Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Reklam sloganı nasıl bulunur?

Küçük işletmelerin en önemli sorunu reklam sloganlarının “amatör” olması. Peki profsyonel bir slogan nasıl olur? konunun uzmanı anlatı…

reklam sloganı nasıl bulunur, en etkin sloganlar, en beğenilen sloganlar

En Etkin Sloganlar

Sloganlar Türkiye’de şimdiye kadar çok ciddi bir araştırmaya konu olmadılar. Ancak, onlar markaların iddialarını ve felsefelerini ortaya koyan en önemli iletişim araçları. Hatta bir sloganla markayı ölümsüz kılmak bile mümkün.

Örneğin, bugün Jill çoraplarını hatırlatan, ürünün piyasadaki gücü değil, “Atın atın, eski çoraplarınızı atın…” sloganı oldu. Bu marka yalnız değil. Benzer çok sayıda şirket ve marka da var. Capital, bu özel araştırmasında, “slogan” seçmenin önemini ortaya koyarken, Türkiye’nin en dikkat çeken sloganlarını da, uzmanların değerlendirmeleriyle bir araya getirdi.

Anadolu Grubu, 1970 yılında bira pazarında markaya yönelik bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma, pazardaki marka ve sloganların tüketici algısında birbirine karıştığını ortaya koyuyordu. Bunun üzerine Efes Pilsen, markasını yeniden konumlandırma kararı aldı.1976 yılında reklam ajansını seçmek için konkur açtı. Konkuru en yüksek teklifi vermesine rağmen Ajans Ada, “Bira bu kapağın altındadır” sloganıyla kazandı.

Sloganın kullanıldığı reklamlarda, neşeli, şakacı, hayatı yaşayan bir biracı tiplemesi yaratılmıştı. “4 kafadar” adı verilen bu biracıların rol aldığı reklamların biçimleri değişse de hepsinde aynı slogan kullanılıyordu: “Bira bu kapağın altındadır”. 1977 yılında gerçekleştirilen araştırmalarda slogan, ülke genelinde yaklaşık yüzde 90 oranında tanınıyordu. Efes Pilsen artık Türkiye’nin lider bira markası olmuştu.

O yıllarda Efes Pilsen’in lider olmasında çok büyük rolü olan bu slogan, bugün hala Türkiye’nin en başarılı marka sloganları arasında ilk sıralarda. 20 yıl sonra bile pek çok reklamcı, marka ve pazarlama uzmanının aklına slogan denildiğinde bu slogan geliyor.

Türkiye Bira Grubu Pazarlama Direktörü Yüksel Gökbulut, “Bira bu kapağın altındadır” sloganının büyüklük ve lider tavır içerdiği için, uzun vadeli olduğunu söylüyor. Gökbulut, “Bu slogan ile bira eşittir Efes Pilsen olarak algılanılmaya başlandı” diyor.

Her ne kadar üzerinde çok yazılıp çizilmese de, sloganlar, kamuoyundaki imaj ve dolayısıyla satışlar açısından, markalar için önemli araçlardan bir tanesi. Hatta Efes Pilsen örneğinde olduğu gibi, doğru kullanıldığında markalaşma için hayati bir öneme sahip. Çünkü, tüketici, güçlü sloganlarla marka ismini duymadan ve logoyu görmeden hangi markayla iletişim içinde olduğunu anlıyor. Bugün sloganı başarılı kullanan, ve bu sayede bir adım öne geçen markaların sayısı az değil.

En beğenilen sloganlar

Efes Pilsen’in yanında Arçelik, Coca-Cola, Kalebodur, Tokai sloganlarıyla tüketicinin zihninde sağlam yer edinmeyi başaran markalar. Reklamcı, marka ve pazarlama uzmanlarının hatırlayıp, beğendikleri ilk beş slogan işte bu markalara ait: Efes Pilsen “Bira bu kapağın altındadır”, Arçelik, “Arçelik demek yenilik demek”, Coca Cola, “Hayatın Tadı”, Kalebodur, “Kalebodur, seramik budur” ve Tokai, “Çakar çakmaz çakan çakmak”….

Arçelik Genel Müdür Yardımcısı Şirzat Subaşı, genel olarak kullandıkları sloganların markaların temel vizyonunu yansıttığını, bu nedenle de başarılı olduğunu söylüyor. Arçelik’in “Arçelik demek yenilik demek” sloganı güncel sloganlar içinde en başarılı bulunan örneklerden.

Art Grup Strateji Direktörü Hakan Senbir’e göre, slogan, güven inşa ediyor. Türkiye’nin değeri en yüksek markalarından biri için, bulunduğu kategoride büyük bir önemi olan “yenilik” kavramına odaklanıyor. Coca-Cola ise tüm sloganlarını uzun vadeli olarak yaratıyor. Coca-Cola Avrasya ve Ortadoğu Bölümü Pazarlama Direktörü Galya Frayman Molinas, “Bizim için moda sloganlar yapmak söz konusu değil. Biz basit sloganlar yapar bunun içini doldururuz. Yıllardır tutarlı bir şekilde de bunu yapıyoruz” diyor.

Pazarlama uzmanlarına göre, markanın bugüne kadarki en başarılı sloganı ise “Hayatın Tadı” sloganı. Devlet başkanından yol işçisine kadar herkesi hedef kitlesi olarak kapsayan marka, bu sloganla duruşunu sarsmadan geniş bir kitleye sesleniyor.

Reklamcı Haluk Mesci’ye göre ise “Kalebodur, seramik budur” sloganı doğal bir uyak ve iki sözcükle markayı kategorinin en rekabetçi noktasına konumlandırıyor. Mesci, reklamcı Ali Taran tarafından Tokai için yapılan, “Çakar çakmaz çakan çakmak” sloganını da rekabetçi buluyor. “Hafızaya hemen işleyen bir ses yapısı, konunun kendisinden yola çıkış, yarar söyleme, rekabetçilik hepsi bu sloganda var” diyen Haluk Mesci, hala kullanımda olmasa bile hatırlanma özellikleriyle bu iki sloganın tüm zamanların en başarılıları arasında olduğunu belirtiyor.

Slogan basit ve keyif verici olmalı

Sloganlar markanın hedef kitleleriyle iletişiminde önemli bir araç. Peki sloganlar nasıl olmalı? Creative Advertising-Yaratıcı Reklamcılık kitabının yazarı L.Whittier, kitabında bir sloganın nasıl olması gerektiğine yönelik şöyle diyor:

“Ürün ya da servisin değerini belirtmeli. Marka mesajının hedef kitle tarafından algılanmasına yardımcı olmalı. Reklamlarda sürekli vurgulanmalı ve halkın hatırlamaktan keyif alacağı bir yapıda olmalı.” Marka sloganına yönelik pazarlama ve reklam literatüründe söylenenler de Whittier’inkilerle hemen hemen aynı doğrultuda. Yani bir markanın sloganı net ve anlaşılır olmalı. Markanın hedef kitlesi ve sosyal paydaşları sloganın içinden anlam çıkarmak için uzun uzun düşünmemeli. Markanın tüketiciye olan vaadi ise rasyonel ya da duygusal düzeyde mutlaka yer almalı. Çünkü, hep vurgulandığı gibi, ideal strateji tek bir vaad üzerine kurgulanır.

Slogan da o vaadi net olarak anlatır. Sloganı anlamak ve hatırlamak da önemli parametreler. Bu nedenle sloganın kelime sayısıyla sınırlanması gerekiyor. Bu sayının ne olacağı ise uzmanlara göre değişiyor. Örneğin, El İzi Danışmanlık’tan Nükhet Vardar’a göre, sloganın en ideali tek kelime olanı. Üç dört kelimeyi de aşmamalı. Hakan Senbir de bir sloganda dört kelimeden sonrasının hatırlamakta zorluk yaratacağını düşünüyor. Ali Saydam ise bu konuda net bir kelime sayısı vermiyor ama sloganın kısa, sade ve anlaşılır olmasının en sağlıklısı olacağını söylüyor. Saydam, sade ve net ifadeleriyle başarılı sloganlara örnek olarak, Nike’ın, “Just do it-Sadece yap!” ve Nokia’nın “Connecting People-İnsanları birbirine bağlar”ını gösteriyor.
Rasyoneldi duygusal oldu

Türkiye’de sloganlar ilk olarak 20’inci yüzyılın başlarında, Osmanlı dönemindeki gazetelerde yabancı markaların verdikleri ilanlarda kullanılmaya başlandı. Televizyonun yayına geçişi ve televizyon reklamlarıyla birlikte de ivme kazandı. 1980 öncesinde kullanılan sloganlar rasyonel vaadler içeriyordu. Ali Saydam’ın ifadesiyle bu dönemdeki sloganlar markanın derdini uzun uzun anlatıyorlardı. Hover süpürgeleri için yapılan, “Ho ho hover, süpürür, döver, her yeri temizleyen Hover” sloganı bu tür sloganlara güzel bir örnek. Jill çorapları için yapılan, “Atın, atın! Eskimiş çoraplarınızı atın! Atamazsanız paspas yapın…” da 80 öncesinin uzun sloganlarından… Tüketim toplumu döneminde sloganlar daha fazla duygusal vaatler taşımaya başladılar. Goodyear’ın “Yuvana ulaştırır”, Bosch’un, “Güveninizi kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederiz”, Arçelik’in “Hayata” ve “Arçelik’le sevgiye zaman kalır” sloganları da bu dönemin sloganlarından.

Bugünün sloganları ise duygusallığın yanı sıra kafa rahatlığına hitap ediyor. Çünkü, artık “Kafa Rahatlığı Piyasası” olarak adlandırılan bir megatrend var. Bu trendden etkilenen bazı markalar sloganlarını değiştiriyorlar. Örneğin Philips, bir zamanlar “Lets make things beter- Herşeyi daha iyi hale getirelim” sloganını kullanıyordu. Ancak, bugün artık bu slogan yerine “Sence and Simplicity- Duygu ve Basitlik” sloganını kullanıyor. Önceki slogana göre duygulara ve kafa rahatlığına hitap ediyor. Gelecekteki düş toplumunda ise sloganların daha çok öyküselliğe yönelmesi bekleniyor.

Slogan değiştirilir mi?

Markanın diğer öğelerinde olduğu gibi, sloganda da devamlılık esas. Çünkü, seçilen slogan tüketiciyle iletişim kurabilmek için kullanılan bir araç. Bu nedenle sadece değişiklik olsun mantığıyla slogan değiştirilmesi markaya zarar verebilir. Tüketiciyle iletişime tekrar baştan başlamak anlamına gelebilir. Diye Danışmanlık Yönetici Ortağı Murat Yurddaş’a göre, slogan yatırım yapılmış bir varlık. Sloganını önemseyen bir marka da sloganını değiştirmez. Değiştirenlerin çoğu da bu işi makyaj mantığı ile ele alıyor demektir.
Ancak, slogan değişiminin gerektiği durumlar da var. Marka uzmanları slogan değişiminin marka kimliği sık sık değişikliğe uğramadığı sürece, tüketici zihninde marka adına bir tazelenme ve yenilik hissi yaratabileceğini söylüyor. Hatta başarılı değişimlerin marka kimliğini perçinleme anlamında destek vereceğini ifade ediyorlar.

Markalar genellikle iki nedenle sloganlarını değiştiriyor. Bunlardan ilki Philips örneğinde olduğu gibi, markanın mesajını değiştirmek istediği durumlar. Slogan değişikliğine gitmede ikinci neden ise yeni pazarlara giriş. Çünkü, bazen markalar farklı ülkelerde farklı sloganlarla tüketiciye mesajlarını iletmek ihtiyacı duyabiliyorlar. Pazarlama Profesörü Ömer Baybars Tek, bunun ülkeler arasındaki farklılıklardan ileri geldiğini söylüyor. Tek’e göre böyle bir değişimin en bilinen ve başarılı örneği, Honda markalı motosikletlerin Amerikan pazarına girişinde yaşandı. Honda, Amerika’da motosikletleri pazarlamaya karar verdiğinde Amerikalılar arasında motosiklet kullananlara yönelik şöyle bir düşünce vardı:

“Deri ceketli, asi, suç işlemeye yatkın insanların kullanabileceği bir araç.” Honda bunu değiştirmek için, sadece Amerika’ya özel şöyle bir slogan geliştirdi:

“Bir Honda’da en zarif insanlara rastlarsınız”. Bu slogan Amerika pazarında motosikletin imajını değiştirdi.

EN BAŞARILI SLOGAN MARKAYI ÇAĞRIŞTIRANDIR

SLOGAN İLETİŞİMİ HIZLANDIRIR

Slogan markanın akılda kalmasını sağlar, söylendiğinde markayı çağrıştırır. Özünde markanın bileşenlerini simgeler. Pazarlamanın temel işlevi sıcak satış, bilinirlik, tanınırlık ve özdeşleşmeyi sağlamak. Bu noktada marka sloganı iletişim sürecini hızlandırmada çok işe yarayabilir.

EN KISASI EN SAĞLIKLISI

Mümkün olan en kısa ve sade ifade slogan için en sağlıklısı. “Just do it” ve “Connecting People” gibi markaları çağrıştıranlar ise en başarılı örnekler. Ancak sloganı oluşturmak yetmez. Gerekli frekansta ve markayla ilişkilendirerek kalıcı kılmalı. Sloganın marka yöneticileri, iletişimci ve pazarlamacılardan oluşan bir ekip tarafından oluşturulması gerekir.

GÜNDE 3 BİN MARKA MESAJI ALIYORUZ

Bilgi toplumuna geçişin en belirgin özelliklerinden biri iletişim kanallarının artması. Tek kanallı televizyonda hedef kitleye hitap etmek kolaydı. Belli tekrarlarla algılatma şansı vardı. Ama şimdi iletişim kanallarının ve markaların artmasıyla algılatma zorlaştı. Bugün Batı’da insanlar günde ortalama 5 bin, bizde ise 3 bin marka mesajı alıyorlar. Bu sayı çokluğu nedeniyle de iletişimcilerin işi geçen gün daha da zorlaşıyor.

YENİ SLOGANLAR MÜŞTERİ ODAKLI

SLOGANLARIN YENİ PUSULASI

Geçmişten bugüne slogana bakış açısında bir değişiklik oldu. Bu değişiklik, artık klişeleşmiş aşırı taklit sloganlar yerine daha müşteri odaklı anlamlarla yüklü ve mesaj kalabalığından sıyrılabilecek yaratıcı sloganların üretilmesi şeklinde oldu. Sloganların yeni pusulası, müşteriler ile kalıcı ilişkiler kurmak ve gerçek değer kazandıran iletişim vaatleri taşımak.

EN BEĞENDİKLERİM

Benim en beğendiğim reklam sloganlarından ilk üçü Honda’nın “Müşterilerimizin memnun olmalarının bir nedeni bizim memnun olmamazdır”, “Tide deterjanı için, “Tide is in dirt is out- Tide içeri, lekeler dışarı” ve Allstate sigorta için, “Allstate ile emin ellerdesiniz” sloganları.

DÜZENE KARŞI ŞARKILAR SLOGAN OLDU

Ayrıca 1960 ve 1970’li yıllarda düzene karşı gelen şarkıların 1990’larda slogan olarak kullanıldığı örnekler de güzel. Örneğin, Nash and Young’un “Teach Your Children”ı ünlü iç çamaşırı üreticisi Fruit of The Loom, Beatles’ın “Revolution”u Nike ve Ford şirketi, Rolling Stones’un “I cant get no satisfaction- Tatmin olamıyorum” şarkısı ise çikolata markası Snickers tarafından kullanıldı. Bu sloganları beğenmemin nedeni ise keyif ve değer yüklü olup, mesajı kısa ve öz olarak yansıtmaları.

SLOGANLARIMIZ FELSEFEMİZİ YANSITIYOR
VİZYONUMUZU YANSITIYOR

Genel olarak kullandığımız sloganlar markanın temel vizyonunu yansıtan basit önermeler. Bu sloganlarla her seferinde Arçelik’in temel yaklaşımını vurguluyoruz. Kısaca zamansal boyutu ile ele alırsak; 1990’ların ilk yarısında bugüne kadar Arçelik’in hafızalarda en fazla yer etmiş sloganı küçük ev aletleri lansmanında kullanılan “Annem bana kalır”. Kullanıldığı dönemde rasyonel faydadan çok, tüketici ile marka arasında duygusal bir bağ kurmayı hedeflenmişti. Bu slogan yeterli miktarda reklam ile desteklenince de amacına ulaştı.

NE ZAMAN SLOGAN DEĞİŞTİRİYOR?

1990’ların ikinci yarısında kalite sistemlerinin popülaritesinin artmasına paralel olarak “Yaşam kalitesi için çalışır” sloganı kullanıldı. 1998-2002 arasında artık Arçelik herhangi bir slogan için fazla geniş bir boyuta gelmişti. Kısaca hayatın her anına dair anlamına gelen ’Hayata’ sloganı benimsendi. 2002 sonu logo değişimi ile birlikte Arçelik kendi içindeki yenilikçi ruhu logosuna taşıdı.Yenilik sadece logo değil, aslında kurumsal bir felsefeyi ifade ediyordu. “Arçelik demek yenilik demek” sloganı ile bu felsefe reklama taşındı. Sürekli yeni ürün ve hizmetler sunarak tüketicilerin hayatını kolaylaştıran bir şirket olarak son sloganımız da, tüketiciler tarafından benimsendi.

BAŞARILI SLOGANIN FORMÜLÜ

İngiltere’de The Art and Science of the Advertising Slogan- Reklam Slogan Sanatı ve Bilimi adlı site, aralarında uluslararası network reklam ajanslarının da bulunduğu çok sayıda kuruma slogan hizmeti veriyor. Sitenin sahibi ve aynı zamanda pek çok reklam kitabının yazarı Timothy Foster, bir reklam sloganının nasıl olması gerektiğini de formülleştirmiş. Bu formüle göre, bir sloganın başarılı olabilmesi için, duruma göre 10 kritere uyması gerekiyor.

ORJİNAL OLMALI

Marka sloganının en büyük gücü orijinal olmasıdır. Luna yıllar önce Sana ile giriştiği rekabette, “Yoksa siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz” şeklinde orijinal bir slogan geliştirmişti.

BASİT OLMALI

Basit sloganlar, oluşturulması en zor sloganlardır. Burada da ürünün tercih edilme nedeni basitçi vurgulanır. Yıllar öncesinden bir slogan, “Bence BMC” basit ve kolaylıkla hatırlanan bir slogan.

İNANILIR OLMALI

İnandırıcılığı olmayan bir sloganın etkisi de olmaz. Deterjan piyasasında fiyat rekabetini başlatan ABC deterjanları burada “Farkı Fiyatı” sloganını kullanmış ve istediği etkiyi yaratmıştı.

HATIRLANABİLİR OLMALI

Reklam sloganların hatırlanabilir olması için kafiyeli kelimelerin birbiri ardına gelmesi geliyor. Örnek: Sek Süt için, İçSek, BüyüSek.

MARKA İSMİNİ ÇAĞRIŞTIRMALI

İdeal bir slogan marka ismini ya içermeli ya da marka ismi söylenmeden markayı çağrıştırmalı. “Aç kapa aç kapa Artema”, bu anlamda en başarılı marka çağrıştıran slogan örneklerinden.

ÜRÜNÜN ANA ÖZELLİĞİNİ İÇERMELİ

Bu özellikte birkaç cümleyle markanın ve ürünün tüketiciye sağlayacağı yarar özetleniyor. Tokai çakmaklarında bu kafiyeli bir şekilde ele alınmış: “Tokai çakar çakmaz çakan çakmak”

MARKAYI FARKLILAŞTIRMALI

Sloganda temel hedef markayı farklılaştırmaktır. Sloganla farklılaştırmada genellikle iddialı vurgular yapılır. “Kalebodur, seramik budur”, bu vurguyu net bir şekilde yapıyor.

OLUMLU DUYGULAR YARATMALI

Duygusallık sloganlarda vurgulanarak markanın sadece tüketim için olmadığı, insani yönlerinin de bulunduğu ifade ediliyor. “Demirbank iyi günler diler” bir dönem bunu büyük bir sadelikle yapmıştı.

MARKANIN KİŞİLİĞİNİ YANSITMALI

Markanın kişiliği tüketiciyle kurduğu iletişimde vurguladığı noktalardan oluşur. Bir marka karakter özelliği olarak yenilikçiliği benimsemişse sloganda bu vurgulanmalıdır. Arçelik de, “Arçelik demek yenilik demek”le bunu yapıyor.

REKABETÇİ OLMALI

Markalar sloganlarıyla kendilerini öyle bir ortaya koymalılar ki, rakiplere bu slogan üzerine söylenecek bir söz bırakmamalılar. Efes Pilsen bunu yıllardır yapıyor: “Bira bu kapağın altındadır”

Kaynak: www.capital.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND