Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Patronlardan başarı taktikleri

Belki koşullar bunu gerektirdiği için kendi işinizi kurmaya karar verdiniz, belki de içinizdeki girişimcilik geni size başka alternatif bırakmadı. Nedeni ne olursa olsun kariyer olarak girişimciliği seçtiyseniz “nasıl ayakta kalırım” sorusunun cevabını bulmuş olmanız gerekir. Eğer hala bu soruya cevap bulamadıysanız patronların altın değerindeki tavsiyelerine göz atmanızda yarar var…

Girişim kavramı dünyada hiç bu kadar popüler olmamıştı. Peki bir girişimci hangi yolları izlemeli? Başarılı bir girişimin koşulları ne? Endeavor Yönetim Kurulu üyeleri AKŞAM Ekonomi’ye anlattı…

Türkiye’de her 100 kişiden sadece 6’sı girişimcisi. Bu rakam Türkiye için sermayenin sınırlı olduğu bir ülke için fena değil demeyin hemen… Bu girişimcilerin yüzde 80’i iş bulamadığı yani mecbur kaldığı için kendi işini kuruyor. Başka bir deyişle her 100 kişiden sadece 1-2’si girişimciliği kendine bir kariyer seçeneği olarak tercih ediyor. Bu rakamları biz değil Global Entrepreneurship Monitor (GEM) söylüyor. Gelişmekte olan ülkelerde, etkin girişimcileri destekleyerek, ekonomik gelişime katkıda bulunmak amacıyla kurulmuş uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan Endeavor’un Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu’na göre, Türkiye’nin kalkınma düzeyi için bu girişimcilik oranı oldukça düşük. Gelişmekte olan benzer ülkelerde bu oranın yüzde 25’lerde olduğuna dikkat çeken Tahincioğlu, ’GEM raporuna göre Türkiye girişimcilik için gerekli olan özgüven ve risk alma konusunda en üst sıralarda yer almasına alıyor ancak fırsat tespit etmede en altlarda bulunuyor’ diyor. Peki ne yapmalı? Bu soruyu Endeavor Yönetim Kurulu üyelerine de sorduk. Ve ortaya girişimciler için her biri altın değerinde kulağa küpe yapılacak öğütler çıktı. Eğer ’Ben de kendi işimi kurmak istiyorum’ ya da ’İş kurdum ama nasıl tutunacağım bilemiyorum’ diyorsanız, cevabı bu yazı dizisinde gizli…

İçinde yenilginin olmadığı hayat yoktur, yine deneyin yine yenilin

Sürdürülebilir bir şirket yaratmanın sırrının çalışmaktan geçtiğini vurgulayan Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’e göre, ’Farklı değer yaratmayan girişim başarılı değildir’

ENDEAVOR Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, ’Rekabetçilik her gün daha da önem kazanıyor. Girişimcilik ruhunun çok yüksek olduğu ülkemizde bu potansiyel, finansal kaynaklara ulaşım zorluğu ve eğitim yetersizliği gibi nedenlerden kullanılamıyor’ diyor. Akbank olarak girişimciliğin ekonomik ve sosyal kalkınmanın temelinde yer aldığına inandıklarını belirten Dinçer şöyle devam ediyor: ’Bu yönde sağladığımız destek sadece mali kaynaklarla sınırlı değil. Endeavor işbirliği de bu desteğin bir parçası. Endeavor girişimcileri için özel olarak oluşturduğumuz kredi havuzuyla etkin girişimcilerin büyüme süreçlerine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.’ Dinçer, girişimcilerin izlemesi gereken yol haritasını AKŞAM’a anlattı.

Topluma karşı sorumlu davranmalı
– Sürdürülebilir ve başarılı bir şirket yaratmanın sizce sırrı nedir?
Sürdürülebilir ve başarılı bir şirket yaratmanın sırrı en başta tabii ki çalışmak, çalışmak, çalışmak. Diğer taraftan şirketin kurulduğu günden itibaren topluma karşı sorumluluklarının farkındalığıyla hareket etmesinin sürdürülebilir ve başarılı bir şirket olabilmek için çok önemli olduğuna inanıyorum. Bu sorumlulukların başında en başta ülkeye sektöründe başarılı bir şirket, önemli bir iktisadi değer kazandırmak geliyor.

Bir farklılık yaratması gerekiyor
– Peki sizce bir şirket hangi koşulda başarılı olarak sayılır?
Bir girişimin başarılı sayılabilmesi için bir farklılık yaratmış olması gerekiyor. Hem kendisi, hem de tüm paydaşları için herhangi bir şekilde farklı bir değer yaratmayan bir girişimi başarılı addetmek mümkün değil. Tabii bunun ardından karlılık, sürdürülebilirlik, büyüme planı doğrultusunda faaliyet ve büyüme bir girişimin başarılı addedilmesi için gereken diğer ön koşullar.

ÖNCE KENDİNİZİ TANIYIN
– Sizce girişimciye başarı yolunu açan en önemli kriterler neler?
Günümüzde başarmak için her zaman sermayeye değil, yaratıcılık, cesaret ve hayal etmeye ihtiyaç var. Bugün dünyada herhangi birinin, sadece iyi bir fikir ve cesaretle yarının Facebook’unu yaratması mümkün. Bu nedenle başarılı bir girişimci olmak için öncelikle kendi öz kaynaklarınızı iyi değerlendirmeli, başarılı ve eksik olduğunuz yönleri saptamalı, bu yönleri geliştirmek için gerekli desteği sağlamanın yollarını araştırmalısınız.

KERVAN YOLDA DÜZÜLÜR MANTIĞINDAN UZAK DURUN
– Size göre bir girişimcinin kaçınılması gerekenler listesinde neler olmalı?
Girişimci yenilikçi, atılımcı fikirlere sahip olmalı, yeni bir değer yaratacak bir potansiyel barındırmalı. Eğitim ve yeni teknolojilerin etkin takibi ve uygulaması da bir girişimci için ’olmazsa olmaz’ koşullar arasında. Bir girişimcinin mutlaka kaçınması gerekenler arasında ise ’kervan yolda düzülür’ mantığıyla gerçekçi olmayan bir iş planıyla hareket etmek yer alıyor.

Suzan Sabancı Dinçer’den 3 ÖĞÜT
– Sürdürülebilir ve gerçekçi bir plan çerçevesinde etkin bir biçimde çalışmak.
– Yenilikçi ve yeni teknolojilere açık bir felsefeye sahip olmak.
– Girişimle kumar arasındaki farkı görebilmek için kendinizi yetiştirin. Kendinizi hazır hissettiğinizde başarısız olmaktan korkmadan gerekli cesareti kendinizde bulacaksınız. İçinde başarısızlıkların, yenilgilerin olmadığı bir hayat, yaşanmamış bir hayattır.

Kısa sürede büyük karlar peşinde koşmayın, gelecek odaklı olun

Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu’na göre, girişimci için başarı yolu iş fırsatlarını tespit edebilmek ve uygulanabilir bir iş modeli oturtmaktan geçiyor. Türkiye’de en çok yapılan hatanın başında ise ’günü kurtarma’ yaklaşımı geliyor

’ELBETTE ülkemizin ve bulunduğumuz iktisadi ortamın, gelişmiş ekonomilere kıyasla zorlu koşulları, girişimcinin geleceğe odaklanmasını zorlaştıran bir etken. Ancak başarılı bir girişimci şirket yaratmanın sırrı bence, ’günü kurtarmak yerine yarına odaklanmakta yatıyor’ diyen Tahincioğlu, şöyle devam ediyor: ’Geleceğe odaklanmak için girişimci şirketin uzun vadeli stratejik planlama kültürünü oluşturması, bilgi birikimini avantaja çevirecek bir anlayışa sahip olması ve kısa vadeli karlılık odaklı stratejilerden uzak durması gerekiyor. Girişimciler yeni iş yaratma konusunda kısıtlı bilgi, sermayeye kısıtlı ulaşım, güven eksikliği, yönetim tecrübesi ve ilişki eksikliği gibi sorunlarla karşılaşıyorlar. Yeni iş yaratma konusunda daha donanımlı bilgiye sahip olmak için sürekli olarak kişisel ve tüzel gelişime odaklanılmalı. Sermaye kaynaklarına daha kolay ulaşmak için uygulanabilir ve ölçeklendirilebilir bir iş modeli kurulmalı. Yönetim tecrübesini güçlendirmek adına güçlü bir ekibin önemine dikkat edilmeli. İlişki ağını güçlendirmek için girişimci şirketin topluma ve bulunduğu ekosisteme katma değer yaratması sağlanmalı, ayrıca girişimci sosyal yönünü güçlendirmeli…’

İLHAM KAYNAĞI OLUYOR MUSUNUZ?
DİYELİM ki tüm bunları hayata geçirdiniz. Peki ’ben oldum’ demek için doğru zaman ne? Daha başka bir ifadeyle, işinizin başarılı atfedilmesi için ne gerekiyor? Banka hesap cüzdanındaki artış, araba modelinin değişmesi mi? Hiçbiri değil. Doğru cevabı Tahincioğlu’ndan dinleyelim: ’Bir girişimcinin başarılı olarak tanımlanabilmesi için yaşadığı topluma katma değer sağlaması gerekiyor. Daha da önemlisi eğer bir girişimci rol model olabiliyor ve toplumdaki geleceğin girişimcilerine ilham kaynağı olabiliyorsa,
işte o zaman gerçekten ’başarılı’ olarak adlandırılabileceğini düşünüyorum…’

Özcan Tahincioğlu’dan 3 ÖĞÜT
– Uzun vadeli planlama yapın ve kalıcı bir şirket kültürü oluşturun.
– Gelecek odaklı olun, kısa sürede parasal açıdan zenginliğe ulaşmaya değil… Dünyayı değiştiren Ford, Microsoft, Google, Facebook gibi şirketler bir günde ortaya çıkmadı! Arkalarında yıllarca süren hazırlık, geliştirme çalışmaları ve emek var.
– Şirketinizin büyüme potansiyeline ve gelecek vizyonuna güveniyorsanız Endeavor Etkin Girişimciliği Destekleme Derneği’ne başvurun.

Dünyanın en yaratıcı fikri bile yeterli olmayabilir
Ali Koç, girişimcinin liderlik vasıflarına sahip azimli, etik değerlere sahip olması gerektiğini düşünüyor. Ona göre hedef odaklı girişimciler ayakta kalıyor…

KOÇ Holding ve aynı zamanda Endeavor Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç’a göre Türkiye’de genellikle girişimciler tarafından, güçlü bir fikir veya iyi bir ürünün olması başarıya ulaşmak için yeterli görülüyor. ’Patent, sağlıklı mali yapı, güçlü finansman modeli, iş planı, pazara çıkış stratejileri geri plana atılıyor. Halbuki dünyanın en iyi ürününe de en yaratıcı fikrine de sahip olsanız belli unsurlar gerçekleşmeden, başarıyı yakalanmıyor. İyi iş fikri ve bu saydığım tüm unsurlar birleşip iyi bir şekilde harmanlandığında, çarkların sağlıklı bir şekilde dönebileceğine ve girişimcinin başarıyı yakalayabileceğine inanıyorum’ diyor Koç.
ÇÖZÜM ÜRETME SANATI
– Bir girişimcinin hayal kırıklığına uğramaması için atması gereken adımları sıralayabilir misiniz?
Aslında girişimciliği ’sorunlara çözüm üretme sanatı’ olarak tanımlayabiliriz. Sorun olarak nitelendirebilecek birçok durum aslında, önemli fırsatları içinde barındırıyor. Bu fırsatları sürdürülebilir bir iş modeliyle harmanlayarak değerlendiren, azimli ve hedef odaklı hareket eden girişimciler başarıya ulaşabilir.

İSTİHDAM POTANSİYELİ ÖNEMLİ
– Peki bu anlamda ’olmazsa-olmaz’ listesinde neler var?
Girişimcinin vizyon, uygulama becerisi ve liderlik vasıflarına sahip azimli, açık fikirli ve etik değerlere sahip olması gerekiyor. Kaçınılması gereken en önemli konuların başında ’Müthiş bir fikrin peşinde koşup; uygulama için kritik öneme sahip faktörleri görmezden gelmek’ yer alıyor.
– Size göre başarı kıstası nedir?
Girişimcinin başarılı tanımlanması için şirketinin yüksek kar ve cirolara ulaşıp hızlı büyümesi yeterli değil. Hızlı büyüme kadar, yüksek istihdam potansiyeli yaratması ve ekonomik ortama katma değer sağlaması önemli.

Ali Koç’tan 3 ÖĞÜT
– Finansman kaynaklarına erişim için harcayacağınız çabanın daha fazlasını özgün bir fikri uygulamaya geçirmek için harcayın.
– Ayağı yere basan ve sağlam bir iş modeli kurmaya dikkat edin.
– Pazara çıkış stratejinizi oluşturmayı ihmal etmeyin.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND