Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Şifreli kopya ihtimal mi, gerçek mi?

YGS’de şifreli kopya iddiaları sonrasında başlayan tartışmalar devam ediyor. ÖSYM’nin yaptığı açıklama da zihinlerdeki soru işaretlerini tüketmeye yetmedi. Gazeteci Abbas Güçlü, ÖSYM’nin açıklamasındaki açıklara dikkat çekerek yeni iddiaları gündeme getirdi.

Milliyet Gazetesi yazarı Abbas Güçlü, YGS sınavında sorulara şifre eklendiği yönündeki iddialarla ilgili ÖSYM’nin yaptığı açıklamayı değerlendirdi.

Neden inandırıcı değil?

YGS’ye yönelik şifreleme iddiası, sınava hazırlanan milyonlarca adayın moralini altüst etti. ÖSYM yaptığı yazılı açıklamada, şifreleme konusuna hiç girmeden, söz konusu kitapçığın sadece medyaya verildiğini iddia ederken, adaylar, veliler ve bilgisayar uzmanlarından gelen mailler, yeni iddiaları gündeme getirdi…

Bilgisayar yazılım uzmanları, ÖSYM’nin aksine, medyaya verilen ayrıca ÖSYM’nin internet sitesinde yayımlanan soruları ve cevap anahtarına bakıldığında, tesadüflerin değil, kesinlikle bir şifrelemenin olduğu iddiasındalar. Çünkü 40 soruda 8 sorunun üzerinde bir doğru cevap söz konusu ise istatistiksel açıdan bakıldığında ortada mutlaka bir şifreleme olduğu inancındalar.

Peki, şifreleme varsa, bu şifreleme 1 milyon 700 bin soru kitapçığından kaçına uygulandı? Daha da önemlisi bu şifre kimlere sızdırıldı ya da verildi. Eğitim sendikaları ve adayların özellikle merak ettiği soru bu!

ÖSYM’nin çelişkisi

ÖSYM dün yaptığı açıklamada kendi kendisiyle çelişti. Açıklamanın başında, basına verilen kopyada doğru cevap sabit tutularak, yanlış seçeneklerin yeri değiştirildiği belirtilirken, açıklamanın sonunda, doğru cevap da dahil tüm seçeneklerin yerinin değiştirildiği söyleniyor. İşte açıklamadan iki bölüm, gelin de işin içinden siz çıkın:

“Basında ’YGS’de Gizli Şifre” başlığı ile yer alan kitapçık, ÖSYM’nin sınav sonrasında basına vermek ve internet sitesinden duyurmak üzere hazırlanmış, ana soru kitapçığından türetilmiş, tek bir soru kitapçığıdır. Bu soru kitapçığının herhangi bir adaya verilmesi söz konusu olmadığından, doğru cevabın bulunduğu yer değiştirilmeden sadece yanlış cevap seçeneklerinin yerleri değiştirilmiştir.”

“…Her sorunun doğru cevabı da her bir adayın soru kitapçığında yine rastgele biçimde bir şıka atanmaktadır. Madde analizine imkân tanımak üzere yanlış seçeneklerin de yerleri değiştirilmektedir.”

İstatiksel olarak mümkün mü?

Şans faktörü elbette her zaman için mümkün ama YGS benzeri sınavlarda şans faktörünün çok düşük olduğu zaten bizzat ÖSYM başkanları tarafından açıklanıyor. Yani kurayla ya da yazı tura atarak sınav kazanmak mümkün değil. Hele hele 40 soruluk bir sınavda şans faktörü ile 30 soruyu doğru tutturmak milyarda bir ihtimal bile değil deniliyor. İşte bu konudaki yorumlardan bazıları:

“Sayın Güçlü,
Aşağıdaki tablo Binom dağılımıyla elde edilmiştir. Ölçme ve Değerlendirmede şans faktörünü bu dağılımla hesaplarız.
Tablo, YGS’deki seçeneklerin şıklara rastgele dağıtıldığı kabul edilerek hesaplanmıştır.
Bu kabul altında, 40 sorudan “en az n tanesini” doğru tespit edecek bir şifre üretme ihtimali ilgili sütunda görülmektedir.
Örneğin, bir kişi çıkıp 40 sorudan 8’inin cevabını doğru veren bir şifre bulduğunu iddia etse, bu kişiye şıkların tesadüfen dağıtılması altında bile en az 8 soruyu doğru verecek bir şifre uydurulması ihtimalinin yaklaşık yüzde 40 olduğu, dolayısıyla kişinin iddiasının dikkate değer olmadığı söylenebilir.
Sizin yayımladığınız şifre 23 soruda doğru cevabı belirliyor. Böyle sonuç veren bir şifrenin uyduruk olma ihtimali, tabloda da görüleceği gibi 10 trilyonda 352’dir. (Yaklaşık 25 milyonda 1).
Yani, YGS’de şıklar rastgele dağıtıldıysa, 40’ta 23 doğru cevap yakalayacak bir şifrenin uydurulmuş olma ihtimali 25 milyonda birdir, yani neredeyse sıfırdır.
Dolayısıyla, YGS’de şıklar, ÖSYM’nin açıkladığı gibi rasgele de koyulmuş olabilir ama bunun doğru olma ihtimali 25 milyonda birdir.
Dahası, tutun ki bu sadece, ÖSYM’nin basına verdiği kitapçıkta var. Bu durumda bile ÖSYM, 25 milyonda 1 görülebilecek böyle bir durumu nasıl ürettiğini açıklamalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin H. YILDIRIM
Abant İzzet Baysal Üniversitesi

Hangi şartlarda hile sayılır?

“Merhaba Abbas Bey,
YGS şifresi ile ilgili bir konuya dikkatinizi çekmek isterim. Şıkların sıralanabilir (sayı gibi) olduğu, 5 şıklı çoktan seçmeli bir soruda, eğer şıkların sıralaması rastgele üretilmişse, doğru şık ile o şıkkın sıralamadaki yerinin çakışma ihtimali yüzde 20’dir.
Dolayısı ile sıralanabilir şıklara sahip, 5 şıklı bir testte soruların yüzde 20’sinde doğru yanıt ile sıralamadaki yeri çakışacaktır.
Eğer iddiaya söz konusu sorular yüzde 20 civarında ise sorun yok demektir. Bundan anlamlı bir fark varsa, şıklar rastgele üretilmemiş demektir. O zaman bir hileden bahsedebiliriz. Bakılması gereken, çakışmanın yüzde 20’den ne kadar farklı olduğudur.
Prof. Dr. Ercan Solak
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü
Işık Üniversitesi”

Derhal el koyulsun

“Böyle bir pattern programı yazmak çok kolay, sonuçlara baktığımda programlamayla ilgili uğraşan bir mühendis olarak böyle bir olaya ’tesadüf’ denemeyeceğini görüyorum. Genelde bu tip programlarda kullanılan ’randomization’ hiçbir şekilde kullanılmamış.
Eğer bir soruşturma açılacaksa programlara derhal el konulmalı, programlardan da önemlisi executable file’lara el konulmalıdır. Bu programlara ne zamanlarda access edildiğine bakılmalıdır. Çok yazık, söylenecek hiçbir şey bulamıyorum.
Dr. Burak Özer”

Yargıya başvuracağım
“Sayın Abbas Güçlü,
Oğlu YGS sınavına girmiş bir veliyim. Bir elektronik mühendisi gözüyle durumu inceledim ve sizle paylaşmak istedim. Siz televizyonda çok net bir şekilde açıklamalar yapıyorsunuz, bu bulguları da çok iyi değerlendireceğinize eminim.

1) Soruların basın kopyasına malum algoritma uygulandığında yalnız cevaplara bakılarak doğru şık belirlenebiliyor. Olasılıktan bahsetmeye gerek yok.
2) Ben 2009 ve 2010 kitapçıklarını inceledim. Bunlarda cevap şıkları büyükten küçüğe sıralandığı için böyle bir algoritmanın çalıştırılması mümkün değil. En azından ben incelediğim kısımlarda bunu göremedim. Bu televizyonlarda soruluyor ama cevap şıklarının sıralama mantığı 2011’de değişti.
3) Bu durumun yalnız basın kopyasında oluştuğunu kanıtlamak için 1.7 milyon kitapçığın hiçbirinde bu ya da benzer bir algoritmanın mevcut olmadığını ispatlamak gerekir. Bunun için de bu kitapçıkların tamamına ilişkin soru-cevap verileri bir istatistik programına girilip, analiz yapılmalıdır. Sizin de vurguladığınız gibi bu işlem tarafsız üniversite öğretim üyelerinden oluşan bir istatistik uzmanlık ekibince gerçekleştirilmelidir.
4) Şu an için, basın kitapçığında yer alan dizilişten farklı dizilişe sahip en az bir soru kitapçığı oluşturabiliyorsak, ÖSYM ne derse desin, şüpheli bir durum var demektir. Ben en az bir değil daha fazla oluşturulabildiğini gördüm ama size aşağıdaki örnekte nasıl olabileceğini göstereyim:

Basın kitapçığında MAT-1 sorusunda cevapların dizilişi:
A) 8 B) 10 C) 6 D) 4 E) 2
Algoritmayı uyguladığımızda doğru cevap C şıkkı (6) oluyor.
Başka bir kitapçıkta diziliş şöyle olsun:
A) 10 B) 8 C) 4 D) 2 E) 6
Algoritma uygulandığında doğru cevabın E şıkkı (6) olduğunu buluyoruz.

Soruların da yerlerini değiştirerek ve algoritmadaki koşulları farklı şekilde uygulayarak tamamen kişiye özel bir kitapçık oluşturmak mümkün.

5) Basın kopyasında bu durumun kasıtsız olması senaryolarını da inceledim. Ama şifreleme konusunu bilen bir elektronik mühendisi olarak şunu söyleyebilirim. Kasıtsız olma senaryosu şifrelemenin tek bir koşulu olması durumunda geçerlidir. Örneğin doğru şıkkı bulma algoritması yalnız “küçükten büyüğe sırala-çakışanı seç” şeklinde olsaydı bir kasıtsız olma senaryosu mevcuttu. Ancak burada, algoritma uygulandığında, farklı sonuçlar için farklı karar verme kurallarının olduğu görülüyor ve bu kurallar ilgili tüm sorularda doğru cevabı bulmamızı sağlıyor. İşte bu insan aklının bu işe bilinçli bir şekilde müdahale ettiğinin göstergesi.

Abbas Bey,
Ben savcılık şikâyet dilekçemi hazırladım. Yarın yapılacak açıklamayı bekleyeceğim ama sizin de tahmin ettiğiniz gibi tatmin edici bir açıklama yapılamayacaktır. Savcılık kendiliğinden harekete geçmezse ben üzerime düşeni yapacağım.

İşin idari ve teknik yönetim boyutunda incelenmesi sırasında sorulması gereken sorular ve üzerine gidilmesi gereken personel de var. Örneğin; yazılımda algoritma değişikliğinin hangi elemanlar tarafından en son hangi tarihte yapıldığı sorgulanabilir. Bu değişiklikten önce ve sonraki yazılım sürümlerinin kaynak kodları tarafsız yazılım uzmanlarınca karşılaştırmalı olarak değerlendirilebilir. BT birimlerinde, bu işlemler için ayrılmış bilgisayarlara kim, ne zaman giriş yapmış, hangi, işlemleri gerçekleştirmiş, log kayıtlarına bakılarak incelenebilir. Bu kayıtlarda yetkisiz bir silme, vb işlem yapılıp yapılmadığı, bellek donanımları incelenerek ortaya çıkarılabilir. Bunlar içinde en önemlisi ilgili personelin bilgisine ve erişim kayıtlarına başvurulması olacaktır.”
Saygılarımla. Mehmet Zaim”

Adaylar da veliler de şaşkın!

Sınava giren adaylar, veliler ve konunun uzmanı öğretmenlerden dün binlerce mail geldi. Gelmeye de devam ediyor. Hemen herkes yeni bir ÖSYM skandalının olduğuna inanmak istemiyor. Çünkü artık çok yoruldular. Yeni bir sınav ihtimali bile morallerini altüst etmeye yetiyor da artıyor.
İşte bu maillerden bazıları:

Bu kadar tesadüf olamaz

“Yazınızı okur okumaz hemen ÖSYM sayfasından matematik sorularına bu şifreyi uyguladım. İnanamayarak gördüm ki şifre çalışıyor. Bu şifre ile sınav sıralamalarını değiştirecek çok ciddi matematik netleri çıkarılıyor. Ortada şifre olduğu kesin ve bu bir tesadüf olamaz. Eğer şifre yalnızca ÖSYM soru-cevap hazırlama teknolojisi için geliştirildiyse sorun yok. Fakat şifre dışarıya sızdırılıp birilerinin eline geçip sınavda kullanıldı ise durum çok vahimdir. Temel matematik bilgisi dahi olmadan çok iyi üniversitelerin ve bölümlerin kapısını açabilecek bu şifre inşallah sınavda birilerine kullandırılmamıştır. Eğer yapıldı ise bu haksızlığa uğrayan, geleceği çalınmış yüz binlerce öğrenci demektir. Sınavın iptal edilip sorumlularının görevden alınıp yargılanması gerekir. Nihat NAKİBOĞLU”

Benim kitapçığım da aynıydı

“ÖSYM tarafından yapılan açıklamada, basına dağıtılan soru ve cevapların adaylara verilmediği, sadece kitapçığın basına dağıtılan şeklinde böyle bir durumun olduğu söyleniyor. Şunu çok kesin ve net söyleyebilirim ki ÖSYM’nin basına dağıttığı kitapçık, sınav sırasında bana dağıtılan kitapçığın aynısıydı. Türkçe sorularının cevap yerleri daha dün gibi aklımda ve basına dağıtılan kitapçığın benim kitapçığım olduğundan adım gibi eminim…”

Doğru cevap aynı

“Milliyet’teki yazınıza karşılık ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, şifreleme tüm kitapçıklara uyuyor. Çünkü yazının ilk paragrafında şöyle bir açıklama var: ’Bu soru kitapçığının herhangi bir adaya verilmesi söz konusu olmadığından, doğru cevabın bulunduğu yer değiştirilmeden sadece yanlış cevap seçeneklerinin yerleri değiştirilmiştir’ yani doğru seçenek gene aynı şıkta. O zaman şifreleme tüm kitapçıklara uyar. Yani sınav kesinlikle ve kesinlikle iptal edilmelidir.”

Güvenlik önlemleri

ÖSYM, bu yıl öylesine sıkı güvenlik önlemleri uyguluyor ki, altına eden adayları bile tuvalete göndermiyor. Küpelerden alyansa, tokadan saatlere kadar hiçbir aksesuarı sınav salonlarına sokmadı. Şimdi tüm bu önlemleri, bir “kandırmaca” olarak nitelendirenler var. İşte bu yüzden bu konuda ciddi anlamda bir soruşturma açılmalı ve kamuoyu ikna edilmelidir. Ama bu soruşturma KPSS’de olduğu gibi “unutturulmaya” ve “üzeri kapatılmaya” yönelik değil, tüm iddialara yanıt verecek şekilde olmalıdır.Hem de hemen ve YÖK’ün, ÖSYM’nin dışında, güvenirliği su götürmeyen kurumlar ya da kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir. Yoksa bu şaibe, devlete olan güveninin iyice yitirilmesine neden olur ki, buna da kimsenin hakkı yoktur…

Özetin özeti: Bu tartışma daha çok su kaldırır…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND