Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Siber saldırılardan korunmanın yolları

Hayatımızın temel parçalarından biri haline gelen internet aynı zamanda ürkütücü ve tehlikeli bir ortam. Siber casusluk ve kimlik hırsızlığı, hacker’ların bilgisayarlarımıza siber saldırılar düzenleyerek şahsi bilgilerimizi çalması olasılığı…. İşte siber saldırılardan korunmanın 10 yolu…

Hayatımızın temel parçalarından biri haline gelen internet aynı zamanda  ürkütücü ve tehlikeli bir ortam.  Siber casusluk ve kimlik hırsızlığı, hacker’ların bilgisayarlarımıza siber saldırılar düzenleyerek şahsi bilgilerimizi çalması olasılığı…. İşte siber saldırılardan korunmanın 10 yolu…

İnternette Kendinizi Korumanın 10 Yolu

İnternetin hayatımızın temel parçalarından biri haline geldiğine hiç şüphe yok. Ancak birçoğumuz internetin aslında ürkütücü ve tehlikeli bir ortam olduğunun da farkında. Siber casusluk ve kimlik hırsızlığı, hacker’ların bilgisayarlarımıza siber saldırılar düzenleyerek şahsi bilgilerimizi çalması olasılığı, hepimizin korkulu rüyası.

Avrupa bankalarından bir milyar dolara yakın miktarda para çalan hackerlar ve Rusya, Hindistan, Çin, İran başta olmak üzere birçok ülkede milyonlarca harddisk’e kalıcı olarak gizlice yerleştirilen casus yazılım programlarıyla ilgili haberler gündemi işgal ediyor, internet kullanıcıları arasında korkuya neden oluyor. Başkan Barack Obama da kısa süre önce California’da katıldığı bir zirve toplantısında yaptığı açıklamada, son derece hayati önem taşıyan siber güvenliğin hükümetlerden şirketlere ve bireylere herkesin sorumluluğu olduğunu belirtmişti.

Peki bizler son derece sofistike becerilere sahip hacker’lara ya da siber savaşa giren ülkelere karşı nasıl mücadele edebiliriz? Bu sorunun yanıtı, ne yazık ki ‘hayır, mücadele edemeyiz’dir. Eğer bir hükümet ya da hacker bilgisayarınıza girmek isterse, girer, bunun kaçarı yoktur. Ancak bazı önlemler alarak hackerların işini zorlaştırmak, bizim elimizde. ‘Siber temizlik’ yapmak, internette kendimizi bir nebze de olsa güvence altına almak için çok önemli. İşte bu temizliği yapmanın yolları:

Zor bir şifre oluşturun: Bilin bakalım geçen yıl internet kullanıcıları arasında en popüler şifre ne? En popüler şifre, ‘şifre,’ derseniz pek de yanılmış olmazsınız. Şifre uygulamaları üreten SplashData şirketi, her yıl ‘yılın en kötü şifreleri’ni açıklayan bşr rapor yayınlıyor. Bu listeye göre geçen yıl en çok kullanılan, hack edilmeye en yatkın, en kötü şifre, ‘şifre’ kelimesinin İngilizce karşılığı olan ‘password’dü. SplashData’ya göre listenin ikinci sırasında ‘123456’ var. İnternet güvenliğinizi sağlamak için hiçbir şey yapmasanız bile şifrenizi zorlaştırın, kimsenin tahmin edemeyeceği hale getirin. En az sekiz karakter kullanın, büyük ve küçük harfleri, sembolleri ve rakamları karıştırın. Ve kesinlikle kedi ya da köpeğinizin, gittiğiniz okulların ya da sevgilinizin adını şifre olarak kullanmayın.

Şifrenizi sık sık değiştirin:  Birçoğumuzun en çok düştüğü hatalardan biri tek bir şifteyi birkaç hesapta birden kullanmak ya da şifremizi aylarca, hatta yıllarca hiç değiştirmemek. Zor bir şifre yaratmak başlıbaşına bir iş! Bunu hepimiz biliyoruz. Ve böyle bir şifreyi sık sık değiştirmek daha da zor bir iş. Ancak internet güvenliği için bunu yapmaya kesinlikle değer. Unutmayın, ne kadar zor olursa olsun, kırılamayacak şifre yoktur. Bu nedenle sık değişiklik yapmak şart.

Ön belleğinizi sık sık temizleyin: Bu öneri, evde ve işte kullandığınız bilgisayarlar, ara sıra kullandığınız arkadaşınızın tablet bilgisayarı gibi tüm cihazlar için geçerli. Firefox ya da Chrome gibi bir tarayıcıları kullandığınız zaman bu tarayıcılar hangi sitelere girdiğinizin, bu sitelerde neler yaptığınızın hesabını tutuyor. Girdiğiniz her site, internetten indirdiğiniz ya da internete yüklediğiniz her şey bu ön bellekte günlerce, hatta haftalarca listeleniyor. Başkalarının bu ön belleğe erişim sağlaması ve internetteki faaliyetlerinizin ayrıntılı dökümünü çalması son derece kolay. Bu nedenle arama motorlarında iz bırakmamak için gereken ayarları yapmak ya da işiniz bitince izlerinizi yok etmek son derece önemli.

Ücretsiz Wi-Fi hizmetlerini kullanmayın: Kafelerin, restoranların, barların, mağazaların ve kamuya açık başka yerlerin sunduğu ‘ücretsiz wi-fi’ hizmetinin hepimize cazip geldiği, yadsınmaz bir gerçek. Ancak unutmayalım ki ücretsiz wi-fi aynı zamanda güvenliksiz wi-fi anlamına geliyor.  Çok ihtiyacınız olmadığı sürece ücretsiz wi-fi hizmetlerinden olabildiğince uzak durun.

HTTPS’yi kullanın: HTTPS, HTTP’nin farklı bir türü. ‘S,’ ‘secure’ yani güvenli anlamına geliyor. Bu da internetteyken ek güvenlik katmanı ya da kriptolama sağlıyor. İnternet kullanıcıları ve HTTPS destekli internet siteleri arasındaki iletişim, kriptolu olarak gerçekleşiyor. HTTPS ayrıca sahte ve şüpheli siteleri de orijinallerinden ayırt edebiliyor.

Flash sürücüleri kullanırken dikkatli olun: Flash sürücüler, çok fazla veriyi taşıyacak kapasiteye sahip. Bu sürücüleri farklı plarformlarda kullanmak da büyük kolaylık sağlıyor. Ancak flash sürücüler, virüslerin yayılmasına ya da kötü amaçlı yazılımların sizin haberiniz olmadan bilgisayarınıza yerleşmesine de yol açabiliyor. Bu nedenle herhangibir flash sürücüyü bilgisayarınıza takmadan önce sürücünün kimlerin elinden geçtiğini iyi düşünün.

Tıkladığınız yere dikkat edin: Bazen hiçbir şüphe uyandırmayan internet sitelerinden gelen elektronik postalar, bilgisayarınızın hacklenmesi için gereken herşeyi içerebiliyor. Bu nedenle beklenmedik bir zamanda elektronik postayla bir dosya aldığınızda, konu başlığı ‘bak bunu çok seveceksin’ gibi gayet cazip sözcükler içerse de kesinlikle bu dosyaları açmayın.

Kamuya açık bilgisayarları kullanmayın: Evinde bilgisayarı ya da internet erişimi olmayanlar için bu, zor bir seçenek çünkü bu kişiler için internet kafeler, hala en popüler yerler. Ancak bir bilgisayar ne kadar çok kişi tarafından kullanılırsa bu bilgisayara virüs ya da elektronik posta hesapları gibi şahsi hesaplarınıza giren kötü amaçlı yazılım bulaşma olasılığı o kadar artar. Kimi kullanıcılar, internet kafelere giderken Tor ya da Psiphon gibi kişinin gizlililk ve güvenliğini sağlayarak internette hesaplarına girmesini ve gezinti yapmasını mümkün kılan yazılımları da flash sürücülerinde yanlarında götürüyor. Ancak bunlar bile kamuya açık bilgisayarlarda tam güvenlik sağlamıyor.

Anti virüs programı kullanın: Piyasada Kaspersky’den Norton’a, TrendMicro’ya, bazıları ücretsiz bazılarıysa ücretli olan çok sayıda anti virüs yazılımı bulunuyor. Bu yazılımlar, geniş kapsamlı koruma sağlıyor. Bu şekilde hacker’lara karşı profesyonel yardım almış oluyor ve her zaman hacker’ların bir adım önünde ilerliyorsunuz.

İzinizi belli etmemeye çalışın: Web siteleri, çerezler sayesinde hepimizin internette nerelere girip çıktığını çok iyi takip ediyor. Örneğin favori mağazanızın internet sitesinin istediğiniz ürünü çıkarıp karşınıza koyarak sizi hayretler içinde bırakması, işte bu çerezlerin marifeti. Her tarayıcı, ayarlar bölümünde, çerezleri silme tercihini yapmanızı sağlıyor. Ancak şunu unutmayın ki birçok internet sitesi, çerez kullanmayı kabul etmeyenlere hizmeti sınırlı tutuyor. Eğer Google gibi attığınız her adımı, aldığınız her soluğu takip eden bir arama motoruna bir alternatif arıyorsanız DuckDuckGo.com’a bir şans verebilirsiniz. DuckDuckGo.com, kullanıcıların kişisel gizliliğini koruma üzerine kurulu bir arama motoru.

Bu 10 öneri, internette daha güvenli bir biçimde işlem yapmanıza ve gezinmenize yardımcı olacaktır. Ancak her ne kadar önlem alırsak alalım, bilgisayarımızı hackleme hedefini aklına takmış becerikli hackerlardan kaçmanın hiç de kolay olmayacağını da akıldan çıkarmamakta fayda var.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND