Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Porsche’sini satan dağcı…

Everest’e ilk kez tüpsüz tırmanan iki kişiden biri oydu. Himalayalar’daki 14 ayrı dağa oksijen tüpü olmadan ilk tırmanan kişi de oydu. İşte Porsche’sini satan dağcı Reinhold Messner’den zirve yolculuğunun incelikleri…

Everest’e ilk kez tüpsüz tırmanan iki kişiden biri oydu. Himalayalar’daki 14 ayrı dağa oksijen tüpü olmadan ilk tırmanan kişi de oydu. İşte Porsche’sini satan dağcı Reinhold Messner’den zirve yolculuğunun incelikleri…

PORSCHE’SİNİ SATAN DAĞCI REINHOLD MESSNER’DEN NELER ÖĞRENEBİLİRİZ?

23 Haziran 2012 günü İstanbul Dağcılık Kulübü bize harika bir gün hediye etti. Dünyanın gelmiş geçmiş en önde gelen birkaç dağcısından biri olan Reinhold Messner, Türkiye’nin dört bir yanından gelen dağcılarla, dağlara gönül verenlerle İstanbul’da buluştu.

Reinhold Messner’in anlattıklarına geçmeden önce, son derece genç bir kuruluş olan İstanbul Dağcılık Kulübü’nün birinci sınıf bir organizasyona imza atmış olduğunu söylemeden geçmemek lazım. Sadece Reinhold Messner’i ülkemize konuk etmekle kalmadılar, aynı zamanda onu konforlu bir salonda, güzel tasarlanmış bir sahnede, bir kokteyl ve dileyenler için simultane çeviri eşliğinde dinleme imkânını verdiler.

İşim gereği çok sayıda konferansa katılmış biriyim. Bunların bir kısmı son derece yüksek ücretli etkinlikler üstelik. Ancak pek azının bu kadar titizlikle yönetildiğini söyleyebilirim.

Benim Orada Ne İşim Vardı?

Ben, İstanbul Dağcılık Kulübü’nün kurucularından ve eski başkanlarından Özgür Konya’nın davetlisiydim. Ben dağcı değilim. Sevgili Özgür’le de iki elin parmağını geçmeyecek sayıda doğa yürüyüşüne katıldım. Harika zaman geçirdiğimiz, kendimizi yenilediğimiz etkinliklerdi. Ancak ben o ekipten ayrı düştüm. İş hayatı ve daha ziyade kitaplara dönük ilgim ağır bastı ve ben “şehir adamı” pozisyonumu korudum.

Kitaplar demişken, Reinhold Messner aynı zamanda bir yazar. Yazarlığı asla dağcılığın teknik tarafına dönük bir ilgiyle sınırlı değil. Derin bir hayat görüşünü ve Messner’in felsefesini içeriyor.

Orada olmam için başlı başına bir nedendi bu!

Bu konuda son bir şey söyleyeceğim: Etkinliğe büyük bir heyecan duyarak gittim ve dağcı dostların heyecanını ancak tahmin edebiliyorum. Biz, yaşayan bir efsaneyi, bir büyük ustayı görecektik orada.

Özgür Konya’nın deyişiyle “dağcılığın Pele’si”ydi o.

Reinhold Messner, konferans sonrasında kitaplarını, resimlerini imzalıyor.
Birden Fazla Hayat Yaşayın!

Reinhold Messner’i bilenler biliyor, bilmeyenler içinse onun hayatını ve başarılarını araştırıp öğrenmek çok kolay. Benim verdiğim kaynaklar yetmiyorsa, ismini Google’a yazın yeter. O yüzden hayatının ayrıntılarına girmeyecek ve iki önemli başarısından söz edip, bilmeyenlerin fikir edinmesini sağlayacağım.

Messner,

1.Peter Habeler ile birlikte Everest’in zirvesine oksijen tüpü kullanmadan ilk tırmanan dağcıdır ve onlar bu tırmanışla bilimin ön yargılarını (dönemin tıp dünyası “asla olmaz” diyordu!) yıkmışlardır. Bazılarına göre bu tırmanış, dağcılığın, Messner öncesi ve Messner sonrası diye ayrılmasının nedenidir.

2. 8000 metrenin üzerindeki 14 ayrı Himalaya dağının zirvesine, oksijen tüpü kullanmadan çıkmış ilk dağcıdır. Ayrıca bu başarıyı elde ederken dağcılar için yeni rotalar oluşturmuştur. Bir not daha: Messner, Alpin stil Himalaya dağcılığını başlatan kişidir.

Reinhold Messner’den Neler Öğrenebiliriz?

1.Birden Fazla Hayat Yaşayın: Reinhold Messner bir dağcı. Orası kesin! Evet, uzmanlık alanı matematik, kitaplar yazıyor ve bir dönem Avrupa Parlementosunda milletvekiliği. Ama o bir dağcı. Temeli bu. Kendi deyişiyle “birden fazla hayatı” olması, onun farklı yönlerinden ileri gelmiyor; hayatını çeşitli dilimlere bölmesinden dolayı böyle bu! Hayatına öyle bakıyor.

Örneğin, kardeşini kaybettiği ve altı ayak parmağının donduğu Nanga Parbat zirve çıkışı, onun için bir dönemin sonu ve yeni bir hayatın başlangıcı. Messner’in ayak parmaklarının donması onun kaya tırmanışlarında eski becerilerini sergilemesine engel oluşturuyor, o da dağcılık macerasına yeniden yön veriyor.

Messner, ne zaman bir engelle karşılaşsa bunu hayatında yeni bir dönem açmak için fırsat olarak görüyor. Hayatının ilerleyen yıllarında, artık dağlara eskisi kadar çıkamayacak kadar yaşlandı mı, “bir dağcılık müzesi kurmanın zamanı gelmiştir” diyor ve bir müze kuruyor.

2. İmkânsıza Meydan Okuyun: Messner konferansından birçok sonuç çıkarılabilir. Ama onun dönüp dolaştığı yeri, ruhunun “öz mü özünü”, bize tek cümleyle özetleyin derseniz, onun için “imkânsız olana meydan okuyan bir adam”dır dememiz gerekir. Messner, insanın ancak imkânsıza meydan okuyarak geliştiğine, insan ruhunun bu sayede derinleştiğine inanmaktadır. İstanbul’da kararlı ve keskin bir dille şöyle diyen odur: “Eğer bir dağ tehlikeli değilse, o artık bir dağ değildir.”

Bazı dağcılar, doğaseverler bu söze katılmayacaklardır. “Dağ, dağdır” diyeceklerdir haklı olarak. Ama Messner, ortaya attığı bu sözü derinleştirir: “Herkes kendi dağlarına tırmanmalı, herkes kendi zirvesine ulaşmaya çalışmalıdır.” Messner’in dünyasında bir dağ yeterince zorlu değilse, kişiyi yeterince geliştirmeyecektir. Çünkü insan kendini ancak uç durumlarda tanır, keşfeder. Dağa çıkmak onun için sadece çeşitli coğrafyalar üzerinde seyahat etmek değildir; dağa çıkmak, kendi ruhunun derinliklerine inmektir.

3. Engelleri Aşın ve Bunun İçin Gerekirse Porsche’nizi Satın: Messner, Everest’e tek başına, bir ekip arkadaşı olmadan çıkmak ister. Bunun için Nepalli makamlara başvurur ve reddedilir. Nepalli yetkililer, Everest’e tek kişilik çıkış izni vermiyor, bunu çok tehlikeli buluyorlardır. Bunun üzerine Everest’e (bir sınır dağıdır Everest) Çin üzerinden çıkmak ister. Çin’e yaptığı başvuru olumludur. Ancak bir sorun vardır. Soğuk Savaş yıllarıdır ve Çin hükûmetinin bürokratik kuralları esnek değildir. Kalabalık bir dağcı grubunun Everest’e tırmanmak için ödeyeceği parayla, tek kişinin ödeyeceği para aynıdır.

Messner, “zengin bir adam değildim” diyor ve gülümseyerek ekliyor “Evde kullanmadığım ne varsa sattım. Bir de arabamı. Bir Porsche’m vardı.”

Messner, elinde ne var ne yok satıp paraya çevirir. Üstelik zirveye çıkması garanti değildir. Ne garantisi, ucunda ölüm bizi bekliyor olabilir!

Messner şöyle diyor: “Kendi dağlarınızın zirvelerine çıkın!”
4.İsteklerinizin Peşinden Gidin: “Ben çok şanslıyım. Rüyalarımın çoğunu gerçekleştirdim.” diyor Messner. Elbette belli bir tevazu ve bilgelik var bu sözde. Durumu şansla açıklanamaz. (Ama tüm hayatımızın sorumluluğunu alacağız diye, şans faktörünün büsbütün göz ardı edilmesi de doğru değildir. Neden böyle dediğimi bir başka yazıda anlatacağım.)

Messner, “Güçlü istek duyduğunuz şeyleri yaparsanız başarılı olursunuz.” diyor. (Elbette şansın da yardımıyla.) Çünkü güçlü istek duyarsanız motivasyonunuzu kaybetmezsiniz, diye düşünüyor Messner:

“Motivasyon, para verip satın alabileceğiniz bir şey değildir. Motivasyon, size arkadaşlarınızdan verilecek bir hediye de olamaz. Kendiniz için doğru olanı yaptığınızı düşünürseniz, bunun için güçlü bir istek duyarsınız. Motivasyon, kendiniz için doğru olanı yaptığınıza inanmakla ilgili bir şey!”

Şimdi, hemen şu soruyu sorun kendinize: Rüyalarınızı gerçekleştirme yolunda ilerliyor musunuz?

5. Hareketsiz Kalmayın, Başlayın: Messner, konuşmasında küçük kardeşiyle çıktığı bir yolculuğa değindi. Rusya’yı bir uçtan diğerine geçmeyi planlıyorlardı. (Bu onun kendi deyişiyle “yatay hayatına” ilişkin bir anı.) Ancak hava daha ilk haftadan son derece kötü olunca beklemeyi tercih ediyorlar. Messner, “Bekledikçe korktuk. Korktukça daha çok bekledik ve bir türlü harekete geçmedik.” diyor ve ekliyor “Oysa bir şeye başlayınca, harekete geçince korkunuz azalır. Biz de harekete geçmeye karar verdik.”

Bir başka bilge, bir seyyah, Robert M. Pirsig ne diyordu?

“Düşününce çok zor, yapınca çok kolay!”

6. Başarısız Olun: Çok başarılı olmak istiyorsanız, başarısızlığı sık sık tecrübeye etmeye hazır olmalısınız. Bunu birçok kişinin ağzından duyarsınız. Ama birçok başarılı insan bu sözü söylese bile insanların birçoğu onların ne demek istediğini anlamaz. Onların aşırı tevazu gösterdiklerini ya da başarılı olmanın verdiği rahatlık ve güvenle konuştuklarını falan düşünürler. Oysa başarısız olmayı tecrübe etmek üzerine söylenenler gerçektir, denilenler doğrudur.

8000 metre üzerindeki Himalaya macerasında 31 tırmanış yapar Messner. Bunlardan 18’i başarılı 13’ü başarısız olmuştur. Başarı zirve yapmaksa –ki öyledir Messner için- 13 başarısız girişime imza atmıştır. Bu zirve tırmanışları sırasında dünyanın en yüksek beşinci dağına yaptığı ilk üç tırmanış çabası da başarısız olmuştur Messner’in, ancak dördüncü seferde başarıyı tatmıştır.

23 Haziran 2012 Cumartesi günü, “Bugün burada çok başarısızlık yaşamış bir adam olarak konuşuyorum.” diyor Messner, “Sizinle burada konuşmak için birçok kez başarısız olmam gerekti.”

Bütün bir salon gülümsüyoruz.

7. Düştüğünüzde Kalkmayı Bilin: Seneca, Romalı bir Stoacıdır. Messner, kuzey bölgesinden İtalyan bir dağcı. Felsefeleri aynı: “Yüreği yılmadan düşen, dizleri üzerinde de savaşır.”

Messner, Seneca gibi savaşmaktan söz etmese bile “düşenin, dizleri üzerinden doğrulması gerektiğini” söylüyor, buna inanıyor.

“Birçok dağcıdan daha yetenekli ya da daha iyi değildim. Ama birçoğundan daha fazla mücadeleciydim. Düştüğümde kalkmanın bir yolunu buluyordum.”

Son Sözler

Messner’in konferansı çok güzeldi!

Kimler için peki? Sadece dağa gönül verenler için mi?

Elbette hayır.

Başarmış, hayallerini gerçekleştirmiş birinin hayat deneyimine saygı duyan herkes için güzeldi.

Dünyaya açık bir gözle bakıp, öğrenmek isteyenler için güzeldi.

Ustalığı önemseyen, ustanın bir sözü için kilometrelerce uzaktan gelmeyi bilenler için güzeldi.

Kendisi de birçok genç için bir usta olan ama söz konusu Messner olunca onu ayakta alkışlayacak Nasuh Mahruki için güzeldi.

Orada bulunan Türk dağcılığının önemli isimleri Haldun Aydıngün, Aykut Türem, Ertuğrul Tugay ve Emre Altoparlak için onu ayakta alkışlamak güzeldi.

68 yaşındaki bir efsanenin, salona yayılan tutkusunu, gözündeki ışıltıyı görmeyi bilenler için güzeldi.

Teşekkürler Reinhold Messner!

Teşekkürler İstanbul Dağcılık Kulübü!

Sizi bütün salon ayakta alkışlıyoruz!

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND