Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sabah işyerine ilk giren siz olun!

Zeki Triko’nun sahibi Zeki Başeskioğlu’nun hayat hikâyesi dolu dizgin. Yarım yüzyıllık ticari başarının ardından bugün yavaşlamayı bir an bile aklından geçirmiyor, hâlâ koşuyor. Tabi bir yandan da başarısının sırlarını anlatıyor…

zeki triko, Zeki Başeskioğlu, konfeksiyon, iş hayatı, başarı önerileri, başarı hikayesi

“Büyüme başladı mı, sizi kimseler tutamaz”

Zeki Triko’nun sahibi Zeki Başeskioğlu’nun hayat hikâyesi dolu dizgin. Yarım yüzyıllık ticari başarının ardından bugün yavaşlamayı bir an bile aklından geçirmiyor, hâlâ koşuyor.

İşTcell’li Portreler’de iş dünyasının başarıyla özdeşleşmiş tepe yöneticilerini ağırlamaya devam ediyoruz. Tam on iki haftadır ağırladığımız duayenler, başarı öyküleriyle geleceğin profesyonellerine örnek oluyor. Biz de onların hayatta aldıkları derslerden bir şablon çıkarmaya, gençlere küçük formüller vermeye gayret ediyoruz. Ama hâlâ bu alanda keşfedilecek çok farklı başarı hikâyeleri var. Türkiye’nin tarihinde belki de en içten başarı öykülerinden biriyle Zeki Başeskioğlu karşımıza çıktığında bunu düşünmemek imkânsız. Onun 1950’lerde başlayan macerasını dinlediğimizde başarının belki de tek bir formülle açıklanamayacak bir olgu olduğuna kanaat getiriyoruz. Başarı biraz da doğal olmalı. Zeki Başeskioğlu çok erken girdiği iş hayatında çıraklıktan bir dünya markası yaratıcısına dönüşmüş.

Elini neye atsa, ne yapsa başarıyla sonuçlanmış, önünde hep kuyruklar oluşmuş. En zevk aldığı işi, en iyi bildiği şekilde yaparken, hedeflerine adım adım yanaşırken tanrı vergisi bir doğallıkla başarıyı kavrayıvermiş. Zekayla işin mutfağında kaptığı yetenekleri harmanlamış, hayallerini hep yüksek tutmuş. Verdiği nasihatlerde başarıyı ne kadar içselleştirdiği açıkça görülüyor. Sanki bunu aksi olması mümkün değilmiş gibi. Belki de gerçekten öyle. Hâlâ bir çocuk gibi heyecanla gelecekten beklentilerini anlatan Zeki Başeskioğlu, hayatta ne yöne gitseydi de önünde kuyruklar oluşacak, herkes onun adımını hayranlıkla izliyor olacaktı.

İş hayatına nasıl atıldınız?

Memleketim Akseki’den Aydın’ın Çine ilçesine geldim ve 33 ay çıraklık yaptım. Bana 330 lira para verdiler. 330 lirayı aldığım gün o parayla neler yapacağımın hayalini kurarken gece parkta uyumuş kalmışım. Sonra o 330 lirayı 500 yaptım. 700 oldu, 1000 oldu, sonra 10 bin oldu. Sonra Aydın bana küçük gelmeye başladı. Daha 16 yaşındayım, Aydın’dan İstanbul’a, oradan da Amerika’ya gitmek istiyordum. İstanbul’a geldikten sonra buradan çıkamadım. O gün Amerika’ya gitsem her şeye sıfırdan başlayacaktım ama belki de çok zengin olacaktım.

Konfeksiyon işine nasıl girdiniz?

İstanbul’da evvela işportacılık yaptım, sonra küçük bir dükkân açtım. Mahmutpaşa’da o han sonra çok meşhur oldu. Önce 14 metrekarelik bir dükkandaydım, dükkın üst katını da aldıktan bir süre sonra bütün hanı kiraladım. İlk yaptığım iş trikoydu. 60’lı yıllarda konfeksiyona girdim. İnsanlar 2.5 metre kumaş alıp terziye gidiyor, elbise yaptırıyordu. Buradaki açığı hissettim ve konfeksiyon yapmaya karar verdim. 1964’te konfeksiyona başladım. 67 senesinde işi büyüttüm ve ilk ihracatı 69 senesinde Almanya’ya yaptım. O dönemde yapılan ihracatın yüzde 97’sini biz gerçekleştiriyorduk. 1970-75 arası ihracat ödülleri aldım. Derken 1984’te Türkiye’de mayonun büyük bir ihtiyaç olduğunu hissettim. O zamanlar bir iki tane mayo üreticisi vardı ama çok klasik mayolar üretiyorlardı. Modeller yaşlı hanımlar içindi. Ben de Brezilya’ya gittim. Orada çok güzel modeller gördüm. Bütün Avrupa’yı gezdim, fikir edindim ve döndükten sonra çok çılgın, deli mayolar yaptım ve çok da güzel sattım. Müşteriler yine kuyruk oluyordu mağazamın önünde. 1985’te de mayo ihracatına başladım ufak ufak.

Bir marka olmayı nasıl başardınız?

1986’da dünyanın en meşhur mankenleriyle çalışmaya başladık. Cindy Crawford’la Karayip Adaları’nda moda çekimi yaptık. O zamanlar daha Türkiye’de renkli fotoğraf bile pek yoktu. Ben özel filmler getirdim ve tüm gazetelerin birinci sayfasına girdi. Ancak o yıllarda kimse Cindy’yi tanımıyordu. Bazı gazete ve dergiler gönderdiğimiz diyaları tanımadıkları için koymuyordu. Yaklaşık üç sene sonra Cindy’yi herkes tanıdı. Ondan sonra Claudia Schiffer ve diğer bütün önemli mankenler sırayla geldi. 1998 senesinde Naomi Campbell’ı annesiyle defileye çıkarmam çok ses getirmişti. Naomi’nin annesinin çok güzel olduğunu biliyordum, bu fikri hayata geçirdim. Bu defileyi o dönemlerde dükkân açtığım Cannes’da da tekrarladım. Çok büyük sükse yaptı. Bütün dünya basını geldi. Onlar bu kadar ilgi gösterince 390 bin dolar harcadığım defileyle toplam 500 milyon dolarlık reklam yapmış oldum. 1986’dan beri dünyanın en iyi mankenleriyle çalışıyoruz.

Ulaşmak istediğiniz nokta neresi?

Şu anda dünya plajlarında da tanınıyoruz. Fransa, Belçika, Almanya, Rusya, Avusturya, Lübnan ve Hollanda’da toptancımız var. Dünyada 63 noktada Zeki Triko malları satılıyor ama bu bize yetmiyor. Çok iddialıyız, dünyada bir numara olmak 2010 hedefimiz. New York, Paris, Londra, Milano, Moskova gibi şehirlerde mağaza açacağız. Nereye açarsak yayılacağız, aynı Türkiye’deki gibi kışın bile dışarıda kar varken mal satacağız.

İşlerin bu kadar büyüyebileceğini tahmin ediyor muydunuz?

Ben hep hedef koydum kendime ve muvaffak oldum. Nasıl ilk kazancım olan 330 lirayı kademe kademe artırdım, aynı şekilde şimdi 2010 diyorum. İnşallah 2010’da bizi o noktada görüp, Zeki Bey bize demişti” diyeceksin.

Sizi en çok ne motive eder?

Benim parayla ilgim yok. 55 sene ardıma baktığımdan çekinecek hiçbir şeyim olmadığını görmek yeter. Vergimizi vermişizdir. Alın terimizle para kazanıp, dürüstlüğümüzle, çalışkanlığımızla övünürüz. Bir plajda kendi mayomu görürsem benim için o gün bayramdır. Yeni bir mağaza açtığımızda, gazetede hakkımızda bir haber gördüğümüzde çok mutlu oluruz. Bizi böyle şeyler motive ediyor, para değil. Para inşallah 2010’dan sonra.

İlk büyük başarınız hangisiydi?

Aydın ve Nazilli pazarlarında naylon kadın çorapları satıyordum. O zaman sağlam çorap 12.5 liraydı ve bu da o zamana göre çok büyük bir paraydı. Kadınlar sağlam çorapları bir yere takıp bozunca üzülüyorlardı. İstanbul’a gelip çok hafif defolu mallardan tanesi 125 kuruşa satın aldım ve bunları 2.5 liraya satmaya başladım. İkinci haftadan sonra müşteriler çoğaldı. Bu maya tuttu diye düşündüm. Hemen Aydın’da küçük bir dükkân kiraladım. Pazardaki arkadaşlarıma haber saldım, yeni adresimi verdim. Aydın pazarının da olduğu bir salı günü dükkânı açtım, baktım müşteriler geliyor “Oğlum, nerelerdesin?” diyorlar. Birkaç hafta içinde dükkânın önünde kuyruklar oluşmaya başladı. Aydın’ın meşhur tüccarları bunu duyuyor, dükkânımın önünden geçiyor, kuyruğa şaşırıyorlardı. Bu beni çok hırslandırdı ve İstanbul’a taşıdı. İstanbul’da da önümde çok kuyruklar oluştu.

İstanbul’da iş hayatı daha mı zordu?

İsrail’den gelen naylonlu, simli bir iplik vardı. Bu simli ipliklerden kazaklar yaptım, çok beğenildi. Hatta Zeki Müren bir tane almış, üç tane daha sipariş vermişti. Makinelerin başında beklerdim sabaha kadar. Bu iplikle dokunan kumaşlardan desen çıkınca kazaklar, elbiseler, ceketler yapardık. Malı akşamdan mağazaya koyardık, sabah dokuz buçukta bir bakardık ki 82 tane raf boşalmış. Yaptığım işler hep yağma edildi. Bu beni gururlandırdı. 16 yaşındaki hırsım hâlâ aynı. Hâlâ geziyor, takip ediyor, hedefler koyuyorum.

Örnek aldığınız birileri var mıydı?

Pele ve Maradona vardı. Şaka bir yana spordan çok zevk alıyordum, futbola çok meraklıydım. Örnek aldığım birileri yoktu. Hedeflerimi kendim koyuyor, kendimle savaşıyordum.

İşin dışında neler yaparsınız?

Hep iş düşünürüm. Hiç ara yok.

Çocuklarınızın Zeki Triko içerisinde üst düzey sorumluluklar alması bu durumu değiştirmiyor mu?

Üçü de benimle çalışıyor. Eşim Yüksel Hanım da. O dünyanın en iyi kadını. 1971’den beri bana çok yardımcı oldu. Şu anda bile gidin, fabrikadadır. Çok hanımefendidir. Bu sene evliliğimizin 50’inci yıldönümünü kutladık. Şunu tüm gençler iyi bilmeli: Eğer biri muvaffak olmuşsa, bunda eşinin çok büyük rolü vardır. Gençler bekârken iyi düşünerek, anlaşarak, ileriyi de planlayarak evlilik yapmalı. İyi evlilik yaptığınızda mutlulukların sonu gelmiyor. Her gün bir sürpriz çıkıyor. Hâlâ 365 gün hanıma çiçek gönderirim. Yüksel Hanım da işin içinde olduğundan benimle iş konuşabiliyor. Muhabbetimiz hiç eksik olmaz bizim.

Bir gün Yüksel Hanım’ı da alıp çekilme planınız var mı?

Aklımızdan geçiyor. Çocukları tamamen yetiştirelim, sonra. Seyahatler yapacağız ama ben çalışmadan duramam. İşler ne durumda bana rapor geçilir, bu telefon çalışır yine.

Bu mesleği yapmasaydınız ne olurdunuz?

Ben bu işi çok severek yaptım. Çocukken çok hırslıydım. Sabah erkenden işe gelirdim. Bir sabah saat beşte kepengi kaldırırken beni sekiz metre yukarı çekiverdi. Öyle asılı kaldım kepenge sabahın köründe, kimseler yok etrafta. Bağırmaya başladım, camiden gelip indirdiler. Orada o saatte olmak kendi tercihimdi, kimse ’gel’ dememişti.


Gelecekte hangi sektörler öne çıkacak?

Çok sanayileşmiş memleketler tekstili bırakıyor. Bizde de ilerde böyle olacak. Dünya globalleştiği için artık Türkiye dünya üzerinde, İstanbul’un Bakırköy’ü gibi. Biz bu yüzden dünyada ilerlemeyi hedefliyoruz. Gençler hangi mesleği seçerlerse seçsinler dünyada bir numara olmayı hedeflemeliler. Tekstile gelince, Türkiye’de tekstilciler eğer marka olurlarsa iyi olacaklar. Mutlaka dünyaca tanınan bir marka olmak lazım. Yoksa daima fasoncu kalır, bedava mal satar, dışarıdakiler tarafından yönlendirilir. Marka olursa para kazanır. Markanın ardında kalite yatar, dürüstlük yatar. Her fiyata satılır, üstelik önünde kuyruklar oluşur. Yüksek fiyatın da bir hikmeti vardır. Kalitelidir. Dünya markası çıkarırsanız tüm Türkiye kazanır.

Sizi örnek alacak gençlere başarı için ne önerirsiniz?

Küçüklükten işe el atmalılar. Çok küçükten yönü neyse onu seçmeli. İşletme, tıp ne seçerse seçsin en iyisini yapmak, hep birinci olmak istemeli. Mektep hayatında çok başarılı olup, iyi okuyup kendi işini sıfırdan kurup büyütmesi lazım. Büyüme bir başlayıp hızlandı mı onu kimse tutamaz.

Teknolojiyle aranız nasıl?

Teknolojiyle yakın alaka başarıyıkolaylaştırır. Bundan 40 sene evvelFrankfurt’tayım, iş için İstanbul’a te-lefon açıyorum, telefon meşgul. İkisaat bekliyorum yine açıyorum, yi-ne meşgul. Çok zor günlerdi. Şim-di öyle mi? Eskiden bir hesap sor-duğunda bir anda hesaplamalarımümkün değildi. Eski makinalardauzun uzun hesaplar yapılırdı. Şimdibir anda çıkıyor. Teknoloji daha dailerleyecek. Özellikle bilişim tekno-lojileri. Japonlar yapmış bir cep te-lefonu, suyun altında bile bozul-madan çalışıyor. Dünyaya ayakuydurmamız, kendimizi yetiştirme-miz, yılmadan, korkmadan çalış-mamız, en başta da dürüst olma-mız lazım. Eğer arızalıysanız, biryerde güzel konuşmalar olduğun-da hicap duyarsınız. Hiçbir zaman hicap duymayacak, kendine dai-ma güveneceksin.

Yazar: Zeynep Yosun AKVERDİ 
Kaynak: www.kendinigelistir.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND