Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Senin beyninden ‘x’, onunkinden ‘y’ geçiyor

Karşı cinslerin birbirini anlamakta sıkıntı çekmesi çok normal. Çünkü kadınların ve erkeklerin beyni birbirinden farklı çalışıyor. Aynı anda, aynı konuyu ele alsalar bile orta noktada buluşmaları kolay olmuyor…

AŞK DURUMU

Arayı Kapatmak

Yoğun geçen bir günün ardından ona 20 dakika boyunca yaşadıklarınızın tüm detaylarını anlatıyorsunuz. Onun gününün nasıl geçtiğini sorduğunuzda ise sadece “İyi” cevabı alıyorsunuz.

Aklından Geçenler

Sessizleştiğinde, bir şeyleri sizinle paylaşmak istemediği düşüncesine kapılmayın. Erkek ve Kadın Beyni (The Male Brain and The Female Brain) kitabının yazarı nöropsikiyatriuzmanı Louann Brizendine, fark etme ve dil ipuçlarını kullanma becerisine sahip beynin dış bölgesindeki bir bölümün erkeklerde kadınlara kıyasla daha ince olduğunu söylüyor. Bu da, erkeklerin söyleyecek önemli bir şeyleri olmadığında neden konuşmadıklarını açıklıyor.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Kadınlar, planum temporale’da (beynin dış bölgesi) bulunan fazla hücreler sayesinde karşılarındaki insanın belli bir konuda konuşmak istediğinin sinyallerini hemen algılıyor. Ayrıca kendilerini ifade etmek konusunda da uzmanlar. Çünkü daha cenin halindeyken östrojen hormonunun varlığı sayesinde beyinlerinin dille ilgili kısımları gelişiyor.

Ortada Buluşmak

Erkeklerin biz kadınlar gibi sohbet edemeyeceklerini kabul etmemiz gerekiyor. Seks farklılıklarını Dikkate Almak (Taking Sex Differences Seriously) kitabının yazarı Steven E. Rhoads “Erkekler ortak zevkler ve aktiviteler sayesinde birbiriyle yakınlaşır ve bunu pek konuşmadan başarırlar” diyor. İçki eşliğinde erkek arkadaşınızın ağzından kişisel bilgi almaya çalışmak yerine, izlemek istediğiniz bir film gibi daha hafif ve üzerinde baskı hissetmeyeceği bir konu seçin. Rhoads daha sonra evde bir şeyler atıştırırken ya da birlikte evi toplarken onunla arayı kapatmanızı tavsiye ediyor. Erkekler “Arkadaşınla birşeyler yiyeceğini söylemiştin. Sahi, ne yaptınız?” gibi net ve açık sorulara daha iyi cevap verdiklerinden dolayı, bu yola başvurabilirsiniz.

Stresle Baş Etmek

Ofisteki işler ikinizi de fazlasıyla zorluyor. Ama siz birlikte takılıp patronunuzun son zamanlarda neden böylesine çıldırmış gibi davrandığı konusunda geyik yapmak isterken o stresini tek başına atmak istiyor.

Aklından Geçenler

Onun sempatik olmaktan çok uzak, uyuz bir erkek olduğunu düşünmeyin. Bilişsel psikolog Mara Mather, bunu en azından kasten yapmadıklarını söyleyerek içimizi rahatlatıyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, stresli erkeklerin beyinlerinin karşılarındakinin düşüncelerini anlamalarına yarayan kısmındaki aktivitenin azaldığını ortaya çıkarmış. Yani sizinle böyle bir zamanda birlikte olmak istemediklerinde sinirlendiğinizi anlamıyorlar bile. Bunun sonucu olarak da, insanlarla iletişim kuramıyor ve yalnız kalmak istiyorlar.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Mather’ın söylediğine göre, kadınların beyinlerindeki insanları anlamalarına yarayan bölüm erkeklerinkinden daha fazla çalışıyor. Bu da, bizi rahatsız eden konuyla ilgili konuşmak istememize sebep oluyor. Doktor Brizendine’e göre ise, biz kadınlar stres içinde olduğumuzda erkeklere kıyasla kendimizi daha kötü hissediyoruz. Çünkü beynimizin ön kısmında serotonin hormonu yüzde yarı yarıya salgılanıyor. Bu da, stresli anlarda kendimize gelmemizi daha da zorlaştırıyor.

Ortada Buluşmak

Stresliyken onu konuşmaya zorlamanız ters tepkiye sebep olabilir. O kendisini baskı altında hissederken, siz dışlandığınızı düşünürsünüz. Erkekler stres altındayken ‘savaş ya da terk et’ mantığı güderler ve istedikleri şeyi yapamadıklarında sinirlenirler. En iyisi onu bir süreliğine yalnız bırakmak olacaktır. Ama konuşma isteğinizin önüne de geçmeyin. O anlığına stresinizi alabilecek bir arkadaşınızı arayın. Sonra da sevgilinize “Biraz zamana ihtiyacın olduğunu biliyorum ama rahatladığında seninle bir şeyler konuşmak istiyorum” deyin.

Önemli Anları Hatırlamak

Her çift geriye dönüp baktığında ilk kez çıktıkları o yemeği bilir. Ama erkekler bazı detayları hatırlamaz. Örneğin garsonun sizin kardeş olduğunuzu sandığı ve sizin çok güldüğünüz o anı sevgiliniz hatırlamıyor diyelim. Siz de “Acaba o gece onun için hiç mi önemli değildi” diye düşünmeye başladınız.

Aklından Geçenler

Erkekler bizim için önemli olan anları hatırlamadığında genelde kırılır ve bir süre üzülmeye devam ederiz. Ama hatırladıklarının çok net olmaması sizi önemsemediği anlamına gelmez. Doktor Brizendine’e göre erkekler ve kadınlar hatıraları farklı şekillerde muhafaza eder. Sevgiliniz beyninin asıl olaya odaklanan sağ kısmını daha çok kullanıyor. Yani o büyük buluşmanın ne kadar güzel geçtiğini hatırlıyor ama sizin artık ezbere bildiğiniz o küçük detayları hatırlamak konusunda biraz zorlanıyor.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Biz kadınlar beynimizin sol tarafını daha çok kullanarak olaylara duygusal tepkiler veriyoruz. Sonrasında ise beyinlerimiz bir detayın ne kadar anlamlı olduğuna bakarak hatıraları belli bir sıraya sokuyor. Bu durumda, sizi öpmeden hemen önce dudaklarının nasıl pizza koktuğunu hatırlamanız da çok normal oluyor.

Ortada Buluşmak

Sizinle birlikte eskiyi hatırlamasını istediğinizde, olayın asıl önemli kısımlarından büyükten küçüğe giderek bahsetmeye başlayın. Erkeklerin asıl olayı hatırladıklarından daha önce bahsetmiştik. Onlar bir bilgiyi analiz ettiklerinde, duygusal olanlardan çok asıl bilgiye odaklanıyor. Eski evinin yanındaki bara gittiğinizi söylediğinizde, bazı detaylar yavaş yavaş beynine üşüşmeye başlayacaktır.

AŞK DURUMU

Gerilen Sinirler

Romantik bir akşam yemeği planladığınız akşam bir arkadaşının şehir dışından geleceğini size söylemedi diye sinirlendiniz. Ama o sinirlendiğinizi anlamadı bile.

Aklından Geçenler

Beynin sağ ve sol tarafını birbirine bağlayan korpus kallosum ismi verilen kısım, insanların bir problemi tespit etmelerini sağlıyor. O kısım ise erkeklerde daha az çalışıyor. Bu da, biz aksini söylemediğiniz takdirde erkeklerin neden bir sorun olduğunu anlamadığını açıklıyor. Ve tartışmaya başladığınızda strese karşı verdikleri savaş ya da kaç taktiğinin aynısını yaşıyorlar. Verdikleri tepki ise sizi duymazdan gelmek oluyor.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Bizim daha aktif olan korpus kallosum’umuz, bir şeyler ters gittiğinde sesimizi yükseltmemize sebep oluyor. Ayrıca beyinlerimiz, sinirlendiğimizde stres hormonu olan kortizolla dolup taşıyor ve bunun sonucunda kendimizi iyice kötü hissediyoruz. Ve karşımızdaki erkeğe bir problem olduğunu söyleyip bunun karşılığında bomboş bir ifade ile karşılaştığımızda bunu beynimiz sayesinde bizi umursamadığı şeklinde algılıyoruz. Bu da, daha çok sinirlerimize dokunup onun savunmaya geçmesine sebep oluyor.

Ortada Buluşmak

Bir tartışma esnasında gerçekten sinirleniyor ve saatler geçtikten sonra bile kortizolun uzun süren etkisi sayesinde kendimizi rahatsız hissediyoruz. Bir dahaki kavganızda beş saniyeliğine durarak sakin sakin nefes alıp verin. Eğer o duygusal savaş alanından uzaklaşabilirseniz, sorunları çok daha kolay çözümleyebilirsiniz.

AŞK DURUMU

Sevişmek

İşten eve geldiğiniz anda sevgiliniz sevişmeye hazır olsa da, siz o moda girmeden önce biraz rahatlamak istiyorsunuz.

Aklından Geçenler

Erkek arkadaşınız kadar siz de seksten hoşlanıyor olabilirsiniz ama onların bu konudaki istekleri bizimkinden çok daha farklı. Onların dürtülerinin önüne hiçbir önemli sorun geçemiyor. Testesteron sayesinde erkeklerin neredeyse her zaman seks düşündüklerini zaten biliyorsunuzdur. Ama uzmanlar bu konuda söylenecek daha çok şey olduğunu düşünüyor. Kadın ve erkeğin tahrik olmasını sağlayan hipotalamusun optik bölümü, erkeklerde iki buçuk kat daha büyük ve iki kat fazla sayıda hücreye sahip.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Doktor Amen, kadınların vücudunda da tahrik edici testesteron hormonunun bulunduğunu ama bunun erkeklere oranla 10 kat daha zayıf olduğunu savunuyor. Ayrıca kadınlar, hipotalamus seks için hazır oldukları sinyalini göndermeden önce kendilerini bu konuda rahat hissetmek ister. Bu da kadınlar için ön sevişmenin önemini açıklıyor olsa gerek. Erkekler içinse en heyecanlı an, cinsel ilişkiden üç dakika önce.

Ortada Buluşmak

Rahatlamak için biraz zamana ihtiyacınız var. Sevgilinizden size masaj yapmasını isteyin. Sizi çıplak görmek onu tahrik edeceği gibi, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan oksitosin hormonunun da salgılanmasını sağlar. İçinizdeki sevişme isteğini artırmak için başvurabileceğiniz diğer bir yöntem ise müziğin sesini açıp birlikte biraz dans etmek. Erkekler dansa her zaman biraz mesafeli yaklaşırlar. İlişkinizde de durum aynıysa onu zorlamadan sizi izlemesini isteyin. Kulağa başta biraz aptalca bir hareket gibi gelse de,
sonunda işe yarayacağını görebilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND