Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Reha muhtar stephen covey’i yazarsa, ne yazar?

Reha Muhtar, yönetim ve liderlik dünyasının ünlü yazar Stephen Covey””in karakter analizi modelini anlattı. Her insan bu on modelden birine giriyor. Kendini tanımamakta acı var acı!

REHA MUHTAR
SABAH

Size bugün burçlardan çok daha ilginç bir karakter analizinin sonuçlarını sunacağım…

Araştırmayı ABD Başkanlarına danışmanlık yapan, Time dergisi tarafından Amerika””nın en etkili 25 kişisinden biri seçilen, kitapları 32 dilde 12 milyonun üzerinde satan Harvard mezunu Stephen Covey yaptı…

Siz, sevgiliniz, eşiniz, arkadaşlarınız, patronunuz ve çevrenizdeki herkes şu 10 kategoriden birine giriyor…

Hangi merkezli kişilik olduğunuzu okurken, kendinizle beraber bir de çevrenize bakın herkesi bir yerlere oturtacaksınız…

Eş merkezliyseniz: Güven duygunuz eşinizin size nasıl davrandığına bağlıdır… Eşinizin ya da sevgilinizin ruh hali ve duygularına karşı son derece savunmasız olursunuz… Bu ilişkiyi etkileyecek her şeyi bir tehdit olarak görürsünüz…
Reha Muhtar””ın notu: Günlük dilde buna erkekler için kılıbık, kadınlar için fedakar eş diyoruz…

Aile merkezliyseniz: Güvenliğinizin temeli, ailenin sizi kabul etmesi ve onların beklentilerini yerine getirmektir… Karar verme ölçütünüz aile içinde neyin iyi olduğuna ya da aile üyelerinin isteklerine bağlıdır… Kendinize biçtiğiniz değerin temelinde ailedeki itibarınız vardır…

Reha Muhtar””ın notu: Özellikle zengin ve köklü ailelerde çok görülür… Aile içindeki konum çoğu zaman dışarıdaki konumun önüne geçer… Tabii bir de annesine sormadan eşinin isteklerini yerine getirmeyen erkeklerde…

Para merkezliyseniz: Yaşamı para kazanma merceğinin arkasından görür ve algılarsınız… Karar vermekteki ölçütünüz maddi kazançtır… Kişisel değerlerlerinizi maddi varlığınız belirler…

Reha Muhtar””ın notu: Çevrenize bir bakın… Hayatta her şeye “bana ne kadar kazandırır” diyen müteşebbislerle dolu olduğunu göreceksiniz…

İş merkezliyseniz: Kendinizi mesleki sıfatınıza göre tanımlarsınız… İşinizi yaşamınız gibi görürsünüz… Mesleki sıfatlar, kurumsal sınırlamalar, patronunuzun algıları, yaşamınızın bir yerinde sizi kısıtlar…

Reha Muhtar””ın notu: Etrafınızda mesleki sıfatlar için canını verecek birçok insan bulabilirsiniz… Tabii o sıfatları elde edebilmek için her türlü ayak oyununu, arkadan hançerlemeyi, bir zanaat haline getirenleri de…

Mülkiyet merkezliyseniz: Güveninizin dayanağı, itibarınız, toplumdaki yeriniz ya da sahip olduğunuz elle tutulur şeylerdir… Sizde olan şeylerle başkalarınınkini karşılaştırma eğiliminiz vardır… Kararlarınızın temelinde sahip olduğunuz şeyleri neyin koruyacağı, artıracağı ya da daha iyi sergileyeceği düşüncesi yatar…

Reha Muhtar””ın notu: Ben bunlardan çok tanıyorum… Ama isim veremem… Çünkü hem benim mesleğimi yapıyorlar hem de çok ünlüler…

Zevk merkezliyseniz: Kendinizi sadece yoğun zevk duyarken güvende hissedersiniz… Kararlarınızın temelini size en fazla neyin zevk vereceği fikri oluşturur… Dünyaya “ben ne kazanabilirim” açısından bakarsınız…
Reha Muhtar””ın notu: Son zamanlarda zevk merkezliler çok arttı… Onlar bunun adına keyif diyorlar… Keyifli yaşam üzerine başlatılan ABD merkezli medya bombardımanı da bu işte çok etkili oldu…

Bunlara, son 15 yılda dünyanın dört bir tarafına iş toplantısı diyerek seks turizmi için giden necip Türk erkeklerini de ekleyebilirsiniz…

Dost merkezliyseniz: Başkalarının sizinle ilgili fikirlerine çok bağlı olursunuz… Karar verme ölçütünüz “onlar ne düşünürler” sorusudur… Çok çabuk utanırsınız… Dünyaya toplumsal mercekle bakarsınız…

Reha Muhtar””ın notu: Aslında bu kişilikler dürüst kişiliklerdir… Kendi çevrelerinin, ya da çevreleriyle beraber oluşturdukları vicdanlarının sesine çok kulak verirler… Onlardan çok sevdiğim bir karı koca dostum var… Biri yazar biri de yazıişleri müdürü… Galiba SABAH gazetesindeler… Ama üzerime gelmeyin isim vermem…

Düşman merkezliyseniz: Güvenliğiniz düşmanınızın davranışlarına göre değişir… Hep düşmanın ne yapmaya hazırlandığını merak edersiniz… Kararlarınızın temelinde düşmanınızı engelleme isteği vardır… Yargılama açınız dar ve çarpıktır… Az olan gücünüzün kaynağı öfke, haset, hiddet ve intikamdır (Bunlar Stephen Covey””in sözleri)… Bu negatif enerji başka hiçbir şeye enerji bırakmayacak şekilde her şeyi bozar ve mahveder…

Reha Muhtar””ın notu: İnşallah onlardan biri değilsinizdir… Öyleyse size Stephen Covey””in, iyi bir kişilik merkezi değiştirme programı uygulaması lazım… Pardon bir şey mi dediniz?.. Duyamadım… Bana bir şey mi soruyorsunuz… Türkiye””de onlardan tanıdığınız var mı gibi bir soru mu yoksa?.. Bakın lütfen külahları değişmeyelim… Benim yok!.. Sizin yazılardan tanıdığınız birileri varsa çıkın söyleyin… Beni bu işe bulaştırmayın…

Din merkezliyseniz: Dünyayı “inananlar” ve “inanmayanlar”, “ait olanlar” ve “olmayanlar” diye ayırırsınız… (Vallahi billahi benim sözüm değil… Bizim Stephen söylüyor) Güvenliğiniz dinsel kurumların faaliyetine, dinsel otorite ya da nüfuzu olanların size verdikleri değere bağlıdır… Size göre gücünüzün kaynağı cemaat içindeki konumunuz ya da rolünüzdür…

Reha Muhtar””ın notu: Bu noktada söyleyebileceğim tek şey var… Biliyorum akl-ı evvel bazılarınız bizim Stephen””dan şüphelenmeye başladılar… Bu herif içimizde yaşayan biri mi diye… Size son kez söylüyorum… Bu adamın bizimle alakası yok… Kitabının adı, “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı…” İsterseniz alın okuyun…

Ben merkezliyseniz: Dünyaya, kararların, olayların ya da koşulların sizi nasıl etkileyeceğini düşünerek bakarsınız… Yargı ölçüleriniz şunlardır… “Hoşuma giderse… Benim istediğim… Gereksinimim olan… Bu bana ne sağlar…” Hareket yeteneğiniz kendi kaynaklarınızla sınırlıdır…

Reha Muhtar””ın notu: Bunlar kim diye fazla kafa yormayın… Onlara genelde “star” deniyor…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND