Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sıradışı bir kariyer öyküsü: müjdat gezen !

Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti. Ücretsiz sanat eğitimi.Sıradışı bir kariyer röpdrtajı okuyacaksınız !..

Sanatçı ’Müjdat Gezen’

Ünlü sanatçı Müjdat Gezen, çok kolay elde edilen şeylerin kıymeti olmadığını düşünüyor. Gezen’e göre yaşam ve meslek, her şeyden önce emek gerektiriyor. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti. Ücretsiz sanat eğitimi veren Sanat Okulu ve yaşlı sanatçılar için Sanatçılar evi kurdu. Sanat hayatı boyunca farklı düşünen, geleceğe yatırım yapan Müjdat Gezen, gençlerin hayatlarında başarılı olabilmeleri için fark yaratmaları gerektiğini vurguluyor. Ünlü sanatçı Müjdat Gezen, 15 yıldır faaliyette olan okulu ve yetiştirdiği öğrenciler sayesinde eğitimci kimliğiyle de ön planda. Sanatçıyla tiyatrodan sinemaya, öğrencileriyle ilişkilerinden başarı sırlarına birçok konuda sizler için konuştuk.

Müjdat Gezen Tiyatrosu geçtiğimiz sonbaharda perdelerini açtı. Ülkemizde özel tiyatrolar ne gibi sorunlar yaşıyor?Müjdat Gezen Tiyatrosu en büyük hayalimdi.Oyunlarımızı oynayacak salon bulamıyorduk artık kendi tiyatromuzun sahibiyiz, üç sahnemizi istediğimiz gibi değerlendiriyoruz. Tiyatromuzun çok yeni olmasına, yerimizin bilinmemesine rağmen sezonda kapalı gişe oynadığımız için de çok mutluyum. Geçmiş dönemlerde haftada 9 oyun oynardık ancak televizyonun yaygınlaşması tiyatroya talebi azalttı. Türk tiyatrosunda bugün çok ileri prodüksiyonlar olmasına rağmen haftada 3 oyun oynadığımızda kendimizi şanslı hissediyoruz. Bunun yanında televizyon dizi ve filmleriyle tiyatroculara iş imkanı doğdu. Özel tiyatroların sorunlarının sebebi ekonomik, gelirler giderleri karşılayacak düzeyde değil. Zor bir iş yapıyoruz, alkışlardan kazanıyoruz. Sponsor bulamadığımız zaman, başka alanlarda kazandıklarımızı tiyatro için harcıyoruz. Türk yazarları teşvik ettiğimiz sürece Türk tiyatrosunun gelişeceğine inanıyorum. Tiyatro izleyicinin zaman zaman tiyatroya ilgisi azalsa da Tiyatro sanatı, insanı insana, insanca anlatan sanat koludur. İnsan yok olmadıkça tiyatro da yok olmaz.

Televizyon izleyicisiyle tiyatro izleyicisinin farkı nedir sizce?Türkiye’de bir şeyi diğer birşeyden soyutlamayı doğru bulmuyorum. Televizyon, sinema, tiyatro seyircisini birbirinden soyutlamamakla beraber tiyatro seyircisini biraz daha entellektüel buluyorum. Televizyon zaten evinizde sizi bekliyor. Tiyatroya ise gidiliyor bir talep meselesi tiyatro.

Kimin oyuncu olması gerektiğiyle ilgili tartışmalar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?Tiyatro oyunculuğu eğitim, genel kültür, alt yapı istediğinden oyunculuğu geliştirir. Sinema ve televizyonda güzel fotoğraf vermek, biraz yönetmeni dinlemek yeterlidir. Sinema ve televizyon yönetmenin tekelindedir. Neticede hepsi oyunculuk, manksenlerin oyunculuk yapmasına karşı falan da değilim ama tiyatro ayrı bir alan.

Televizyon sektörünün oyunculuğa katkıda bulunduğu noktalar var mı?
Mesleğe yeni atılan gençler, ille de sanatçı olmak istiyorlarsa öncelikle eğitim almalılar. Yetenekleri müsade ediyorsa birisi bulur çıkartır onları. Mesela Osman Yağmur Dereli oyuncu olmak için kendisine başvuranlara Müjdat Gezen Eğitim Merkezi’nde eğitim al, öyle gel diyor. Dört sene olmasa bile bir sene aktör stüdyosunda veya akşam okullarında eğitim almalarını istiyor. Her hafta bir dizi yetiştirmek zorunda olan yapımcılar var. Acemi bir oyuncunun sete vereceği zarar ölçülemez, hem zaman hem de para kaybettirir.

Sanat hayatınız özel hayatınızı nasıl etkiliyor?
Benim işimde özel hayat diye birşey yok, üç okulda birden ders veriyorum. Televizyona program veya dizi yapıyorum, oyun, kitap çalışmalarım oluyor. Tiyatronun yönetimini yapınca başka birşeye vaktim kalmıyor. Yapacağım tüm işleri yazıyorum ve yazdıklarıma da uyuyorum, çok programlı, planlı biriyim. Zaten böyle olmasam bu kadar işin altından kalkmam zor olur. Her yıl Haziran ayının gelmesini dinlenmeyi bekliyorum.

Tiyatrocu olmasaydınız, hangi mesleği tercih ederdiniz?
Haksızlığa çok dayanamıyorum, adalet duygum ağır bastığı için avukat olmak. Öğretmeyi sevdiğim için de öğretmen olmak isterdim. Zaten yıllardır öğretmenlik yapıyorum. Oyunculuğun en güzel yanı olmak istediğiniz herşeyi olabilmek. İki kere avukat rolünde de oynadım.

Türkiye’de sanatçı olmak gerçekten zor, sizin karşılaştığınız güçlükler oldu mu?
Herkesin hayatında zorluklar var. Çok kolay elde edilenlerin pek de bir kıymeti yok. İnsanlar istediklerine ulaşmak için biraz emek vermeliler, hayat, meslek, sevgi, dostluklar emek ister. Bu emeği vermediğiniz zaman da erir giderler. Sıkıntısıyla, günahıyla sevabıyla mesleğimi çok sevdim, mesleğime emek verdim. O yüzden bunca yıldır bu mesleğin içindeyim.

Oyunculuk kariyerinizde mizah ağırlıklı projelerde yer aldınız. Mizah sizin tercihiniz miydi?
İlk oynadığım oyun, dramdı ve oyundaki herkes ağlıyordu. Oysa ben gülmeyi daha çok yakıştırıyorum insanlara. Ağlamak kadar insanca bir şey gülmek, hatta biraz daha öte. Üzülmek duygularla ilgili ama gülmek hem duygularla hem de zeka ile de ilgili. Benim zekaya büyük zaafım vardır. Sanırım bu yüzden de güldürmeyi seçtim.

En severek, etkilenerek oynadığınız karakter hangisidir?
Tiyatroda Sadık Şendil’ün yazdığı, 1968’de İstanbul Tiyatrosu’nda oynadığım “Çılgın Yenge” ile yine Sadık Şendil’in yazdığı “Kanlı Nigar”daki rollerimi çok severek oynadım. Filmlerden Orhan Kemal’in Bekçi Murtaza’daki rolümü çok severek oynadım.
Filmdeki performansımı İtalyan gazeteleri çok övdü, hatta Jack Nicholson Prizzi’nin Onuru adlı filmdeki rolüyle Oscar’a aday gösterildiğinde İtalyan gazeteler, Jack Nicholson’ı Müjdat Gezen’den sade oyunculuk öğrensin diye eleştirmişlerdi ancak sonradan Jack Nicholson ordaki rolüyle Oscar aldı.

Öğrenci seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Nitelikli öğrenciler seçmeye dikkat ediyoruz. Öğrencilerimin yetenekli, kişilikli, hayata bakış açısından üst düzeyde olmalarına özen gösteriyoruz. Her konservatuar gibi sınavlarımız var. 7 aşamayla öğrenci alıyoruz. Genel kültür sınavlarının dışında Psikolog Tülin Arman bizi yönlendiriyor, psikolojik bir test yapıyoruz. Çok başarılı bir test bugüne kadar hiç yanılmadık.

Gençlerin kariyer düşünceleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biz daha kısıtlı koşullarda yaşadık, gençler artık meslek seçimlerinde daha özgür.
Aslında herkes mutlu olduğu, olacağı mesleği seçsin diyorum ama baktığım zamanda bunun mümkün olmadığını da görüyorum. Üniversite koşulları, gereken puanın alınamaması gençlerin hayatını belirliyor. Sonradan mutsuz olunacağına başta bir kere başta mutsuz olsunlar diyorum, herkes istediği işi yapmak için gayret etsin. Dört defa bizim sınavlarımıza giren kendini geliştirerek ve dördüncüde kazanan var.
Nasıl bir öğretmensiniz? Siz konservatuardayken hangi hocalarınızı daha çok severdiniz?
Öğrencilerimle, öğretmen-öğrenci ilişkisinden çok usta-çırak ilişkisi kuruyorum. Biraz daha sert, disiplinli, kuralları olan hocalarımız var. Biraz daha yumuşağım bu konuda, meslektaş ilişkisi kurmayı tercih ediyorum. Sonuçta öğrencilerim benimle birkaç sene sonra aynı sahneyi paylaşacaklar, meslektaşım olacaklar. Bana bir şey öğreten bütün hocalarımı severdim. Ahmet Kutsi Tecer, Melih Cevdet Anday, Sabahattin Kudret Aksal gibi çok büyük, önemli hocalarla çalıştım.

Sizce başarılı olmanın sırrı nedir?
Bu meslekte yetenek ön planda, eğitim almak ve fark yaratabilmek, yapılmayanı yapabilmek önemli. Yapılan birşeyi yeniden yapmanın topluma veya bu mesleğe tuğla koyacağı inancını taşımıyorum. Öğrencilerimin yapılmamış, denenememiş şeyleri denemelerini çok istiyorum. Çıkış noktaları aramalı, Türk tarzı bir oyunculuğun gelişmesi için emek vermeliler.

Birçok tiyatro, sinema ve televizyon filminde rol aldınız. Aralarında nasıl bir ayrım görüyorsunuz?
Oyuncuyum, sinemada, tiyatroda, dizilerde hatta reklam filmlerinde oynuyorum. Çok kafama yatmayan projelerde yer almıyorum. Artık dizi çekmek istemiyorum çünkü haftada dört gün çekimi, bir günde dublajı sürdüğü için dizi çok zamanımı alıyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezleri’nde ders vermek, Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümünü yönetmek, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro yönetimi ve provalarının hepsini birden yapmam zor oluyor.

Geleceğe yönelik projeleriniz nelerdir?
Önümüzdeki sezon için iki oyun üst sahnede, iki oyun da alt sahnede oynanacak. Savaş Dinçer sahnesinde de Savaş Dinçer iki oyun yazıp yönetecek. Uzun metrajda oynamayı da seviyorum, Eylül ayında bir film projesinde yer alacağım, Sefa Ünal’ın çekeceği filmde Türkan Şoray’la oynayacağız.

Müjdat Gezen Biyografi: Müjdat Gezen, 29 Ekim 1943 yılında İstanbul Fatih’te dünyaya geldi. Tiyatro sahnesine ilk kez öğretmeninin ısrarıyla 1953 yılında ilkokul piyesine çıktı. Aynı yıl Doğan Kardeş çocuk dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü’nde mikrofonla tanıştı. 1956-57 yıllarında çeşitli amatör tiyatro topluluklarında rol aldı. 1960 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda profesyonel oyunculuğa adım attı. 1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne girdi. 1962 yılında ilk filmini çevirdi ve 1963 yılında ilk özel tiyatro çalışmasını yaptı. Münir Özkul ve Muammer Karaca Tiyatrolarına girdi, 1963-64 yıllarında sanat dergilerinde şiirleri çıktı. 1966 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’na girdi, 1967 yılında arkadaşlarıyla birlikte Halk Oyuncularını kurdu. 1968 yılında ilk kez kendi özel tiyatrosunu açtı ve aynı sezon İstanbul Tiyatrosu’nda çalıştı. 1970 yılında sahne, film, TV çalışmalarında bulundu. Aynı yıl kızı Elif dünyaya geldi. İlk kitabını 1975 yılında yayınlandı. Yayınlanmış 38 kitabı var ve bunlardan 9 tanesi okullarda yardımcı ders kitabı olarak okutuluyor. 1982 yılında bir yayınevi kurdu, yine aynı yıl İstanbul B.Konservatuvarı’nda öğretmenlik yaptı. İ.Ü. Devlet Konservatuvarı’nda Türk Tiyatrosu öğretmenliği yaparken yazar arkadaşı Kandemir Konduk’la birlikte “Güldürü Üretim Merkezi”ni kurdu ve büyük gazetelerde mizah sayfası yönetti. 1991 yılında MSM’(Müjdat Gezeb Sanat Merkezi)yi kurdu. 1992 yılında “MSM Ormanı”nı kurdu. 1995 yılında Hamlet Efendi adlı oyunu ödül aldı ve Devlet Tiyatroları’nda oynandı. 1996-98 Cumhuriyet gazetesinde yazadı ve 1997 Devlet Tiyatroları’nda oyun yönetti, “Babam” adlı oyunu ile ödül aldı. 1998 yılında ilk kez adını taşıyan tiyatrosunu, 2001 yılında MSM Huzurevi’ni kurdu. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV. skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti. Yirmibeş’den fazla oyun, sekiz sinema filmi ve beş TV dizisi yönetmenliği yaptı. Müjdat Gezen; Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde ve Kadir Has Üniversitesi Tiyatro bölümünde Bölüm Başkanlığı görevini yürütüyor, dersler veriyor. Sinemada, tiyatroda, dizilerde ve reklam filmlerinde yer alıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND