Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sezen aksu diyeti: diyet yapmadan diyet!

Yazının başlığı şaşırtmasın, Sezen Aksu gerçekten diyet yapmıyor! Kilo veriyor, form tutuyor ama kesinlikle özel bir diyet yapmıyor. Ne yaptığını doktoru Osman Müftüoğlu yazdı…

Sezen Aksu diyet yapmıyor

Yazının başlığı şaşırtmasın, Sezen Aksu gerçekten diyet yapmıyor! Kilo veriyor, form tutuyor ama kesinlikle özel bir diyet yapmıyor.

Ne kalorileri sayıyor, ne de özel besinlerden oluşan bir yeme-içme planı uyguluyor. Anlayacağınız Sezen’in beslenme planının iç karartan “kibrit kutusu kadar beyaz peynir, ince bir dilim ekmek, iki dilim domates” üçlemesiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Sezen Aksu yiyerek zayıflıyor! İstediğini istediği zaman yiyor, içiyor. Ama bir farkla! Neredeyse bir yıldır, sağlığına hiçbir fayda sağlamayan lüzumsuz kalorilerden (tatlılar, şekerlemeler, yağlı-unlu besinler) uzak duruyor. Her gün egzersiz yapıyor. Diyet takıntısına hiç ama hiç bulaşmadan keyifli ve mutlu bir yaşam sürerek form kazanıyor. Sezen Aksu başarısını üç şeye borçlu: Doğru beslenmeyi öğrenmesi, düzenli egzersizin önemini keşfetmesi ve hayatını tam bir detoks süreci haline getirmesi. Bu yazıda, programının püf noktalarını açıkladığımız “Sezen Aksu mucizesi” baharda form tutmak isteyenlerin işine yarayabilir.

İMKANSIZI BAŞARDI!

Sezen Aksu, geçirdiği o çok önemli sağlık sorununu yenmede doğru beslenmenin önemli bir faktör olduğunu beş yıl evvel keşfetmişti. Kendisine aktardığımız beslenme önerilerini müthiş bir inat, dikkat ve azimle daha o zaman uygulamaya koymuştu. Bu önerileri bir zorunluluk gibi değil, bir keyif gibi algıladı ve uyguladı. Balık ve diğer deniz ürünlerini, ızgara şeklinde, öğle ve akşam yemeklerinin vazgeçilmezi yaptı. Sebzelerden akıllıca yararlandı (zaten katıksız bir Akdenizlidir, sofrasında sebze yemekleri, zeytinyağlılar, salatalar hep vardır). Tam tahıl ve/veya bakliyat ile yapılmış yiyecekleri akıllıca tüketti. Hiç aç kalmadı. Öğün atlamadı. Sık ve az yeme konusunda hassas davrandı. Karnını asla tıka basa doyurmadı. Sofradan biraz aç kalkmayı, tabağını daha az doldurmayı, porsiyonlarını ufaltmayı asla unutmadı. Ara öğünlerde tercihi ceviz oldu. Üç dört ceviz, bazen yağsız yoğurt, bazen de meyveyle yetindi. Neredeyse günde 6-7 kez beslendi. Kısacası Sezen Aksu yeme yasağı getiren bir diyet yapmadı, yapmıyor. Anlayacağınız o “yiyerek zayıflıyor.”

PİLATES VE POWER-PLATE

Sezen Aksu’nun ikinci keşfi, düzenli egzersizin en az beslenme kadar önemli olduğuydu. Aslında, egzersiz mucizesinin son altı yılda farkına iyice varmıştı. Öyle ki, evinde küçük ama profesyonel bir egzersiz stüdyosu oluşturdu. Bir masa tenisi ve yüzme tutkunu olduğu biliniyor. Çengelköy’de yaptığı sabah yürüyüşleri de neredeyse bir Sezen klasiğidir. Birkaç yıldır bu aktivitelerine iki önemli şeyi daha ekledi: Pilates ve Power-plate!

Pilates otuz yıldır bilinen bir egzersiz türü. Bazı sağlık sorunlarından kurtulmak isteyen mucidi, bu yöntemi özellikle kaslarına elastikiyet kazandırmak için yaptığı araştırmalar esnasında bulmuştu. 1990’lı yıllarda pilates yeniden keşfedildi. Özellikle Amerikalı egzersiz uzmanlarının gözdesi haline geldi. Ben de bacak, karın, sırt ve bel kaslarını güçlendirmede, bu kaslara uzunlamasına esneklik ve form vermede pilates kadar etkili çok az egzersiz olduğu kanaatindeyim.

Sezen’in kuşing hastalığı döneminde kazandığı yağ topaklarından ve kas zafiyetinden kurtulması için en etkili egzersiz aracının pilates olacağına üç yıl önce birlikte karar verdik. O her işe başlarken yaptığı gibi -benim anlattıklarımla yetinmemesi gerekiyordu- önce pilates egzersizleri hakkında ciddi bir araştırma sürecine girdi. Kitaplar, kasetler, CD’ler getirtti. Konunun uzmanlarıyla görüştü. Kısa sürede neredeyse bir pilates uzmanı haline gelmişti.

PİLATES SAYESİNDENE YAPIYOR?

Evine profesyonel bir pilates stüdyosu kurdu. Her gün neredeyse bir saate yakın zamanını pilatese ayırdı. Pilates yaktırdığı kalorilerden çok, kazandırdığı hoş hatlar ve figürler nedeniyle, ayrıca denge üzerine olan katkılarıyla Sezen’in form tutmasında en etkili araçlardan biri haline geldi. Öyle görülüyor ki, Avrupa ve ABD’de “Madonna’nın egzersizi” diye bilinen pilates, Türkiye’de “Sezen Aksu’nun Form Mucizesi” olarak anılacak.

Sezen Aksu’nun egzersiz yolculuğu sadece pilatesle de sınırlı değil. O hálá düzenli olarak yürüyor. Masa tenisi oynuyor. Fırsat buldukça yüzüyor. Son aylarda power-plate olarak bilinen cihazdan da faydalanıyor. Kısacası hem yağ yaktıran egzersizlerden, hem de kas gücünü artıran ve ona elastikiyet kazandıran aktivitelerden yararlanıyor. Özetle, Sezen’in sadece mükemmel bir beslenme planı değil, etkili bir egzersiz planı da var.

BEKLEYİN GÖRECEKSİNİZ!

Bana kalırsa Sezen Aksu’nun son bir keşfi daha var. Sezen bu süreçlerle detoksu ustaca birleştiriyor. Son zamanlarda sadece bedensel değil, tam bir ruhsal detoks süreci de yaşıyor. “Hocam, Sezen’in yaptıkları zaten doğal bir total-detoks süreci değil mi?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Onu yakından tanıyan biri olarak “Sezen Aksu’nun bundan sonrası için farklı, hem de çok farklı bir yolculuk sürecine girdiğini” düşünüyorum. Son beş yılda yaşadıklarına, verdiği sağlık mücadelesine, üretme sancılarına yakından tanıklık eden bir dostu olarak önümüzdeki günlerde Sezen’i gördükçe daha da şaşıracağınızı size şimdiden duyurmak istiyorum.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den öğrendiğim bir deyimi burada kullanmanın tam zamanıdır: “Bekleyin, turpun büyüğü heybede!” Bekleyin! Sezen Aksu sizi şaşırtmaya devam edecek. Sağlığın, huzurun, keyfin bol olsun sevgili Sezen.

MİNİK SERÇE İYİCE HAFİFLEDİ!

Sezen Aksu’nun uyguladığı beslenme planının mantığı iyi karbonhidratlara, lifli besinlere ve Omega 3 yağlarına öncelik vermesi. Bu sayede diyet, kilo vere sürecinde de cilt ve doku bütünlüğünü koruyor. Kan şekerinin aniden düşmesinde engel oluyor ve metabolizmada bozukluğa yol açmıyor. Yavaş ve dengeli biçimde kilo verdirtiyor. Bu listede tahıl, unlu gıdalar, Omega 3 yağı ve magnezyum açısından zengin olan ceviz, cilt bütünlüğü açısından kırışıkları önleyen ananas tercih ediliyor. Ancak ananas başka bir meyveyle de değiştirilebiliyor. Karotenoid ve filavonoidler yani renkli meyve ve sebzeler açısından zengin bir beslenme öneren listeyi uygulayanlar, zayıflarken yaşamsal desteği gün boyu yiyeceklerden almış oluyor. Bu plan dengeli protein, yağ ve karbonhidrat dağılımıyla tipik bir Akdeniz diyeti.

SEZEN AKSU’NUN BESLENME PLANINDAN 3 GÜN

ÖRNEK GÜN 1

Sabah: 2 yumurta beyazı ile yapılmış omlet (1 çay kaşığı zeytinyağıyla yapılmalı), 1 dilim yulaf veya esmer ekmek, çiğ sebze (domates, salatalık, yeşil biber, maydanoz)

Ara öğün: 3-4 adet ceviz ve 3-4 kuru kayısı

Öğle: 100 gram ızgara balık, taze salata (kırmızı biber, yeşil biber, soğan, domates, maydanoz, roka, tere. 1 tatlı kaşığı zeytinyağıyla. Sirke ve limon serbesttir), 1 dilim esmer ekmek, 1 kase yağsız yoğurt

Ara öğün: 1 büyük boy (200 gram) elma veya portakal

Akşam: 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve domates sosuyla haşlanmış brokoli (serbest mikarda), 1 dilim yulaf ekmeği, 100 g tavuk veya balık ızgara Gece: 1 adet kivi (22.00-23.00 arasında)

ÖRNEK GÜN 2

Sabah: 4-5 zeytin ve 1 küçük parça yağsız peynir, 1 dilim yulaf ekmeği veya esmer ekmek, çiğ sebze (domates, salatalık, yeşil biber, maydanoz)

Ara öğün: 8-10 adet fındık veya 3-4 ceviz ve 5-6 kuru erik

Öğle: 150 gram (5 köfte büyüklüğünde) ızgara balık, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış haşlanmış kırmızı biber (serbest miktarda), 1 dilim yulaf ekmeği

Ara öğün: 100 gram ananas ve 1 kase yağsız yoğurt

Akşam: Taze domates sosu ile hazırlanmış, 1 su bardağı haşlanmış penne makarna (yağsız), 1 kase yağsız yoğurt, salata (içinde domates, salatalık, soğan, maydanoz ve zeytinyağı olmalı) Gece: 1 orta boy şeftali

ÖRNEK GÜN 3

Sabah: 1 haşlanmış yumurtanın beyazı, 5-6 adet yeşil veya siyah zeytin, 1 dilim yulaf ekmeği veya esmer ekmek, çiğ sebze (domates, salatalık, yeşil biber, maydanoz)

Ara öğün: 3-4 adet ceviz veya 6-8 adet badem ve 3-4 kuru kayısı

Öğle: 100 gram haşlanmış hindi eti, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış haşlanmış kabak (serbest miktarda), 1 dilim yulaf ekmeği, 1 bardak ayran

Ara öğün: 1 orta boy kivi veya elma

Akşam: 100 gram ızgara balık ya da tavuk, 1 kase zeytinyağlı sebze çorbası (yeşil fasulye, kuşkonmaz, ıspanak, yeşil mercimek, 1 tatlı kaşığı zeytinyağıyla), 1 kase yoğurt

Gece: 12 adet kiraz

(*): 100 gram et, 3 köfte büyüklüğü kadardır.

(**): Her gün şekersiz ve kafeinsiz çay/kahve serbesttir.

(***): Diyetisyen Nilüfer Bayram ve Diyetisyen Güneş Ayır tarafından revize edilmiştir. Sorularınız için: 0212 236 73 00’dan bilgi alabilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Müzik: İnsanı geçmişe götürebilen bir güç

popüler müzik makaleleri, müzik, Manşet, anılar

Bazen bir şarkı duyduğumuzda geçmiş zamanlar bir anda gözümüzde canlanır. Peki, bu neden olur? Tam olarak nasıl gerçekleşir? Bu durumun bilimsel bir açıklaması var mıdır? İşte yanıtı…

Müzik neden anıları canlandırır?

Herkesin başına gelmiştir: Eski bir şarkı işitirsiniz; sizi yıllar öncesine götürür. O şarkıyı dinlediğiniz anı yeniden yaşarsınız sanki. Müzikle hafıza arasındaki ilişki böylesine güçlüdür işte. Ve yeni araştırmalar bu anıların terapi amacıyla nasıl kullanılabileceğine dair yöntemler geliştirmeye çalışıyor.

Müziğin anımsatıcı etkisi binlerce yıldır biliniyor. İnsanın kendi hayat hikâyesine dair hafızası ve söylence geleneği alanında uzman olan David C Rubin, Homeros’un İlyada ve Odysseia destanları gibi eserlerin şiir diline ait araçlar yardımıyla sözel olarak kuşaktan kuşağa geçtiğini anlatıyor. Yazılı hale gelmeden önce bu destanlar anlatılıyor ya da şarkı olarak söyleniyordu. Anlatı geleneği de hafızaya bağlıydı.

Beyinde hipokampus ve ön korteks adı verilen iki büyük alan hafızayla ilgilidir ve her an bilgi depolar. Depolanan bilgileri hatırlamak her zaman kolay değildir. Ritim, kafiye ve ses yinelemeleri yoluyla müzik bu bilgileri hatırlamada önemli ipuçları sağlar.

Nörologlar hafızayla ilgili mekanizmayı incelediğinde şarkı sözlerinin hatırlamayı kolaylaştırıcı özelliğini gördü. Müzik eşliğinde öğrenilen metinler, konuşma şeklinde değil de şarkı söylenerek öğrenildiğinde daha akılda kalıcı oluyor.

Hafıza türleri

Müzik ile hafıza arasındaki bağlantıyı biliyoruz da, belli bir şarkıyı dinlediğimizde neden şarkı sözlerini söylemek gelmez de aklımıza, kuvvetli duygulara kapılırız? Örneğin ben Rhythm Is a Dancer adlı parçayı dinlediğimde, tek başıma yaptığım ilk seyahat gelir aklıma hep. Şarkının sözlerini de bilirim ama onları söylemek gelmez aklıma.

Farklı hafıza türleri var: Aleni ve dolaylı hafıza bunlar arasındadır. Aleni hafıza geçmişin bilinçli olarak hatırlanmasıdır. ‘O sırada neredeydim? Kiminle seyahat ediyordum?’ gibi sorular eşliğinde hatırlanır. Dolaylı hafıza ise daha kasıtsızdır.

Alzheimer gibi hastalıklarda aleni hafıza sistemi hasara uğrar. Dolaylı hafıza ise daha sağlamdır. Uzmanlar bizleri bilinç dışından etkileyen şeylerin güçlü etkileri olduğuna inanıyor. Yani dolaylı hafıza daha duygusal ve daha dayanıklıdır denebilir.

Müzik tarafından uyarılan anılar hayatımızın özel noktalarına ilişkindir. Klasik hit şarkılar bizi genellikle gençlik yıllarımıza götürür. Psikologlar bunu ‘anımsama bombesi’ olarak adlandırır. Bunun nedeni gençlik yıllarımızın çoğu şeyi ilk kez denediğimiz, bağımsızlığı ilk tattığımız dönem olmasında yatabilir. Her şey yeni ve anlamlıdır. İleriki yıllarda hayat durağanlaşır. Müzik duyguları uyandırır, ama sizde uyandırdığı duygu onun melodisi değildir; sizin için acıklı bir şarkı mutlu bir anıyı, ya da sevinçli bir melodi üzüntüyü çağrıştırabilir.

Pop şarkılar da ortaya çıktıkları dönemi yansıttığı için ne zaman dinlesek o döneme götürür bizi.

Müziğin sosyal yanı

‘Proust Etkisi: Kayıp Anılara Açılan Kapılar Olarak Duyumlar’ adlı kitabın yazarı Cretien van Campen, Fransız yazar Marcel Proust’un bir dilim keki ısırdığında aldığı tadın ve kokunun kendisini nasıl çocukluğuna götürdüğünü anlatan ifadesinin kaynağını araştırıyor. Beyin üzerine araştırmalar yapan Campen, kokunun şahsi bir anı olduğunu, müziğinse daha sosyal bir yanı olduğunu vurguluyor. Müzikle ilgili anılar genellikle arkadaşları içerir, onlarla dinlenir, onlarla paylaşılır.

Travma sonucu beyin yaralanması geçiren kişilerde genellikle hafıza sorunları ortaya çıkar. Bu insanların yaşamlarındaki özel anılar müzik yardımıyla canlandırılabilir. Demans hastaları müzik dinleyerek gençlik dönemlerine dair anılarını hatırlayabilir.

Campen ayrıca müziğin depresyon tedavisinde kullanımına dikkat çekiyor. Müziğin bazı yaraların iyileşmesine yardımcı olacağına inanıyor.

Yazar: Tiffany Jenkins 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Güldürmek dünyanın en ciddi işlerinden biridir

mizah, Manşet, gülmek, güldürmek, çatışma

Mizah hakkında ne düşüyorsunuz? Sizce bir soruna çatışmalarla mı yoksa mizahla mı yaklaşmak çözümü kolaylaştırır? İşte Temel Aksoy’un tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikteki ‘’Mizah Her Kapıyı Açar’’ başlıklı yazısı…

Mizah Her Kapıyı Açar

Nasıl ki güzellik karşı koyulamaz bir çekim yaratıyorsa mizah da en az güzellik kadar etki yapar. Sadece karşı cinslerin ilişkilerinde değil, bütün ilişkilerde mizahın her kapıyı açan bir işlevi vardır.

Ne kadar ciddi ne kadar öfkeli olursanız olun, zekice yapılmış iyi bir espri sizin içinizdeki güzel insanı ortaya çıkaran bir etki yapar. Egonuzun duvarları aniden yıkılır. Sizi güldüren kişi, ruhunuza ulaşır. Onunla bağ kurmaya hazır hale gelirsiniz.

Hepimiz ergenlik yıllarımızdan başlayarak kendi kimliğimizi oluştururken adına ego dediğimiz kaleler inşa edip içine varlığımızı gizliyoruz. Aradan yıllar geçtikçe varlığımıza kendimiz bile ulaşamaz oluyoruz. Çoğumuz tatsız, tuzsuz insanlar haline dönüşüyoruz. Hayat mücadelesi bizi bizden uzaklaştırıyor.

Nasıl masallar ve öyküler bizi çocukluğumuzun saflığına geri döndürüyorsa mizah da bizim içimizdeki çocuğu ortaya çıkarıyor. Ağız dolusu kahkaha atan, kendinden geçen (egosundan kurtulan)  insanlara bakın, onların içindeki çocuğun ortaya çıktığını görürsünüz.

Güldürmek dünyanın en ciddi işlerinden biridir, keskin bir zekâ gerektirir. Mizah yeteneği olan esprili insanlar, toplumsal değişime öncülük yapabilecek insanlardır. Bir siyasetçinin yıllar boyunca anlatamayacağı bir fikri, iyi bir mizahçı saniyeler içinde anlatma gücüne sahiptir.

Bir toplumun yeni fikirleri sahiplenmesinin en kısa yolu; yeni fikri, senaryo yazarlarının ya da mizahçıların anlatmasıdır. Bir ülkede dönüşümü siyasetçiler başlatır, ama yeni fikirleri topluma benimsetenler sanatçılardır.

Mizah yapanın ayrıcalığı vardır, ona krallar bile karşı gelemez. Krallara kimsenin söylemeye cesaret edemediği sözleri söyleyenler hep soytarılar olmuştur. Bu özelliklerinden dolayı soytarılar, en çok saygı duyulan kişilikler arasındadır.

Mizah, halkın iktidara başkaldırdığı durumlarda yeşermiştir. İnsanlar deviremedikleri iktidarla “alay eden”  mizah hikâyeleri yaratmışlardır. Ortaçağda kiliseyle ve krallarla  alay eden öykü anlatıcıları ve soytarılar, düzeni en sivri dille eleştiren insanlar olmuşlardır.

Eski Yunanda güldürünün babası Aristofanes’tir.  “Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar en iyi yerde otururlar.” sözünün sahibi Aristofanes’tir.  Bizde ise Nasrettin Hoca ve  Bektaşi fıkraları, Marco Paşa hikayeleri, Karagöz Hacivat anlatıları sadece güldürmekle kalmaz, en ciddi söylevlerin iletemeyeceği mesajları bir çırpıda iletir.

Freud, “Yaptığımız espriler sayesinde son derece önemli mesajlar kabul görür, ciddi bir ifadeyle söylenen sözler kabul edilmez.” der.

Mizah, sivri dilli bile olsa kin ve düşmanlık duyguları yaratmaz.

Sadece filozoflar değil psikologlar, sosyologlar, pazarlamacılar, doktorlar, eğitim bilimciler için de mizah başlı başına bir araştırma konusu ve çalışma alanı.  Her geçen gün mizah üzerinde yapılan çalışmalar, bilimsel kanıtlar çoğalıyor. Gülmenin insan bedenine ve ruhuna ne kadar iyi geldiği çok iyi biliniyor. (Ben bundan birkaç yıl önce mizahla ilgili onlarca kitap okudum. Mizahın -insanın bir ömür harcayacağı kadar- uçsuz bucaksız bir konu olduğunu anladım.)

Gülmenin birleştirici bir etkisi vardır. Tanımadığımız birisiyle ilk karşılaşmamızda ona gülümseriz; çünkü gülümseme, bizim karşımızdakini kabul etmemizin göstergesidir.

Yönetim denince ilk olarak akla “otorite ve kurallar” geliyor. Her ne kadar son yıllarda duygusal zeka ve empati gibi kavramlar yönetim pratiğinin parçası olsa da yönetim, mizah ya da gülmeyle ilişkilendirilmez. Aksine gülme ile yönetim kavramının yan yana gelmesi yadırganır ve yöneticinin mizah yapması onun otoritesini zedeleyecekmiş zannedilir. Hâlbuki mizah, hayatımızın her alanında ve her anında vardır.

İş hayatımıza mizahı ne kadar çok sokabilirsek o kadar yaratıcı oluruz. Ciddiyetle, sertlikle, zıtlaşmalarla, çatışmalarla, gerginliklerle çözemeyeceğimiz sorunlara  mizahla yaklaşmak, çözümü kolaylaştırır. Mizah yaşadığımız zorlukları hafifletir, yük olmaktan çıkarır.

Espri, savunma mekanizmalarını ortadan kaldırarak kabul etmeyi ve kabul edilmeyi kolaylaştırır. Daha da ötesi birlikte gülebilen, aynı espri anlayışını paylaşan insanlar arasında çok hızlı bir doğal bağ oluşur. Aynı esprilere gülen insanlar aynı takımın parçası olurlar.

Mizah sadece hayatı neşelendirmekle kalmaz, öğrenmeyi de kolaylaştırır. Gerginlikleri yumuşatır, insanları yakınlaştırır, en ciddi ortamlara insani bir boyut katar. Mizah en ağır durumları hafiflettiği için ruhumuzu dengeye getirir.

Bir insanın kendisiyle “alay edebilmesi”, bir olgunluk ve özgüven işaretidir; kendisiyle barışık olduğunun göstergesidir.

En zor konuları bile mizahla sevimli hale getirerek öğreten hocaların yaptıkları gibi hayatta pek çok işi mizahla birleştirmek mümkündür. İş hayatında da, eğlenerek yapıldığında en zor işler kolaylaşır.

Esprili reklamlardaki mesajların daha etkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Daha önce de birçok kez değindiğim gibi, iletişimin dili duygusaldır; en iyi duygusal bağ kurma yollarından biri ise mizahtır.

İnsanların nelere güldükleri kültürel olarak değişse de genel anlamıyla mizahın evrensel bir ortak paydası vardır. İnsanları güldürmenin her külütür için geçerli olan bir yapısı ve mimarisi vardır. Bu anlamda mizah, kendi içinde şaşmaz bir matematiğe sahiptir.

Mizahın özü, mevcut duruma hiç beklenmedik bir anda, hiç akla gelmeyecek farklı bir bakış açısı getirmektir. Hazırlıklı olmadığımız bu ani bakış açısı değişikliği, sinir sistemimiz üzerinde boşaltıcı bir etki yaratır ve gülmeye başlarız.

Gülmeye başladığımızda egomuzun etrafına ördüğümüz duvarlar yıkılır, içimizdeki çocuk ortaya çıkar.

Gülmeye başladığımızda bağ kurmaya hazır hale geliriz; karşımızdaki de bizim içimizdeki insana ulaşma imkânı bulur.

Not:

Temel, uzun yıllar yönetici olarak çalıştıktan sonra danışman olmaya karar vermiştir.  Bir tavuk çiftliği sahibi Temel’i çağırır ve der ki “Bir derdim var, tavuklar hastalanıyor. Son günlerde epeyce bir kayıp verdik. Sizce ne yapmamız gerekir?”  Temel, “Kolayı var, size vereceğim şu ilacı kullanın, faydasını göreceksiniz.” der.  Çiftlik sahibi Temel’in dediğini yapar.

Ertesi hafta Temel tekrar çiftliğe geldiğinde durumu sorar. Adam der ki “Hiç düzelme olmadı. Aksine kayıplar arttı. Tavukların yarısını kaybettik. Zararımız büyük.”  Temel, kendine çok güvenli bir ses tonuyla, “Öyleyse geçen hafta verdiğim ilacı bırakın, size vereceğim bu yeni ilacı kullanın. Bu kesinlikle işe yarayacaktır.” der.

Bir sonraki hafta tekrar buluştuklarında durum daha da kötüleşmiştir. Çiftlik sahibi umutsuzluk içindedir. Temel müşterisini sakinleştirir, panik yapmamasını söyler ve yepyeni bir ilaç verir ve aynı zamanda tavukların yemini değiştirir. Bu yeni yöntemle kesin sonuca ulaşacaklarını söyler; çünkü Temel böyle durumlarla daha önce çok karşılaşmıştır ve hepsinde de çok başarılı olmuştur. Çaresiz çiftlik sahibi Temel’in önerdiği yöntemlerin hepsini uygulayacağını söyler.

Temel tekrar çiftliğe gittiğinde büyük bir heyecanla durumda ne kadar iyileşme olduğunu sorar.

Adam der ki “Bütün tavukları kaybettik. Mahvolduk.”

Ve perişan bir şekilde Temel’e “Şimdi ne yapacağız?” diye sorar.

Temel kafasını kaşır ve der ki,

“Bende daha çok strateji vardı; ama sende tavuk kalmadı.”

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et

MAKALE

Küçük istavritin öyküsü

umut etmek, umudunu kaybetme, küçük istavrit

Küçük istavrit yiyecek bir şey sanıp
Hızla atıldı çapariye
Önce müthiş bir acı duydu dudağında
Gümbür gümbür oldu yüreği
Sonra hızla çekildi yukarıya

Aslında hep merak etmişti
Denizlerin üstünü
Neye benzerdi acep gökyüzü
Bir yanda büyük bir merak
Bir yanda ölüm korkusu

“Dudağı yarıklar” denir, şanslıdır onlar
Hani görüp de gökyüzünü, insanı
Oltadan son anda kurtulanlar
Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu
Küçük istavrit anladı yolun sonu

Koca denizlere sığmazdı yüreği
Oysa şimdi yüzerken
Küçücük yeşil leğende
Cansız uzanıvermiş dostlarına
Değiyordu minik yüzgeci

İnsanlar gelip geçtiler önünden
Bir kedi yalanarak baktı gökyüzünün içine
Yavaşça karardı dünya
Başı da dönüyordu
Son bir kez düşündü derin maviyi
Beyaz mercanı bir de yeşil yosunu

İşte tam o anda eğilip aldım onu
Yürüdüm deniz kenarına
Bir öpücük kondurdum başına
İki damla gözyaşından ibaret
Sade bir törenle saldım denizin sularına

Bir an öylece baka-kaldı
Sonra sevinçle dibe daldı
Gitti, tüm kederimi söküp atarak
Teşekkürü de ihmal etmemişti
Birkaç değerli pulunu elime avuçlarıma bırakarak

Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme
Sorar gibiydiler neden yaptın bunu niye
“Bir gün dedim bulursam kendimi
Yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz
Son ana kadar hep bir umudum olsun diye”

Sevgili Feraye ve okuyucum Ali Çetintür yollamış bu dizeleri..
Ne kadar güzel… Ne kadar anlamlı… Ne kadar dokunaklı…
Ama mesaj nasıl harika…
“Son ana kadar umudunu yitirmeyeceksin!..”
Bitince bitmez.. Umudunu yitirince biter!..

Yazan: Hıncal Uluç
Kaynak: www.sabah.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND