Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

“senden birşey olmaz”!.. nasıl reddedildiler?

“Senden bir şey olmaz!” Bu klişe cümleyi hayatının bir döneminde duymayan kimse neredeyse yok gibidir. Kimileri için bu söz üzerinde durulmaması gereken bir cümleye karşılık gelirken, kimileri için de hayat çizgilerini belirleyen bir hikayeyi barındırıyor.

Öyle ki bu sözün ortaya çıkardığı hırsın tetiklemesiyle şöhret basamağını tırmanan birçok ünlü simaya rastlamak mümkün. Dünyada ve ülkemizde adını sıkça duyduğumuz birçok ünlünün geçmişinde bir “senden bir şey olmaz” hikayesi saklı. Bir tür aşağılanmayı da içinde barındıran bu sözü gençliklerinde duyan birçok ünlünün, hırslarıyla edindikleri başarıları bu söze verilen bir cevap niteliğinde. Kendilerini ispat etmek için yaptığı işe daha çok sarılan ünlü simalara starlık yolunu açan ‘senden bir şey olmaz’ sözü, onların hayatlarında aşağılanma manasından sıyrılarak adeta sihirli bir söze dönüşmüş.

Türk pop müziğinin ‘Minik Serçe’si Sezen Aksu’nun yüzüne Unkapanı’nda ‘senden şarkıcı olmaz’ sözüyle kapanan kapılar, dünyaca ünlü basketbolcu Michael Jordan’ın yüzüne de benzer bir gerekçeyle kapatılmış: “Boyun kısa, senden basketçi olmaz.” Yine Ferhan Şensoy’un ‘senden tiyatrocu olmaz’ dediği Yılmaz Erdoğan tiyatrocu olmakla kalmayıp kendi tiyatrosunu bile kuracak noktaya yükselirken, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden ‘senden tiyatrocu olmaz’ diye atılan Evrim Akın, Avrupa Yakası dizisinde Selin tiplemesini başarıyla canlandırdı. Bir dönem çok okunanlar listesinde yer alan Richard Bach’ın Martı adlı kitabı tam 18 yayınevi tarafından reddedilerek ‘senden yazar olmaz’ rekorunu kırarken, Beşiktaş’ın bu sene renklerine kattığı Portekizli Rodrigo Tello, 1995 yılında futbol oynamak için gittiği Colo Colo ekibince ‘senden futbolcu olmaz’ sözüyle evine gönderilmişti.

Müzikten spora, tiyatrodan aktörlüğe, mankenlikten iş dünyasına kadar birçok ünlüye şöhretin yolunu açan bu söz, içerdiği kötü anlam yanında yıldızlarını parlatmada da son derece etkili olmuş. Öyle ki bu sözü duymasalar ve hırs yapmasalar belki de bugün onları tanıyor olmayacaktık…

Şimdilerde hepimizin yakından tanıdığı ünlü simaların gençlikleri biraz acı, biraz burukluk ve daha çok da hırslarla dolu. Şöhret basamaklarını tırmandıkları alanlarda olmadık hüsranlar yaşayan ünlüler, ‘Senden bir şey olmaz’ kalıp sözünü, birçoğumuz gibi alanındaki yetkin insanlardan duymuşlar. Belki de sırf bu yüzden olsa gerek, bu sözü yalanlamak ve kendilerini ispatlamak için yaptıkları işe daha çok asılarak bir şey olabildiklerini göstermişler.

Ülkemizde ve dünyada adını sıkça duyduğumuz birçok ünlünün geçmişinde yaşadığı ‘Senden bir şey olmaz’ hikâyesi saklı. Futbolculardan şarkıcılara, tiyatroculardan mankenlere kadar hayatın her alanında tanıdığımız ünlülerin ilginç gençlik öykülerinden bir derleme sunuyoruz sizlere. ‘Senden bir şey olmaz’ sözünü duyan gençlerin alacağı çok dersler var bu hikâyelerden.

Türk pop müziğinin ‘minik serçe’si Sezen Aksu, bugün albümü en çok satan şarkıcılarından birisi. Peki 1975 yılında çıkardığı ‘Haydi Şansım’ adlı 45’liğinin kaç tane sattığını biliyor musunuz? Sıkı durun: Sadece 50 tane! Alanlar da zaten yakın çevresi olmuş. Okulunu bırakıp İzmir’den İstanbul’a gelen Aksu, birçok ünlü sanatçı gibi Unkapanı’nda şirket şirket dolaşmış. Ancak bütün kapılar ‘senden şarkıcı olmaz’ dercesine yüzüne kapanmış. Uzun uğraşlardan ve reddedilmelerden sonra çıkardığı Haydi Şansım adlı 45’liği de sadece 50 adet satmış.

Eski mankenlerden Merve İldeniz ise boyu kısa bulunduğu için Başak Gürsoy Ajans’tan geri çevrilmiş. Ancak 1986 yılında Güneş Gazetesi Güzellik Yarışması’nda ikinci seçilince Flash Form Ajans’a girmiş. 1990’da ise onu bir sürpriz bekliyormuş. ‘Sen manken olamazsın’ diye geri çevrildiği Başak Gürsoy Ajans, ona birlikte çalışmak için teklif götürmüş. Kısa boyundan çeken bir diğer ünlü isim ise basketbolcu Michael Jordan. Lise ikinci sınıftayken antrenörü tarafından boyu kısa olduğu için okul basketbol takımına alınmayan Jordan, annesinin ‘Önemli olan, takımın içinde senin ne kadar küçük olduğun değil. Senin içinde takımın ne kadar büyük olduğu’ sözlerinden oldukça etkilenerek önce okul takımına girmeyi sonra da profesyonel lige transfer olarak dünyaca tanınan bir sporcu olmayı başarmış. Ünlü futbolcu Hakan Bayraktar ise Alman hoca Lorant’ın ‘Boyun kısa, senden orta saha oyuncusu olmaz.’ sözünü, onun yerine gelen Oğuz Çetin’in güveni ile haksız çıkardı ve iyi bir orta saha oyuncusu oldu.

“Senden bir şey olmaz!”

Number One TV’ye VJ’lik için çekimlere giden ve çekimlerde heyecanlanınca üç hafta sonra kanaldan kovulan İpek Tanrıyar, kovulurken de ‘Senden hiçbir şey olmaz’ denilerek azarlanmış. Bu söz üzerine hırslanan Tanrıyar, sunuculuk dünyasına daha bir asılarak ‘Şahane Pazar’ ekibine dahil olmuş.

Şarkıları dillerden düşmeyen Cem Karaca ise askere gidinceye kadar türkülere katlanamazmış. Komutanı ‘Bu sesle senden şarkıcı olmaz; gel sen bu sevdadan vazgeç’ diye öğütleyince türkü söylemeye başlamış. 1967’de Hudey ve Emrah’la ortaya çıkan sanatçı, sonrasında yorumladığı halk müziğiyle dillerden düşmeyen eserlere imza attı. “Senden şarkıcı olmaz” sözünü kulaklarında hissedenlerden birisi de pop şarkıcısı Zeynep Casalini. Hakan Peker, yıllar önce “Senden şarkıcı olmaz” dediği Casalini’ye 10 yıl sonra POPSAV’ın gecesinde ödül verecekti.

Sanatın her alanında olduğu gibi tiyatro dünyasında da sıkça tekrarlanan bir söz “Senden bir şey olmaz” kalıbı. Bunun en canlı şahidi ise tiyatrocu Yılmaz Erdoğan. Ferhan Şensoy’la birlikte en az yirmi kişinin ‘’Senden tiyatrocu olmaz’’ dediğini belirten Erdoğan, özellikle beceriksiz delikanlı Mükremin karakterini yazarken bu lafı çok duyduğunu söylüyor. “Yeteneksizsin, senden bir şey olmaz”. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden atılan tiyatrocu Evrim Akın ise Avrupa Yakası dizisindeki başarılı Selin tiplemesiyle hafızalarımızda. Bilkent’te tiyatro bölümünde okuyan Şahan Gökbakar, okulun en tembel öğrenciliği makamından bugünlere gelirken son dönem Türk sinemasının önemli oyuncularından birisi haline gelen Ozan Güven, şaşı olduğu için konservatuvara alınmamış ve hocaları tarafından “Bir çift yeşil gözle oyuncu olunmaz.” diyerek dışlanmış.

Dünyanın en ünlü faresi ve markası Walt Disney bile bu sözden nasiplenmiş. Walt Disney, farelerin cirit attığı bir garajda ‘Miki Fare’ kahramanını çizip üne kavuşmadan önce beş işten ret cevabı almasının yanında Amerika’da bir gazetenin editörü tarafından resim kabiliyeti olmadığı için eleştirilmiş. Disneyland’ı kurmadan önce de birkaç defa iflas eden Walt Disney, sonunda bütün dünyaya kendini kabul ettirmiş. Bir dönem çok okunanlar listesinde yer alan Richard Bach’ın Martı adlı kitabı da tam 18 yayınevi tarafından reddedilerek ‘senden yazar olmaz’ rekoru kırmış.

——————————————————————————–

Rodrigo Tello: Söze karşı gol

Beşiktaş’ın bu sene renklerine kattığı, Portekiz’in Sporting Lizbon takımında forma giyen Rodrigo Tello, 1995 yılında futbola daha yeni ısınırken kötü bir kaza geçirmiş ve futbol oynamak için gittiği Colo Colo ekibi, futbolcuyu ‘Senden futbolcu olmaz’ sözüyle evine yollamış. Bu tepkiye hırslanan futbolcu Colo Colo’nun rakibi Universidad de Chile’ye katıldı. Universidad de Chile’ye katıldığı anda profesyonel oldu ve ligde Colo Colo’ya gol atarak kendisine söylenen sözleri iade etti.

Mustafa Denizli: Senden futbolcu olmaz

Teknik Direktör Mustafa Denizli’yi, 15 yaşında iken formasını giydiği Altay’da dört ay bekletmişler ve sonra da ‘Mustafa iyi çocuksun, sen bundan sonra yalnız okuluna devam et.’ demişler. Bu sözler karşısında çok üzülen Denizli, “Açıkça bana ‘senden futbolcu olmaz’ demişlerdi diyerek hıslandığını ve herkes gezip eğlenirken kendisinin çalışarak Antalya’da yapılan Türkiye Genç Karma Şampiyonası’na seçildiğini, iki maçtan sonra da Genç Milli Takım’a çağrıldığını söylüyor.

Miroslav Klose: ‘Başaramazsın’ diyorlardı

Polonyalı futbolcu Miroslav Klose, SG Blaubach adlı takımda ilk defa antrenmana gittiğinde kendisini izleyen antrenör ona, “Oğlum, sen başka bir meslek öğren. Senden asla futbolcu olmaz.” demiş. Futbol kariyerinde yüzüne karşı defalarca bu sözün söylendiğini belirten Klose, “Dış görünüşüme bakıp da bana inanmayan insanlara inat başarılı oldum. Belki de onlara kendimi ispatlamak için bu kadar hırslıyım. Böyle söyleyenler yanıldı.” diyor.

Ariel Ortega: Ortega’yı beğenmemişlerdi

Ariel Ortega, bulunduğu kasabada yetiştikten sonra hocaları ve akrabaları onu Jujuy eyaletine götürmüşler. Ama Jujuy’daki teknik heyet, Ortega’yı beğenmeyerek “Bundan futbolcu olmaz” demiş. İşte bu sözler, Jujuy ile Ortega’nın yaşadığı Ledesma ilişkisini de koparmış. Yıldız futbolcu şimdi bu sözlere inat Ledesma’da bir futbol akademisi kuruyor.

Henry Ford: Otomobil geçici bir moda

Otomotiv sektörünün kurucusu Henry Ford, 1903 yılında bankaya kredi talebinde bulunmuş; ancak ret cevabı almış. Müdüre, “Nasıl böyle büyük bir projeyi geri çevirebilirsiniz?” deyince, banka müdürü, “Otomobil ancak geçici bir moda olabilir.” cevabını vermiş. Ford ise bunun üzerine, “Bir gün yollarda at arabalarının yerini otomobil alacak.” demiş. Hedefine ulaşmak için beş kez iflas eden Ford, sayısız engelle de karşılaşmış.

Sylvester Stallone: Artistlik büroları reddetmiş

Sylvester Stallone, oyuncu olmak için New York’ta bütün artistlik bürolarına başvurmuş. Ancak hepsinden de olumsuz cevap almış. Fakat vazgeçmeyerek sonunda kendisine şöhret kazandıracak Rocky filmini kapmış.

Mahsun Kırmızıgül: Kapı gıcırtısı gibi sesin var!

Ünlü şarkıcı Mahsun Kırmızıgül ise ilkokul öğretmeni tarafından her şarkı söylediğinde azarlanmış. Öğretmeni, Kırmızıgül’e, “Sesin kapı gıcırtısı, tencere kazıntısı gibi… Senden türkücü olmaz.” dermiş. Her seferinde eve gittiğinde ağlayan Kırmızıgül, ilkokul öğretmenine inat, şarkıcı olmuş.

Yiğit Özgür: Çizgileri şimdi beğeniliyor

Penguen dergisindeki çok balonlu çizgilerinden tanıdığımız Yiğit Özgür’ün ise şu an karikatür çizdiği Penguen Dergisi’ne götürdüğü ilk karikatürleri beğenilmemiş. Ancak Özgür şimdi derginin en çok okunan çizeri… Özgür, gençlik döneminde yaşanan bu kötü deneyimler için şunları söylüyor: “Yaptığınız işi o kadar çok sevmeniz gerekiyor ki, beğenilmemek de dahil hiçbir şeyin engel olmaması gerekiyor.”

Deniz Akkaya: Şaşırtan manken

O yıllarda Elite Model Look Yarışması’nın koreografisiyle uğraşan Uğurkan Erez, manken adayı 20 kızın içinden sadece birisinin istediği şeyleri yapmadığını ve o kız hariç diğer 19’unun manken olabileceğini söylemiş. Ancak yıllar sonra Neşe Erberk’in yanına gittiğinde yeni mankenler içinde biri onu çok şaşırtmış. Çünkü o manken, ‘Bundan manken olmaz’ dediği Deniz Akkaya’dan başkası değilmiş.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND