Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Reddedilmekle nasıl başa çıkılmalı?

Reddedilmek duygusal dünyamıza bir bomba gibi düşer, her şeyi uçurur, yakar, yıkar. İçimiz acır. Önce kendimize sonra etrafa saldırır bir suçlu ararız. Kimdir bu sonucun sorumlusu? Reddedilmenin zararları duygusal acının ötesindedir. Duygularımızın yanı sıra, düşüncelerimize ve davranışlarımıza da etkisi büyüktür. Reddedilmek neden bu kadar canınızı yakar hiç düşündünüz mü?

reddedilmenin etkileri, reddedilmekle nasıl baş edilir, reddedilmek

Reddedilmek duygusal dünyamıza bir bomba gibi düşer, her şeyi uçurur, yakar, yıkar. İçimiz acır. Önce kendimize sonra etrafa saldırır bir suçlu ararız. Kimdir bu sonucun sorumlusu? Reddedilmenin zararları duygusal acının ötesindedir. Duygularımızın yanı sıra, düşüncelerimize ve davranışlarımıza da etkisi büyüktür. Reddedilmek neden bu kadar canınızı yakar hiç düşündünüz mü?

Reddedilmekle nasıl baş etmeli?

Reddedildiğinizde canınız acıyor, kendinizi yerden yere mi vuruyorsunuz. Reddedilmek neden bu kadar canınızı yakar hiç düşündünüz mü?

Reddedilmek duygusal dünyamıza bir bomba gibi düşer, her şeyi uçurur, yakar, yıkar. İçimiz acır. Önce kendimize sonra etrafa saldırır bir suçlu ararız. Kimdir bu sonucun sorumlusu? Reddedilmenin zararları duygusal acının ötesindedir. Duygularımızın yanı sıra, düşüncelerimize ve davranışlarımıza da etkisi büyüktür. Psychology Today dergisinde yayınlanan yazısında, Dr. Guy Winch reddedilmenin az bilinen yönlerini ele alıyor. 

NEDİR REDDEDİLMENİN AZ BİLİNEN ETKİLERİ? 

1 – Reddedilme ve fiziksel acı hissetme anında beyinin aynı yeri uyarılır 

Manyetik rezonans görüntüleme sonuçlarına göre, fiziksel acı çektiğimizde ve reddedilme haberi aldığımızda beynin aynı bölgeleri aktive olur. İşte tam da bu sebepten nörolojik anlamda reddedilmek acı verir. 

2 – Duygusal acıyı ağrı kesiciler azaltır 

Reddedilme acısının fiziksel acıya yakınlığı hipotezini test etmek için araştırmacılar bir çalışma düzenlemişler ve katılımcıları, acı veren bir reddedilme deneyimini simüle etmeden önce, iki gruba ayırmışlar: bir gruba asetaminofen etken maddeli bir ağrı kesici verirken, diğer gruba şeker içerikli bir plasebo vermişler. Çalışmanın sonunda ilaç alan ilk grubun çok daha az duygusal acı çektiği ortaya çıkmıştır. 

3 – Reddedilme evrim teorisine göre yaşamsal fonksiyonların başında yer alır 

Avcı/toplayıcı geçmişimizde kabileden dışlanmak ya da sürülmek, yalnız kalmak ve kısa süre içinde ölüme sürüklenmek anlamına gelirdi. İnsanın vahşi doğanın karşısında kendi başına hayatta kalması diye bir şey söz konusu değildi. Evrim üzerine uzmanlaşmış psikologlar beyinlerimizde erken uyarı sistemlerinin var olduğu ve bugün reddedilmenin muadili olabilecek sürülme ve dışlanma gibi durumlarla karşılaştığımızda bu sistemin devreye girdiğini farz etmekte. Dolayısıyla, reddedilme deneyimini yaşayanlar hızla kendilerine çeki düzen verip bu redde sebep olan davranışı düzeltmeye ve toplumunun içinde yerlerini korumaya daha büyük çaba harcamakta. 

4 – Sosyal acı fiziksel acıya göre çok daha etkili bir şekilde Reddedilmekle nasıl baş etmeli? tekrar tekrar deneyimlenebilir 

Çok ciddi bir fiziksel acı hissettiğiniz bir ana geri dönmeye çalışın. Doğum sancısı, apandisit ağrısı, bacağınızı kırdığınızda duyduğunuz ağrı? Evet, çok ağrı çektiğinizi hatırlıyorsunuz ancak tam olarak ağrı hissini yeniden his etmiyorsunuz. Peki ya, size çok acı veren bir ret haberinin yarattığı rahatsız edici, kalp kıran, sizi yıkan his? O anı düşündüğünüz anda birden içinizi bir kasvet kapladı öyle değil mi? O hayallerinizin yıkıldığı, kendinizi yetersiz hissettiğiniz, koskoca bir kapının küt diye yüzünüze kapandığını neredeyse yeniden yaşamanız mümkün…Sosyalleşen canlılar olduğumuzdan beynimiz red edilmeyi önceliği bilir ve sürüden atılmak ağır bir ceza olarak görülür. 

5 – Reddedilmek bir gruba ait olma ihtiyacına dair dengeyi bozar 

İnsan olarak hepimizin bir gruba ait olma ihtiyacı vardır. Reddedildiğimiz zaman bu ihtiyacın dengesi bozulur ve bu bağlantı kopukluğu duygusal acımıza eklenir. Sevdiğimiz ve bizi seven insanlarla tekrardan bağ kurmak veya kendimizi ait hissettiğimiz grup içinde bize değer veren ve saygı duyan insanlara ulaşmak reddedilme sonucunda hissettiğimiz duygusal acıyı hafifl etecektir. Kişinin reddedildikten sonra kendini yalnız, dışlanmış, terk edilmiş hissetmesi genel davranışlarına ve insan ilişkilerine de yansıyacaktır. 

6 – Reddedilmek kızgınlık ve asabiliğin dışa vurulmasına zemin hazırlar 

2001 yılında Amerikan Sağlık Bakanı reddedilmenin gençler için uyuşturucu, yoksulluk ve çete üyeliğinden daha tehlikeli bir risk oluşturduğuna dair bir rapor yayınlamıştır. Birçok çalışma bu bulguyu doğrulamaktadır. Basit konularda ret cevabı almanın bile insanları kızdırdığı ve bu kızgınlık sonucunda şiddete yönlendirdiği kanıtlanmıştır. Amerika’da farklı eyaletlerde sıklıkla görülen okullardaki silahlı saldırılar, kadınlara karşı şiddet ve işten atılan çalışanların ayaklanması gibi birçok örnek reddedilme ve agresif davranışların bağlantısını göstermektedir. Reddedilmenin etkileri sırf agresif davranışlarla ya da suç işleyerek dışa vurulmaz, kişinin iç dünyasına etkileri de yıkıcı olabilir. 

7 – Reddedilme sonucunda kendimize saygımızı yerden yere vururuz 

Kendimize olan güvenimiz, saygımız, sevgimiz reddedilme duygusuyla beraber zarar görür. Kendi kendimize savaş açar, tüm bu olanlardan kendimizi sorumlu tutarız, geriye dönük kendimizi suçlarız. İster romantik ilişkimizde yaşadığımız ret, ister iş hayatımızda önümüze konulan kocaman hayır cevabı olsun, her türlü ret cevabı bizi kendi iç dünyamıza döndürüp kendi kendimizi suçlamaya iter. Hiç bir ilişki veya durum sırf sizin suçunuz veya sorumluluğunuz olamaz. Mutlaka uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, yetersizlikler, engeller ve kontrol edemediğimiz bir dolu dinamik mevcuttur. Kendi kendimize işleri zorlaştırmamalıyız. Reddedilmek başlı başına zor bir durumken kendimizi suçlayarak iç dünyamızda daha büyük ve derin yaralar açarız. Kendinizi suçlamak yerine, kendinizle barışık olun ve reddedilme duygusunun üstesinden gelin. 

8 – Reddedilme kısa süreli olarak IQ’yu düşürür 

Yakın zamanda reddedildikleri bir anı anlatmaları istenen çalışma katılımcıları, o ana geri dönüp başlarından geçen deneyimi anlattıklarında IQ, yakın geçmişi hatırlama ve karar verme testlerine tabi tutulmuşlar. Her bir testin sonucu aynı testlerin normal zamandaki skorlarına oranla daha düşük çıkmıştır. Farklı açılardan düşünme kapasitesini ölçen bu testlerin hepsinde düşük performans göstermek net bir şekilde kişilerin reddedilme duygusu içindeyken iyi düşünemediklerini kanıtlamaktadır.

9 – Mantık reddedilme karşısında yenik düşer 

Bir araştırmaya katılanlar kendilerinin yabancılar tarafından reddedileceği bir senaryoya dâhil olmuşlar. Yabancılar deneyi yürüten araştırmacılar tarafından görevlendirilmiş kişilermiş. Katılımcılara yabancıların onları gerçekte reddetmediğini söylemek dahi reddedilme anının verdiği acı ve rahatsızlığı azaltmaya yaramamış. Rol icabı reddedilmek dahi katılımcıları yeterince rahatsız etmiş. 

10 – Neyse ki, reddedilmenin açtığı psikolojik yaraları iyileştirmek mümkün. 

Reddedilmenin yarattığı psikolojik, duygusal, zihinsel hasarları tamir etmek mümkün. Bunu etkili bir şekilde yapabilmek için her bir psikolojik yarayı farklı yönleriyle ele almalıyız. Örneğin, duygusal acıları hafifl etmeye, duyduğumuz kızgınlık ve şiddete dönüşebilecek siniri azaltmaya, özgüvenimizi korumaya ve aidiyet duygumuzu dengelemeye çalışmalıyız.

REDDEDİLDİĞİNİZDE NASIL CEVAP VERMELİ?

Yaşamınız boyunca çeşitli sebeplerden reddedilmek kaçınılmazdır. Kimileri onlarca veya yüzlerce kez reddedilir, diğerleri çok daha az hayır kelimesiyle karşılaşır ancak kendisine hiç hayır denilmemiş bir insan yoktur demek gerçekçi olur. Dolayısıyla, hepimizin sağlıklı bir reddedilme felsefesine ihtiyacı vardır. 

Kendi kendinizi eleştirmeyi bırakın

Reddedilmenin hemen ardından insanın kendi hatalarını kendi yüzüne vurması ve neleri hatalı yaptığını bir bir listelemesi doğası gereği kaçınılmaz olsa da, YAPMAYIN! Bunun yerine, düşüncelerinizi gelecekte neleri farklı yapabileceğinize odaklayın. 

Her reddi kişisel olarak algılamayın

Özel veya iş yaşamınızda aldığınız hayır’ların birçoğu zaman, şartlar ve kontrol edemediğiniz birçok faktörün sonucudur. Reddedildiğinizde kusuru sadece kendinizde aramak gereksiz olduğu gibi, yıpratıcı ve sizi yanlış sonuçlara götüren bir hareket olacaktır. 

Kendinize verdiğiniz değeri sağlamlaştırın

Eksikleriniz yerine güçlü yönlerinize odaklanın. Sizi siz yapan ve kendinizle gurur duymanızı sağlayan beş özelliğiniz nedir? Listeleyin. 

Sosyal bağlantılar kurun, çevrenizle yeniden yakınlaşın

Çevremiz dâhilinde aranan ve istenen insanlar olmak hepimiz için çok önemlidir. Reddedilmek bizim duygusal dengemizi mahveder, aidiyet duygumuzu yerinden sarsar. Bu nedenle, kendi kendimize sevildiğimizi ve bize değer verenlerin olduğunu hatırlatmamız gerekir. İş yerinde reddedildiyseniz ve iş arkadaşlarınızla aranıza mesafe koymak istiyorsanız, aileniz ve özel yaşamınızdaki arkadaşlarınızın desteğini alın. Bırakın bu zorlu dönemini geçirmenize yardımcı olsunlar.

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND