Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Saygınlık nasıl kazanılır?

Daha saygın bir imaja sahip olmak hepimizin isteği… Ancak saygın olmayı istemek bunun için tek başına yeterli değil. Burada yapmanız gereken, kendinize odaklanmayı bırakmak ve diğer insanları önemsemeye başlamaktır…

kişisel gelişim

Daha saygın bir imaja sahip olmak hepimizin isteği… Ancak saygın olmayı istemek bunun için tek başına yeterli değil. Burada yapmanız gereken, kendinize odaklanmayı bırakmak ve diğer insanları önemsemeye başlamaktır… 

SAYGINLIK KAZANMANIN 21 YOLU

Saygın olmak istiyorsunuz, ama bunun için ne yapmanız gerektiğini bilmiyor musunuz?

Burada yapmanız gereken, kendinize odaklanmayı bırakmak ve diğer insanları önemsemeye başlamaktır.  İnsanların gerçekten size saygı duyduğunu nasıl anlarsınız? Bunlar hakkında düşünürken, bir de bizim önerilerimize göz atın.

1. Devamlı Proaktif Olun

Her zaman insanların sizi yönlendirmesini beklemeyin. Kendi becerilerinizi de kullanarak araştırmaya başlayın ve problemlerinizi kendiniz çözün. Kendinizi öne çıkartmayı alışkanlık haline getirin. Zamanı geldiğinde meydan okumaktan korkmayın.

2. Verdiğiniz Sözleri Tutun

Saygınlık kazanmaya başlamak için, uygulayacağınız en önemli adımlardan birisidir. Eğer, geçmişte vaatler verdiyseniz, bundan sonra bunu yapmayın. Her zaman verdiğiniz vaat ve sözleri gerçekleştirin. Eğer, kendinizi verdiğiniz sözler altında ezilmiş hissediyorsanız, bu durum çok fazla söz verdiğiniz ve sözlerinizi tutamadığınız anlamına gelir.

3. Özür Dilemeyi Bırakın

Sürekli ‘’özür dilerim’’ diyen insanlar, bunu ikinci defa tekrarladıklarında, ilk söyledikleri kadar saygı görmezler. Özür dilemenin zamanı ve yeri vardır. Bazen sonuçları, ailenizi ve arkadaşlarınızı etkileyebilecek hatalar yapabiliriniz. Durum için, onlara üzgün olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Yalnız bunu yaparken, kötü şekilde sonuçlanmış her şey için ‘’ özür dilerim’’ demeyi bırakın, bilhassa çalışma yaşantınızda.

4. İnsanların Zamanını Boşa Harcamayın

Başkalarının zamanının değerine saygı duyarsanız, bilin ki onlar da sizin zamanınıza saygı duyacaklardır.  Bunlar; bir randevuya geç kalmamak,  gereksiz şeyler hakkında konuşarak toplantıların işleyişini bozmamak, süreçleri hızlandırmak, sorunları anında çözmek ve özellikle insanlar sizden daha yoğunken, onların karar vermelerini daha kolay hale getirmektir.

5. Bir An Önce Dedikoduyu Bırakın

Hiçbir zaman, insanların yüzlerine söyleyemeyeceğiniz şeyleri arkalarından söylemeyin. Bahsettiğiniz kişileri sevmeseniz bile onlara saygı göstermelisiniz. Herkesin iyi ve kötü huyları ve özellikleri vardır, bunları dikkate alarak, karşınızdaki insanla diyaloğa girin.  Unutmayın ki, İnsanların arkasından konuşursanız, itibarınız hızla kaybolacaktır.

6. Çok İyi Biri Olarak Gözükmeye Çalışmayın

Yersiz nezaket, sizi insanların gözünde iyi göstermez. Herkesi mutlu etme düşüncesi, size bu konuda çok fazla bir şey kazandırmayacaktır. Eğer, saygın bir birey olmak istiyorsanız, biliniz ki kolay etki altında kalan bir karaktere sahip olmak, sizin için bir dezavantajdır ve her zaman herkese çok mutlu gözüküyorsanız, insanlar samimiyetinizi sorgulayacaklardır.

7. Tevazu Gösterin

Her zaman, doğru ve en iyi siz olamazsınız. Herkesten bir şeyler öğrenebilirsiniz. Gerçek saygınlık, tevazu göstermeyi anlamaktan gelir, sen de dahil olmak üzere, herkesin dünyaya sunabileceği bir şeyleri vardır.

8. Prensip Sahibi Olun

Bu göz ardı ettiğiniz, küçük ama önemli bir noktadır. Neye inanıyorsunuz? Sizi ilgilendiren nedir? Sizi ne sinirlendirir ve dünyayı değiştirmenizi istemenizin nedeni ne olabilir? Bu tür sorular, kendi prensiplerinizi oluşturmanızdaki esas noktadır.

9. Açık Görüşlü Olun

Açık görüşlü olmak, prensiplerinizden uzak uç bir noktadır. Açık görüşlü olmak, karmaşık değil, prensiplerinizin çatışması hiç değildir. Bu anlam, sadece şöyle kabul edilebilir, eğer prensiplerinize sadıksanız, açık görüşlü insanlardan öğrenebilecek çok şeyiniz vardır.

10. Gerçekten Önem Verin

Eğer bir topluluğun, bir şirketin, bir arkadaş grubu veya bir takımın parçası olup başkaları için bir şeyler sunmanın yollarını düşünüyorsanız,  saygın bir bireysinizdir.  Değer kavramı birçok şekilde karşınıza çıkabilir, ama sonuç olarak değer kavramı dünyaya veya toplumumuza sorunlarını çözmekte yardımcı olur. Eğer, insanlara önemli bir şeyler sunarsanız, saygı kazanırsınız.

11. Ödevinizi Yapın

Bunun anlamı, yapacağınız şeyler hakkında araştırma yapmanız gerektiğidir. Biriyle görüşme yapacağınızda, önce o kişi hakkında araştırmalar yapın ve bunun etkili bir görüşme olması için ihtiyacınız olan her şeyi elde edin. Örneğin; bir iş görüşmesine gideceksiniz, gideceğiniz şirketin ve oradakilerin konu hakkında neye ihtiyaçları olduğuyla ilgili araştırma yaptığınızdan emin olun.  Arkadaşlarınızla konuşurken onları dinleyin ve dinlediklerinizi aklınızın bir köşesine yazın, çünkü bu ileride, onlarla ilgili bilgileri hatırlamanızı sağlayacaktır, bu da size artı puan kazandırır.

12. İlham Verin

Arzularınızı ve hedeflerinizi dışa vurmaktan çekinmeden, insanlarla konuşarak onlara ilham kaynağı olabilirsiniz.  Cesaretinizle karşınızdakilere ilham verebilir, onların hayal ve hedeflerinin peşinden gitmeleri için, cesaretlendirip ilham kaynakları olabilirsiniz.

13. “Hayır” Demesini Bilin

Bir süre sonra, ‘’hayır’’ dediğiniz şeyler için kendinizi kötü hissetmeyin. Elinize geçen fırsatları kaçırdığınız için de endişelenmeyin. Size söylenen her şeyi onaylamak zorunda değilsiniz, özellikle size bunları söyleyen sizden üstün birisi veya müşteriniz ise. Bazen bir şeyleri onaylamak yerine, ‘’ hayır’’  deyip kendi fikirlerinizi dile getirmeniz size daha fazla saygınlık kazandırır. ‘’ Hayır’’ derken, zamanınızın değerli olduğunu söylemekten korkmadığınızı ve her şey için vaktiniz olmadığını göstermiş olursunuz.

14. İç Sesinize Kulak Asmayın

İnsanların size saygı göstermesini istiyorsanız, öncelikle sizin kendinize biraz saygınız ve güveniniz olmalıdır.  Bu her zaman kolay değildir, hepimizin, bir şeyleri başaramadığı, doğru yapamadığı zamanlar vardır, bu gibi zaman dilimlerinde, kendi kendinize yapacağınız konuşmalar hiç de iyi yönde olmayacaktır.  İşte bu yüzden, iç sesinize aldırış etmeyin. Kendi gücünüzü hatırlayın ve hatalarınızdan ders çıkartın. Bir şeyler öğrenmek size güven kazandırır, başarısızlık ve kusurlar da gelişmenize yardımcı olur.

15. Fikirlerinize Doğruluğuna İnanın

Çoğu insanın, alışılmışın dışında fikirleri vardır, ama insanlar bunların arkasında durmaktan korkar ve fikirlerini gerçekleştiremez, çünkü onlara fikirleri çok uzakmış gibi görünür. Düşünceleriniz, size komik, garip ve alışılmışın dışında gibi görünüyor olabilir, fakat fikirlerinizden vazgeçmeyin. Yarattığınız fikirleri sahiplenin ve arkasında durun. Eğer fikirlerinizin arkasında durursanız, bir şeyler elde edecek ve insanlar böyle eşsiz bir fikrin, sizin aklınıza nasıl geldiğini merak edeceklerdir.

16. Size Kötü Davranıldığında Buna Karşı Tepkisiz Kalmayın

Size yapılan kötü davranışlara, ya da insanların kendinizi göstermenizi engelleyecek tavır sergilemesine izin vermeyin. Profesyonel ve diplomatik olun, fakat sessiz de kalmayın. Kendinizi karşınızdaki insana doğru ifade etmek her zaman çok kolay olmayabilir.

17. Birileri İçin Ayaklanın

Etrafınızda bir adaletsizlik, haksızlık gördüğünüzde, sorunla yüzleşmekten korktuğunuz için sırtınızı dönüp gider misiniz? Bazen seçme şansınız yoktur, ancak öyle anlar gelir ki, birileri için gerçekten bir şeyler yapmanız gerekir.  Herkesi mutlu etmek zorunda değilsiniz. Bazı anlarda, sorun ile yüzleşmekten asla çekinmeyin. Yeter ki bunu diplomatik bir biçimde gerçekleştirin.

18. Düşündüklerinizi Söyleyin

Eğer gerekli ise düşündüklerinizi söyleyin. Saygın olarak nitelendirilen insanlar, birçok konuda değerli fikirleri olan ve bu fikirlerin nasıl geliştirileceğine dair söylemleri olan insanlardır. Özellikle toplantı esnasında bir şeyler üzerine tartışırken veya gündelik buluşmalarınızda, düşündüklerinizi söylemekten hiçbir zaman korkmayın.

19. Dinlemesini Bilin

Bazen susmalı ve sadece dinlemelisiniz. Sonu gelmeyen konuşmalar ve birkaç istisna dışında, insanların konuşmalarını bölmeniz, pek de saygın bir davranış değildir. Devamlı kendiniz hakkında konuşmayı bırakın ve insanların neler anlattığına kulak verin. Sessizliğinizi yararınız için kullanın, gerçekten insanları dinleyin ve onları anlamaya çalışın. Karşınızdaki konuşurken, konuşması bittiği anda, hemen konuşmayı devralmayın. Konuşmadan önce, biraz durup düşündükten sonra konuşursanız, bu sizin yararınıza olacak ve saygınlığınızı arttıracaktır.

20. İnsanlara Önem Verin

İnsanlara karşı nazik olmaya başlayın. Hayatınızdaki, çevrenizdeki, iş yerinizdeki ve evinizdeki insanlara önem verin. Gerçekten insanlara önem vermek, onlarla empati kurmak, endişelerini görmek, sizin saygınlık kazanmanız için oldukça gereklidir. Ayrıca, bu sadece kendinize odaklanmadığınızı da gösterir ve duygularınızı ortaya koyar. Bu durum, size, saygın bir birey olmak için gerekli bir unsurdur. Bunu herkesin yapamamasının nedeni de azim gerektiren bir durum olmasıdır.

21. Duygularınızı Kontrol Edin

Bu, tabi ki kendi his ve tutkularınızı ifade ederken kullandığınız duygulardan farklı bir durumdur. Sizi fazlasıyla duygusallaştıran anlık hislerinizi bastırın ve bunun size yararı olup olmadığını düşünün. Saygın insanlar, duygu ve tepki arasındaki farkı iyi bir şekilde ayırt ederler. Siz de saygınlığınızı koruyun, duygu ve tepki arasındaki farkı iyi kavrayın. Bir şeylere tepki vermek, iyi bir alışkanlık değildir.

Kaynak: Lifehack.org
Ceviri: LifehackTR.com
Cevirmen: Gizem Yediçam

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND