uzun yaşayan şirketlerin en önemi özelliklerinden birisi, etik değerlere bağlı kalması. Şirketin kul hakkını ilke edinmesi ve yasalara uyması gerekiyor. Tekstil sektöründe 600-700 bini aşan çalışan var ama fiili çalışan sayısı 2-3 milyon kişi. Kayıt dışı çalışan çok. Peki, nereye kadar götürebiliriz bu kayıt dışılığı? Kayıt dışı iş yaparak nasıl uluslararası şirket olacağız? Ya da yarın şirketi sattığımızda alıcının önüne hangi defter kayıtlarını koyacağız. Alıcıya ’Bizim bir resmi bir de başka defterimiz var’ mı diyeceğiz.


– Vizyon ve misyon eksikliği var. İş adamı bilgili olmak zorunda. Yoksa o koltukta oturmayalım, patronluk yapalım ve koltuğu hak edene emanet edelim.

– Sabırsızlık. Kısa zamanda köşeyi dönmek, zengin olmak istiyoruz. Mücadele ruhumuz yok. Bambu tohumunu ekersiniz, 5 yıl boyunca sularsınız ve hiç filiz vermez, 5 yıl toprak altında büyür. 5 yılın sonunda 27 metre filiz verir. Büyük hedef varsa sabırlı olmak zorundayız. Hak etmediğimiz kadar lüks yaşıyoruz. Lüksü yaşayan insanlar da hemen parayı bulan kitle. Afrika’daki atletleri düşünün. Bunlar 20’li yaşlarında milyon dolar para kazanırlar. 25-30 yaşına geldiklerinde ya bir benzin istasyonunda pompacılık yaparlar ya da oto galerisinde araba silerler. Para kazandığımız kadar nerede kullandığımız da önemli. Patronun para ve insan yönetimini çok iyi bilmesi gerekiyor.

– Bir başkasının yapacağı iş asla yapılmamalı. Amacı net belirleyin ve onun dışındaki faaliyetlerle uğraşmayın. Bu yüzden işletmeler bir sürü faaliyet tuzağına düşüyor. Şu anda benim üretimle hiç ilgim olmaz, hiç bilmem. Üretimin başındaki ortak da bu tarafı hiç bilmez. Benim 5 yıldan beri gitmediğim fabrikalar var, umurumda bile değil. İş buluyorsan devam et, bulmuyorsan fabrikayı kapat, git. Ama bana güvenerek durma orada.’’

’’OSMANBEY ADINI TESCİL ETTİRMEK İÇİN BAŞVURDUK’’

OTİAD Başkanı Ali Ulvi Orhan, İstanbul’da eylül ayında gerçekleştirilecek hazır giyim fuarı CPI’ın, uzun yıllardır hayalini kurdukları bir fuar olacağını belirterek, fuarın Paris’ten Çin’e, Moskova’dan Afrika ülkelerine kadar bölgenin en büyük fuarı olacağını söyledi.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan olaylar nedeniyle sektörün bir miktar kan kaybettiğini ifade eden Orhan, ’’Bu günlerin de çabuk sona ereceğini düşünüyoruz ve o ülkelerin istikrarlı yönetime kavuşacağını biliyoruz’’ dedi.
Şişli Belediyesi’nin Osmanbey’de çevre düzenlemesi yapacağını anlatan Orhan, Osmanbey’de dernek olarak bir moda marka çalışmaları bulunduğunu, uzun yıllardan beri Türkiye’de moda markası olarak algılanan Osmanbey adını tescil ettirmek için başvurduklarını, arkasından bir logo tasarlayacaklarını kaydetti.
Birleşmiş Markalar Derneği’nin 250 bin yoksul çocuğu giydirme kampanyasını desteklediklerini belirten Orhan, Osmanbey’deki duyarlı firmaları da kampanyaya destek vermeye davet etti.

’’YURT DIŞINDA 10 YILDA 20 BİN MAĞAZA AÇMA HEDEFİ VAR’’

CNR Holding Fuarcılık Grup Başkanı Ali Bulut, Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün küresel krizden geçici olarak etkilense de Cumhuriyet’in 100. yılında 90 milyar dolar ihracat hedefiyle çıtasını çok daha yukarıları koyduğunu anlattı.
Yeni projelerle hem geçmişte kaybedilen zamanı telafi etmeyi hem de sektörün önündeki 10 yıllık vizyonun bir parçası olmayı düşündüklerini ifade eden Bulut, bu amaçla CPI ve Texbridge fuarlarının düzenleneceğini bildirdi.
Bulut, 15 milyar dolarlık ve her yıl yüzde 20’den fazla büyüyen yurt içi hazır giyim perakendecilerinin yurt dışında 10 yılda 20 bin mağaza açma hedefi bulunduğunu ifade etti.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et

MAKALE

Mükemmel strateji: Kullanışlı, sade ve zamana dayanıklı olmalıdır

strateji, Manşet, küçük siyah elbise, coco chanel

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek siyah bir elbise tasarladı.  Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

Virginia Üniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların Coco Chanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler.  

Strateji insanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Her yöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyah elbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahat ettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullarda amaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıca stratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine ve toplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir. Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dilde anlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çok dolaylıdır. Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantel yoktur. Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarak stratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye bir kural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer bir şirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamanda demode olur. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılı ve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken soru gelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur. Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlara yoğunlaştırın.” der. Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklı olduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

Coco Chanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınların girdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak ama aynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiç geçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com
Yazar: Temel Aksoy

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND