Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Pazarlamanın yeni a,b,c’si

Günümüz dünyasında pazarlama her alanda kendini gösteriyor. İster ürün, ister fikir pazarlayın karşı tarafı ikna edebilmeniz için satışın yeni A, B, C’sini sökmeniz gerekiyor. İşte Amerikalı yazar Daniel Pink’ten çarpıcı satış teknikleri…

Satışın yeni A,B,C’si

 

Daniel Pink, yeni kitabı “Satış İnsanidir”de yer verdiği şaşırtıcı saptamalarını Capital’e anlattı.

Amerika’da istatistikler, her 9 çalışandan birinin satış işinde olduğunu gösteriyor. Amerikalı yazar Daniel Pink’e göre geriye kalan 8’i de aynı şekilde… Pink, bugün öğretmenlerden doktorlara, girişimcilerden çalışanlara artık herkesin birer satıcı olduğunu söylüyor. Yeni kitabı “To Sell Is Human”da (Satış İnsanidir), insanları harekete geçirmekle meşgul olduğumuz yeni dünyanın şaşırtıcı gerçeklerini ortaya koyuyor ve satışın A,B,C’sini yeniden yazıyor…Bugüne kadar satış üzerine yazdığı 5 etkileyici kitapla adından söz ettiren, “A Whole New Mind” (Yepyeni bir Akıl) adlı kitabı uzun süre New York Times’ın en iyi satanlar listesinden kalan Amerikalı yazar Daniel Pink, yeni kitabı “Sales Is Human”da (Satış İnsanidir) yine son derece çarpıcı, provokatif yorumlarla karşımızda… Satış olgusuna sadece bilimsel değil sanatsal bir bakış açısı da getiriyor. İnsanları satın almak üzere harekete geçirmenin arkasındaki şaşırtıcı gerçekleri ortaya koyuyor. En önemlisi yeni dönemde asıl satışın insanları harekete geçirmek ve ikna etmek olduğunu savunuyor. Amerika’da istatistikler, her 9 çalışandan birinin satış işinde olduğunu gösteriyor. Daniel Pink ise geriye kalan 8’inin de aynı şekilde yine satışla uğraştığını düşünüyor.

Daniel Pink’e göre artık satış geçmişte olduğundan oldukça farklı ve bugün aslında hepimiz satış işinde çalışıyoruz… Örneğin öğretmenler çocukları eğitim almaları, girişimciler yatırımcıları yatırım yapmaları, çalışanlar meslektaşlarını yeni bir fikre ikna olmaları için harekete geçirmeye çalışıyor. Günlerimiz insanları motive etmekle geçiyor. Pink, “İster beğenin ister beğenmeyin ama artık hepimiz birer satıcıyız” diye konuşuyor. Bu yeni dünyada satışın kuralları ve iyi bir satıcı olmanın yetkinlikleri de geçmiştekinden farklı. Örneğin geçmişte satıcılar alıcılardan daha fazla bilgiye sahipken, teknoloji sayesinde artık durum eşitlenmiş durumda. Ya da geçmişte insanları sadece bilimsel verilerle ikna etmek mümkünken artık yaratıcılık ve duygusal motivasyon da gerekiyor. Satışın yeni ABC’sini Daniel Pink ile konuştuk. Pink, yeni kitabı “Satış İnsanidir”de yer verdiği şaşırtıcı saptamalarını Capital’e anlattı:

Capital: Bildiğimiz anlamda satışın değiştiğini söylüyorsunuz. Bu değişimi neler tetikledi, tam olarak ne değişti?
– İki önemli konu öne çıkıyor. Birincisi, bugün artık tüm dünyadaki beyaz yakalı çalışanlar zamanlarının önemli bir bölümünü satışa harcıyor. Geleneksel anlamda herkes insanları ürün ve hizmetleri satın almaya ya da daha geniş anlamda inandırmaya, etkilemeye, ikna etmeye çalışıyor. İkincisi teknoloji. Eskiden asimetrik bilgi vardı, Yani satıcı her zaman alıcıdan daha fazla bilgiye sahipti. Bu da satıcının alıcının kararını etkileyebilmesi anlamına geliyordu. Oysa bugün artık bu duamı değişti. Dolayısıyla satıcıların alıcılara artık farklı şekilde yaklaşması gerekiyor.

Capital: Bugün artık herkesin bir satıcı olduğunu söylüyorsunuz. Neden böyle düşünüyorsunuz?
– Birkaç neden var. Birincisi küçük girişimcilerin sayısı artıyor. İkincisi teknoloji, satış elemanlarını ortadan kaldırırken aramızdan daha çok sayıda kişiyi satıcıya dönüştürdü. Aynı zamanda geleneksel şirketlerde iş tanımları daha az segmente, daha fazla esnek hale geldi tanımlar sınırların ötesine genişledi ve hem geleneksel hem geleneksel olmayan bir çeşitlilikte satışı destekler hale geldi. Son olarak eğitim ve sağlık alanındaki işler büyük ölçüde arttı Bu işler geçmişte satış dışı işlerdi.

Capital: Satışın yeni bir ABC’si varsa artık, nedir yeni kurallar?
– Alıcılar ve satıcıların hiç olmadıkları kadar yakınlaştıkları bir dünyadayız. Bu dünyada 3 önemli özellik öne çıkıyor. Birincisi uyumlu ve sorumlu bir ilişki geliştirmek. Bu, birinin bakış açısını anlayabilme kapasitesine sahip olmak anlamına geliyor. Dünyayı başkasının gözünden görmek, başkalarının ilgilerini anlayabilmek becerisi önemli. İkincisi iyi yüzücü olmaktır. Satıcıların tabiriyle “retler denizinde”, her zaman su üstünde kalabilmek becerisi çok önemli. Üçüncüsü de açıklık. Bu da bilgi karmaşasından anlam çıkarabilme becerisidir. İşte bu 3 beceri, satışın yeni ABC’sini oluşturuyor.

Capital: Peki bir satıcının sahip olması gereken özellikler neler?
– Fırlatma, doğaçlama ve hizmet etme olarak sıralanabilir. Fırlatmak, mesajı kaynağından mümkün olduğunca uzağa gönderebilmek anlamına geliyor. Bu da insanlarla daha kapsamlı bir diyalog kurmak anlamına geliyor. Doğaçlama ise işler zorlaştığında anında cevap verebilme yeteneğidir. Hizmet etmek ise günümüzde eşsiz deneyimler yaratmak demek. Yani satış becerisini, birinin hayatını geliştirmek için kullanabilmek anlamına gelir.

Capital: Satıcının mesajını daha açık hale getirebilecek 5 unsurdan söz ediyorsunuz. Nedir bunlar ve mesajı daha açık hale getirmeye nasıl imkan veriyorlar?
– Evet, mesajın daha net ve anlaşılır olmasına imkan veren 5 etkili çerçeveden söz ediyorum. Kısaca özetlemek gerekirse bu 5 çerçeve şöyle: Birincisi “daha az” çerçevesi. İnsanlar önlerinde daha az seçenek olduğunda daha hızlı ve kolay cevap veriyor. İkincisi “deneyim çerçevesi”. İnsanlar satın almayı fiziksel bir obje almak yerine bir deneyim olarak gördüklerinde daha mutlu ve tatminkar oluyor. Üçüncüsü “etiket çerçevesi”. Yani insanlar üzerinde daha derin bir etki bırakabilmek. Dördüncüsü “kirli çerçeve”. Küçük ve samimi kusurlar, sunulanı daha cazip hale getirebilir. Ve son olarak “potansiyel çerçeve”. Potansiyeli vurgulamak, performansı vurgulamaktan daha etkilidir.

Capital: Bu mesajı doğru veren örnekler var mı günümüzde?
– 1980 yılında Amerikan politikasında yaşanan değişim, iyi bir örnek. 1976’da seçilen Jimmy Carter’ın yerine Ronald Reagan adaydı. O zamanlar ekonomi kötü gidiyordu. Reagan kampanyasında, “Ekonomi 4 yıl içinde kötüleşti” demek yerine, “Bugün, bundan 4 yıl öncesinden daha iyi bir yerde misiniz” sorusunu sormayı seçti. Araştırmalar, bulgular sizden yanaysa ortaya bir soru atmak, bir durumdan söz etmekten daha etkilidir. Çünkü bu durumda insanlar sizinle aynı fikirde olabilmek için kendi otonom cevaplarını buluyor.

Capital: Geleceğin satıcısında ne tür özellikler olacak?
– Genel olarak dünyada artık işler mantık ve doğrusal becerilerle birlikte yaratıcı ve artistik becerilerle yürüyor. Geleceğin satıcısı akıllı olduğu kadar yaratıcı da olmak zorunda. Motivasyon mekanizmalarımızın yenilenmesi gerekiyor. Bunu yaparken de kontrolcü nedensel motivasyon kaynaklarının yaratıcı ve kavramsal iş üzerinde etkili olmadığını unutmamak lazım. Ve şeffaflık… Şeffaflık, bir şirketin hem içeride hem dışarıda artık bugüne kadarkinden çok daha fazla sahip olması gereken bir unsur olarak öne çıkıyor. Satış için de şeffaflık gelecekte çok önemli olacak.

Capital: Kitabınızda yer alan “satış içermeyen satma işlemi”ni biraz açar mısınız?
– Geleneksel olarak ekonomi dünyasında iki önemli aktivite olduğu varsayılıyor. Bunlardan biri üretim diğeri ise tüketim. Oysa günümüz dünyasında bu durum değişmiş durumda. Çoğu insanın yaptığı şey aslında bir şeyleri harekete geçirmek. Ben buna “satış olmayan satma işlemi” diyorum. Herkes karşısındaki insanı, para gibi ölçülebilen ya da ilgi ve alaka gibi soyut kaynakları kullanarak, harekete geçirmeye çalışıyor. Bunu yaparken de klasik anlamda bir satış işlemi gerçekleştirmiyorlar. Motive ediyorlar, ikna etmeye çalışıyorlar, koçluk yapıyorlar, öğretiyorlar… 

“SATIŞ DIŞI AKTİVİTELER ÖN PLANDA”
Yaptığım araştırma sonucunda iş dünyasında insanların zamanlarının çoğunu satış dışı aktivitelere ayırdığını gördüm. İşte bu araştırmadan çıkan bazı çarpıcı bulgular:
– Çalışanların yüzde 37’si öğretmek, koçluk yapmak ya da yol göstermek için önemli bir zaman harcıyor.
– Yüzde 39’u tüketici ya da müşterilere hizmet etmek için önemli bir zaman harcıyor.
– Yüzde 70’i ise başkalarını ikna etmek için zaman ayırdığını söylüyor.
– Çalışanlar zamanlarının yüzde 40’ını başka insanları ikna etmek, etkilemek ve inandırmak için harcıyor.
– Pek çok farklı iş kolunda çalışanlar, 1 saatleri içinde 24 dakikalarını başkalarını harekete geçirmek için geçiriyor.
– Çalışanların yüzde 50’si ise direkt bir ürün ya da hizmet satmaya hiç vakit ayırmadığını söylüyor.

GÜÇ EL DEĞİŞTİRDİ
VERİ BOMBARDIMANI Verilerin bu kadar fazla olduğu bir dünyada insanları yetersiz ya da yanlış bilgiyle motive etmek mümkün değil. Sonuçta bir araba satın almak isteyen birisini düşünün. Bu kişi zaten bir arabanın fiyatı, özellikleri, bu arabayı kullanan kişilerin görüşleri, arabanın muadillerinin özellikleri ve fiyatı hakkında bilgi sahibidir. Hem de bunu düzinelerce farklı kaynaktan elde etmiştir.
OTORİTE SATICI DEĞİL 
Sonuçta yeni dönemde güç dengesi satıcıdan alıcı yönüne doğru değişmiş durumda. Bu nedenle alıcılar artık satıcıları sattıkları ürün ya da hizmet konusunda tek otorite olarak görmüyorlar. Satıcıların bunun bilincinde olup psikolojinin ve bağlantı kurmanın önemini kavramışı son derece önemli.
İKNA İÇİN İPUÇLARI 
Ancak bir kişiyi ikna etmek de inanılmaz karışık bir iştir. Çoğunlukla da onların bakış açısına sahip olmak gerekir. Araştırmalar gösteriyor ki insanlar kendilerini güçlü hissettiklerinde başkalarının bakış açısını kaybediyor. Satışçıların karşısındaki insanın davranışlarını kopya etmesi de faydalı bir yöntem. Zaten insanlar çoğunlukla karşılarındaki insanı taklit ederler. Bu size çok itici gelebilir ancak istatistikler gösteriyor ki bunu bilinçli olarak yapmak satış yapmaya çok yardımcı oluyor.

“GELENEKSEL SATIŞ BİTTİ”
YENİ SATIŞ YÖNTEMİ 

İnsanların başkalarını harekete geçirmek için ne kadar zaman ve enerji harcadığını bir araştırmayla bulmaya çalıştım. Bu çalışma için dünya çapında 9 bin 57 kişiye ulaştık. Bu çalışmadan iki önemli sonuç çıktı. Bunlardan ilki, insanlar artık zamanlarının yüzde 40’ını başka insanları ikna etmek, etkilemek ve inandırmak için harcıyor. Bu yaptıkları aktivitelerin hiçbirinin içinde ise birisine bir şey satmak yok.

HAREKETE GEÇİRMEK ÖNEMLİ
Araştırmadan çıkan bir diğer sonuç ise pek çok farklı iş kolunda insanların 1 saatleri içinde 24 dakikalarını başkalarını hareket ettirmek için harcamasıydı. İkinci önemli bulgu, insanlar işlerinin bu “harekete geçirme” kısmının profesyonel başarıları için önemli olduğunu düşüncesinde.

KAPI KAPI DOLAŞMAYA SON 
Yani artık klasik satıştan çok “satış içermeyen satma işlemi” yapmanın zamanlarının önemli bir kısmını alsa da elzem olduğunu düşünüyorlar. Benim görüşüm de bu yönde. Artık geleneksel kapı kapı dolaşıp satma dönemi bitmiş durumda. Yeni dönemde insanları harekete geçiren, ikna eden, onlara bir şeyler öğretenler iyi satışçı olacak. Günümüzün başarılı organizasyonlarında geleneksel satış ve satış olmayan satma işlemi bir arada yürütülüyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND