Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Şirket yarışmalarına ilgi artıyor

Genç yetenekleri bulmak için önceleri sadece çokuluslu şirketlerin kurguladığı yarışmalar artık daha fazla şirket tarafından düzenlenir oldu. Bu yılki yarışmalarda asansör çözümlerinden, çayın ekonomik ömrünün artırılmasına kadar pekçok farklı alanda gençler takım ruhu oluşturup para ödülü ve staj fırsatlarını yakalamaya çalışacak. İşte yarışmalardan örnekler…

Yarışma: İç Mekan Tasarım Yarışması Düzenleyen kurum: Koçtaş İçerik: Şirketin İTÜ işbirliğiyle bu yıl üçüncüsünü düzenlediği yarışmada gençler açık mutfak tasarladı. Mimarlık ve iç mimarlık öğrencilerinin katıldığı yarışmada büyük ödül 5 bin TL’ydi. Jüri üyeleri projeleri iç mekan tasarımı özgünlüğü, kullanılacak ürünlerin kendi aralarındaki ve mekanla olan uyumları, katalog verilerine uyma ve uygulanabilirlik açısından değerlendirdi.
Yarışma: Vergi Maratonu 2013 Düzenleyen kurum: Ernst & Young Türkiye İçerik: Vergi alanında kariyer yapmayı hedefleyen 3. ve 4. sınıf ve yüksek lisans öğrencileri arasında düzenlendi. Yarışmanın Türkiye finalinde başarılı olan adayları staj olanakları ve para ödülleri bekliyor. Son başvuru tarihi 12 Mart olan yarışmada ilk turu geçenler firmanın vergi uzmanlarıyla birebir çalışma fırsatı yakalayacak, jüri toplantısı ve gala gecesinde sektörün önemli isimleriyle biraraya gelecek. Finalistler Ernst&Young Türkiye’de staj yapmaya hak kazanacak. Yarışmasının birincisi, 5 bin TL para ödülünü alacak ve yurtdışında yapılacak “Young Tax Professional of the Year” yarışmasında Türkiye’yi temsil edecek. İkinciyi 3 bin, üçüncüyü bin TL’lik para ödülü bekliyor.

Yarışma: CardSmart Award-Mobidea Düzenleyen kurum: Cardtek Group İçerik: Firma, bu yıl ikincisini düzenliyor. Cep telefonu üzerinden yazılım geliştiricilere yönelik yarışmaya mühendislik 3. ve 4. sınıf lisans ile yüksek lisans öğrencileri katılabiliyor. Projeler uyarlanabilirlik, inovasyon, geliştirilebilirlik, sürdürülebilirlik, yaratıcılık ve tasarım gibi altı ana kritere göre değerlendirilecek. Birinci gelen, Chicago’da 2 ay İngilizce dil eğitimi, ikinci Macbook Pro Apple Notebook, yarışmanın üçüncüsü ise Samsung Galaxy SIII ve Galaxy Tab kazanacak.
Yarışma: Bizz@Kampüs Düzenleyen kurum: Yıldız Holding İçerik: Başarılı ve inovasyona yatkın öğrencileri keşfetmek amacıyla başlatılan yarışmanın sloganı “Hayal Et ve Parla”. Üçüncü, dördüncü sınıf ve yüksek lisans öğrencileri, üçer kişilik takımlar kurarak Biskrem için ürün tasarımından ambalaja, logodan lansman kampanyasına kadar “360 derece inovatif çözümler” oluşturdu. Birinci takımın üyeleri, kurumda istedikleri departmanlarda staj imkanı kazandı.
Yarışma: Avea Masters Düzenleyen kurum: Avea İçerik: İş hayatının provası niteliğindeki yarışma sonunda gençlere istihdam fırsatı da verilecek. Yarışma, 3 ve 4. sınıfların yanısıra yeni mezunlara da açık. Başvuruda bulunan gençler, kişilik envanteri ve panel mülakatlarından oluşan değerlendirme sürecinden geçiyor. Yarışmaya katılma hakkı elde edenler firmada staj yapma ve Avea Pazarlama Okulu’na katılma fırsatı elde ediyor.

Yarışma: IdeaTrophy Düzenleyen kurum: Unilever Yarışma içeriği: Onbirincisi düzenlenen yarışmanın bu yılki teması, ekonomik ömrü 100 yıl olan ve Türkiye’de 75. yaşını dolduran çay bitkisinin ömrünü uzatmak ve Türk çayının sonraki nesillere de aktarılabilmesini sağlamak amacıyla başlatılan Lipton Sürdürülebilir Çay Tarımı Projesi idi. Yarışmacılardan güçlü pazarlama stratejileri ve iletişim planı ile projenin tüketici tarafında bilinirliğini daha da artıracak pazarlama fikirleri geliştirmeleri istendi. Yoğun bir eğitim süreciyle geçen kampın ardından belirlenecek birinci takımı kurumda 3 ay staj imkanı ve Türkiye finalisti olarak Singapur’da temsil etmek gibi ödüller bekliyor.

Yarışma: Uluslararası Asansör Tasarım Yarışması Düzenleyen kurum: İFO Fuarcılık ve AYSAD (Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği) İçerik: Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (ETMK) desteği ile düzenleniyor. Bu yılın konusu kasıtlı kötü kullanıma yönelik anti-vandal çözümler. Endüstriyel tasarımcı, mimar, iç mimar, mühendis ve bu bölüm öğrencileri katılabiliyor. Birinciye 5 bin, ikinciye 3 bin, üçüncüye bin Euro ödül var. Dereceye giren projeler, 4-7 Nisan’da Tüyap Beylikdüzü’nde yapılacak Uluslararası Asansör İstanbul Fuarı’nda sergilenecek. Uygulanabilirliği düşünülen projelerin, sektör firmaları tarafından üretilmesi hedefleniyor.
Yarışma: ING Practica Düzenleyen kurum: ING Bank İçerik: Bu yıl beşincisi kez düzenlenen yarışmanın teması ‘Gelecek Benim’. Üniversite 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik yetenek kampı programını başarıyla tamamlayan, yetenekleri ve yaratıcı fikirleri ile fark yaratan 3. sınıf öğrencileri staj fırsatı, 4. Sınıfta okuyanlar Management Trainee ve IITP gibi yetenek programlarında avantaj kazanacak.

Yarışma: İcat Çıkar Düzenleyen kurum: TEB İçerik: “Finans Sektörü’nde İnovasyon” konulu yarışmada sadece bankacılık değil; leasing, faktoring, sigorta ve tüketici finansmanı gibi diğer alt finans sektörlerine yönelik fikirler/projeler de yarışıyor. Bütün üniversite öğrencilerine ve mezuniyetinin üstünden 5 yıl geçmiş olanlara açık. TEB müşterileri de katılabiliyor. Üniversite öğrencisi ve yeni mezun kategorisinde ilk üç derecenin sahipleri finansal ödülün yanısıra, Bahçeşehir Üniversitesi’nde MBA bursu kazanacak.
Yarışma: Vodafone Discover Genç Yetenek Düzenleyen kurum: Vodafone İçerik: Gençler, her yıl belirli aşamalardan geçtikten sonra, şirkette staj imkanı kazanıyor ve performansları doğrultusunda, son sınıfta yarı zamanlı olarak devam edebiliyor. “Genç Yetenek” Programının ikinci yarısında düzenlenen yarışmayı kazananlara Vodafone’un yurtdışındaki farklı bir operasyonunda dönemsel olarak görev alma ve global bir iş tecrübesi kazanma fırsatı da sunuluyor. 3. ve 4. sınıf öğrencileri ve yeni mezunlara açık.

Yarışma: Ace the Case Ulusal Vak’a Analizi Yarışması Düzenleyen kurum: KPMG İçerik: Kariyerini denetim, vergi ve danışmanlık alanlarında sürdürmek isteyen, okullarında en başarılı 3. ve 4. sınıf veya mastır programı öğrencilerini hedefliyor. Programın ilk gününde atölye çalışması yapıldı, ikinci gün öğrenciler ekipler halinde vak’a yarışmasına katıldı. Gençler profesyonel hayatta karşılaşabilecekleri iş süreçlerini birebir yaşayarak deneyimli uzmanlardan geri bildirimler aldılar. Birinci takım, Madrid’de yapılacak uluslararası yarışmada 22 takımla yarışacak.

Yarışma: Küresel Sosyal Girişimcilik Yarışması Düzenleyen kurum: Koç Üniversitesi İçerik: UC Berkeley Haas İşletme Okulu ve Columbia Üniversitesi’nin başlattığı ve projenin bölgesel ortağı Koç Üniversitesi işbirliği ile Türkiye’deki sosyal girişimcilerle buluşacak olan yarışmada ekiplere tüm süreçlerde danışmanlık sağlanıyor, mentorlar atanıyor, bilgilendirme toplantıları yapılıyor. Başvuru için dünyanın herhangi bir yerinde onaylı bir işletme okulunda lisansüstü düzeyinde (muhasebe, finans, işletme, vs. gibi alanlarda) eğitim görmekte olan ya da başvuru tarihinden en fazla iki yıl önce böyle bir programdan mezun olmuş en az bir ana takım üyesi olmak gerekiyor. Küresel finalde başarılı olan proje 50 bin dolarlık ödülün sahibi olacak.

Yarışma: Betonik Fikirler Proje Yarışması Düzenleyen kurum: Akçansa İçerik: “Beton’da Farkındalık Yarat, Hayata Değer Kat” konulu yarışmaya başvurular 18 Şubat’ta başladı. Türkiye’deki tüm İnşaat Mühendisliği, Mimarlık, İletişim, Güzel Sanatlar, İktisadi BURDA KALDIM veİdarifakültelerinin lisans ve yüksek lisans öğrencilerine açık olan yarışmada öğrenciler,çimento ve betonun marka bilincini arttıracak ve farkındalık yaratacak çözüm projeleri üretecekler.  Yarışmaya son başvuru tarihi 15 Mart. Öğrenciler yarışmaya en az 2, en çok 4 kişilik gruplar halinde katılabilecekler. Yarışma sonucunda birinci olan grubun kazananlarına iPad, 2. Gruba3 bin TL ve 3. gruba ise 1.500 TL’lik Teknosa hediye çeki verilecek. Birinci olan ekip, Akçansa’da staj yapma hakkı da elde edecek.Ayrıca Akçansa, Betonik Fikirler Proje Yarışması’na katılan her bir yarışmacı için TEMA’ya bir fidan bağışlayarak, daha yeşil bir dünya için gerçekleştirdiği projelere gençleri de ortak edecek. Global Management Challenge Geleceğin yöneticilerini ve girişimcilerini yetiştiren Global Management Challenge (GMC) Yarışması’nın bu yılki sponsorları Türkiye Finans Bankası ve Mercedes Benz Türk A.Ş.  GMC bir yönetim similasyonu yarışması. Pazarlama, finans, insan kaynakları, üretim planlama konularında kararlar alarak uluslararası bir firmayı yönettiğiniz GMC’de, tıpkı gerçek hayattaki gibi; depodaki stoklarınızdan, euro-dolar paritesine; personel eğitimlerinden, acente komisyon oranlarına; sevkiyatların sigortalanmasından, aldığınız kredilerin faizlerine; reklam giderlerinden, ar-ge harcamalarına tam 66 konuda karar almanız gerekiyor. Yarışmaya katılım üniversite ve master (yarı ve tam zamanlı çalışmayan) öğrenciler katılabilir. kararları Mart sonunda açıklanacak, yarışmanın galibi Nisan ayında Romanya’nın başkenti Bükreş’te yapılacak uluslararası finalde Türkiye’yi temsil edecek.

 

KAYNAK: Yenibiriş

YAZAR:Nur Gün

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Dedikodu Faydalı Olabilir Mi?

Dedikodu toplum içinde çoğunlukla olumsuz olarak değerlendirilir. Acaba dedikodu faydalı olabilir mi? İngiliz bilim insanları bunu araştırıyor.

Dedikodunun olumlu işlevleri

Dedikodu tehlikeli ve dışlayıcı olabilir, ama ondan kaçınmak mümkün değildir…

Dedikodu genellikle kötü bir şey olarak görülür. Oysa ortak iş yapma ve bilgi paylaşımı açısından dedikodu önemli bir işlev görebilir. Ayrıca sanılanın tersine dedikodu daha çok olumlu içeriğe sahiptir.

Dedikoduya çoğu zaman kötü gözle bakılır. Ama küçük gruplarda yararlı olabilir.

Ancak burada dedikodu tanımını netleştirmek gerekiyor. Çoğumuz için dedikodu, orada olmayan bir kişi hakkında gevezelik etmektir. Oysa sosyal bilimciler dedikoduyu, orada olmayan kişi hakkında iyi veya kötü bir değerlendirme içeren iletişim olarak adlandırıyor.

Bu tür gayrı resmi iletişim, bilgi paylaşımı açısından önemli görülüyor. Dedikodu sosyal dayanışma bakımından gerekli bir şey; toplumsal bağları kuvvetlendiren, sosyal normlara açıklık kazandıran bir işlev görüyor.

Yaygın kanının tersine dedikodu çoğu olumsuz değil, olumlu veya nötr içeriklidir. Bir araştırmaya göre, İngiltere’de yapılan dedikoduların sadece yüzde 3-4 kadarı olumsuz içeriğe sahip.

Uzmanlar dedikodunun genellikle doğru olduğunu, yanlış bilgi içeriyorsa bunun söylenti olarak adlandırılması gerektiğini söylüyor.

Baltimore Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Sally Farley ile Hollywood’da film yapımcısı Harvey Weinstein hakkındaki cinsel taciz iddiaları üzerinden bir yıl geçtikten sonra konuşuyoruz.

Şikayetlerini ciddiye alan resmi mekanizmaların yokluğunda, kadınların bilinen tacizcilerden korunmasında fısıltı ağlarının da rolü olduğu düşüncesi ortaya çıkıyor.

Farley, #MeToo hareketinin kadınların mücadelesinde ve ağırlığını koymasında önemli olduğuna inanıyor. Ona göre, bu hareket “dedikodu tanımına uyuyor”.

“Başkalarıyla ilgili bilgiler öğrenmeye hevesliyiz. Resmi iletişim kanallarına ulaşamadığımızda, dedikodu ağları gibi gayrı resmi kanallara yöneliyoruz.”

Cinsiyete göre dedikodu

Kadınların erkeklerden daha fazla dedikodu yaptığına dair yaygın kanıya rağmen, bunu doğrulayacak hiçbir veri bulunmuyor.

Ancak kadınların ve erkeklerin dedikodu şeklinin farklı olduğu biliniyor. Erkekler dedikoduya daha çok kendilerini övmek için başvuruyor ve bu eylemin adı genellikle “bilgi aktarımı” ya da “irtibat halinde olmak” oluyor.

Kadınlar ise birçok ayrıntı ve hareketli tonlarıyla dedikoduyu daha eğlenceli hale getiriyor. Bu yüzden, erkekler dedikodu yaptığında öyle görülmeyebiliyor.

Ünlülerin dedikodusu

Ünlü isimlere yönelik dedikodular ise eğlenceden öte bir işlev görüp farklı kimlik ve aidiyetlerin test edildiği bir alan olarak kullanılabiliyor.

İnsanlar kendileriyle ilgili başka türlü paylaşamayacağı konuları bu yolla gündeme getirebiliyor.

Sahte haber salgını

Sahte haber salgını gibi daha yaygın eğilimler de bu yolla tartışmaya açılabiliyor. İnsanlar neyin gerçek, neyin sahte olduğunu bulmaya çalışmanın eğlenceli olabileceğini söylüyor.

Ancak gazetecilik gibi sadece eğlence amaçlı olmayan alanlarda bu tür eğilimlerin yaygınlaşması, kamunun ihtiyacı olan bilgiler bakımından meşruiyet krizi sorununu gündeme getiriyor.

Güç ve etki araçları sınırlı gruplar, kendi kanallarını oluşturarak gerçeği kendine göre yorumlama yolunu tutabiliyor.

Bunun bazı yararları görülebilir. Medya patronu erkeklerin tacizci davranışları konusunda kadınların birbirini uyarması gibi.

Ama yanlış bilgilerin yayılmasına neden olan dedikodular yoluyla bazı insanların itibarının haksız yere zedelenmesi veya şiddete yönelme gibi olumsuz etkileri de olabiliyor.

Kişiler doğrudan kendi gözlemleri yerine, söz sahibi olduğuna ve tanıdıklarına inandıkları insanların ağzından çıktığı için dedikoduya daha fazla itibar edebiliyor.

Örneğin Facebook’un popüler bir haber kaynağı olarak görülmesini ele alalım. Bir arkadaşımız veya akrabamız, doğruluğu kanıtlanmamış siyasi içerikli bir makaleyi paylaştığında, onları güvenilir bir kaynak olarak gördüğümüzden inanma eğilimi gösterebiliyoruz.

İnsanın sosyal bir varlık olması manipülasyonu kolaylaştırabiliyor.

Ancak genellikle olumsuz içerikli dedikoduların önü hızla kapanır. Bu dedikoduları yapan insanların kendi çıkarlarına hizmet eden maksatları kısa zamanda anlaşılır ve bu insanlar pek sevilmez ve saygı görmez.

Fakat özellikle bilim dışı inançların ve ekonomik güvensizliğin yaygın olduğu bölgelerde veya dönemlerde dedikodu tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yine de dedikodu eşitlik idealini güçlendiren bir araç olarak yararlı bir sosyal işlev görebilir. Örneğin, ani ve esrarengiz bir şekilde zengin olan bir insan dedikodunun hedefi haline gelir. Bu zenginliğin kaynağının kötücül güçlere dayandığını düşünme eğilimi güçlüdür. Ama bilgi paylaşımı yoluyla bu kuşkuların giderilmesi sosyal uyum açısından önemlidir.

Nasıl daha yararlı olabilir?

Peki dedikodunun zararları giderilerek nasıl daha yararlı hale getirilebilir?

Manchester Metropolitan Üniversitesi’nde sosyal psikoloji uzmanı Jennifer Cole’a göre, bunun için, dedikodunun gizli tutulması, yararlı kılınması, yalana dayanmaması, dinleyenlerle bağlantı kurabilmesi ve anonimlikten uzak durması gerekir.

Toronto Üniversitesi’nde antropolog Bianca Dahl ise dedikodu ve yanlış bilgilendirmenin duygusal temellerini anlamak gerektiğini vurguluyor. Örneğin Botswana köylerinde bu, AIDS ‘e yol açan HIV virüsünün bulaşması ile ilgili yanlış bilgilerin önlenmesi arzusu, Amerika’nın küçük kentlerinde ise sosyal değişim korkusu olabilir.

“Bu inancın duygusal kaynağına yanıt vermek ve onun insanlar için nasıl bir işlev gördüğünü anlamak gerekir” diyor Dahl. “İnançlarımıza sarılmamızın bir nedeni de bu inançların sağladığı duygusal gerçektir.”

Dedikodu tehlikeli ve dışlayıcı olabilir, ama ondan kaçınmak mümkün değildir ve olumlu bir işlev görebilir. İnsanların neden dedikodu yaptığını anlamak, zararlı inançlara karşı mücadelede etkili olabilir.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

İngilizce bilmeden ABD’ye gitti, profesör oldu

Mehmet Toner tek bir İngilizce kelime bilmeden gittiği ABD’de Harvard tıp profesörü olarak risk alınmadan başarılı olunmayacağını gösterdi.

Tek kelime İngilizce bilmeden ABD’ye gidip profesör oldum

Kanserli hücreleri teşhis eden çip geliştiren Profesör Mehmet Toner, SÖZCÜ’ye konuştu. Profesör Toner, İTÜ mezunu bir makine mühendisi ama aynı zamanda Harvard’da bir tıp profesörü. ‘Risk almadan başarılı olamazsınız’ diyen Toner’in İstanbul’dan ABD’ye uzanan başarı öyküsü…

Bugün sizi müthiş bir Türk bilim insanı ile tanıştırmak istiyorum; Türkiye’de Bilim Akademisi, ABD’de Ulusal Mühendislik ve Ulusal Mucitlik Akademileri üyesi olan Profesör Mehmet Toner ile… Profesör Toner aslında İTÜ mezunu bir Makine Mühendisi, ama aynı zamanda Harvard’da bir Tıp Profesörü! Amerika’nın aklınıza gelen en prestijli okullarında bulunmuş. Halen Harvard’a bağlı Massachusetts General Hastanesi Biyomikro Elektromekanik Sistemleri Merkezi’ni yönetiyor. Ve orada ekibiyle geliştirdiği çip, 2 milyondan fazla hücreye bakıp kanserli hücreleri bir saniye içinde teşhis edebiliyor. Bu yöntem, kanser hücrelerinin bulunmasına yönelik şimdiye kadar bulunmuş en hassas test. Böylece doğru hastaya, doğru ilaçla doğru dozda tedavi uygulanabiliyor. Mehmet Toner ve ekibinin bu çalışması tam 100 milyon dolar değerinde! Kendisiyle İstanbul’da Contemporary Art Fuarı için katıldığı Çağdaş İstanbul Sanat, Kültür ve Eğitim Vakfı konferansından sonra konuştum…

– Çok enteresan bir kariyer öykünüz var. Moda’da büyümüşsünüz, Saint Joseph’de okumuşsunuz…

Çok zor girdim okullara, zor da çıktım! İyi bir talebe değildim, yedek listelerden filan kazandım okulu. Cerrah olmak istiyordum, makine mühendisliği bölümünü kazandım. İyi ki öyle olmuş, benim için en güzel başarısızlıktı bu!

TOEFL’A HİÇ GİRMEDİM

– Ne yazık ki Türkiye’de gençler başarısızlığı bu şekilde algılamıyor… Hiçbir risk almıyor.

Risk almayan bir insanın başarılı olması mevzu bahis değil. Mesela ben tek kelime İngilizce bilmeden kalktım Amerika’ya gittim. Fransız okulu mezunuyum. İTÜ’den bir hocamın tavsiyesi ile MIT’e başvurdum.

– Dünyanın en zor ilk 5 üniversitesinden biri MIT… Sizi nasıl aldı?

Beni MIT İngilizce TOEFL sınavlarını geçme şartı ile kabul etti. Baktım yaz okulunda İngilizce öğrenemiyorum, tercüman olarak bir arkadaşımı aldım yanıma, dekan ile konuşmaya gittim MIT’te. Ben anlatıyorum, arkadaşım çeviriyor. Ben diyorum ki dekana “Matematiğim iyidir, İngilizce bilmesem de dersi geçerim, o arada da İngilizce öğrenirim.” Adam da “tamam” dedi! Ve MIT’e böyle başladım. İngilizce öğrendim. Hiçbir gün de TOEFL sınavına girmedim. Ne mevzuat dediler ne de başka bir şey…

– Matematikte de olağanüstü başarılı olmuşsunuz sanırım?

Ben iki tane ileri seviyede matematik dersi aldım, derslerin kitaplarını da yazan Hildebrand isimli çok meşhur bir hoca. Yıl sonunda beni arayıp “ofisime gel” dedi. Eyvah! dedim ben… TOEFL’ım olmadığını anladı, beni atacak ülkeden… O korkuyla gittim “Sen bütün sınavlardan 100 almışsın, ama derse kayıt yapmamışsın. Ben seni kaydettim, derslere de gelmene gerek yok” dedi. İşte açık görüşlü bir eğitim sistemi böyle bir şey, gençlere ve insana verdiği değer çok büyük.

CERRAH OLMAK İSTERDİM AMA KAZANAMADIM

Özlem Gürses’in sorularını yanıtlayan Profesör Mehmet Toker, “Aslında cerrah olmak istiyordum ama hiçbir tıp tercihime giremedim. Makine mühendisliğini kazandım. İyi ki öyle olmuş, benim için en büyük başarısızlıktı bu” dedi

BİZİM GENÇLERİMİZDE SORUN YOK, SİSTEMDE SIKINTI VAR

– Kanser tarama çipi projesi size bir eşik atlattı.

Aslında bu proje de tamamen bir başarısızlıktan çıktı. Harvard Tıp Fakültesi’nde profesörlüğüm geldiğinde bazıları bilim donanımımı yetersiz bulmuşlar, dolayısıyla ünvanımı alamadım. İki gün uyuyamadım, üçüncü gün kalktım “dünyanın sonu değil” diyerek endüstriye geçmeye karar verdim. Bir şirket kurup, fikirlerimin patentlerini alıp ürün çıkarmak üzere harekete geçtim. Bir yıl sonra beni profesör yaptılar fakat ben çok ilerlemiştim ve böylece bu araştırma merkezine geldim. Bana kötülük yapmak isteyenler bana en büyük iyiliği yapmış oldular!

– Biraz da Türk diasporasından söz etmenizi istiyorum. Biz insan kaynağımızı kaybettik diye üzülüyoruz ama bu kişiler dünyanın her yerinde olağanüstü başarılar elde etmişler, gittiğim her ülkede görüyorum…

Bir soru ile başlayayım: “Bir çölde orman yetiştirebilir misiniz ?” Yetiştiremezsiniz. Peki “bu suç, ağacın mı çölün mü ?” Suç ağacın değil. O fidanı alıp başka bir yere koyduğunuz zaman yemyeşil oluyor. Ama ekosisteminiz buna uygun değilse, imkan vermiyorsa ne yaparsanız yapın olmuyor. Hatta çölde giderken böyle biraz büyüyen bir ağaç da olursa, bir müddet sonra bakıyorsunuz o da kalmamış! Bizim gençlerimizde bir sorun yok ki sistemde sıkıntı var.

– Ne gibi?

İşi ehline veremedik. Gençlerin merakını zedeledik, hata yapmalarına izin vermedik, oysa ancak böyle ileri gidilir. Bugün MIT’te, Harvard’da, pek çok böyle üniversitede en iyi talebeler inanın Türkler. Demek ki ağaçta bir problem yok, ektiğiniz yerde var. O ağaca yeteri kadar su vermiyoruz, güneş vermiyoruz. Onlar da yeteri kadar yeşeremiyorlar.

Kaynak: Sözcü Gazetesi

Söyleşi: Özlem Gürses

Okumaya devam et

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et
Advertisement

TREND