Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Patronlardan başarı taktikleri

Belki koşullar bunu gerektirdiği için kendi işinizi kurmaya karar verdiniz, belki de içinizdeki girişimcilik geni size başka alternatif bırakmadı. Nedeni ne olursa olsun kariyer olarak girişimciliği seçtiyseniz “nasıl ayakta kalırım” sorusunun cevabını bulmuş olmanız gerekir. Eğer hala bu soruya cevap bulamadıysanız patronların altın değerindeki tavsiyelerine göz atmanızda yarar var…

Girişim kavramı dünyada hiç bu kadar popüler olmamıştı. Peki bir girişimci hangi yolları izlemeli? Başarılı bir girişimin koşulları ne? Endeavor Yönetim Kurulu üyeleri AKŞAM Ekonomi’ye anlattı…

Türkiye’de her 100 kişiden sadece 6’sı girişimcisi. Bu rakam Türkiye için sermayenin sınırlı olduğu bir ülke için fena değil demeyin hemen… Bu girişimcilerin yüzde 80’i iş bulamadığı yani mecbur kaldığı için kendi işini kuruyor. Başka bir deyişle her 100 kişiden sadece 1-2’si girişimciliği kendine bir kariyer seçeneği olarak tercih ediyor. Bu rakamları biz değil Global Entrepreneurship Monitor (GEM) söylüyor. Gelişmekte olan ülkelerde, etkin girişimcileri destekleyerek, ekonomik gelişime katkıda bulunmak amacıyla kurulmuş uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan Endeavor’un Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu’na göre, Türkiye’nin kalkınma düzeyi için bu girişimcilik oranı oldukça düşük. Gelişmekte olan benzer ülkelerde bu oranın yüzde 25’lerde olduğuna dikkat çeken Tahincioğlu, ’GEM raporuna göre Türkiye girişimcilik için gerekli olan özgüven ve risk alma konusunda en üst sıralarda yer almasına alıyor ancak fırsat tespit etmede en altlarda bulunuyor’ diyor. Peki ne yapmalı? Bu soruyu Endeavor Yönetim Kurulu üyelerine de sorduk. Ve ortaya girişimciler için her biri altın değerinde kulağa küpe yapılacak öğütler çıktı. Eğer ’Ben de kendi işimi kurmak istiyorum’ ya da ’İş kurdum ama nasıl tutunacağım bilemiyorum’ diyorsanız, cevabı bu yazı dizisinde gizli…

İçinde yenilginin olmadığı hayat yoktur, yine deneyin yine yenilin

Sürdürülebilir bir şirket yaratmanın sırrının çalışmaktan geçtiğini vurgulayan Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’e göre, ’Farklı değer yaratmayan girişim başarılı değildir’

ENDEAVOR Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, ’Rekabetçilik her gün daha da önem kazanıyor. Girişimcilik ruhunun çok yüksek olduğu ülkemizde bu potansiyel, finansal kaynaklara ulaşım zorluğu ve eğitim yetersizliği gibi nedenlerden kullanılamıyor’ diyor. Akbank olarak girişimciliğin ekonomik ve sosyal kalkınmanın temelinde yer aldığına inandıklarını belirten Dinçer şöyle devam ediyor: ’Bu yönde sağladığımız destek sadece mali kaynaklarla sınırlı değil. Endeavor işbirliği de bu desteğin bir parçası. Endeavor girişimcileri için özel olarak oluşturduğumuz kredi havuzuyla etkin girişimcilerin büyüme süreçlerine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.’ Dinçer, girişimcilerin izlemesi gereken yol haritasını AKŞAM’a anlattı.

Topluma karşı sorumlu davranmalı
– Sürdürülebilir ve başarılı bir şirket yaratmanın sizce sırrı nedir?
Sürdürülebilir ve başarılı bir şirket yaratmanın sırrı en başta tabii ki çalışmak, çalışmak, çalışmak. Diğer taraftan şirketin kurulduğu günden itibaren topluma karşı sorumluluklarının farkındalığıyla hareket etmesinin sürdürülebilir ve başarılı bir şirket olabilmek için çok önemli olduğuna inanıyorum. Bu sorumlulukların başında en başta ülkeye sektöründe başarılı bir şirket, önemli bir iktisadi değer kazandırmak geliyor.

Bir farklılık yaratması gerekiyor
– Peki sizce bir şirket hangi koşulda başarılı olarak sayılır?
Bir girişimin başarılı sayılabilmesi için bir farklılık yaratmış olması gerekiyor. Hem kendisi, hem de tüm paydaşları için herhangi bir şekilde farklı bir değer yaratmayan bir girişimi başarılı addetmek mümkün değil. Tabii bunun ardından karlılık, sürdürülebilirlik, büyüme planı doğrultusunda faaliyet ve büyüme bir girişimin başarılı addedilmesi için gereken diğer ön koşullar.

ÖNCE KENDİNİZİ TANIYIN
– Sizce girişimciye başarı yolunu açan en önemli kriterler neler?
Günümüzde başarmak için her zaman sermayeye değil, yaratıcılık, cesaret ve hayal etmeye ihtiyaç var. Bugün dünyada herhangi birinin, sadece iyi bir fikir ve cesaretle yarının Facebook’unu yaratması mümkün. Bu nedenle başarılı bir girişimci olmak için öncelikle kendi öz kaynaklarınızı iyi değerlendirmeli, başarılı ve eksik olduğunuz yönleri saptamalı, bu yönleri geliştirmek için gerekli desteği sağlamanın yollarını araştırmalısınız.

KERVAN YOLDA DÜZÜLÜR MANTIĞINDAN UZAK DURUN
– Size göre bir girişimcinin kaçınılması gerekenler listesinde neler olmalı?
Girişimci yenilikçi, atılımcı fikirlere sahip olmalı, yeni bir değer yaratacak bir potansiyel barındırmalı. Eğitim ve yeni teknolojilerin etkin takibi ve uygulaması da bir girişimci için ’olmazsa olmaz’ koşullar arasında. Bir girişimcinin mutlaka kaçınması gerekenler arasında ise ’kervan yolda düzülür’ mantığıyla gerçekçi olmayan bir iş planıyla hareket etmek yer alıyor.

Suzan Sabancı Dinçer’den 3 ÖĞÜT
– Sürdürülebilir ve gerçekçi bir plan çerçevesinde etkin bir biçimde çalışmak.
– Yenilikçi ve yeni teknolojilere açık bir felsefeye sahip olmak.
– Girişimle kumar arasındaki farkı görebilmek için kendinizi yetiştirin. Kendinizi hazır hissettiğinizde başarısız olmaktan korkmadan gerekli cesareti kendinizde bulacaksınız. İçinde başarısızlıkların, yenilgilerin olmadığı bir hayat, yaşanmamış bir hayattır.

Kısa sürede büyük karlar peşinde koşmayın, gelecek odaklı olun

Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu’na göre, girişimci için başarı yolu iş fırsatlarını tespit edebilmek ve uygulanabilir bir iş modeli oturtmaktan geçiyor. Türkiye’de en çok yapılan hatanın başında ise ’günü kurtarma’ yaklaşımı geliyor

’ELBETTE ülkemizin ve bulunduğumuz iktisadi ortamın, gelişmiş ekonomilere kıyasla zorlu koşulları, girişimcinin geleceğe odaklanmasını zorlaştıran bir etken. Ancak başarılı bir girişimci şirket yaratmanın sırrı bence, ’günü kurtarmak yerine yarına odaklanmakta yatıyor’ diyen Tahincioğlu, şöyle devam ediyor: ’Geleceğe odaklanmak için girişimci şirketin uzun vadeli stratejik planlama kültürünü oluşturması, bilgi birikimini avantaja çevirecek bir anlayışa sahip olması ve kısa vadeli karlılık odaklı stratejilerden uzak durması gerekiyor. Girişimciler yeni iş yaratma konusunda kısıtlı bilgi, sermayeye kısıtlı ulaşım, güven eksikliği, yönetim tecrübesi ve ilişki eksikliği gibi sorunlarla karşılaşıyorlar. Yeni iş yaratma konusunda daha donanımlı bilgiye sahip olmak için sürekli olarak kişisel ve tüzel gelişime odaklanılmalı. Sermaye kaynaklarına daha kolay ulaşmak için uygulanabilir ve ölçeklendirilebilir bir iş modeli kurulmalı. Yönetim tecrübesini güçlendirmek adına güçlü bir ekibin önemine dikkat edilmeli. İlişki ağını güçlendirmek için girişimci şirketin topluma ve bulunduğu ekosisteme katma değer yaratması sağlanmalı, ayrıca girişimci sosyal yönünü güçlendirmeli…’

İLHAM KAYNAĞI OLUYOR MUSUNUZ?
DİYELİM ki tüm bunları hayata geçirdiniz. Peki ’ben oldum’ demek için doğru zaman ne? Daha başka bir ifadeyle, işinizin başarılı atfedilmesi için ne gerekiyor? Banka hesap cüzdanındaki artış, araba modelinin değişmesi mi? Hiçbiri değil. Doğru cevabı Tahincioğlu’ndan dinleyelim: ’Bir girişimcinin başarılı olarak tanımlanabilmesi için yaşadığı topluma katma değer sağlaması gerekiyor. Daha da önemlisi eğer bir girişimci rol model olabiliyor ve toplumdaki geleceğin girişimcilerine ilham kaynağı olabiliyorsa,
işte o zaman gerçekten ’başarılı’ olarak adlandırılabileceğini düşünüyorum…’

Özcan Tahincioğlu’dan 3 ÖĞÜT
– Uzun vadeli planlama yapın ve kalıcı bir şirket kültürü oluşturun.
– Gelecek odaklı olun, kısa sürede parasal açıdan zenginliğe ulaşmaya değil… Dünyayı değiştiren Ford, Microsoft, Google, Facebook gibi şirketler bir günde ortaya çıkmadı! Arkalarında yıllarca süren hazırlık, geliştirme çalışmaları ve emek var.
– Şirketinizin büyüme potansiyeline ve gelecek vizyonuna güveniyorsanız Endeavor Etkin Girişimciliği Destekleme Derneği’ne başvurun.

Dünyanın en yaratıcı fikri bile yeterli olmayabilir
Ali Koç, girişimcinin liderlik vasıflarına sahip azimli, etik değerlere sahip olması gerektiğini düşünüyor. Ona göre hedef odaklı girişimciler ayakta kalıyor…

KOÇ Holding ve aynı zamanda Endeavor Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç’a göre Türkiye’de genellikle girişimciler tarafından, güçlü bir fikir veya iyi bir ürünün olması başarıya ulaşmak için yeterli görülüyor. ’Patent, sağlıklı mali yapı, güçlü finansman modeli, iş planı, pazara çıkış stratejileri geri plana atılıyor. Halbuki dünyanın en iyi ürününe de en yaratıcı fikrine de sahip olsanız belli unsurlar gerçekleşmeden, başarıyı yakalanmıyor. İyi iş fikri ve bu saydığım tüm unsurlar birleşip iyi bir şekilde harmanlandığında, çarkların sağlıklı bir şekilde dönebileceğine ve girişimcinin başarıyı yakalayabileceğine inanıyorum’ diyor Koç.
ÇÖZÜM ÜRETME SANATI
– Bir girişimcinin hayal kırıklığına uğramaması için atması gereken adımları sıralayabilir misiniz?
Aslında girişimciliği ’sorunlara çözüm üretme sanatı’ olarak tanımlayabiliriz. Sorun olarak nitelendirebilecek birçok durum aslında, önemli fırsatları içinde barındırıyor. Bu fırsatları sürdürülebilir bir iş modeliyle harmanlayarak değerlendiren, azimli ve hedef odaklı hareket eden girişimciler başarıya ulaşabilir.

İSTİHDAM POTANSİYELİ ÖNEMLİ
– Peki bu anlamda ’olmazsa-olmaz’ listesinde neler var?
Girişimcinin vizyon, uygulama becerisi ve liderlik vasıflarına sahip azimli, açık fikirli ve etik değerlere sahip olması gerekiyor. Kaçınılması gereken en önemli konuların başında ’Müthiş bir fikrin peşinde koşup; uygulama için kritik öneme sahip faktörleri görmezden gelmek’ yer alıyor.
– Size göre başarı kıstası nedir?
Girişimcinin başarılı tanımlanması için şirketinin yüksek kar ve cirolara ulaşıp hızlı büyümesi yeterli değil. Hızlı büyüme kadar, yüksek istihdam potansiyeli yaratması ve ekonomik ortama katma değer sağlaması önemli.

Ali Koç’tan 3 ÖĞÜT
– Finansman kaynaklarına erişim için harcayacağınız çabanın daha fazlasını özgün bir fikri uygulamaya geçirmek için harcayın.
– Ayağı yere basan ve sağlam bir iş modeli kurmaya dikkat edin.
– Pazara çıkış stratejinizi oluşturmayı ihmal etmeyin.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND