Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Şartsız, koşulsuz mutluluk…

Mutluluk seviyeniz yüzde kaç? Ya da soruyu biraz değiştirecek olursak, mutluluğunuz nelere bağlı… Başarı, sevgi, sağlık… Peki mutluluğu şartlara bağlamanın daha büyük mutsuzluklar getirdiğini biliyor musunuz…

Mutluluk seviyeniz yüzde kaç? Ya da soruyu biraz değiştirecek olursak, mutluluğunuz nelere bağlı… Başarı, sevgi, sağlık… Peki mutluluğu şartlara bağlamanın daha büyük mutsuzluklar getirdiğini biliyor musunuz…

MUTLULUK SEVİYENİZ % KAÇ?

Çocuk filmlerini takip etmeyi çok severim. Örneğin; Yıldız Savaşlarından karanlık ve ışığın arasındaki ince çizgiyi, Yüzüklerin Efendisinden gölge ile aslımızın arasındaki dostluğu, Alice Harikalar Diyarı’ndan bilinçaltımızın imkansız dediklerinin aslında koca bir yalan olduğunu, Happy Feet’ten farklı olmanın güzelliğini keşfettim. Tüm bu hikâyelerden aldığım ilhamla arada sırada büyüklere masallar yazıyorum. “Mutluluk Seviyeniz % Kaç? “ isimli masalımda küçük Ali’nin hikâyesini anlattım. Bir önceki yazımda insanlara yardım etmenin sandığımızdan daha farklı şekilleri olabileceğinden bahsetmiştim. Ali’nin hikâyesinin bu yazı ile çok bağlantılı olduğundan sizlerle paylaşmak istedim. Geri bildirimlerinizi dört gözle bekliyoruz.

Kuzey ülkelerinden birinde küçük bir adada Ali isminde bir çocuk yaşarmış. Ali küçük yaşta ailesini kaybetmiş olduğundan köy halkı Ali’nin bakımını üstlenmiş. Ali’de bu yardımın karşılığında köy halkının hayvanlarına çobanlık yapıyormuş. Yıllar geçmiş, küçük Ali güçlü, kuvvetli bir genç adam olmuş. Artık sadece çobanlık yapmıyor, köydeki ailelerin tamir işlerine de bakıyormuş. Ali çalışmayı, insanlar için bir şeyler yapmayı çok severmiş. Bazı günler günde 14-15 saat çalıştığı bile olurmuş. Bazı günler yapılacak işi olmadığında kapı kapı dolaşır, köy halkına tamir edilecek bir şeyleri olup olmadığını sorarmış. Kapısını çaldığı evde kimseyi bulamazsa, evin arka kapısından içeri girer, tamir edilmesi gereken her ne var ise tamir eder sonra küçük bir not bırakarak evden ayrılırmış. Köy halkı, Ali’nin bu desteğinden önceleri çok memnun olsa da, bir müddet sonra evlerindeki eşyalarının talepleri olmadan onarılması onları rahatsız etmeye başlamış. Ve bu rahatsızlıklarını Ali’ye söylemeye karar vermişler. Ve bir akşam köy okulunda konuşmak üzere toplanmışlar. Ali’ye yardımlarından dolayı teşekkür ettikten sonra Ali’nin yaptığı yardımların zaman zaman fayda yerine zarar verdiğini söylemişler. Konuşmada sözü alan ilk kişi Ayşe Hanım olmuş. Ayşe Hanım, köyün öğretmeniymiş.

– Ayağı kırık büyük bir masam vardı. Bu masayı okula yeni başlayan Veli için küçültüp çalışma masası ve sandalye haline getirmeyi planlıyorduk. Ancak bir gün okuldan eve geldiğimde masanın tamir edildiğini görünce, Veli için masa ve sandalye yapabilmek için farklı alternatiflere yönelmek zorunda kaldım ve boşu boşuna bir sürü zaman kaybettim. Ayşe Hanım’dan sonra sözü demirci Rıza almış;

– İşime yaramayan kırık, dökük bir sürü bakır kabım vardı. Hepsini erittikten sonra soğuğa karşı korunabilmek için pencerelere destek yapacaktım. Ancak bir gün eve gelip bütün bakır kapların tamir edildiğini gördüm. Bakır kaplardan çok soğuktan korunmaya ihtiyacım vardır. Kaplara ihtiyacım olmadığından hepsini komşularımla paylaştım. Çünkü her biri eritilmeyecek kadar güzel kaplar haline gelmişlerdi. Ailem ve ben bir müddet daha üşümeye devam edeceğiz. Faydalı bir şey yaptığını düşünüyorsun ama bize sormadan yaptıkların maalesef işe yaramaktan ziyade bize zarar veriyor.

Demirci Rıza’dan sonra sırayla Hikmet ve Kamil Bey ile Zekiye, Servet, Huriye ve Ayfer Hanım söz almışlar. Hepsi de önce Ali’nin yaptıklarını takdir ettiklerini ancak yaptığı yardımların hayatlarını olumsuz etkilediğini söylemişler. Ali, anlatılanları büyük bir dikkatle dinlemiş, dostlarını üzmüş olduğundan dolayı kendini çok mutsuz hissetmiş. Hepsinden ayrı ayrı özür dileyerek evine dönmüş. Ama yine de yaptığı yardımların olumsuz sonuç vermesini aklı almıyormuş. Bundan sonraki günlerinde sadece hayvanları otlatma işine devam etmiş. Köy okulunda yapılan toplantıdan sonra tam 2 ay geçmiş. Hiç kimse Ali’den ekstra bir yardım talep etmemiş.

Köydeki dostlarına yardım etmenin mutluluğunun gerçek kaynağı olduğunu fark ettiğinde Ali çok üzülmüş. Nasıl olup ta böyle bir mantık geliştirebildiğine inanamıyormuş. Günler geçmiş, köy halkı için bir şey yapamıyor olmak onu çok rahatsız ediyormuş. Ali gittikçe sinirli bir insan haline gelmiş. Günlerden bir gün hayvanları otlatmaya götürürken ayağı bir taşa takılmış. Ve canı çok yandığından taşa söylenmeye başlamış. O sırada yanından geçmekte olan yaşlı bir adam Ali’ye kiminle konuştuğunu sormuş. Ali’nin hala kızgınlığı devam ettiğinden;

-Bu aptal taş hep yolumun üstüne çıkıyor ve ben de ona beni rahat bırakmasını söylüyorum. Ama sanırım sesimi duyuramıyorum” demiş, Yaşlı Adam;

– Hımmm, Enteresan bir durum. Taşın ne yapmasını bekliyorsun? demiş.

– Yolumdan çekilmesini istiyorum demiş Ali.

– Hımm, anladım demiş yaşlı adam. Ali, yaşlı adama sinirlenerek;

– Neyi anladın be adam. Taş insan mı beni dinlesin. Taşın beni duymasını bekliyorum ki bu çok aptalca demiş ve gözlerinden yaşlar inmeye başlamış.

– Şimdi ne oldu? Niye ağlıyorsun demiş yaşlı adam.

– Hiçç Son zamanlarda bana neler oluyor anlayamıyorum. Çok yalnızım. Kimse benimle ilgilenmiyor, konuşmuyor. Sanırım öfkemi bu taştançıkartıyorum demiş Ali.

– Hayrola, neden bu kadar öfkelisin diye sormuş yaşlı adam. Ali başından geçenleri yaşlı adama anlatmış.

– Enteresan bir hikâyen var. Sence nerede hata yapmış olabilirsin? demiş, yaşlı adam.

– Gereksiz yere insanların işine burnumu soktum. Onları mutsuz ettim. Artık hiç biri beni eskisi gibi sevmiyor, demiş Ali.

– Hımm demiş yaşlı adam sonra da “Sence mutluluk nedir?” diye sormuş

– Mutluluk; insanları mutlu etmek yani onlara yardım etmek demek diye düşünüyorum. Şimdi insanlara yardım edemediğim için mutsuzum demiş.

– Doğru söylüyorsun ama sen mutluluğunu diğer insanlara yardım etme şartına bağlamışsın. Gerçek sevgi, huzur ve mutluluk getirir. Seninkisi ise insanlara sıkıntı vermiş Mutluluğunu şarta bağlamamanın yolunu bulmalısın demiş. Ali;

– Nasıl yani?diye sormuş.

– Gerçek sevginin ne demek olduğu ile seni nelerin mutlu edeceğine biraz kafa yormalısın demiş. Ali, bir müddet düşünmüş. Ve;

– Bu konuda bana biraz yardımcı olabilir misin? diye sormuş.

– Bu hayatta hiç kimse aradığın yanıtı sana veremez. Kendin keşfetmelisin! demiş Yaşlı Adam.

– Haklısın demiş. Ali. Sonra da peki, seni neler mutlu eder diye sormuş, Ali. Yaşlı adam gülerek;

– Hala kolaya kaçıyorsun. Bu sorunun yanıtını sen bulmalısın demiş. Ali, bunun üzerine bir müddet düşüncelere dalmış. Sonra;

– Seni bir daha ne zaman göreceğim? diye sormuş ama yaşlı adamın orada olmadığını fark etmiş.

Ali, sonraki birkaç gün yaşlı adam ile yaptıkları konuşmayı sürekli hatırlayarak, gerçek sevginin anlamını ve kendisini nelerin mutlu edeceğini düşünmeye başlamış. Değişik bir konu üzerine kafa yormak onun üzüntülerinden uzaklaştırmaya başlamış. Yine bir gün kendisini nelerin mutlu edeceğini düşünürken, küçükken yaşadığı köyün dışındaki yerleri merak ettiği aklına gelmiş. Uzak diyarlarda neler olduğunu keşfetmek beni mutlu edebilir diye düşünmüş. Ve köy halkına bu fikrini paylaştıktan sonra köyünün dışındaki ülkeleri ziyaret etmeye başlamış. Gezip gördüğü yerlerde yeni insanlarla tanışmış, daha önce görmediği bitki ve hayvan türlerini keşfetmiş. Ali’nin eski neşesi tekrar gelmiş. Seyahat ettiği yerlerde Ali’nin mutlu halini görenler, onunla sohbet etmek için sıraya girmeye başlamışlar. Herkes mutluluğu keşfeden bu adamdan bahsediyormuş. Dünyanın her tarafından Ali’yi görmeye gelenler Ali’den mutluluğun sırrını öğrenmek istiyormuş. Ali’de soranlara anlatmış;

-Öncelikle gerçek sevginin sizin için neyi ifade ettiğine odaklanın. Sevgi karşınızdaki anlamaktır, onun istek ve arzularına saygı duymaktır. Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Bağımlılık üzerine kurulmuş sevgi size her zaman acı verecektir. Gerçek sevgi özgür bırakan, barış ve mutluluğu getirendir. Mutluluk konusuna gelince; mutlu olmayı dileyin ve bu niyetinize odaklanın, farkındalığınıza her ne gelir ise onu izleyin. İlla insanlara yardım etmek istiyorsanız öncelikle kendinize yardım edin, önce siz öğrenin. Mutluluk seviyenizi %70-80 lere getirin ki diğerleri bu oranı sizin için %100 veya daha fazla hale getirsinler. Kendinizi nelerin mutlu ettiğini bilmezseniz, insanları size sunduğu mutluluğu da anlayamazsınız. Çünkü sadece biz de olanı diğerleri ile paylaşabiliriz.

Ali, tüm bunları anlatırken yıllar önce karşılaştığı yaşlı adama da binlerce kez şükrediyormuş. Yine bir gün aynı yaşlı adam tekrar karşısında belirmiş. Ali gülümseyerek;

-Seneler geçmesine rağmen sen aynı kalmışsın, bunu nasıl oluyor? diye sormuş. Yaşlı adam ise Ali’ye gülümseyerek;

– Görevimin nasıl sonuçlandığını görmek istediğim için buradayım. Görevimi tamamladığım için çok mutluyum. Sen benim dünyadaki en iyi görevlerimden biri oldun. Sanırım ödülüm çok büyük olacak. Seninle birlikte bir sürü kişiye mutlu olmanın yaratacağı mucizeyi anlatabildik. Bunun için sana teşekkür etmeliyim, demiş.. Ali ise ;

– Esas ben sana çok teşekkür ediyorum, hayatıma yeni bir anlam kattındemiş yaşlı adama. Ve yaşlı adam her zaman ki gibi geldiği gibi aniden yok olmuş. Ali, yoksa bir hayal miydi diye düşünse de fazla kurcalamamaya karar vermiş. Ve başka mutluluğa doğru yoluna devam etmiş.

Bu bir masal olsa da Ali kendi mutluluğun sırrını keşfetti. Siz de herkesin mutlu olmasını isteyerek sürekli insanlara yardım etme telaşında olanlardansınız. Yoksa Ali gibi diğerlerinin mutluluğu için önce kendinizin mutlu olması gerektiğine inanmaya başladınız mı?

Sevgiler

Arzu ve İstekleriniz Gerçeğinizi Oluştururlar

www.yourwishisyourreality.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND