Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Reklam sloganı nasıl bulunur?

Küçük işletmelerin en önemli sorunu reklam sloganlarının “amatör” olması. Peki profsyonel bir slogan nasıl olur? konunun uzmanı anlatı…

En Etkin Sloganlar

Sloganlar Türkiye’de şimdiye kadar çok ciddi bir araştırmaya konu olmadılar. Ancak, onlar markaların iddialarını ve felsefelerini ortaya koyan en önemli iletişim araçları. Hatta bir sloganla markayı ölümsüz kılmak bile mümkün.

Örneğin, bugün Jill çoraplarını hatırlatan, ürünün piyasadaki gücü değil, “Atın atın, eski çoraplarınızı atın…” sloganı oldu. Bu marka yalnız değil. Benzer çok sayıda şirket ve marka da var. Capital, bu özel araştırmasında, “slogan” seçmenin önemini ortaya koyarken, Türkiye’nin en dikkat çeken sloganlarını da, uzmanların değerlendirmeleriyle bir araya getirdi.

Anadolu Grubu, 1970 yılında bira pazarında markaya yönelik bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma, pazardaki marka ve sloganların tüketici algısında birbirine karıştığını ortaya koyuyordu. Bunun üzerine Efes Pilsen, markasını yeniden konumlandırma kararı aldı.1976 yılında reklam ajansını seçmek için konkur açtı. Konkuru en yüksek teklifi vermesine rağmen Ajans Ada, “Bira bu kapağın altındadır” sloganıyla kazandı.

Sloganın kullanıldığı reklamlarda, neşeli, şakacı, hayatı yaşayan bir biracı tiplemesi yaratılmıştı. “4 kafadar” adı verilen bu biracıların rol aldığı reklamların biçimleri değişse de hepsinde aynı slogan kullanılıyordu: “Bira bu kapağın altındadır”. 1977 yılında gerçekleştirilen araştırmalarda slogan, ülke genelinde yaklaşık yüzde 90 oranında tanınıyordu. Efes Pilsen artık Türkiye’nin lider bira markası olmuştu.

O yıllarda Efes Pilsen’in lider olmasında çok büyük rolü olan bu slogan, bugün hala Türkiye’nin en başarılı marka sloganları arasında ilk sıralarda. 20 yıl sonra bile pek çok reklamcı, marka ve pazarlama uzmanının aklına slogan denildiğinde bu slogan geliyor.

Türkiye Bira Grubu Pazarlama Direktörü Yüksel Gökbulut, “Bira bu kapağın altındadır” sloganının büyüklük ve lider tavır içerdiği için, uzun vadeli olduğunu söylüyor. Gökbulut, “Bu slogan ile bira eşittir Efes Pilsen olarak algılanılmaya başlandı” diyor.

Her ne kadar üzerinde çok yazılıp çizilmese de, sloganlar, kamuoyundaki imaj ve dolayısıyla satışlar açısından, markalar için önemli araçlardan bir tanesi. Hatta Efes Pilsen örneğinde olduğu gibi, doğru kullanıldığında markalaşma için hayati bir öneme sahip. Çünkü, tüketici, güçlü sloganlarla marka ismini duymadan ve logoyu görmeden hangi markayla iletişim içinde olduğunu anlıyor. Bugün sloganı başarılı kullanan, ve bu sayede bir adım öne geçen markaların sayısı az değil.

En beğenilen sloganlar

Efes Pilsen’in yanında Arçelik, Coca-Cola, Kalebodur, Tokai sloganlarıyla tüketicinin zihninde sağlam yer edinmeyi başaran markalar. Reklamcı, marka ve pazarlama uzmanlarının hatırlayıp, beğendikleri ilk beş slogan işte bu markalara ait: Efes Pilsen “Bira bu kapağın altındadır”, Arçelik, “Arçelik demek yenilik demek”, Coca Cola, “Hayatın Tadı”, Kalebodur, “Kalebodur, seramik budur” ve Tokai, “Çakar çakmaz çakan çakmak”….

Arçelik Genel Müdür Yardımcısı Şirzat Subaşı, genel olarak kullandıkları sloganların markaların temel vizyonunu yansıttığını, bu nedenle de başarılı olduğunu söylüyor. Arçelik’in “Arçelik demek yenilik demek” sloganı güncel sloganlar içinde en başarılı bulunan örneklerden.

Art Grup Strateji Direktörü Hakan Senbir’e göre, slogan, güven inşa ediyor. Türkiye’nin değeri en yüksek markalarından biri için, bulunduğu kategoride büyük bir önemi olan “yenilik” kavramına odaklanıyor. Coca-Cola ise tüm sloganlarını uzun vadeli olarak yaratıyor. Coca-Cola Avrasya ve Ortadoğu Bölümü Pazarlama Direktörü Galya Frayman Molinas, “Bizim için moda sloganlar yapmak söz konusu değil. Biz basit sloganlar yapar bunun içini doldururuz. Yıllardır tutarlı bir şekilde de bunu yapıyoruz” diyor.

Pazarlama uzmanlarına göre, markanın bugüne kadarki en başarılı sloganı ise “Hayatın Tadı” sloganı. Devlet başkanından yol işçisine kadar herkesi hedef kitlesi olarak kapsayan marka, bu sloganla duruşunu sarsmadan geniş bir kitleye sesleniyor.

Reklamcı Haluk Mesci’ye göre ise “Kalebodur, seramik budur” sloganı doğal bir uyak ve iki sözcükle markayı kategorinin en rekabetçi noktasına konumlandırıyor. Mesci, reklamcı Ali Taran tarafından Tokai için yapılan, “Çakar çakmaz çakan çakmak” sloganını da rekabetçi buluyor. “Hafızaya hemen işleyen bir ses yapısı, konunun kendisinden yola çıkış, yarar söyleme, rekabetçilik hepsi bu sloganda var” diyen Haluk Mesci, hala kullanımda olmasa bile hatırlanma özellikleriyle bu iki sloganın tüm zamanların en başarılıları arasında olduğunu belirtiyor.

Slogan basit ve keyif verici olmalı

Sloganlar markanın hedef kitleleriyle iletişiminde önemli bir araç. Peki sloganlar nasıl olmalı? Creative Advertising-Yaratıcı Reklamcılık kitabının yazarı L.Whittier, kitabında bir sloganın nasıl olması gerektiğine yönelik şöyle diyor:

“Ürün ya da servisin değerini belirtmeli. Marka mesajının hedef kitle tarafından algılanmasına yardımcı olmalı. Reklamlarda sürekli vurgulanmalı ve halkın hatırlamaktan keyif alacağı bir yapıda olmalı.” Marka sloganına yönelik pazarlama ve reklam literatüründe söylenenler de Whittier’inkilerle hemen hemen aynı doğrultuda. Yani bir markanın sloganı net ve anlaşılır olmalı. Markanın hedef kitlesi ve sosyal paydaşları sloganın içinden anlam çıkarmak için uzun uzun düşünmemeli. Markanın tüketiciye olan vaadi ise rasyonel ya da duygusal düzeyde mutlaka yer almalı. Çünkü, hep vurgulandığı gibi, ideal strateji tek bir vaad üzerine kurgulanır.

Slogan da o vaadi net olarak anlatır. Sloganı anlamak ve hatırlamak da önemli parametreler. Bu nedenle sloganın kelime sayısıyla sınırlanması gerekiyor. Bu sayının ne olacağı ise uzmanlara göre değişiyor. Örneğin, El İzi Danışmanlık’tan Nükhet Vardar’a göre, sloganın en ideali tek kelime olanı. Üç dört kelimeyi de aşmamalı. Hakan Senbir de bir sloganda dört kelimeden sonrasının hatırlamakta zorluk yaratacağını düşünüyor. Ali Saydam ise bu konuda net bir kelime sayısı vermiyor ama sloganın kısa, sade ve anlaşılır olmasının en sağlıklısı olacağını söylüyor. Saydam, sade ve net ifadeleriyle başarılı sloganlara örnek olarak, Nike’ın, “Just do it-Sadece yap!” ve Nokia’nın “Connecting People-İnsanları birbirine bağlar”ını gösteriyor.
Rasyoneldi duygusal oldu

Türkiye’de sloganlar ilk olarak 20’inci yüzyılın başlarında, Osmanlı dönemindeki gazetelerde yabancı markaların verdikleri ilanlarda kullanılmaya başlandı. Televizyonun yayına geçişi ve televizyon reklamlarıyla birlikte de ivme kazandı. 1980 öncesinde kullanılan sloganlar rasyonel vaadler içeriyordu. Ali Saydam’ın ifadesiyle bu dönemdeki sloganlar markanın derdini uzun uzun anlatıyorlardı. Hover süpürgeleri için yapılan, “Ho ho hover, süpürür, döver, her yeri temizleyen Hover” sloganı bu tür sloganlara güzel bir örnek. Jill çorapları için yapılan, “Atın, atın! Eskimiş çoraplarınızı atın! Atamazsanız paspas yapın…” da 80 öncesinin uzun sloganlarından… Tüketim toplumu döneminde sloganlar daha fazla duygusal vaatler taşımaya başladılar. Goodyear’ın “Yuvana ulaştırır”, Bosch’un, “Güveninizi kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederiz”, Arçelik’in “Hayata” ve “Arçelik’le sevgiye zaman kalır” sloganları da bu dönemin sloganlarından.

Bugünün sloganları ise duygusallığın yanı sıra kafa rahatlığına hitap ediyor. Çünkü, artık “Kafa Rahatlığı Piyasası” olarak adlandırılan bir megatrend var. Bu trendden etkilenen bazı markalar sloganlarını değiştiriyorlar. Örneğin Philips, bir zamanlar “Lets make things beter- Herşeyi daha iyi hale getirelim” sloganını kullanıyordu. Ancak, bugün artık bu slogan yerine “Sence and Simplicity- Duygu ve Basitlik” sloganını kullanıyor. Önceki slogana göre duygulara ve kafa rahatlığına hitap ediyor. Gelecekteki düş toplumunda ise sloganların daha çok öyküselliğe yönelmesi bekleniyor.

Slogan değiştirilir mi?

Markanın diğer öğelerinde olduğu gibi, sloganda da devamlılık esas. Çünkü, seçilen slogan tüketiciyle iletişim kurabilmek için kullanılan bir araç. Bu nedenle sadece değişiklik olsun mantığıyla slogan değiştirilmesi markaya zarar verebilir. Tüketiciyle iletişime tekrar baştan başlamak anlamına gelebilir. Diye Danışmanlık Yönetici Ortağı Murat Yurddaş’a göre, slogan yatırım yapılmış bir varlık. Sloganını önemseyen bir marka da sloganını değiştirmez. Değiştirenlerin çoğu da bu işi makyaj mantığı ile ele alıyor demektir.
Ancak, slogan değişiminin gerektiği durumlar da var. Marka uzmanları slogan değişiminin marka kimliği sık sık değişikliğe uğramadığı sürece, tüketici zihninde marka adına bir tazelenme ve yenilik hissi yaratabileceğini söylüyor. Hatta başarılı değişimlerin marka kimliğini perçinleme anlamında destek vereceğini ifade ediyorlar.

Markalar genellikle iki nedenle sloganlarını değiştiriyor. Bunlardan ilki Philips örneğinde olduğu gibi, markanın mesajını değiştirmek istediği durumlar. Slogan değişikliğine gitmede ikinci neden ise yeni pazarlara giriş. Çünkü, bazen markalar farklı ülkelerde farklı sloganlarla tüketiciye mesajlarını iletmek ihtiyacı duyabiliyorlar. Pazarlama Profesörü Ömer Baybars Tek, bunun ülkeler arasındaki farklılıklardan ileri geldiğini söylüyor. Tek’e göre böyle bir değişimin en bilinen ve başarılı örneği, Honda markalı motosikletlerin Amerikan pazarına girişinde yaşandı. Honda, Amerika’da motosikletleri pazarlamaya karar verdiğinde Amerikalılar arasında motosiklet kullananlara yönelik şöyle bir düşünce vardı:

“Deri ceketli, asi, suç işlemeye yatkın insanların kullanabileceği bir araç.” Honda bunu değiştirmek için, sadece Amerika’ya özel şöyle bir slogan geliştirdi:

“Bir Honda’da en zarif insanlara rastlarsınız”. Bu slogan Amerika pazarında motosikletin imajını değiştirdi.

EN BAŞARILI SLOGAN MARKAYI ÇAĞRIŞTIRANDIR

SLOGAN İLETİŞİMİ HIZLANDIRIR

Slogan markanın akılda kalmasını sağlar, söylendiğinde markayı çağrıştırır. Özünde markanın bileşenlerini simgeler. Pazarlamanın temel işlevi sıcak satış, bilinirlik, tanınırlık ve özdeşleşmeyi sağlamak. Bu noktada marka sloganı iletişim sürecini hızlandırmada çok işe yarayabilir.

EN KISASI EN SAĞLIKLISI

Mümkün olan en kısa ve sade ifade slogan için en sağlıklısı. “Just do it” ve “Connecting People” gibi markaları çağrıştıranlar ise en başarılı örnekler. Ancak sloganı oluşturmak yetmez. Gerekli frekansta ve markayla ilişkilendirerek kalıcı kılmalı. Sloganın marka yöneticileri, iletişimci ve pazarlamacılardan oluşan bir ekip tarafından oluşturulması gerekir.

GÜNDE 3 BİN MARKA MESAJI ALIYORUZ

Bilgi toplumuna geçişin en belirgin özelliklerinden biri iletişim kanallarının artması. Tek kanallı televizyonda hedef kitleye hitap etmek kolaydı. Belli tekrarlarla algılatma şansı vardı. Ama şimdi iletişim kanallarının ve markaların artmasıyla algılatma zorlaştı. Bugün Batı’da insanlar günde ortalama 5 bin, bizde ise 3 bin marka mesajı alıyorlar. Bu sayı çokluğu nedeniyle de iletişimcilerin işi geçen gün daha da zorlaşıyor.

YENİ SLOGANLAR MÜŞTERİ ODAKLI

SLOGANLARIN YENİ PUSULASI

Geçmişten bugüne slogana bakış açısında bir değişiklik oldu. Bu değişiklik, artık klişeleşmiş aşırı taklit sloganlar yerine daha müşteri odaklı anlamlarla yüklü ve mesaj kalabalığından sıyrılabilecek yaratıcı sloganların üretilmesi şeklinde oldu. Sloganların yeni pusulası, müşteriler ile kalıcı ilişkiler kurmak ve gerçek değer kazandıran iletişim vaatleri taşımak.

EN BEĞENDİKLERİM

Benim en beğendiğim reklam sloganlarından ilk üçü Honda’nın “Müşterilerimizin memnun olmalarının bir nedeni bizim memnun olmamazdır”, “Tide deterjanı için, “Tide is in dirt is out- Tide içeri, lekeler dışarı” ve Allstate sigorta için, “Allstate ile emin ellerdesiniz” sloganları.

DÜZENE KARŞI ŞARKILAR SLOGAN OLDU

Ayrıca 1960 ve 1970’li yıllarda düzene karşı gelen şarkıların 1990’larda slogan olarak kullanıldığı örnekler de güzel. Örneğin, Nash and Young’un “Teach Your Children”ı ünlü iç çamaşırı üreticisi Fruit of The Loom, Beatles’ın “Revolution”u Nike ve Ford şirketi, Rolling Stones’un “I cant get no satisfaction- Tatmin olamıyorum” şarkısı ise çikolata markası Snickers tarafından kullanıldı. Bu sloganları beğenmemin nedeni ise keyif ve değer yüklü olup, mesajı kısa ve öz olarak yansıtmaları.

SLOGANLARIMIZ FELSEFEMİZİ YANSITIYOR
VİZYONUMUZU YANSITIYOR

Genel olarak kullandığımız sloganlar markanın temel vizyonunu yansıtan basit önermeler. Bu sloganlarla her seferinde Arçelik’in temel yaklaşımını vurguluyoruz. Kısaca zamansal boyutu ile ele alırsak; 1990’ların ilk yarısında bugüne kadar Arçelik’in hafızalarda en fazla yer etmiş sloganı küçük ev aletleri lansmanında kullanılan “Annem bana kalır”. Kullanıldığı dönemde rasyonel faydadan çok, tüketici ile marka arasında duygusal bir bağ kurmayı hedeflenmişti. Bu slogan yeterli miktarda reklam ile desteklenince de amacına ulaştı.

NE ZAMAN SLOGAN DEĞİŞTİRİYOR?

1990’ların ikinci yarısında kalite sistemlerinin popülaritesinin artmasına paralel olarak “Yaşam kalitesi için çalışır” sloganı kullanıldı. 1998-2002 arasında artık Arçelik herhangi bir slogan için fazla geniş bir boyuta gelmişti. Kısaca hayatın her anına dair anlamına gelen ’Hayata’ sloganı benimsendi. 2002 sonu logo değişimi ile birlikte Arçelik kendi içindeki yenilikçi ruhu logosuna taşıdı.Yenilik sadece logo değil, aslında kurumsal bir felsefeyi ifade ediyordu. “Arçelik demek yenilik demek” sloganı ile bu felsefe reklama taşındı. Sürekli yeni ürün ve hizmetler sunarak tüketicilerin hayatını kolaylaştıran bir şirket olarak son sloganımız da, tüketiciler tarafından benimsendi.

BAŞARILI SLOGANIN FORMÜLÜ

İngiltere’de The Art and Science of the Advertising Slogan- Reklam Slogan Sanatı ve Bilimi adlı site, aralarında uluslararası network reklam ajanslarının da bulunduğu çok sayıda kuruma slogan hizmeti veriyor. Sitenin sahibi ve aynı zamanda pek çok reklam kitabının yazarı Timothy Foster, bir reklam sloganının nasıl olması gerektiğini de formülleştirmiş. Bu formüle göre, bir sloganın başarılı olabilmesi için, duruma göre 10 kritere uyması gerekiyor.

ORJİNAL OLMALI

Marka sloganının en büyük gücü orijinal olmasıdır. Luna yıllar önce Sana ile giriştiği rekabette, “Yoksa siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz” şeklinde orijinal bir slogan geliştirmişti.

BASİT OLMALI

Basit sloganlar, oluşturulması en zor sloganlardır. Burada da ürünün tercih edilme nedeni basitçi vurgulanır. Yıllar öncesinden bir slogan, “Bence BMC” basit ve kolaylıkla hatırlanan bir slogan.

İNANILIR OLMALI

İnandırıcılığı olmayan bir sloganın etkisi de olmaz. Deterjan piyasasında fiyat rekabetini başlatan ABC deterjanları burada “Farkı Fiyatı” sloganını kullanmış ve istediği etkiyi yaratmıştı.

HATIRLANABİLİR OLMALI

Reklam sloganların hatırlanabilir olması için kafiyeli kelimelerin birbiri ardına gelmesi geliyor. Örnek: Sek Süt için, İçSek, BüyüSek.

MARKA İSMİNİ ÇAĞRIŞTIRMALI

İdeal bir slogan marka ismini ya içermeli ya da marka ismi söylenmeden markayı çağrıştırmalı. “Aç kapa aç kapa Artema”, bu anlamda en başarılı marka çağrıştıran slogan örneklerinden.

ÜRÜNÜN ANA ÖZELLİĞİNİ İÇERMELİ

Bu özellikte birkaç cümleyle markanın ve ürünün tüketiciye sağlayacağı yarar özetleniyor. Tokai çakmaklarında bu kafiyeli bir şekilde ele alınmış: “Tokai çakar çakmaz çakan çakmak”

MARKAYI FARKLILAŞTIRMALI

Sloganda temel hedef markayı farklılaştırmaktır. Sloganla farklılaştırmada genellikle iddialı vurgular yapılır. “Kalebodur, seramik budur”, bu vurguyu net bir şekilde yapıyor.

OLUMLU DUYGULAR YARATMALI

Duygusallık sloganlarda vurgulanarak markanın sadece tüketim için olmadığı, insani yönlerinin de bulunduğu ifade ediliyor. “Demirbank iyi günler diler” bir dönem bunu büyük bir sadelikle yapmıştı.

MARKANIN KİŞİLİĞİNİ YANSITMALI

Markanın kişiliği tüketiciyle kurduğu iletişimde vurguladığı noktalardan oluşur. Bir marka karakter özelliği olarak yenilikçiliği benimsemişse sloganda bu vurgulanmalıdır. Arçelik de, “Arçelik demek yenilik demek”le bunu yapıyor.

REKABETÇİ OLMALI

Markalar sloganlarıyla kendilerini öyle bir ortaya koymalılar ki, rakiplere bu slogan üzerine söylenecek bir söz bırakmamalılar. Efes Pilsen bunu yıllardır yapıyor: “Bira bu kapağın altındadır”

Kaynak: www.capital.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND