Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Salgın döneminde yapılan aktivitelerin risk değerlendirmesi

toplum, sosyal mesafe, salgın, Manşet, koronavirüs

Salgının azalan grafiği ile birlikte hayat da yavaş yavaş normale dönüyor. Peki, salgın öncesi rutinimize geri dönebilecek miyiz? Yapmaya alışık olduğumuz aktivitelerin hangileri güvenli, hangileri değil? www.evrimagaci.org yanıtlıyor…

Salgın Sırasında Sahile Gitmek, Denize veya Havuza Gitmek Güvenli mi? Peki Ya Düğün Yapmak, Saç Kestirmek, Otelde Kalmak veya Kamp Yapmak?

Yazın Yapılan Aktiviteler Ne Kadar Güvenli? Uzmanlar, COVID-19 Salgını Sırasında Yapılabilecek 14 Yaz Aktivitesini Risk Sırasına Diziyor!

Birçoklarımız için aylarca süren bir karantina döneminden geçtik. Dışarı çıkıp, yazın tadını çıkarma dürtüsü çok güçlü. Ama güvenli olan şeyler neler? Bir enfeksiyon hastalıkları ve toplum sağlığı uzmanı panelinden, yaz aktivitelerini risklerine göre sıralamalarını istedik. Bu aktiviteler arasında park/bahçelerde toplanmaktan, halka açık havuzlarda bir gün geçirmeye ve farklı ailelerle bir tatil evini paylaşmaya kadar birçok aktivite yer alıyor.

Ama büyük bir uyarıda bulunalım: Sizin bireysel riskiniz, yaşınıza, sağlığınıza, bölgenizde virüsün ne kadar yaygın olduğuna ve bu aktiviteler sırasında ne tür önlemler aldığınıza göre değişecektir. Dahası, birçok bölgede burada tanımlanan aktiviteler halen sınırlandırılıyor olabilir; dolayısıyla bölgesel kuralları ve gelişmeleri takip etmeyi unutmayın.

Ve şunu da anlayın: Dışarı çıkıp da hastalığa yakalanma riskinizin sıfır olduğu hiçbir durum bulunmuyor. Ülkeler iş yerlerini ve kamusal alanları geri açmaya başladıkça, neyin güvenli olup neyin olmadığını kestirme görevi her bir bireye düşecek. Uzmanların düşünme biçimini anlamak, bu aktiviteler sırasındaki riskleri kestirmenizi kolaylaştırabilir. Ohio State Üniversitesi’nden epidemiyolog Dr. William Miller şöyle diyor:

Bulaş riskini tek bir kalıp ile düşünmek mümkün: zaman, mekan, insanlar ve yerler.

Ana kural ise şu: Enfekte olmuş insanlarla daha fazla zamangeçirir ve onlarla daha dar bir mekanda bir arada kalırsanız, enfeksiyon riskiniz artıyor. Daha fazla sayıda insan ile etkileşime geçmek riskinizi arttırıyor ve daha kapalı yerler, daha açık yerlere göre daha tehlikeli. Chicago Tıp Üniversitesi’nde hastane epidemiyologu ve bulaşıcı hastalıklar uzmanı olarak çalışan Dr. Emily Landon şöyle diyor:

Her zaman açık mekanları, kapalı mekanlara tercih edin. Her zaman maske takmayı, maske takmamaya tercih edin. Ve her zaman daha az sayıda insan ile daha geniş alanlarda buluşmayı, daha çok insanla daha dar alanlarda buluşmaya tercih edin.

Hangi Yaz Aktivitesi Daha Riskli?

1. Arka Bahçede Bir Diğer Aile ile Buluşmak: Düşük-Orta Risk

Küçük bir grupla geniş bir dış mekanda buluşmak çok riskli değil. Ancak uzmanlar, güvenliğinizin kimi davet ettiğinize ve onların hastalık konusundaki davranışlarının neler olduğuna bağlı olarak değişebileceği konusunda uyarıyorlar. Oregon Sağlık & Bilim Üniversitesi’nde pediyatrik enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan Dr. Judith Guzman-Cottrill şöyle diyor:

Eğer bahçenize davet edeceğiniz aile, sosyal mesafelendirme kurallarına uyduysa, söz konusu aktivite daha düşük riskli olacaktır.

Riski neler değiştirebilir? Riski azaltmak için yiyecek, içecek ve çatal-bıçak biri aletleri paylaşmaktan kaçının. Sadece içeceklerin değil, her şeyin konuklar tarafından getirilmesini isteyin. St. Louis Washington Üniversitesi’nde pediyatrik enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan Dr. Andrew Janowski şöyle diyor:

Yemeklerin kendisi bir risk unsuru değil; ancak tabaklar ve çatal-bıçak gibi araçların paylaşılması sonucu bunlara ortak olarak dokunulması risk oluşturabilir.

Harvard Tıp Fakültesi hekimlerinden ve kamu sağlığı araştırmacısı Dr. Abraar Karan ise şöyle diyor:

Alkol tüketimine dikkat edin, çünkü sarhoş olmak sizi sosyal mesafelendirme kuralları konusunda hataya daha açık hale getirebilir. Ayrıca insanların tuvalete gitme ihtiyacını da [dolayısıyla ortak yüzeylere temas etme riskini de] arttırır. Diğer insanlarla aynı evi paylaşmaya başladığınız anda, risk profiliniz de yükselişe geçer.

Bazı uzmanlar, yüz maskeleri kullanmayı öneriyorlar; ancak Landon’a göre yiyip içerken bir maskeyi takmayı sürdürmek pek gerçekçi değil. (…)

2. Bir Restoranda Yemek Yemek: Orta-Yüksek Risk

Landon, uyarıyor:

İç mekanlarda yemek yemek halen yapabileceğiniz en riskli şeylerden birisi. Sorun şu: İnsanlar, restoranlarda gereğinden fazla zaman geçirmeye meyilliler. Dolayısıyla masalar arası mesafe iyi ayarlanmış olsa bile, maruz kalma süresi uzuyor. Dahası, konuşma sırasında da bir miktar virüs saçılıyor gibi gözüküyor.

Karan, Çin’in Guangzhou bölgesinde salgınlardan birinin, penceresiz ve zayıf havalandırmalı bir restorandan kaynaklandığını ve havalandırma cihazının masalar arasında bulaşa neden olduğuna dikkat çekiyor.

Riski neler değiştirebilir? Janowski, risk seviyesinin, restoranın pandemiye ne kadar adapte olduğuna bağlı olduğunu söylüyor. Dükkanlar masa ve sandalyelerin sayısını azaltmalı ve aralarındaki mesafeleri açmalı. Garsonlar maske takmak zorunda olmalı ve el yıkama istasyonlarına erişimleri kolayca sağlanmalı.

Ayrıca Janowski’ye göre restoranlar, çatal-bıçak-tabaklar için tek kullanımlık seçenekler sunmalı, böylece aynı yüzeye tekrar dokunma riski olmamalı. Ek olarak, içecek istasyonları veya büfe masaları gibi self-servis uygulamalarının tamamını durdurmalı. Landon, şöyle diyor:

Eğer bir restorana gidecek olursanız, dış mekanlarda masa bulmaya çalışın. Ben olsam, sadece kendi ailemden bireylerle yemeğe çıkardım; çünkü aksi takdirde, bir dizi diğer insanla yan yana ve yakın mesafede otururken maskemi çıkarmak zorunda kalırdım.

3. İç Mekanlarda Dini Buluşmalara Katılmak: Yüksek Risk

İbadet hizmetleri, farklı ailelerden insanların iç mekanlarda uzun süreler bir arada kalmasına neden olmaktadır. Chapel Hill’deki North Carolina Üniversitesi’nden epidemiyolog Kimberly Powers, şöyle diyor:

Çok kısa sürede çok sayıda insanın enfekte olması için gereken şartların hepsi, ibadetler sırasında sağlanıyor.

Kiliselerde başlayan salgınlara işaret ediyor: Örneğin taşra bir Arkansas kilisesinde ibadet eden 92 kişiden 35’i COVID-19’a yakalandı.

Şarkı söylemek (gerek ibadet edenlerce, gerekse de korolarca) yüksek risk unsuru. Birden fazla uzman, Washington eyaletindeki bir koro provası sırasında katılımcıların yarısının hastalandığına dikkat çekiyorlar.

Riski neler değiştirebilir? Karan’a göre insanlar doğru bir şekilde sosyal mesafelendirme kurallarına uyarlarsa, maske takarlarsa, şarkı söylemekten uzak dururlarsa risk azalabilir. Janowski ise, ibadet sırasında ortak nesnelerin kullanılmasından uzak durulmasını öneriyor. Guzman-Cottrill ise şöyle diyor:

İbadet mekanları duruma adapte olurlarsa, risk azalır. Örneğin benim kilisem, geçtiğimiz hafta bireysel servis yapmaya başladı. Kilise, katılımı sınırlandırmak için 25 kişilik gruplara rezervasyon yapmaya başladı. Katılımcıların sağlıklı olması, yüz maskesi takması ve en az 2 metre aralıklarla oturması gerekiyor.

4. Popüler Bir Sahilde veya Havuzda Günü Geçirmek: Düşük Risk

Uzmanlara göre, sosyal mesafelendirme kurallarına uyulduğu müddetçe bu, oldukça düşük riskli bir aktivitedir. Suyun kendisi risk teşkil etmez. Janowski şöyle diyor:

Sırf suyun devasa hacminden ötürü bile virüs seyreltilmiş olacaktır ve bu, sudan virüs kapmayı çok olasılık dışı yapmaktadır.

Riski neler değiştirebilir? Buradaki anahtar soru, diğer insanlara ne kadar yakın olduğunuzdur. Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezi Küresel Sağlık Bilimleri ve Güvenliği Merkezi müdürü Rebecca Katz, şöyle soruyor:

Kendi aileniz dışındaki her bir bireyden en az 2 metre uzakta durabileceğinizi garanti edebilecek misiniz?

Sahil ve havuzların kalabalık olabilen giriş-çıkışlarına ve tuvaletlerine dikkat edin. Hem karada, hem de suda sosyal mesafeyi korumayı sürdürün. Landon, şöyle diyor:

Benim havuz ve sahillerdeki en büyük endişem, çocuklar. Havuzlarda herkesle arkadaş olmaya yatkınlar. Eğer büyükanneyi bir pazar günü ziyaret etmek istiyorsanız ve bu sizin aileniz için önemli bir faktörse, çocuklarınızın başka ailelerin çocuklarının civarında koşturmasını istemezsiniz.

Bu açıdan sahiller, havuzlardan daha iyidir; çünkü daha geniş alanlar sunarlar. Sabah erkenden veya akşama doğru gidin, çünkü bu zamanlarda sahiller daha az kalabalık olacaktır. Özellikle de konukları için mesafeyi ayarlamaya çalışan sahilleri tercih edin.

5. 10’dan Fazla Konuğun Olduğu Dış Mekan Kutlamaları (Örneğin Düğünler): Orta-Yüksek Risk

Aileye dönük kutlamalar genellikle yazları yapılan aktivitelerdir; ancak şu anda çok ciddi riske sahiptirler. Birçok düğün şimdiden ertelendi ve bu kararı alan çiftler, tamamen haklılar. Harvard hekimi Karan şöyle diyor:

Dış mekanlar riski azaltıyor; ancak insanlar kutluyor ve içiyorlarsa, sosyal mesafeyi düzgün şekilde koruyor olmaları pek beklenemez. Bu tür etkinlikler genelde çok kalabalıklaşmaya meyillidir ve insanlar, uzun uzadıya yüz yüze sohbetler ederler.

UNC epidemiyologu Powers, konuk listesi ne kadar genişse, onlardan birinin enfeksiyonu taşıma ihtimalinin o kadar yüksek olduğunu söylüyor.

Riski neler değiştirebilir? Tehlike, buluşmaya katılanların sayısına ve birbirlerine ne kadar yakın mesafede durduklarına göre büyük oranda değişiyor. Landon şöyle diyor:

Eğer bir kutlama düzenlemeyi planlıyorsanız, küçük bir kutlama yapın ve çoğu yakın akraba olan konuklar seçin. Diğer komünitelerden insanları bir araya getirmek çok yüksek riske neden oluyor. Eğer insanlar diğer yerlerde arabayla veya uçakla seyahat edecek olursa, büyük oranda hastalığı da kutlamanıza davet etmiş oluyorsunuz.

Ayrıca yakın akrabalarınızı, hele ki daha yaşlı veya altta yatan diğer hastalıkları olan akrabalarınızı davet ederken de iki defa düşünün. İnsanlar, sağlıkları için iyi olmadığını bildikleri halde kutlamalara katılma baskısı hissedebilirler – ve özellikle de bu baskı, onlara güvenlik önlemleri alacağınızı söylediğinizde artabilir. Chicago’da yaşanan en büyük ölüm kümelerinden birisi, bir cenazeye katılan bir aile üyesinin diğer katılımcılara virüsü saçması sonucu yaşandı.

6. Umumi Tuvalet Kullanımı: Düşük-Orta Risk

Landon, şöyle diyor:

Tuvaletler, hastalık aktarımını önleyecek biçimde tasarlanmışlardır. Diğer insanların kakasından kapabileceğiniz çok sayıda hastalık vardır; ancak neredeyse hiçbir zaman bu yaşanmaz, çünkü tuvaletler, kolayca temizlenebilecek sert yüzeylerle inşa edilirler [Ç.N. Bu argümanın Türkiye için ne kadar geçerli olduğu konusunda okurlarımızı uyarmak isteriz].

Washington Üniversitesi’nden Janowski ise şöyle diyor:

Risk, bölgedeki COVID-19 vaka sayısına ve tuvaletin ne kadar temiz olduğuna göre değişiyor. Bir tuvalette birden fazla yüksek riskli ortak yüzey bulunmaktadır.

Henüz sifon çekme sonucunda virüsün aerosol olarak yayılıp yayılamayacağına yönelik yeterince kanıt bulunmuyor. Landon, şöyle diyor:

Norovirüs gibi diğer virüsler sifon çekme sonucu aerosol olarak yayılabilir; ancak tuvaletler temiz tutulduğu sürece norovirüs, çoğu zaman bu şekilde yayılmaz.

Amerikan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (CDC) ise, dışkıların COVID-19’a sebep olup olamayacağı konusunun net olmadığı konusunda uyarıyor.

Riski neler değiştirebilir? Miller’ın söylediğine göre risk, daha küçük, daha yoğun ve az havalandırılan tuvaletlerde artıyor. Örneğin otoyolların kenarındaki benzin istasyonlarındaki tuvaletler gibi…

Temiz gözüken; tuvalet kağıdı, sabun ve kağıt havlu gibi hijyen ürünleri eksiksiz olan tuvaletleri tercih edin. Diğer insanlarla tuvalet sırasına girmekten kaçının ve eğer diğer insanlarla 2 metreden yakın mesafelerde bir arada uzun süreler bulunmayın. Tuvaletten sonra ellerinizi yıkayın ve herhangi bir yüzeye dokunacak olursanız, mutlaka el dezenfektanı kullanın.

7. Bir Arkadaşınızın Ev Tuvaletini Kullanmasına İzin Vermek: Düşük Risk

Landon, bunun büyük bir risk olduğunu düşünmüyor:

Tuvalette olan her neyse, tuvalet havalandırması tarafından emilecektir ve sert yüzeyleri de kolaylıkla temizleyebilirsiniz.

Miller da buna katılıyor:

Bir fan çalıştırabilirsiniz, hava akışı sağlamak için sonrasında kapıyı açık bırakabilirsiniz ve tuvaleti sonradan temizleyebilirsiniz. Ve eğer tuvaleti, arkadaşınızdan hemen sonra kullanacaksanız, sadece elinizi iyice yıkadığınızdan emin olun.

Riski neler değiştirebilir? Janowski, arkadaşınızın enfekte olmasına rağmen asemptomatik olabileceği konusunda uyarıyor.

Bir arkadaş kullandıktan sonra tuvaleti temizlemek makul bir uygulama olur. Özellikle de kapılar, tuvalet, musluk gibi sık dokunulan yüzeyleri…

8. Bir Diğer Aile ile Bir Tatil Evine Gitmek: Düşük Risk

Uzmanlar, eğer her iki aile de tatil öncesinde karantinada kaldıysa ve diğer insanlarla temaslarını kısıtladılarsa, riskin oldukça düşük olduğunu söylüyorlar. Miller şöyle diyor:

Eğer bir aile çok aktifse veya ebeveynlerden birisi, diğer insanlarla çok fazla temas etmeyi gerektiren bir işe sahipse, o zaman risk de artar.

Landon’a göre bu tür bir tatil planı iyi olabilir; özellikle de ev, şehirden uzaktaysa ve diğer insanlarla çok fazla temas yaşanmayacaksa…

Riski neler değiştirebilir? Landon, tatil planı yapmadan önce diğer aileyle konuşmayı ve hem tatil öncesindeki 2 hafta boyunca hem de tatil süresince alınacak önlemler konusunda aynı fikirde olduğunuzdan emin olmayı öneriyor. Hiç kimsede hastalık emaresi olmadığından emin olun ve eğer herhangi birinde böyle bir semptom varsa; o kişiler evde kalmalıdır. Miller şöyle diyor:

Eve geldikten hemen sonra, sık dokunulan büyük yüzeyleri temizleyin. Tatilden birkaç gün öncesinde dış dünya ile teması ne kadar azaltırsanız, risk o kadar düşük olur.

9. Bir Otelde Kalmak: Düşük-Orta Risk

Uzmanlar arası görüş birliği, otellerin göreli olarak düşük riskte olduğu yönünde; özellikle de sıklıkla odanızda kalmayı seçiyorsanız. Lobi, jimnastik salonu, restoran ve asansör gibi ortak alanlarda geçirdiğiniz zamanları en aza indirmelisiniz; çünkü buralarda bulaş ihtimali çok daha yüksektir.

Riski neler değiştirebilir? Televizyonun uzaktan kumandasını ve diğer ortak kullanılan unsurları silmek için dezenfektan mendiller taşıyın. Ayrıca Miller, yatak çarşaflarının da değiştirilmesini öneriyor; çünkü her konuktan sonra yıkanmıyor olabilirler. Otelin COVID-19 protokollerini öğrenmeyi unutmayın, çünkü hemen hemen her otelin yeni kuralları var. Miller, şöyle diyor:

Asansörlerden uzak durun! Asansöre binmeniz gerekirse, tuşlara parmağınızla değil, serçe parmağınızın veya yüzük parmağınızın eklem kısmıyla basın.

Diğer öneriler: Restoranda yemek yerine, oda servisi rica edin. Kapalı mekanlarda egzersiz yapmaktan uzak durun ve halka açık yerlerde maske takın.

10. Berber ve Kuaföre Gitmek: Orta-Yüksek Risk

Karan, şöyle diyor:

Bir saç kesimi sırasında yakın temas vardır ve berber/kuaför, çok yakın bir mesafede nefes alıp vermek zorundadır. Bu, bildiğimiz kadarıyla virüsün ana bulaşma yöntemidir ve bez maskeler kesinlikle bunu önlemek konusunda iyi değildirler.

Janowski’nin söylediğine göre bu aktivite, listedeki en yüksek riskli 1-2 aktiviteden birisi, çünkü saçınızı kestirirken berber/kuaförden 2 metreden daha uzak mesafede durmanız imkansızdır. Şöyle diyor:

Bulaşmanın yaşanması için tek olması gereken, tek bir adet hasta ama semptomsuz çalışanın olmasıdır. Birdenbire müşterilerin hemen hepsi yüksek bulaş riski ile yüzleşmek zorunda kalırlar.

Riski neler değiştirebilir? Landon’a göre, eğer hem siz hem de berberiniz/kuaförünüz maske takıyorsa ve hele ki COVID-19 sizin yaşadığınız bölgede çok yaygın değilse, risk o kadar da yüksek olmayabilir. Şöyle diyor:

Çalışanlarını korumak için koruyucu ekipman giymeyi ve el dezenfektasyonunu zorunlu kılan saç ve bakım salonları veya berberleri tercih edin. Çalışanlarını koruyanlar, sizi de korumuş oluyorlar.

Karan ise şöyle diyor:

Berber veya kuaförde geçirdiğiniz sürenin sadece iş ile sınırlı kaldığından emin olun. Berberler/kuaförler bunu çok seviyor olsa da, yakın mesafede sohbet etmeyin. Şu anda bunu yapmanın sırası değil.

11. Alışveriş Merkezine Gitmek: Değişken Risk

Bunun ne kadar riskli olduğu, ne tür bir alışveriş merkezinden söz ettiğimize, ne kadar kalabalık olduğuna ve orada ne kadar vakit geçirdiğinize göre değişiyor. Miller şöyle diyor:

Yoğun bir şekilde bulunan kalabalıklar içinde risk, dikkate değer miktarda artıyor. Bunu azaltmanın ana yolu, insanların tek bir mekanda çok fazla vakit geçirmesine engel olmak.

Riski neler değiştirebilir? Açık havada olan alışveriş merkezleri, kapalı alanlara sahip alışveriş merkezlerine tercih edilmeli. Benzer şekilde, boş alışveriş merkezleri de kalabalık alışveriş merkezlerinden yeğdir. Landon şöyle diyor:

Restoranların bulunduğu kısımlardan kaçının ve alışveriş merkezine spesifik bir amaç ile gidin. Her ne kadar alışveriş yapmak bir terapi gibi olabilse de, bir şey satın alacaksanız, dükkanın internet sitesinden ürünlere göz atıp, süreyi kısaltmaya çalışın. Ne alacağınızı önceden bilin, dükkana gidip deneyin, alın ve çıkın. Bu sırada maske takın. Mantık şu: İçeri gir, hemen bak, karar ver ve çık.

Bu sırada yakın temastan kaçınmalısınız. Miller şöyle diyor:

Mesafeyi koruduğunuzdan emin olun. Alışveriş merkezlerinin yoğun olabileceği saatlerden kaçının.

Guzman-Cottrill ise el dezenfektanı taşımayı ve bunu sık sık kullanmayı öneriyor. Özellikle de tırabzan veya asansör tuşları gibi yüzeylere dokunduysanız…

12. Gece Kulübüne Gitmek: Çok Yüksek Risk

Tüm uzmanlar, şu anda gece kulüplerine gitmenin aşırı yüksek riskli bir aktivite olduğunda hemfikir. Kalabalıklar, aşırı yakın temaslar, şarkı söyleme, terleme ve kontrolü yitirmeye sebep olan alkol, hastalığın bulaşması için kusursuz bir risk kokteyli. Miller şöyle diyor:

Alkol alan insanlar, kurallara daha az uyarlar ve dans ediyor oldukları için daha derin nefes alıp verirler. Bu da, daha fazla miktarda virüsün dökülmesi demektir. Eğer ortamda 1 tane virüs taşıyıcısı varsa, virüs kolaylıkla yayılacaktır.

Karan ise, halihazırda gece kulüplerinden ve barlardan yayılan salgınlara işaret ederek şöyle diyor

Güney Kore’de de yakın geçmişte gördüğümüz gibi, bu aktivite çok yüksek risk taşıyor. Şu anda barlara ve kulüplere gitmeyin.

Riski neler değiştirebilir? Bu aktiviteyi şu anda makul kılabilecek hiçbir durum bulunmuyor. Eğer dans etmek istiyorsanız, yakın çevrenizle evinizde bir parti verin ve o şekilde dans edin. Eğer dış mekanda, ufak bir grup ile, 2 metre kuralına uyarak dans edecekseniz, bu da daha düşük riskli bir tercih olabilir.

13. Kamp Yapmak: Çok Düşük Risk

Georgetown’dan Katz şöyle diyor:

Yaz faaliyetleri söz konusu olduğunda, kamp yapmak virüs açısından en düşük riskli faaliyet olacaktır. Sonuçta dışarıdasınız ve izole haldesiniz.

Miller da buna katılıyor; ancak bir grup ile gidecek olursanız, kampçı dostlarınıza güvenebileceğinizden emin olmanız konusunda uyarıyor. Onlar, sosyal mesafelendirme kurallarına uyuyorlar mıydı? Eğer uymuyorlarsa, virüsün asemptomatik yayıcıları olabilirler.

Riski neler değiştirebilir? Tabii ki, tam olarak ne yaptığınıza bağlı olarak kamp sırasında da risk faktörleri oluşabilir. Katz şöyle soruyor:

Ailenizle, izole ve dış bir mekanda mı kamp yapıyorsunuz? Bu, en düşük riskli senaryodur. Ama eğer kalabalık bir kamp alanında, ortak tuvaletleri ve komünal piknik alanlarını kullanarak kamp yapıyorsanız, risk daha yüksektir. Tabii ailenizden olmayan kişilerle aynı çadırda uyumak da bulaşma ihtimalini arttırır.

Sonuç olarak: Bir aktivitenin kendisi düşük riskli olabilir; ancak bu aktiviteyi hangi insanlarla, ne mesafede yaptığınız, riski arttırabilecektir.

14. Dış Mekanlarda Egzersiz Yapmak: Düşük Risk

Bir grup sporu yapmadığınız sürece, dışarıda egzersiz yapmak sosyal mesafeyi korurken gevşemenin bir yolu olabilir. Uzmanlar, golf ve tenis gibi sporların, basketbol veya futbol gibi temas sporlarından daha güvenli olduğunda hemfikir. Karan şöyle diyor:

Şahsen ben, bulaş riskleri hakkında daha iyi bir fikrimiz olana kadar temas sporlarından uzak dururdum.

Peki ya koşmak? Powers şöyle diyor:

Eğer insanların birbirine sürtünecekleri kadar kalabalık bir patikada değilseniz, bence koşu yapmak şu anda harika bir egzersiz yöntemi.

Riski neler değiştirebilir? Faaliyete ne kadar çok kişi dahil olursa, risk o kadar yüksektir. Diğer insanlarla yakın mesafede iken virüsü bulaştırma ihtimaliniz vardır (asemptomatik olsanız bile!); dolayısıyla sosyal mesafelendirme kurallarına uyamıyorsanız, maske takmanız önerilir.

Risk, spora göre çok fazla değişmektedir. Landon şöyle diyor:

Basketbol gibi bir spor sorunludur. Çünkü topa dokunuyorsunuz, birbirinizin suratına nefes veriyorsunuz. Dolayısıyla bu tür sporları sadece kendi hane halkınızdan bireyler ile oynamalısınız. Tenis ise çok daha düşük risklidir. Taraflar, birbirinden uzak ve ayrıktır. Bu, mutlak sosyal mesafelendirmedir.

Yazar: Allison Aubrey
Çevirmen: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak: www.evrimagaci.org

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND