Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Patronunuzu nasıl ikna edebilirsiniz?

Terfi, zam, ya da yeni bir proje… Bir konuda ikna etmeniz gereken kişi eğer patronunuz ya da yöneticiniz ise stratejinizi daha dikkatli geliştirmeniz gerekir. İşte uzmanlardan patronu ikna etmenin yolları konusunda tavsiyeler…

kişisel gelişim

Terfi, zam, ya da yeni bir proje… Bir konuda ikna etmeniz gereken kişi eğer patronunuz ya da yöneticiniz ise stratejinizi daha dikkatli geliştirmeniz gerekir. İşte uzmanlardan patronu ikna etmenin yolları konusunda tavsiyeler… 

Patronu ikna etmenin yolları

İkna yeteneği en çok satışla alakalı alanlarda gerekiyor gibi gözükse de aslında hepimizin iş hayatında en az bir kişiyi ikna etmesi gerekiyor ki o da yöneticimiz. Bir projeyi kabul ettirirken, yetki isterken, zam talep ederken hep ikna yöntemlerine başvuruyoruz. Uzmanlardan bu gibi konularda patronları ikna etmek için tüyolar aldık.

İkna ya da en basit tanımıyla karşımızdaki kişiye kendi görüşümüzü kabul ettirme, kişide bir davranış değişikliği yaratma yeteneği sadece çalışanlar için değil, özel hayatta da çok işe yaradığından herkes için çok önemli. İkna yeteneği kişinin başarılı ve mutlu olmasını sağlar. En çok satışçılar için gereklidir ama hepimizin birer yöneticisi olduğu ve aslında hepimizin bir şeyleri, hatta kendimizi pazarladığımız düşünüldüğünde ikna kabiliyetine sahip olmak kişiye çok şey kazandırır, mesela bir projeyi kabul ettirirken, evden çalışmayı talep ederken, ya da zam isterken…

İkna sürecinde doğru zaman ve ikna edecek kişinin kişilik özellikleri çok büyük rol oynuyor. Prof. Dr. Bengi Semerci “İkna edilmeye çalışılan konu, verilen mesaj ve veriliş şekli, veren kişinin kendisi, özellikleri, mesajın dili, içeriği, güvenirliği, etkinliği, mesajı veren kişinin o sıradaki duruşu, yüz ifadesi, hepsi ikna sürecini etkiler. Aynı zamanda ikna edilmesi gereken kişinin özellikleri de ikna sürecinde önemlidir” diyor.

Oyunun iki kuralı: Dinlemek ve tanımak

Uzman psikolog Burcu Çanacık, ‘oyunun ilk kuralı karşınızdaki kişiyi iyi dinlemek ve tanımaktır’ diyor: “Çünkü bir şeyi nasıl isteyeceğiniz, sizinle değil karşıdakinin kişilik ve davranış yapısıyla ilgilidir. Yöneticiniz neye nasıl hayır diyor, neye neden evet diyor gibi konularda bilgi sahibi olmalı ve sürekli veri toplamalısınız. Yöneticiniz otoritesini kaybetmemek adına sürekli hayır deme gereği hissediyor olabilir. Sizin yeteneklerinize inanmıyor olabilir. Sizinle ilgili olumsuz bir görüşü olabilir. Bunların hiç birinin sizinle bir ilgisi de olmayabilir. Bunların nedenlerinden ziyade sonuçlarına odaklanın. Yöneticiniz size güvenmiyorsa, en güvendiği kişi ile birlikte takım olarak bir isteğinizi dile getirin. İlk gençlik yıllarında kardeşler ebeveynlerin en çok güvendiği kardeşi saflarına katarak ebeveynleri ikna yoluna giderler. Yönetici otoritesini kaybetmemek için hayır diyorsa bunu üzerinize alınmamalı ve ‘evet’ demesinin onu çalışanlarının veya üst yönetimin gözünde daha yetkin yapacağına dair geçerli veriler sunmalısınız.”

1.000 lira zam için kapıyı 4.000’den açın

Yöneticimizi ikna etme konusunda pek çok teknik var, kendini tanıma, sonuç odaklı düşünme, yöneticiyi anlama, yöneticinin mantığına hitap etme, yöneticinin duygularına hitap etme, tutarlılık ve karşılıkta bulunma gibi… Bu tekniklerden hangisinin kullanılacağı, amaca, ortama, yöneticinin psikolojik yapısına göre değişebiliyor. Nişantaşı Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı Program Başkanı olan, Patronunuzu Nasıl İkna Edersiniz? kitabının yazarı Aslı Kasar, örneğin bir projeyi kabul ettirmek için tutarlılık tekniğinin, zam isterken de karşılıkta bulunma ve zıtlık ilkelerinin kullanılarak amaca ulaşılabileceğini söylüyor. Kasar bu ilkelerin nasıl kullanılacağını şöyle açıklıyor:
‘Tutarlılık’ ilkesine göre kişi projesini yöneticisine göstermeden önce ona böyle bir projenin şirket kârı açısından ne gibi yararları olabileceğini sormalıdır. Yönetici projenin yararlı yönlerini düşünerek kişiye projenin yararlarından bahsedecektir. Kişi de bir iki gün içinde projesini sunduğunda, kural gereği, yönetici yararlarını söylediği bir projeyi reddetmeyecektir.
‘Karşılıkta bulunma’ kuralına yardımcı olan faktörlerden olan ‘algıda zıtlık’ ilkesine göre objelerin karakterleri tek başlarına değil, diğerleri ile karşılaştırılarak algılanır. On iki kiloluk ağırlık kaldırılmadan önce yirmi kiloluk ağırlık kaldırılırsa, on iki kiloluk ağırlık daha hafif gelir. Buradan hareketle yöneticinizin maaşınıza bin liralık bir zam yapmasını talep edecekseniz önce bu teklifi dört bin lira olarak sunmalısınız ve sonra talebinizi bin lira olarak aşağı çektiğinizde bu teklif yöneticinize küçük gözükecek ve yöneticinizin sizin isteklerinize olumlu yanıt verme olanağı daha da arttıracaktır.

İknanın 5 kuralı

Çalışanlar yöneticilerini zam, proje gibi büyük konularda ikna etmek için hazırlık yaparlar, bir nevi prova yapmak gibi. “Şöyle konuşayım, bu kozu oynayayım” gibi. Oysa karşı taraf da aynı şekilde sizi nasıl reddedeceğinin provasını yapar. Uzman psikolog Burcu Çanacık, “Yöneticiniz o gün karşınıza ‘Reddetmenin Karşı Konulmaz Yöntemleri’ne çalışmış olarak gelecek. Siz hangi kartı oynarsanız onun da karşılığında oynayacağı kartlar olacak” diyor ve yöneticisini ikna etmek isteyenlere şu tavsiyelerde bulunuyor:

1. Ne istediğinizi bilin ve hak ettiğinize inanın

Zam mı istiyorsunuz? Ne kadar istediğinize ve neden hak ettiğinize dair net olmadan yola çıkmayın. “Biraz artırsak iyi olur” yerine net bir rakam belirlemek gerekir. Neden o rakam dendiğinde, şirkete getirilerinizi, bölüme faydanızı açıklayabilmeli, hak ettiğinizi iddia edebilmelisiniz. Hakkımız olduğuna inandığımız şeyi almak daha kolaydır, çünkü alabilmek için daha yüksek ve sürdürülebilir motivasyona sahip oluruz. Engellerle karşılaştığımızda yılmayız. Bu yüzden isteklerinizi net bir şekilde belirleyin ve almayı hak ettiğinize dair yüksek inancınız olsun.

2. Nasıl isteyeceğinize karar verin

Bir şeyi nasıl isteyeceğiniz, sizinle değil karşıdakinin kişilik yapısıyla ilgilidir. Bir yöneticinin ‘hayır’ dediği tüm istekleri neden reddettiği aslında onun kişiliği ile ilgili çok şey söyler. Daha önceki reddedilişlerinizden ders çıkarabilirsiniz. Örneğin, mühendis tarzında düşünen bir yöneticiye “eğer bu projeyi yaparsak çok mutlu olacağım” demenin anlamı yoktur. Oysa projenin gerekliliğini ve olası sonuçlarını sayısal verilerle öngörerek açıklayacağınız bir rapor işe yarayabilir.

3. Tek bir taktik uygulayın

Belirli bir taktik uygulayacaksanız bunu tutarlılıkla yapmalı, sürekli taktik değiştirmektense uzun vadede bunu bir imaj olarak üstümüzde taşımalısınız. Örneğin bir proje için bütçe isterken, mali konularda ‘kafası iyi çalışan’ imajınızla durumu yönetmelisiniz. Bu imaj en baştan orada olmalıdır. Son bir iki günde yaratılması güçtür. Bu nedenle öncelikle imajınızı gözden geçirin.

4. Pazarlık payı bırakın

Yüzde 100’ü alabilmek için en az yüzde 120 ile giriş yapmalısınız. Asla pazarlık payı olmadan yola çıkmayın.
Yöneticiniz sizin 120-150 ile yola çıktığınızı varsayıyor olacak, tam olarak istediğinizi kabul etmeyecektir. Buna hazırlıklı olun. Gerçekten sizi memnun edecek sonucun yüzde 170’inin üzerinde istekte bulunmayın, riski çok arttırmayın.

5. İlk ‘hayır’ ile yılmayın

Pek çok başarılı satışçı, hedeflerini aştıkları aylardaki tecrübelerini açıklarken “En çok reddedildiğim ay en çok satış yaptığım aydı” derler. ‘Hayır’ kelimesi onları yıldırmaz, aksine daha çok motive eder. İlk reddedilmenin ardından rahatsızlık vermeyecek şirin bir ısrarla satışa yönelik faaliyetlerine devam ederler. Alacağımız ders şu olmalıdır: Biri size ‘Hayır’ mı dedi? O halde nedenini öğrenin, durumu değiştirin ve tekrar sorun, tekrar ve tekrar sorun… Her sorduğunuzda durumla ilgili bir düzeltme veya iyileştirme yapmış olmanızı tavsiye ederim.

PSİKOLOG ÖZGE BERÇİN KELEŞ:

Hangi konuda nasıl ikna ederiz?

Evden çalışmak için: “Evden yapılabilecek işlerim var ve mutlaka bitecek, gün sonunda elinde olur” denebilir. İzin almak: “Ben yokken işlerin takibinde sıkıntı olmayacak, xx şekilde ayarladım.” denebilir.

Erken çıkmak: Mazereti ve geçerliliğini açıklamak işe yarayabilir.

Mesaiye kalmamak: Aynı şekilde mazereti ve geçerliliğini açıklamak işe yarayabilir. Bazen sorunun çözümü için farklı öneri getirmek veya mesai içinde yapılabilecekleri vurgulamak işe yarayabilir. Ancak acil durumlar söz konusuysa zorlayıcı bir konudur.
Son teslim tarihini esnetmek: Esnetme sebepleri açıklanabilir.
Belli bir projede görev almak: Projede yer almanın yaratacağı avantajlar vurgulanabilir.

Belli bir projede görev almamak: Kaygılar ve riskler anlatılabilir ama çok benmerkezci görünmemekte fayda var.

Daha yüksek maaş: Doğru zamanda istemek (örneğin iyi giden bir iş sonrası) ve neden hak ettiğinin etkili şekilde ortaya konması işe yarayabilir.

Kongreye katılmak: Kongrenin birikim olarak kazandırabilecekleri, kurulabilecek bağlantılar ve faydaları ortaya konabilir.

İşin yapılış şekliyle ilgili öneriyi kabul ettirmek: Önerinin avantajları ve getirileri öne çıkarılabilir.

Ekibe yeni birini almak: Hangi noktalarda eleman açığının hissedildiği, bu açığın nelere yol açabildiği, yeni çalışanın başka nerelerde kullanılabileceği açıklanabilir.

Reddetmenin gücünü otorite ile birleştiren yöneticiler

Psikolog Burcu Çanacık: “Çocuklar 3 – 4 yaşlarında bir ‘hayır’ süreci yaşar. Bu süreç çok önemlidir ve çocuk hayır demeyi, sınır çizmeyi öğrenir, kişiliğinin temellerini atar. Ancak bunu süreç içerisinde abartılı bir ‘her şeyi sorgusuz reddetme’ davranışı ile yaparlar. Bu dönem geçicidir. En azından öyle olmalıdır. Ne var ki, yıllar sonra ‘reddetmenin gücü’nü otoriteyle özdeşleştiren bir kişinin patron/yönetici olması halinde bu 4 yaş davranışını 54 yaşındaki bir insanda görünce şaşırmamalıyız. Her şeye en başta ‘hayır’ deme gereği duyan otoriter patron modelini de ikna etmenin yolu var. Özellikle Türkiye kültürü içinde yetişmiş kızlarımız bunu çocuk yaşta ‘otoriter babayı ikna etme’ başlığı altında erkek çocuklara nazaran daha iyi öğrenirler. Ne yazık ki, ve aslında neyse ki, erkek çocukların bizim kültürümüzde ebeveynlerini sürdürülebilir şekilde ikna etmeleri için oynamaları gereken ekstra bir oyun yoktur, dolayısıyla oyunun kurallarını iş hayatına adım atmadan öğrenemezler. Ancak yöneticiler sağ olsun, öyle ya da böyle, öğrenmek zorunda kalırlar.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hücrelerimiz yenileniyorsa biz neden yaşlanıyoruz?

Manşet, insan vücudu, hücre yenilenmesi, hücre, element, anatomi

İnsan vücudunda çok sayıda element bulunmaktadır. Peki, hücrelerimizin ömrü ne kadar? Ölen hücreler ne oluyor? İşte yanıtı…

Vücudumuz Hangi Elementlerden Oluşuyor?

İnsan vücudunda en az 25 element bulunuyor. Ancak vücut kütlemizin yüzde 99’a yakını 6 elementten oluşuyor. Bunlar: Oksijen, karbon, hidrojen, nitrojen, kalsiyum ve fosfor.

Geri kalan kısmı ise Potasyum, Sülfür, Sodyum, Klor, Magnezyum ve eser miktarda Bor, Krom, Kobalt, Bakır, Flor, İyot, Demir, Manganez, Molibden, Selenyum, Silikon, Kalay, Vanadyum ve Çinkodan oluşuyor.

Bu elementler, vücudumuzu oluşturan 37 trilyon kadar hücrenin yanı sıra, hücre zarının dışında kalan hücre dışı yapılarda da bulunuyor.

Ne işe yarıyorlar derseniz…

Oksijen: Besinlerin enerjiye dönüştürülmesinde önemli rol oynar.

Karbon: Vücudun yapıtaşı olarak da adlandırılır.

Hidrojen: Besinlerin taşınmasına, atıkların uzaklaştırılmasına ve vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı olur. Enerji üretiminde de önemli rol oynar.

Azot: Proteinlerin yapıtaşları olan aminoasitlerin yapısında bulunur, aynı zamanda DNA’yı oluşturan nükleik asitlerin de önemli bir parçasıdır.

Kalsiyum: Kemiklerin ve dişlerin güçlü ve sert olmasına katkıda bulunur, aynı zamanda sinirlerin ve kasların işlevlerini yerine getirmesinde, kanın pıhtılaşmasında önemli rolü vardır.

Fosfor: Kemik ve diş sağlığının sürekliliği için gereklidir. Hücrelerdeki kimyasal tepkimeler için gerekli olan enerjiyi sağlayan ATP molekülünde de bulunur.

Potasyum: Vücuttaki su dengesinin sürdürülmesi ve sinir hücrelerindeki elektriksel sinyal için gereklidir.

Kükürt: Kıkırdakta, insülinde (vücudun şekeri kullanabilmesini sağlayan hormon), anne sütünde, bağışıklık sisteminde rol oynayan proteinlerde, derinin, saçın ve tırnakların yapısında olan keratinde bulunur.

Klor: Sinir hücrelerinin uygun şekilde işlevini yapması için gereklidir, aynı zamanda mide özsuyunun üretimine yardımcı olur.

Sodyum: Sinir hücrelerindeki elektrik sinyallerinde önemli bir rol oynar, aynı zamanda vücuttaki su miktarını düzenler.

Magnezyum: İskelet ve kas yapısında önemli rol oynar, ayrıca hücrelerde gerçekleşen kimyasal tepkimelere enerji sağlayan ATP’yi kullanan enzimlere yardımcı olan moleküllerde bulunur.

İyot: Metabolizmayı düzenleyen ve tiroit bezi tarafından üretilen temel bir hormonun parçasıdır.

Demir: Kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan hemoglobinin bir parçasıdır.

Çinko: Sindirimde görevli bazı enzimlerin bir bölümünü oluşturur.

***

Ortalama bir erkek vücudunun yüzde 60 kadarı su. Bu 42 litreye denk geliyor. Bunun 23 litresi hücrelerin içinde, 19 litresi ise hücre dışında yer alıyor. Hücre dışı suyun 8,4 litresini dokular arası sıvı, 3,2 litresini ise kan plazma sıvısı oluşturuyor.

Vücudumuzdaki hücreler ortalama 7-10 yılda bir yenilenmekle birlikte, her hücrenin ömrü aynı uzunlukta değil.

Nötrofil hücrelerinin ömrü (kandaki bir tür akyuvar) sadece iki gün iken, göz lensinin ortasında yer alan hücreler ömür boyu bizimle mesela. Hatta beyin hücrelerinin ömrü bizimkinden çok daha uzun.

 Bazı hücrelerin ömrü:

  • Beyin hücresi: 200+ yıl
  • Göz lensi hücresi: Ömür boyu
  • Yumurta hücresi: 50 yıl
  • Kalp kası hücresi: 40 yıl
  • Bağırsak hücresi: 16 yıl
  • Kas hücresi: 15 yıl
  • Yağ hücresi: 8 yıl
  • Hematopoetik (kan yenileyici) kök hücre: 5 yıl
  • Karaciğer hücresi: 10-16 ay
  • Pankreas hücresi: 1 yıl

Vücudumuzun dışında veya sindirim sistemimizde yer alan hücreler öldüğünde vücuttan atılıyor. İçerideki kalanlar ise vücudumuzu hastalıklardan koruyan akyuvarlar tarafından tüketiliyor. Ölü hücrelerden sağlanan enerjinin bir kısmı yeni akyuvar hücrelerinin yapımında kullanılıyor.

Akla gelen soru hücrelerimiz yenileniyorsa neden yaşlanıyoruz?

Vücudumuzda akyuvar hücreleri gibi kimi hücreler sadece birkaç saat yaşarken, deri hücreleri birkaç hafta, beyin hücrelerinin çoğu da on yıllarca yaşıyor.

Ancak birçok hücre yenilense de, bunun gerçekleşmesini sağlayan süreçlerde zamanla aksamalar oluyor. Hücre üretimi için talimatları taşıyan DNA’lar zamanlar hasar görüyor ve hücre bölünmesi engelleniyor. İşte bu duruma da yaşlanma diyoruz.

Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Nasıl karizmatik olunur?

nasıl karizmatik olunur, Manşet, lider, karizmatik, karizma

Karizma dış çevremizi etkilemeye ve başkalarına ilham vermeye yardım eder. Peki, herkes karizmatik olabilir mi? İşte www.t24.com.tr sitesinden karizmatik olmanın 6 yolu…

Karizmatik olmanın 6 yolu

Yale Üniversitesi’nden sinema tarihçisi Joseph Roach’a göre aktörler karizmatik olmak zorunda, aksi halde rol kapma yarışında yaya kalmaları çok büyük bir olasılık

Herkes karizmatik olmak ister. Ancak karizmatik olarak nitelendirdiğimiz insanların pek çoğu bu özelliğe doğuştan sahiptir. Ya karizmatik doğmayanlar? Onlar da üzülmesin; son yapılan araştırmalar karizmanın bazı yeteneklerin bir araya gelmesinden oluştuğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu yeteneklerini geliştirdikleri takdirde karizmatik bir yapıya sahip olabilirler. İşte karizmatik olmanın koşulları:

• Duyguları doğru ifade edebilme

• Heyecanlı ve coşkulu olmak -abartmamak kaydı ile-

• Etkili ve güzel konuşma yeteneği

• Özgüven

• Vizyon sahibi olmak

• Başkalarını dinleme ve anlama yeteneği

Nelson Mandela dünyanın en karizmatik liderlerinden biri. Myanmar’daki askeri diktatörlüğüne karşı gösterdiği barışçıl ve şiddet içermeyen mücadelesiyle adını duyuran Aung San Suu Kyi de karizmatik liderler arasında yer alıyor; ancak onunki kendine özgü gösterişsiz ve suskun bir karizma. Bilgisayar endüstrisinin önderlerinden Steve Jobs’un da karşısındakini etkileme yeteneği sayesinde yenilikleri toplumlara kolaylıkla kabul ettirdiği biliniyor. Yakınları Jobs’un bu doğal yeteneğini zaman içinde büyük ölçüde geliştirdiğini söylüyor. Barack Obama’nın başkanlık yarışında karizmasının çok büyük rol oynadığı fakat zaman içinde bu özelliğini yitirmeye başladığı belirtiliyor.

• Ülkemizde yandaş medyaya göre Başbakan Erdoğan da karizmatik bir lider. Gerçekten öyle mi? Bu yazıyı okuduktan sonra buna siz karar vereceksiniz. – ÇN

Peki karizma tam olarak nedir? Bu özellik doğuştan mı gelir? Yoksa sonradan mı kazanılır? Niçin herkes buna sahip olmak ister? Ve en önemlisi karizma yitirilebilir mi?

Karizmanın tanımı

Bu soruları yanıtlamak için önce karizmanın ne olduğuna bakalım. Bir insanın karizmatik olup olmadığı bakar bakmaz anlaşılır. Fakat o insanı karizmatik yapanın ne olduğu sorulduğunda net bir yanıt almak zordur. Kaldı ki karizma biraz kaypak bir kavramdır. Eski Yunancada karizmanın tam karşılığı olarak ethos sözcüğü kullanılır; bu ikna edici çekicilik anlamına gelir. Geoffrey Chaucer’ın (1340-1400 İngiltere’nin ilk büyük şairi) çağdaşı Japon oyun yazarı Zeami, bunun Japoncadaki karşılığının hana olduğunu söyler. Hana, “Rakipsiz, eşsiz cazibe çiçeği” anlamına gelir. İngilizce sözlüklerde ise “başkalarını etkileme ve ikna etme yeteneğine sahip olmak” şeklinde tanımlanır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise karizmanın karşılığı büyüleyicilik, etkileyicilik olarak geçer.

Günümüz psikologları, herhangi bir tanım üzerinde görüş birliğine varmamış olsalar da, karizmanın ne olduğunu ve insanlar üzerinde ne gibi etkileri olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlıyorlar Bu da karizmatik olmaya can atanlar için umut verici bir gelişme. Çünkü son bulgulara göre karizma kısmen de olsa öğrenilebilir.

Boğazımıza kadar medyanın pompaladığı kavramlara battığımız, küresel ağlarla birbirimize sıkı sıkıya bağlandığımız, 7/24 kesintisiz bir yaşam süren dünyamızda, karizma hiç olmadığı kadar önem kazanmaya başladı; özellikle kameraların önünde yaşayanlar için.

Yale Üniversitesi’nden sinema tarihçisi Joseph Roach’a göre aktörler karizmatik olmak zorunda, aksi halde rol kapma yarışında yaya kalmaları çok büyük bir olasılık. Roach, “It-O” adını verdiği kitabında, karizmanın ne olduğunu, zamanımızda ne anlama geldiğini anlatıyor. (University of Michigan Press, 2007).

En çok lidere mi lazım?

Karizmatik bir kişi olarak algılanmak bir lider için çok önemlidir. New York’taki Columbia İşletme Fakültesi’nden Michael Morris bu özellikten yalnızca liderlerin değil, bir topluluğun içinde birlik sağlamak isteyenlerin de yararlanabileceğini söylüyor. Takım liderliğine soyunanlar veya insanları yeni bir fikre ikna etmek isteyenler için de karizmanın çok büyük avantaj sağladığını belirten Morris, “İyi bir yönetici olmak için mutlaka karizmatik olmak gerekmez. Ancak yeni bir örgüt kurmaya çalışanlar veya eskiden kurulmuş bir örgütte radikal değişiklikler yapmak isteyenler için karizmatik olmak çok ciddi avantaj sağlar” diyor.

İnsanı karizmatik yapan etmenler

Bazı insanları karizmatik, diğerlerini sönük ve silik yapan nedir? Genler kısmen önemlidir. Maryland Üniversitesi’nden sosyal gelişim uzmanı Nathan Fox, küçük çocuklarda sosyalleşme sürecini incelerken, bazı çocukların henüz 4 aylıkken bile sosyal açıdan dışa dönük olarak nitelendirilebileceğine dikkat çekiyor. Bu dışa dönük çocuklar, yetişkinlerle ve yaşıtlarıyla çok rahat ilişki kurabilirken, genellikle neşeli bir mizaca sahiptirler (Developmental Psychology, vol 47, p 765). Büyüdüklerinde de büyük bir olasılıkla karizmatik bir yetişkin haline gelirler.

Ancak bunun yanı sıra başka niteliklere de sahip olmaları gerekir. “Bence karizma yalnızca sosyal becerilerin bir fonksiyonu değil, aynı zamanda insanın kendi kendisiyle ilgili pozitif bir kanaatinin de varolması gerekir” diye konuşan Fox, “Bu da orta çocukluk dönemlerinde, genler, çevre ve koşulların ortak etkisi ile ortaya çıkar” diyor.

Gizemli bir çekicilik

Roach bu konuda farklı düşünüyor: “Karizmatik bir kişilikte temel özellik, gizemli bir çekiciliktir. Bu öyle bir çekiciliktir ki, diğer insanlar bu gizemli kişinin çekiciliğine karşı koyamazlar. İşte bu noktada çelişkiler devreye girer.

Örneğin Obama, hem cana yakın hem de katıdır; hem siyahtır, hem beyazdır; hem Hawaiilidir hem de Şikagolu. Benzer şekilde sinema oyuncusu Julianne Moore karizmatiktir, çünkü aynı anda hem güçlü hem de zayıf kadın görüntüsü yaratır.” Roach’a göre bazen de koşullar karizmanın gelişmesine ve ortaya çıkmasına uygun zemin hazırlar: “Prenses Diana, Prens Charles ile evlendiği zaman çekingen ve utangaç bir görüntü veriyordu. Ancak zaman içinde ‘Halkın Prensesi’ haline geldi. Zaten kendisinde var olan karizmayı, kişiliğinin derinliklerinden çekip çıkartmayı başardı.”

Roach’un görüşüne göre karizma, bazı şanslı insanların doğuştan sahip olduğu bir X faktörüdür. Bunu müzikte kusursuz bir ses perdesini tutturmaya benzetiyor. Eğer o perdeyi yakalamışsanız geliştirebilirsiniz. Eğer yakalamadıysanız doğal olarak geliştiremezsiniz ve hiçbir zaman da tam olarak yakalayamazsınız.

Oysa başkalarına göre karizma bir takım özelliklerin bir araya gelmesiyle oluşur. Kaliforniya’daki Claremont McKenna Coollege’dan psikolog Ronald Riggio, 30 yıl kadar süren çalışmalarının sonucunda bunun için gerekli olan 6 yeteneği veya özelliği tespit edebildi.

Karizmayı oluşturan 6 özelllik

Riggio’ya göre bu altı yetenek şöyle: Duyguları ifade edebilme yeteneği, heyecanlı ve coşkulu olmak, etkili ve güzel konuşma yeteneği, öz-güvene sahip olmak, vizyoner olmak ve başkalarını dinleme ve anlama yeteneğidir. Karizmatik olarak algılanabilmek için bu özelliklerin de dengeli olması ön koşuldur.

Örneğin duygularını ifade ederken aşırıya kaçmak, karizmayı “çizdirir”. Başka bir deyişle çekici bir kişiyi itici hale getirebilir. Örneğin Jim Carrey’in aşırı mimikleri bazılarına komik gelmeyebiliyor..

Karizmanın bir takım özelliklerin bir araya gelmesinden oluşması, Conger-Kanungo Ölçeği adı verilen ve karizmayı bugüne dek en iyi ölçen sistemin de belkemiğini oluşturur. Bu ölçek beş alandaki yeteneği saptayan 20 ifadeden oluşur. Bunlar vizyon, başkalarına karşı duyarlılık, fırsatlara karşı duyarlılık, risk alma ve gelenekselin kolaylığına sığınmamaktır.

Karizma geliştirilebilir

Karizmanın modüler bir yapıya sahip olması, bazı parçalarının geliştirilebileceği olasılığını da beraberinde getiriyor. Örneğin güzel konuşma pratik yaparak geliştirilebilir. Heyecan ve canlılık taklit edilebilir. İnsanlar başkalarına karşı daha duyarlı davranmayı öğrenebilirler. Davis’teki Kaliforniya Üniversitesi’nden Dean Simonton’a göre duygusal ifade bile pratik yaparak gerçekçi bir hale getirilebilir. Simonton, en başarılı ABD başkanlarının konuşmalarında temel duyguları ifade eden sözcüklere geniş yer verdiğine dikkat etmiş.

Örneğin sevgi, nefret veya açgözlülük gibi.. Karizmatik olmak isteyen bir insan, “Bakış açınıza katılıyorum” yerine “Acınızı hissediyorum” demelidir.

Vizyoner olmak da öğrenilebilir veya geliştirilebilir. Morris, Apple’in ortaklarından Steve Jobs’un, günde on saat boyunca, on dakikalık sunumları üzerinde çalıştığını belirtiyor. Jobs’un vizyoner ve karizmatik bir lider olarak tanınmasında bu on dakikalık irticalen yaptığı konuşmaların önemi büyük.

Vizyonerler liderler

Obama’nın “vizyoner lider” imajını parlatmak için yoğun çalıştığı belirtiliyor. El Kaide’nin kurucularından Osama bin Ladin’in öldürülmesinden sonra Obama’nın aldığı riski Morris şöyle anlatıyor: “Obama, haber alma kaynaklarının Bin Ladin’in bulunduğu yerin doğruluğuna olan inançlarının yüzde 50 oranında civarında olduğunu bildirmişti. Oysa bence haberalma kaynakları, Bin Ladin’in orada olduğundan yüzde 99 oranında emindi. Obama, böyle konuşarak ne kadar vizyoner olduğunu göstermek istemiş olabilir.”

Morris günümüzün vizyoner liderlerini eskinin şamanlarına benzetiyor: “Konuşmalarıyla toplulukları harekete geçiren, rol yapmasını bilen ve gelecekle ilgili hayalleri olan insanlar eski geleneklerdeki şamanlar gibi bilinçaltımızı tetiklerler. Bu yetenekler öğretilebilir ve geliştirilebilir.”

Sözel olmayan sosyal sinyaller

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), karizmasını geliştirmek isteyen yöneticiler için eğitim programları düzenliyor. Program yöneticisi Sandy Pentland ve ekibi, programa katılanları daha vizyoner olmak, kendini daha iyi ifade etmek veya etkili konuşmak gibi konularda eğitmek yerine farklı bir yaklaşım benimsiyor. Bir takım ölçüm cihazlarından yararlanarak öğrencilerin ses tonlarını, insanlara ne kadar yaklaştıklarını ve el hareketlerini kaydediyorlar. Bu kayıtlara dayanarak insanlarda söze dayanmayan 4 tip sosyal sinyal olduğunu ve bunların da karizmatik olma konusunda belirleyici olduğu sonucunu varıyorlar.

Bu 4 tip sosyal sinyalin ilki mimiklerle ilgili. Karizmatik bir birey bilinçsiz bir şekilde karşısındakinin vücut dilini kopyalar.

Örneğin karşısındaki gülümseyince o da gülümser, onaylama anlamında başını sallar vb.. İkincisi karizmatik insanlar yerlerinde sakin duramazlar. Örneğin ilgi ve meraklarını daha heyecanlı ve sesli bir şekilde ifade ederler. Üçüncüsü konuşma ve hareketlerinin daha tutarlı ve akıcı olmasıdır. Son olarak da bir insanın karşısındakini ne kadar etkilediğini anlamak için konuşma tarzının karşısındaki tarafından farkında olmadan ne kadar benimsendiğini tespit etmektir.

Pentland, bu sinyalleri analiz ederek, hangi yöneticinin eşit konumdaki arkadaşlarına fikirlerini satmakta başarılı olacağını tahmin edebiliyor. Pentland, “Önemli olan ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz” diyor (American Scientist, vol 98, p 203). Pentland’a göre bu tür sosyal sinyallerin taklit edilmesi zordur.

Karizmanın kökenleri

Pentland’ın bulguları, karizmayı geliştirmenin yanı sıra karizmanın kökenlerine de ışık tutuyor. Eğer karizmanın en önemli parçası dilin icadından önceki sosyal işaretler ise evriminin çok eskilere dayanması gerekiyor. Genel olarak, sosyal işaretler bireyler arasında görüş birliğini teşvik eder. Dolayısıyla karizma, sosyal grupların istikrarlı bir yapıya kavuşması için evrilmiş olabilir. Fakat insan toplulukları gereğinden fazla da istikrarlı olmamalıdır; aksi takdirde teknolojik ve sosyal devrimler ortaya çıkamazdı. Pentland bu aşamada karizmatik liderlere ihtiyaç duyulduğunu, bu kişilerin kültürü değiştirdiğini söylüyor.

Karizma kötü niyetli elllerde felaket getirir

Devrimleri karizmatik insanların başlattığı iddiasında Pentland yalnız değil. Bu görüşteki bilim insanları, ancak köklü değişiklikler yaratabilecek güçteki liderlerin tam anlamıyla karizmatik olabileceğini ileri sürüyor. Bu fikri savunan Floransa’daki Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nden Takis Pappas, Steve Jobs, Charles de Gaulle, Margaret Thatcher, Adolf Hitler ve Joseph Stalin’in bu gruba dahil olduğunu söylüyor.

Bu kişilerin oluşturduğu listeye bakacak olursak, gerçek bir karizmanın çok güçlü olduğu, toplumları parçalayacağı ve bazı durumlarda felaketlere yol açabileceği anlaşılabiliyor. Demokrasi, karizmatik devrimcilerin güçlerini kötüye kullanmalarını engellemek için denetleme sistemlerini devreye sokmuş olsa bile, karizma yine de toplumları felakete sürükleyebilir.

Gerçek yetenekten yoksun karizma tehlikeli

Karizmatik insanlara kuşkuyla yaklaşmanın altında başka bir neden daha var. Karizma bazen gerçek yetenekten yoksun olabiliyor. Harvard İşletme Fakültesi’nden Rakesh Khurana ABD’de şirketlerin yönetici arayışlarında yalnızca karizmatik olma özelliğine odaklandıklarını, bu nedenle bazen düş kırıklıkları yaşadıklarını söylüyor. Khurana, kararsız piyasa koşullarında karizmatik bir CEO’nun, hisse senedi fiyatlarını şişirdiğini, ancak bunun çok kısa ömürlü olabileceğini belirtiyor. Çünkü o kişi bir işletmeyi idare etmekten çok, olumlu bir imaj yaratmakta daha başarılı olabiliyor.

Karizma yitirilebilen bir özelliktir

Karizmatik liderlere tam anlamıyla güveniyor olsak bile, karizmalarının bir gün buharlaşıp uçma tehlikesi her zaman vardır. Bu olay Tony Blair ve Bill Clinton’da yaşandı. Bu ikisinin de büyük bir karizmaya sahip olduğu düşünülüyordu, fakat toplumun paylaşmadığı politikalar veya kişisel zaafları yüzünden liderlik karizmaları zaman içinde yok oldu. Obama’nın benzer bin sonuca doğru sürüklendiği görülüyor. Başkanlığının ilk günlerinde bir umut abidesi olarak algılanıyordu. Son günlerde ise kibirli, çıkarcı ve ilgisiz bir görüntü sergiliyor. Kuşkusuz Obama hâlâ aynı insan, ama algı tamamen değişmiş durumda. “Obama’nın karizması takipçilerinin gözlerindeydi” diye konuşan Harvard Üniversitesi’nin John F.Kennedy School of Government bölümünden Joseph Nye, “Ekonomik koşulların zorladığı durumlarda karizmayı sürdürmek zordur” diyor. Nye bu sözleriyle kişisel karizmanın biraz da koşullara bağlı olduğunu söylüyor.

Roach da siyasilerin karizmalarının toplumların benimsemediği politikalar güttüğünde azalacağına dikkat çekiyor. Roach bu konudaki izlenimlerini şöyle dile getiriyor: “Şu anda kapıdan Barack Obama girse, karizmasını yitirmiş olduğunu söyleyemezsiniz. Kasım ayındaki seçimlerde yeniden seçilirse kişisel çekiciliğini hiçbir zaman kaybetmediğini kanıtlamış olacak.” (New Scientis-Cumhuriyet)

Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

İncir ağacı insanlık tarihini nasıl etkiledi?

Manşet, insanlık tarihi, incir ağacı nasıl yetişir, incir ağacı, incir

Bütün yıl boyunca meyve verebilen incir ağacı insanlık tarihinden bile eski bir ağaç türüdür. Peki, sizce geçmişimize tanıklık eden bu meyve geleceğimizi nasıl etkiler? İşte www.bbc.com sitesi yazarlarından Mike Shanahan’ın aydınlatıcı makalesi…

İncir ağacı insanlık tarihini nasıl şekillendirdi? 

Çok sayıda dinsel ve folklorik söylenceye konu olan incir ağacı, hem tarihe tanıklık etmiş hem de onu biçimlendirmiştir. Peki incir geleceğimizi nasıl zenginleştirebilir?

Yeryüzünde 750’den fazla incir türü olduğu söyleniyor. İnsanın hayal gücünü bu kadar etkileyen başka bir bitki olmamıştır. Her dinde kendinden söz ettirmiş, kralları, kraliçeleri, bilim insanlarını, askerleri etkisi altına almıştır.

İncir ağacı insanın evriminde ve medeniyetin doğuşunda da rol oynamıştır. Bu ağaçlar hem tarihe tanıklık etmiş, hem de onu biçimlendirmiştir. Eğer bu ağaçlara doğru yaklaşırsak geleceğimizi zenginleştirebiliriz de.

Çiçek açan birçok bitki çiçeklerini sergiler, ama Latince adıyla Ficus olarak bilinen incir bitkisinde çiçekler içi boş meyvelerin içinde saklıdır. Ayrıca birçok bitkinin kökleri yer altına inerken bazı incir türlerinde kökler yer üstünde büyür.

Florida inciri ya da strangler inciri olarak bilinen ağacın tohumları kuşlar ve memeli hayvanlar yoluyla diğer ağaçların tepesine düşer ve orada bol ışıkla büyüme olanağı bulur. Bu sırada üzerinde büyüdüğü ağaçtan aşağıya sarkan kökler uzatarak toprağa ulaşır. Bu kökler geliştikçe ana ağacı tümüyle sararak ölümüne bile yol açabilir.

Ficus religiosa adıyla bilinen incir türü iki bin yıldan fazladır Budistlerin ve Hinduların ibadetinde yer alıyor. Hindistan’daki İndus Vadisi medeniyetleri binlerce yıldır efsane ve söylencelerinde, resimlerinde bu bitkiye yer veriyor.

Asya’nın tropik ve tropik altı bölgelerinde gelişen kültürler incir ağacını iktidar sembolü ve ibadet yeri olarak gördü. Bunlar arasında banyan adıyla da bilinen Hint incirinin önemli bir yeri vardır. Yaradılış hikayeleriyle, folklor ve doğurganlık çağına ulaşmakla ilişkilendirilen bu ağaç o kadar büyüktür ki uzaktan küçük bir ormanı andırabilir.

Her incir türünün döllenmesini sağlayan kendine özgü bir yaban arısı vardır. Bu ortaklık 80 milyon yıl önce gelişmeye başlamıştır. İncir ağacı bu arıların beslenmesi için meyve verir, arılar ise onların çoğalmasını sağlar.

İncir ağacı diğer bütün bitkilerden daha fazla yabanıl hayatı besler. Yeryüzünde 1200 canlı türü incirle beslenir. Bunlar arasında kuşların onda biri, meyve yarasaları, primatlar da vardır. Bu canlılar incirle beslenirken tohumlarının dağılmasına da yardımcı olur. Ekolojistler bu nedenle inciri “temel kaynak” olarak görür. İncir ortadan kalksa diğer her şey de çöker.

İncirin yıl boyunca meyve vermesi atalarımızın hayatta kalması açısından da büyük önem taşımıştır.

Enerji yüklü bu meyve insanın beyninin büyümesine katkıda bulunmuş olabilir. Öyle ki bazıları insan elinin incirin olgununu bulup toplayacak tarzda evrildiğine inanıyor. İncir ağacı binlerce yıl önce insanın ilk dikip yetiştirdiği bitkiler arasındadır.

Eski Mısır’da firavunların mezarına başka şeylerin yanı sıra kuru incir de konurdu.

Türkiye civarında yetişen siyah incir (Ficus carica) birçok eski medeniyet için önemli bir besin oldu. Sümer kralı Urukagina 5000 yıl önce incirden söz etmiştir. Kral II. Nebukadnezar Babil’deki asma bahçelere incir ağaçları ektirmiştir. İsrail’in Kral Süleyman’ı şarkılarda övgü dizmiştir incire. Antik Yunan ve Romalılar ise inciri cennetten gönderilen meyve olarak görmüştür.

İncir sadece tatlı ve lezzetli değil, vitamin, mineral ve lifle dolu bir meyvedir. İncil’de incirin iyileştirici özelliğinden söz edilir. Tarih boyunca bu ağacın sadece meyvesi değil, kabuğu, yaprakları, kökleri ve reçinesi ilaç olarak kullanılmıştır.

Şempanzelerin de yabani incir ağacının kabuğunu ve yapraklarını ilaç niyetine yediği görülür. Araştırmalar bunların bakteri, parazit ve tümöre karşı etkili olduğunu gösteriyor.

İncir ağaçları sadece medeniyetlerin oluşmasına katkıda bulunmamış, onların yıkıntılarını da saklamıştır. Tıpkı Hindistan’da kuraklık nedeniyle çöken Indus Vadisi medeniyetlerini sakladığı gibi. Guatemala’daki Maya piramitlerini, Kamboçya’daki Khmer tapınaklarını saklayan da onlardır.

Terk edilen yapıları incir ağaçları istila etmiş, her taşın çatlağında tohumları filizlenmiş ve büyüyen kökleriyle duvarları ve temelleri yıkmıştır. Meyveleri başka hayvanları ve başka tohumları da o bölgeye taşımış, böylece orman yeniden hakim olmuştur.

Yanardağ bölgelerinde de benzer şeyler yaşanır. Kurumuş lavların arasından önce incir ağaçları yetişir ve diğer bitkilerin yetişmesinin önünü açar. Bilim insanları ağaçtan arındırma nedeniyle yok olan orman bölgelerinde ormanın yeniden gelişmesini hızlandırmak için önce incir ağaçları dikiyor.

Bütün bunlar iklim değişikliğinin etkileri bakımından incir ağacının gelecek için umut vaat ettiğini gösteriyor.

Ayrıca incir ağaçları aşırı iklim koşullarına adapte olmamıza da yardımcı olur. Hindistan’ın kuzeyinde bu ağaçların nehir kenarlarında büyüyen kökleri köprü yapımında kullanılarak muson yağmurları döneminde insanları korur. Etiyopya’da ise kuraklık zamanı ekili araziye gölge yaparak çiftçilere yardımcı olur.

Bu iki yöntem iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara uyarlanarak biyoçeşitliliği korumada ve insana yardımcı olmada etkili olmaya devam edebilir.

Yeryüzünde birçok kültür ve inanç incir ağacını kesmeyi yasaklamıştır. Fakat bu inançlar yavaş yavaş unutulmaya yüz tutuyor. Bunları canlandırmak işimizi kolaylaştıracaktır.

80 milyon yıldır yeryüzünde var olan incirin tarihi, insandan çok daha eskidir. Bu ağacı gelecekle ilgili planlarımıza dahil edersek geleceğimizi de güvence altına almış oluruz.

Yazar:  Mike Shanahan 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND