Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Senin beyninden ‘x’, onunkinden ‘y’ geçiyor

Karşı cinslerin birbirini anlamakta sıkıntı çekmesi çok normal. Çünkü kadınların ve erkeklerin beyni birbirinden farklı çalışıyor. Aynı anda, aynı konuyu ele alsalar bile orta noktada buluşmaları kolay olmuyor…

AŞK DURUMU

Arayı Kapatmak

Yoğun geçen bir günün ardından ona 20 dakika boyunca yaşadıklarınızın tüm detaylarını anlatıyorsunuz. Onun gününün nasıl geçtiğini sorduğunuzda ise sadece “İyi” cevabı alıyorsunuz.

Aklından Geçenler

Sessizleştiğinde, bir şeyleri sizinle paylaşmak istemediği düşüncesine kapılmayın. Erkek ve Kadın Beyni (The Male Brain and The Female Brain) kitabının yazarı nöropsikiyatriuzmanı Louann Brizendine, fark etme ve dil ipuçlarını kullanma becerisine sahip beynin dış bölgesindeki bir bölümün erkeklerde kadınlara kıyasla daha ince olduğunu söylüyor. Bu da, erkeklerin söyleyecek önemli bir şeyleri olmadığında neden konuşmadıklarını açıklıyor.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Kadınlar, planum temporale’da (beynin dış bölgesi) bulunan fazla hücreler sayesinde karşılarındaki insanın belli bir konuda konuşmak istediğinin sinyallerini hemen algılıyor. Ayrıca kendilerini ifade etmek konusunda da uzmanlar. Çünkü daha cenin halindeyken östrojen hormonunun varlığı sayesinde beyinlerinin dille ilgili kısımları gelişiyor.

Ortada Buluşmak

Erkeklerin biz kadınlar gibi sohbet edemeyeceklerini kabul etmemiz gerekiyor. Seks farklılıklarını Dikkate Almak (Taking Sex Differences Seriously) kitabının yazarı Steven E. Rhoads “Erkekler ortak zevkler ve aktiviteler sayesinde birbiriyle yakınlaşır ve bunu pek konuşmadan başarırlar” diyor. İçki eşliğinde erkek arkadaşınızın ağzından kişisel bilgi almaya çalışmak yerine, izlemek istediğiniz bir film gibi daha hafif ve üzerinde baskı hissetmeyeceği bir konu seçin. Rhoads daha sonra evde bir şeyler atıştırırken ya da birlikte evi toplarken onunla arayı kapatmanızı tavsiye ediyor. Erkekler “Arkadaşınla birşeyler yiyeceğini söylemiştin. Sahi, ne yaptınız?” gibi net ve açık sorulara daha iyi cevap verdiklerinden dolayı, bu yola başvurabilirsiniz.

Stresle Baş Etmek

Ofisteki işler ikinizi de fazlasıyla zorluyor. Ama siz birlikte takılıp patronunuzun son zamanlarda neden böylesine çıldırmış gibi davrandığı konusunda geyik yapmak isterken o stresini tek başına atmak istiyor.

Aklından Geçenler

Onun sempatik olmaktan çok uzak, uyuz bir erkek olduğunu düşünmeyin. Bilişsel psikolog Mara Mather, bunu en azından kasten yapmadıklarını söyleyerek içimizi rahatlatıyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, stresli erkeklerin beyinlerinin karşılarındakinin düşüncelerini anlamalarına yarayan kısmındaki aktivitenin azaldığını ortaya çıkarmış. Yani sizinle böyle bir zamanda birlikte olmak istemediklerinde sinirlendiğinizi anlamıyorlar bile. Bunun sonucu olarak da, insanlarla iletişim kuramıyor ve yalnız kalmak istiyorlar.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Mather’ın söylediğine göre, kadınların beyinlerindeki insanları anlamalarına yarayan bölüm erkeklerinkinden daha fazla çalışıyor. Bu da, bizi rahatsız eden konuyla ilgili konuşmak istememize sebep oluyor. Doktor Brizendine’e göre ise, biz kadınlar stres içinde olduğumuzda erkeklere kıyasla kendimizi daha kötü hissediyoruz. Çünkü beynimizin ön kısmında serotonin hormonu yüzde yarı yarıya salgılanıyor. Bu da, stresli anlarda kendimize gelmemizi daha da zorlaştırıyor.

Ortada Buluşmak

Stresliyken onu konuşmaya zorlamanız ters tepkiye sebep olabilir. O kendisini baskı altında hissederken, siz dışlandığınızı düşünürsünüz. Erkekler stres altındayken ‘savaş ya da terk et’ mantığı güderler ve istedikleri şeyi yapamadıklarında sinirlenirler. En iyisi onu bir süreliğine yalnız bırakmak olacaktır. Ama konuşma isteğinizin önüne de geçmeyin. O anlığına stresinizi alabilecek bir arkadaşınızı arayın. Sonra da sevgilinize “Biraz zamana ihtiyacın olduğunu biliyorum ama rahatladığında seninle bir şeyler konuşmak istiyorum” deyin.

Önemli Anları Hatırlamak

Her çift geriye dönüp baktığında ilk kez çıktıkları o yemeği bilir. Ama erkekler bazı detayları hatırlamaz. Örneğin garsonun sizin kardeş olduğunuzu sandığı ve sizin çok güldüğünüz o anı sevgiliniz hatırlamıyor diyelim. Siz de “Acaba o gece onun için hiç mi önemli değildi” diye düşünmeye başladınız.

Aklından Geçenler

Erkekler bizim için önemli olan anları hatırlamadığında genelde kırılır ve bir süre üzülmeye devam ederiz. Ama hatırladıklarının çok net olmaması sizi önemsemediği anlamına gelmez. Doktor Brizendine’e göre erkekler ve kadınlar hatıraları farklı şekillerde muhafaza eder. Sevgiliniz beyninin asıl olaya odaklanan sağ kısmını daha çok kullanıyor. Yani o büyük buluşmanın ne kadar güzel geçtiğini hatırlıyor ama sizin artık ezbere bildiğiniz o küçük detayları hatırlamak konusunda biraz zorlanıyor.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Biz kadınlar beynimizin sol tarafını daha çok kullanarak olaylara duygusal tepkiler veriyoruz. Sonrasında ise beyinlerimiz bir detayın ne kadar anlamlı olduğuna bakarak hatıraları belli bir sıraya sokuyor. Bu durumda, sizi öpmeden hemen önce dudaklarının nasıl pizza koktuğunu hatırlamanız da çok normal oluyor.

Ortada Buluşmak

Sizinle birlikte eskiyi hatırlamasını istediğinizde, olayın asıl önemli kısımlarından büyükten küçüğe giderek bahsetmeye başlayın. Erkeklerin asıl olayı hatırladıklarından daha önce bahsetmiştik. Onlar bir bilgiyi analiz ettiklerinde, duygusal olanlardan çok asıl bilgiye odaklanıyor. Eski evinin yanındaki bara gittiğinizi söylediğinizde, bazı detaylar yavaş yavaş beynine üşüşmeye başlayacaktır.

AŞK DURUMU

Gerilen Sinirler

Romantik bir akşam yemeği planladığınız akşam bir arkadaşının şehir dışından geleceğini size söylemedi diye sinirlendiniz. Ama o sinirlendiğinizi anlamadı bile.

Aklından Geçenler

Beynin sağ ve sol tarafını birbirine bağlayan korpus kallosum ismi verilen kısım, insanların bir problemi tespit etmelerini sağlıyor. O kısım ise erkeklerde daha az çalışıyor. Bu da, biz aksini söylemediğiniz takdirde erkeklerin neden bir sorun olduğunu anlamadığını açıklıyor. Ve tartışmaya başladığınızda strese karşı verdikleri savaş ya da kaç taktiğinin aynısını yaşıyorlar. Verdikleri tepki ise sizi duymazdan gelmek oluyor.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Bizim daha aktif olan korpus kallosum’umuz, bir şeyler ters gittiğinde sesimizi yükseltmemize sebep oluyor. Ayrıca beyinlerimiz, sinirlendiğimizde stres hormonu olan kortizolla dolup taşıyor ve bunun sonucunda kendimizi iyice kötü hissediyoruz. Ve karşımızdaki erkeğe bir problem olduğunu söyleyip bunun karşılığında bomboş bir ifade ile karşılaştığımızda bunu beynimiz sayesinde bizi umursamadığı şeklinde algılıyoruz. Bu da, daha çok sinirlerimize dokunup onun savunmaya geçmesine sebep oluyor.

Ortada Buluşmak

Bir tartışma esnasında gerçekten sinirleniyor ve saatler geçtikten sonra bile kortizolun uzun süren etkisi sayesinde kendimizi rahatsız hissediyoruz. Bir dahaki kavganızda beş saniyeliğine durarak sakin sakin nefes alıp verin. Eğer o duygusal savaş alanından uzaklaşabilirseniz, sorunları çok daha kolay çözümleyebilirsiniz.

AŞK DURUMU

Sevişmek

İşten eve geldiğiniz anda sevgiliniz sevişmeye hazır olsa da, siz o moda girmeden önce biraz rahatlamak istiyorsunuz.

Aklından Geçenler

Erkek arkadaşınız kadar siz de seksten hoşlanıyor olabilirsiniz ama onların bu konudaki istekleri bizimkinden çok daha farklı. Onların dürtülerinin önüne hiçbir önemli sorun geçemiyor. Testesteron sayesinde erkeklerin neredeyse her zaman seks düşündüklerini zaten biliyorsunuzdur. Ama uzmanlar bu konuda söylenecek daha çok şey olduğunu düşünüyor. Kadın ve erkeğin tahrik olmasını sağlayan hipotalamusun optik bölümü, erkeklerde iki buçuk kat daha büyük ve iki kat fazla sayıda hücreye sahip.

Sizin Aklınızdan Geçenler

Doktor Amen, kadınların vücudunda da tahrik edici testesteron hormonunun bulunduğunu ama bunun erkeklere oranla 10 kat daha zayıf olduğunu savunuyor. Ayrıca kadınlar, hipotalamus seks için hazır oldukları sinyalini göndermeden önce kendilerini bu konuda rahat hissetmek ister. Bu da kadınlar için ön sevişmenin önemini açıklıyor olsa gerek. Erkekler içinse en heyecanlı an, cinsel ilişkiden üç dakika önce.

Ortada Buluşmak

Rahatlamak için biraz zamana ihtiyacınız var. Sevgilinizden size masaj yapmasını isteyin. Sizi çıplak görmek onu tahrik edeceği gibi, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan oksitosin hormonunun da salgılanmasını sağlar. İçinizdeki sevişme isteğini artırmak için başvurabileceğiniz diğer bir yöntem ise müziğin sesini açıp birlikte biraz dans etmek. Erkekler dansa her zaman biraz mesafeli yaklaşırlar. İlişkinizde de durum aynıysa onu zorlamadan sizi izlemesini isteyin. Kulağa başta biraz aptalca bir hareket gibi gelse de,
sonunda işe yarayacağını görebilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND