Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Şirket değiştirmek için 15 haklı sebep

Şirket değiştirme vakti gelmiş ise bu gerçeği görmezden gelmek kariyerinizi riske atmanıza neden olabilir. Ne olursa olsun, şirket değiştirmek zor bir karardır. Eğer durumunuzu, kendinizi aldatmadan analiz edebilirseniz, işte size şirket değiştirmek için 15 haklı sebep…

şirket değiştirmek için nedenler, iş değiştirme, çalışma hayatı

Çalışanlar 3’e ayrılır: İlk girdikleri şirketten emekli olanlar, çalışma hayatı boyunca en çok 3-4 şirket tanıyanlar ve zırt pırt şirket değiştirenler. Bu biraz insanın yapısına, denk geldiği şirketin ortamına ve şartlarına, biraz da kısmete bağlı. Ne olursa olsun, çalıştığı işi ve şirketi terk etmek zor ve önemli bir karardır. Eğer durumunuzu, kendinizi aldatmadan, gerçekçi bir şekilde analiz edebilirseniz, işte size şirket değiştirmek için 15 haklı sebep.

Çalıştığınız sektörün geleceği yok
Şirketinizde mutlusunuz, işinizi seviyorsunuz, maaşınız da tatmin edici… ama, ne yazık ki, şirketinizin durumu iyi olsa da, içinde bulunduğunuz sektör son demlerini yaşıyor. Bir an önce (yaşınız çok geçmeden, sizin sektörde çalışan binlerce insan iş aramaya başlamadan…) davranıp, sektör değiştirmekte yarar var. Değiştirmişken bari geleceği olan bir sektör seçin!

Sektör iyi belki ama şirket gidici
Her çalışan, şirketin ‘sağlık durumu’ hakkında bilgi sahibi değildir. Herkes gerçeği duyup öğrendiğinde de, şirket ya batmış ya da batmak üzere demektir. Eğer siz şirketin gidici olduğunu herkesten önce öğrenmek şansına sahipseniz (ayıptır söylemesi konuyu yaymadan) bir an önce kaçmanızda yarar var. Zaten kötü durumda bir şirkette çalışmak çok zordur.

Sektör iyi, şirket iyi, siz gidicisiniz
Stres, yorgunluk, depresyon… burn out yakın demektir. Sektörün, şirketin yahut da yaptığınız işin sonucu, çökmek üzere olabilirsiniz. Önce, sorunları gidermek için üstlerinizle bir konuşmayı deneyin. Ama kötü alışkanlıkları değiştirmek zordur. Bir yandan da, eğer bıçak kemiğe dayanmadıysa, çok telaş etmeden bulabileceğiniz en iyi işi araştırın. Sağlık herşeyden önemlidir!

Şirketin stratejisi artık size ters
Yönetim stratejilerini her çalışan beğenecek, patronun kararlarıyla hemfikir olacak diye bir şart yok elbette. Hatta bu işler pek çok çalışanı hiç mi hiç alakadar etmez. Ama eğer, stratejik kararlar bulunduğunuz görev sebebiyle çalışma şeklinizi, üstlerinizle ve diğerleriyle çalışmanızı zora sokuyorsa, şansını başka yerde deneyin. İşinizden ve şirketinizden soğumaktansa…

Amirinizle çalışamaz hale geldiyseniz
Çalışma hayatında anlaşmazlıklar, sürtüşmeler olabilir. Ama bazen bir amirinizle öyle ters düşersiniz ki, hem çalışma ortamı yaşanmaz hale gelir, hem de kariyeriniz zarar görmeye başlar. Önünüzü keser, yapamayacağınız görevler verir, yükselmenizi önler. Hem vakit hem irtifa kaybedersiniz. Yenilgi hissini sineye çekip, başka bir iş aramak daha iyidir.

Arkadaşlarınız bir bir gemiyi terk ediyor
Çalışma arkadaşlarınız birer birer ve sessizce kaçıyorlar. Kimseyi yargılamıyorsunuz ama farelerin batmakta olan gemiyi terk ettiği hissine kapılıyorsunuz. Gemisiyle batmak kaptandan beklenir belki, ama siz de, çok geç olmadan (sona kalıp dona kalmadan) filikalardan birine atlasanız iyi olur. Çünkü zaten çalışma ortamı bu saatten sonra nasılsa bozulacaktır.

Zam talepleriniz sürekli geri çevriliyor
Yıllardır talep etmenize rağmen, zam alamıyorsunuz. Tamam 2007’de yeniden yapılandık, 2008’de kriz vardı, 2009’da toparlanmaya çalışıyorduk… e yeter ama değil mi? Eğer ücretinizden gerçekten şikayetçiyseniz, zam ümidi de kalmadıysa, çare izin istemek olabilir. Yeni bir şirket, yeni bir patron, kaybettiğiniz pazarlık gücünü yeniden kazanabilirsiniz.

Çok daha fazla kazanmanız gerekirdi
Tamam, her yıl zam alıyorsunuz, yönetim iyi niyetli, güleryüzlü… ama yaptığınız işin karşılığı bu değil. Diğer şirketler aynı işe çok daha fazla maaş veriyor. Ve fark kapanmadığı gibi, giderek açılıyor. Yeniden ‘piyasaya çıkma’ ve değerini arama zamanıdır. Önce iyice araştırarak elbet.

Geldiniz ve bir yerde tıkandınız
Her şirket, her çalışanına beklediği kariyer ve yükselme fırsatlarını sunmaz. Mesela bir aile şirketinde makamlar sınırlı, koltuklar (akrabalarca) kapılmış olabilir. Yahut müdürünüz 40 yıl aynı görevde kalıp önünüzü tıkayabilir. Yahut aynı görev için 10 kişi sıradadır. Böyle vakit kaybetmek istemiyorsanız, kariyerinizi düşünüyorsanız, pazara çıkmakta yarar var.

Yaptığınız iş size çok hafif geliyor
Öğrenmek, ilerlemek, tecrübe kazanmak için bu işe evet demiştiniz. Eh yıllar geçti, artık tamam, diyorsunuz. Göreceğimi gördüm, öğreneceğimi öğrendim, bir büyük vitese atmanın zamanıdır. Bu, özellikle çalışma hayatına yeni atılanlar için böyledir. Özellikle de size hâlâ stajyer yahut çömez muamelesi yapılıyorsa. Eğer aynı şirkette

Daha iyi bir imkan yoksa, baybay!
Daraldınız, nefes alamıyor gibisiniz
Yıllardır aynı şirket, aynı insanlar, rutin hale gelen aynı iş; heyecanınızı kaybettiniz. Tamam işi otomatiğe bağladınız, gözünü kapalı yapıyorsunuz ama, ‘Ya abi ben burada ne yapıyorum ya!’ tadına geldiniz. O zaman, sıkıntıdan patlamaktansa, ‘zaman öldüreceğim’ diye ağır ağır ölmektense, zorlanmayı göze alıp sektör değiştirmek, iş değiştirmek gerekir.

Başka işler öğrenmek istiyorsunuz
Yeni beceriler edinmek, yeni şeyler öğrenmek, yani mesleğinizde daha iyi olmak istiyorsunuz. Ama bulunduğunuz görev, şirketteki kariyer imkanları buna elvermiyor. O zaman başka bir ‘merdiven’e atlamak gerekebilir. Tabii gitmeden önce, yöneticinizle iyi bir kariyer pazarlığı yapmakta fayda var. Belki beklemediğiniz bir önerisi olur size!

Kendinize daha çok zaman istiyorsunuz
Evlendiniz yahut bir çocuğunuz oldu, özel hayatınıza daha çok vakit ayırmanız gerekti. Yahut, özel hayatınızda değişiklik yok, ama mesai çaktırmadan ağır ağır uzadıkça uzadı. İlk yapacağınız, zamanınızı daha iyi kullanmayı denemek. İşi zamanında bitirmek, bazı işleri evden yapmak vs. Ama olmadı, yetmedi. O zaman, şartlarınıza daha uygun bir iş bakacaksınız.

Piyasada sizin gibilere ihtiyaç var
İş değiştirmemek güvenli, rahattır ama bazen piyasa bastırır, sizi tahrik eder. Mesela CV’niz İK’cıların ilgisini çekiyorsa. Yahut ‘kelle avcıları’ devreye girdiyse. Önce hoşunuza gidiyor, sonra ‘Şartlar neymiş, bir bilelim’ filan diyorsunuz. Ola ki sonunda dayanamayıp ‘maceraya’ atılacaksınız. Aslında çok riskli de değil, demek ki profiliniz talebe cevap veriyor!

Size hayallerinizdeki iş teklif ediliyor
Ne zaman gideceğini bilmek kadar, nereye gittiğini bilmek de önemli. Bazen işinizden memnunken, hiç aklınızda yokken, bir teklifle hayatınız değişebilir. Bu durumda en zoru, acele karar verme gereğidir. Çünkü aslında gitmeye niyetiniz de yoktur, hazırlıksızsınızdır. Tabii sonunda, ‘niye gittim’ diye de ‘niye gitmedim’ diye de yanabilirsiniz!

Kaynak: www.haber7.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND