Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Patronunuzu nasıl ikna edebilirsiniz?

Terfi, zam, ya da yeni bir proje… Bir konuda ikna etmeniz gereken kişi eğer patronunuz ya da yöneticiniz ise stratejinizi daha dikkatli geliştirmeniz gerekir. İşte uzmanlardan patronu ikna etmenin yolları konusunda tavsiyeler…

Terfi, zam, ya da yeni bir proje… Bir konuda ikna etmeniz gereken kişi eğer patronunuz ya da yöneticiniz ise stratejinizi daha dikkatli geliştirmeniz gerekir. İşte uzmanlardan patronu ikna etmenin yolları konusunda tavsiyeler… 

Patronu ikna etmenin yolları

İkna yeteneği en çok satışla alakalı alanlarda gerekiyor gibi gözükse de aslında hepimizin iş hayatında en az bir kişiyi ikna etmesi gerekiyor ki o da yöneticimiz. Bir projeyi kabul ettirirken, yetki isterken, zam talep ederken hep ikna yöntemlerine başvuruyoruz. Uzmanlardan bu gibi konularda patronları ikna etmek için tüyolar aldık.

İkna ya da en basit tanımıyla karşımızdaki kişiye kendi görüşümüzü kabul ettirme, kişide bir davranış değişikliği yaratma yeteneği sadece çalışanlar için değil, özel hayatta da çok işe yaradığından herkes için çok önemli. İkna yeteneği kişinin başarılı ve mutlu olmasını sağlar. En çok satışçılar için gereklidir ama hepimizin birer yöneticisi olduğu ve aslında hepimizin bir şeyleri, hatta kendimizi pazarladığımız düşünüldüğünde ikna kabiliyetine sahip olmak kişiye çok şey kazandırır, mesela bir projeyi kabul ettirirken, evden çalışmayı talep ederken, ya da zam isterken…

İkna sürecinde doğru zaman ve ikna edecek kişinin kişilik özellikleri çok büyük rol oynuyor. Prof. Dr. Bengi Semerci “İkna edilmeye çalışılan konu, verilen mesaj ve veriliş şekli, veren kişinin kendisi, özellikleri, mesajın dili, içeriği, güvenirliği, etkinliği, mesajı veren kişinin o sıradaki duruşu, yüz ifadesi, hepsi ikna sürecini etkiler. Aynı zamanda ikna edilmesi gereken kişinin özellikleri de ikna sürecinde önemlidir” diyor.

Oyunun iki kuralı: Dinlemek ve tanımak

Uzman psikolog Burcu Çanacık, ‘oyunun ilk kuralı karşınızdaki kişiyi iyi dinlemek ve tanımaktır’ diyor: “Çünkü bir şeyi nasıl isteyeceğiniz, sizinle değil karşıdakinin kişilik ve davranış yapısıyla ilgilidir. Yöneticiniz neye nasıl hayır diyor, neye neden evet diyor gibi konularda bilgi sahibi olmalı ve sürekli veri toplamalısınız. Yöneticiniz otoritesini kaybetmemek adına sürekli hayır deme gereği hissediyor olabilir. Sizin yeteneklerinize inanmıyor olabilir. Sizinle ilgili olumsuz bir görüşü olabilir. Bunların hiç birinin sizinle bir ilgisi de olmayabilir. Bunların nedenlerinden ziyade sonuçlarına odaklanın. Yöneticiniz size güvenmiyorsa, en güvendiği kişi ile birlikte takım olarak bir isteğinizi dile getirin. İlk gençlik yıllarında kardeşler ebeveynlerin en çok güvendiği kardeşi saflarına katarak ebeveynleri ikna yoluna giderler. Yönetici otoritesini kaybetmemek için hayır diyorsa bunu üzerinize alınmamalı ve ‘evet’ demesinin onu çalışanlarının veya üst yönetimin gözünde daha yetkin yapacağına dair geçerli veriler sunmalısınız.”

1.000 lira zam için kapıyı 4.000’den açın

Yöneticimizi ikna etme konusunda pek çok teknik var, kendini tanıma, sonuç odaklı düşünme, yöneticiyi anlama, yöneticinin mantığına hitap etme, yöneticinin duygularına hitap etme, tutarlılık ve karşılıkta bulunma gibi… Bu tekniklerden hangisinin kullanılacağı, amaca, ortama, yöneticinin psikolojik yapısına göre değişebiliyor. Nişantaşı Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı Program Başkanı olan, Patronunuzu Nasıl İkna Edersiniz? kitabının yazarı Aslı Kasar, örneğin bir projeyi kabul ettirmek için tutarlılık tekniğinin, zam isterken de karşılıkta bulunma ve zıtlık ilkelerinin kullanılarak amaca ulaşılabileceğini söylüyor. Kasar bu ilkelerin nasıl kullanılacağını şöyle açıklıyor:
‘Tutarlılık’ ilkesine göre kişi projesini yöneticisine göstermeden önce ona böyle bir projenin şirket kârı açısından ne gibi yararları olabileceğini sormalıdır. Yönetici projenin yararlı yönlerini düşünerek kişiye projenin yararlarından bahsedecektir. Kişi de bir iki gün içinde projesini sunduğunda, kural gereği, yönetici yararlarını söylediği bir projeyi reddetmeyecektir.
‘Karşılıkta bulunma’ kuralına yardımcı olan faktörlerden olan ‘algıda zıtlık’ ilkesine göre objelerin karakterleri tek başlarına değil, diğerleri ile karşılaştırılarak algılanır. On iki kiloluk ağırlık kaldırılmadan önce yirmi kiloluk ağırlık kaldırılırsa, on iki kiloluk ağırlık daha hafif gelir. Buradan hareketle yöneticinizin maaşınıza bin liralık bir zam yapmasını talep edecekseniz önce bu teklifi dört bin lira olarak sunmalısınız ve sonra talebinizi bin lira olarak aşağı çektiğinizde bu teklif yöneticinize küçük gözükecek ve yöneticinizin sizin isteklerinize olumlu yanıt verme olanağı daha da arttıracaktır.

İknanın 5 kuralı

Çalışanlar yöneticilerini zam, proje gibi büyük konularda ikna etmek için hazırlık yaparlar, bir nevi prova yapmak gibi. “Şöyle konuşayım, bu kozu oynayayım” gibi. Oysa karşı taraf da aynı şekilde sizi nasıl reddedeceğinin provasını yapar. Uzman psikolog Burcu Çanacık, “Yöneticiniz o gün karşınıza ‘Reddetmenin Karşı Konulmaz Yöntemleri’ne çalışmış olarak gelecek. Siz hangi kartı oynarsanız onun da karşılığında oynayacağı kartlar olacak” diyor ve yöneticisini ikna etmek isteyenlere şu tavsiyelerde bulunuyor:

1. Ne istediğinizi bilin ve hak ettiğinize inanın

Zam mı istiyorsunuz? Ne kadar istediğinize ve neden hak ettiğinize dair net olmadan yola çıkmayın. “Biraz artırsak iyi olur” yerine net bir rakam belirlemek gerekir. Neden o rakam dendiğinde, şirkete getirilerinizi, bölüme faydanızı açıklayabilmeli, hak ettiğinizi iddia edebilmelisiniz. Hakkımız olduğuna inandığımız şeyi almak daha kolaydır, çünkü alabilmek için daha yüksek ve sürdürülebilir motivasyona sahip oluruz. Engellerle karşılaştığımızda yılmayız. Bu yüzden isteklerinizi net bir şekilde belirleyin ve almayı hak ettiğinize dair yüksek inancınız olsun.

2. Nasıl isteyeceğinize karar verin

Bir şeyi nasıl isteyeceğiniz, sizinle değil karşıdakinin kişilik yapısıyla ilgilidir. Bir yöneticinin ‘hayır’ dediği tüm istekleri neden reddettiği aslında onun kişiliği ile ilgili çok şey söyler. Daha önceki reddedilişlerinizden ders çıkarabilirsiniz. Örneğin, mühendis tarzında düşünen bir yöneticiye “eğer bu projeyi yaparsak çok mutlu olacağım” demenin anlamı yoktur. Oysa projenin gerekliliğini ve olası sonuçlarını sayısal verilerle öngörerek açıklayacağınız bir rapor işe yarayabilir.

3. Tek bir taktik uygulayın

Belirli bir taktik uygulayacaksanız bunu tutarlılıkla yapmalı, sürekli taktik değiştirmektense uzun vadede bunu bir imaj olarak üstümüzde taşımalısınız. Örneğin bir proje için bütçe isterken, mali konularda ‘kafası iyi çalışan’ imajınızla durumu yönetmelisiniz. Bu imaj en baştan orada olmalıdır. Son bir iki günde yaratılması güçtür. Bu nedenle öncelikle imajınızı gözden geçirin.

4. Pazarlık payı bırakın

Yüzde 100’ü alabilmek için en az yüzde 120 ile giriş yapmalısınız. Asla pazarlık payı olmadan yola çıkmayın.
Yöneticiniz sizin 120-150 ile yola çıktığınızı varsayıyor olacak, tam olarak istediğinizi kabul etmeyecektir. Buna hazırlıklı olun. Gerçekten sizi memnun edecek sonucun yüzde 170’inin üzerinde istekte bulunmayın, riski çok arttırmayın.

5. İlk ‘hayır’ ile yılmayın

Pek çok başarılı satışçı, hedeflerini aştıkları aylardaki tecrübelerini açıklarken “En çok reddedildiğim ay en çok satış yaptığım aydı” derler. ‘Hayır’ kelimesi onları yıldırmaz, aksine daha çok motive eder. İlk reddedilmenin ardından rahatsızlık vermeyecek şirin bir ısrarla satışa yönelik faaliyetlerine devam ederler. Alacağımız ders şu olmalıdır: Biri size ‘Hayır’ mı dedi? O halde nedenini öğrenin, durumu değiştirin ve tekrar sorun, tekrar ve tekrar sorun… Her sorduğunuzda durumla ilgili bir düzeltme veya iyileştirme yapmış olmanızı tavsiye ederim.

PSİKOLOG ÖZGE BERÇİN KELEŞ:

Hangi konuda nasıl ikna ederiz?

Evden çalışmak için: “Evden yapılabilecek işlerim var ve mutlaka bitecek, gün sonunda elinde olur” denebilir. İzin almak: “Ben yokken işlerin takibinde sıkıntı olmayacak, xx şekilde ayarladım.” denebilir.

Erken çıkmak: Mazereti ve geçerliliğini açıklamak işe yarayabilir.

Mesaiye kalmamak: Aynı şekilde mazereti ve geçerliliğini açıklamak işe yarayabilir. Bazen sorunun çözümü için farklı öneri getirmek veya mesai içinde yapılabilecekleri vurgulamak işe yarayabilir. Ancak acil durumlar söz konusuysa zorlayıcı bir konudur.
Son teslim tarihini esnetmek: Esnetme sebepleri açıklanabilir.
Belli bir projede görev almak: Projede yer almanın yaratacağı avantajlar vurgulanabilir.

Belli bir projede görev almamak: Kaygılar ve riskler anlatılabilir ama çok benmerkezci görünmemekte fayda var.

Daha yüksek maaş: Doğru zamanda istemek (örneğin iyi giden bir iş sonrası) ve neden hak ettiğinin etkili şekilde ortaya konması işe yarayabilir.

Kongreye katılmak: Kongrenin birikim olarak kazandırabilecekleri, kurulabilecek bağlantılar ve faydaları ortaya konabilir.

İşin yapılış şekliyle ilgili öneriyi kabul ettirmek: Önerinin avantajları ve getirileri öne çıkarılabilir.

Ekibe yeni birini almak: Hangi noktalarda eleman açığının hissedildiği, bu açığın nelere yol açabildiği, yeni çalışanın başka nerelerde kullanılabileceği açıklanabilir.

Reddetmenin gücünü otorite ile birleştiren yöneticiler

Psikolog Burcu Çanacık: “Çocuklar 3 – 4 yaşlarında bir ‘hayır’ süreci yaşar. Bu süreç çok önemlidir ve çocuk hayır demeyi, sınır çizmeyi öğrenir, kişiliğinin temellerini atar. Ancak bunu süreç içerisinde abartılı bir ‘her şeyi sorgusuz reddetme’ davranışı ile yaparlar. Bu dönem geçicidir. En azından öyle olmalıdır. Ne var ki, yıllar sonra ‘reddetmenin gücü’nü otoriteyle özdeşleştiren bir kişinin patron/yönetici olması halinde bu 4 yaş davranışını 54 yaşındaki bir insanda görünce şaşırmamalıyız. Her şeye en başta ‘hayır’ deme gereği duyan otoriter patron modelini de ikna etmenin yolu var. Özellikle Türkiye kültürü içinde yetişmiş kızlarımız bunu çocuk yaşta ‘otoriter babayı ikna etme’ başlığı altında erkek çocuklara nazaran daha iyi öğrenirler. Ne yazık ki, ve aslında neyse ki, erkek çocukların bizim kültürümüzde ebeveynlerini sürdürülebilir şekilde ikna etmeleri için oynamaları gereken ekstra bir oyun yoktur, dolayısıyla oyunun kurallarını iş hayatına adım atmadan öğrenemezler. Ancak yöneticiler sağ olsun, öyle ya da böyle, öğrenmek zorunda kalırlar.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND