Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Patronlar boş vakitlerinde neler yapar?

Patronların boş vakti olmadığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. İş dünyasının önemli isimlerinin hiç bilinmeyen yönleri bir kitapta bir araya geldi. İşte kitapta yer alan yöneticilerden ve onların hobilerinden bazıları…

İş dünyasının önemli isimlerinin hiç bilinmeyen yönleri ‘101 İnsan 101 Hobi’ kitabında bir araya geldi. Ekonomist dergisinde çalışan Emrah Gürkan tarafından kaleme alınan kitap, Türk ekonomisine yön veren işadamlarının hiç bilinmeyen veya az bilinen uğraş alanlarını ve hobilerini keşfetmeyi amaçlıyor. Kitapta, kalem koleksiyonu yapan Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’dan, tenis ve yelken merakıyla öne çıkan Yapı Kredi İcra Kurulu Başkanı Faik Açıkalın’a, saksafon dersleri almaya başlayan P&G CEO’su Saffet Karpat’tan, puro ve şarap tutkuyla dikkat çeken Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Aclan Acar’a kadar 101 iş insanının farklı öyküleri yer alıyor. İşte kitapta yer alan yöneticilerden ve onların hobilerinden bazıları.

Tuncay Özilhan Bir oda dolusu kalemi var

ASLINDA birçok kişi Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın en büyük hobisinin basketbol olduğunu sanır. Halbuki Özilhan için kalemlerin çok ayrı bir yeri var. Hatta Özilhan, sahip olduğu kalemlerle Türkiye’nin en ciddi koleksiyonerlerinden biridir de. Tuncay Özilhan kalem biriktirmeye 13-14 yaşlarında başlamış. “Ortaokula giderken 10 lira haftalık alıyordum. Ailem bana bu parayı bütün bir hafta masraflarımı karşılamam için verirdi. Ben ise bu paranın 8 lirasıyla gidip kalem alırdım. Geri kalan 2 lirayla da bütün bir haftayı geçirirdim. Yani çocukluğumdan beri kalem benim için adeta bir hastalık olmuştur” diyen Özilhan, kalemde ayrım yapmadığını 1 liralık kalemi de binlerce dolarlık kalemi de eşit ölçüde sevdiğini söylüyor.

Çocukluğundan beri hiç kalem atmayan ve sürekli kalem biriktiren Özilhan, kaç tane kalemi olduğunu ise bilmiyor. Bu konuda tek söyleyebildiği, evinde bir odanın ağzına kadar kalemle dolu olduğu.

Özilhan, yurt dışına çıktığında mutlaka bir iki saat kendisine zaman ayırıp birkaç kalemciyi dolaştığını da söylüyor. Eğer daha önce gitmediği bir şehre gidecekse de mutlaka önceden internetten araştırma yaparak, gittiği yerde nerede kalem satan yerler varsa buluyor.

Ayhan Yavrucu En büyük tutkusu avcılık

ALARKO Holding CEO’su Ayhan Yavrucu’nun en büyük tutkusu ise avcılık. Kar kış demeden Türkiye’nin dört bir tarafında ava çıkan Yavrucu, avcılığa Kayseri’de babasıyla birlikte 11-12 yaşlarında başlamış.

Yavrucu yüzlerce kez ava çıkmış. Fakat iş yoğunluğundan ötürü yaklaşık 10 yıldır uzun avlara çıkamıyor. Daha önceleri cuma akşamından çıkıp pazar gecesi eve dönerken, bir süredir günübirlik av programları yapabiliyor. Üstelik sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da birçok kez ava çıkmış. Macaristan, Kazakistan, Rusya, Bulgaristan’da avlanmış. Mesela Rusya’daki yakın dostu Profösör Davidov ile birlikte domuz, kurt ve geyik avına çıkmış. Yavrucu, büyük hayvanları avlamanın çok zevkli olduğunu söylüyor.

Erdal Karamercan 60’lı yılların Rock yıldızıydı

ECZACIBAŞI Grubu CEO’su Erdal Karamercan’ın 60’lı yıllarda bir Rock yıldızı olduğu fazla bilinmez. Rock yıldızı derken de kesinlikle herhangi bir abartı yok. 1968’de Milliyet’in Liselerarası Müzik Yarışması’nı kazanan, ardından da grubu Asiller ile birlikte Moğollar ve Cem Karaca gibi dönemin önemli isimleriyle aynı sahneyi paylaşan Karamercan, ‘Müzik mi? Üniversite mi?’ tercihi konusunda eğer o gün farklı bir karar verseydi-belki de bugün Türk Rock’ının önemli isimlerinden biri olarak bilinecekti.

Zira Karamercan’ın müziği bıraktığı günlerde vokalistliğini yaptığı Asiller, plağı olan, hatta TRT’nin deneme yayınlarında Fecri Ebcioğlu’nun programına konuk olacak kadar popüler bir gruptu.
Erdal Karamercan aradan geçen onca yıla karşın
müzikten hiç kopmamış. Okul arkadaşlarıyla zaman zaman bir araya gelip müzik yapmaya devam ediyor. Üstelik 1968’de Almanya’dan getirttiği elektro gitarını hala kullanmaya devam ediyor. Karamercan, sadece gitar da çalmıyor. Bir dönem ud da çalmış. Son gözdesi ise çocukluk hayali cümbüş olmuş.

Eşref Biryıldız Evinin her köşesinde yaptığı resimler var

2008’den bu yana Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı olarak profesyonel hayatına devam eden Eşref Biryıldız’ın en keyif aldığı konu resim yapmak. Bu işe bir dönem öylesine tutkuyla sarılmış ki neredeyse evinin her köşesinden yaptığı bir resim çıkıyor. Bu resimlerin büyük bir bölümü 1970-1977 döneminden. Çoğunun ya kenarları kıvrılmış ya da kopmuş. Her birinin Biryıldız için ayrı bir öyküsü ve anlamı var.

Biryıldız, kendisini bildi bileli resim çizdiğini söylüyor. Üstelik kimseden de ders almamış. Okulda bu yeteneğinin ortaya çıkmasından sonra Darüşşafaka Lisesi’nde sinema kulübünün her çarşamba günü gösterimini yaptığı sinema filmlerinin afişlerini de yapmaya başlayan Biryıldız, o afişleri yaklaşık 45 dakikada beyaz kartona çini mürekkebiyle yaptığını söylüyor. Farrebique, Açlık, Askerin Türküsü ve Potemkin Zırhlısı gibi filmlerin afişlerini yaptığını hatırlıyor. Biryıldız, tuval üzerine yağlıboya, parlak kuşe takvim kağıdı arkasına tükenmez kalem ve resim kağıdına karakalem gibi birçok tekniği kullanabiliyor. Üstelik bütün bu teknikleri kendi kendine öğrendiğinin de üstüne basarak vurguluyor.

Yılmaz Yıldız Harvard’a satranç kulübü kurmuş

ÇOCUKLUĞUNDAN bu yana satranç oynayan Groupama Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Harvard Business School’un ilk satranç kulübünü kurmuş ve başkanlığını yürütmüş. Eski dünya şampiyonu Rus Karpov ile maç yapmışlığı bile var. Tahtasız ve piyonsuz oynanan körleme satrançta da uzman. Yani 64 kare ve 32 taştan oluşan satrancı hafızasından oynayabiliyor.

Yıldız, satrancı 11 yaşında babasının yurtdışından getirdiği kitaplardan öğrenmiş. Yine babasının yurtdışından getirdiği ve o dönem çok az kişide olan ‘Chess Challenger’ isimli bir satranç bilgisayarıyla da bolca pratik yapmış. TED Ankara Koleji’nde okurken, girdiği turnuvalarda ise satrancını geliştirmiş. Ortaokulda ve lisede yer aldığı turnuvalarda her zaman ilk üçe giren Yıldız, hem Harvard’da, hem Boston’da okurken satranç kulüplerinde tecrübesini uluslararası boyuta taşımış.

Hakan Ateş Öğrenciyken seslendirme yapmış

TAM bir tiyatroya tutkunu olan DenizBank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, TED Ankara Koleji’nde ve ODTÜ İşletme Bölümü’nde okuduğu yıllarda Ankara Radyo Televizyon’da seslendirme yapmış. 1980 yılında ODTÜ’den mezun olana kadar ‘Arkası Yarın’, ‘Okul Radyosu’, ‘Beyaz Gölge’, ‘İsviçreli Robinsonlar’, ‘Şeker Çocuk Candy’ gibi çok beğenilen programların hem çevirisini hem de seslendirmesini yapan Ateş, ailesinden uzun yıllar hiç harçlık almamış.

“Beyaz Gölge’nin her bir başrol seslendirmesinden 1.745 lira para alıyorduk. Bir de yaz dönemi için stok yapılıyordu. Biz de üçer dörder hazırlıyorduk. Ben ODTÜ’de dersten çıkıp şehre gidip bir prova yapıp, sonra iki derse girip gelip tekrar kayda giriyordum. Ve tek bir cümle kullansanız 500 lira bir ücret vardı. Dolayısıyla hepsini topladığınızda 30-35 bin lira para alıyordum. Bu da benim için iyi bir gelir kaynağıydı” diyen Ateş, en son DenizBank Finansal Hizmetler’in “Sesli Edebiyat” serisinde seslendirme yapmış.

Serdar Uçar Tiyatroda dilsiz bir karakteri canlandırdı

HP Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar, 1999’da HP’de çalışan bir arkadaşının önerisiyle Şahika Tekand’ın stüdyosuna yazılarak tiyatroya başlamış. Yaklaşık iki yıl süren yoğun bir eğitimin ardından stüdyodan mezun olan arkadaşlarıyla birlikte ‘Oyunbozanlar’ adıyla bir grup kurmuş ve Barış Manço Kültür Merkezi’nde VaclavHavel’in Bildirim oyununu oynamış.

Pitidapça adıyla birden bire uygulamaya konan resmi bir dil yüzünden bütün işlemlerini bu dile çevirmek zorunda kalan bir örgütün bürokrasinin çıkmazlarında nasıl cebelleştiğini anlatan absürd komedide Urçar, dilsiz bir karakteri canlandırmış. 2005’te ise Jean Tardieu’nun Üç Adam ve Müzik isimli bir kısa oyununda daha rol almış.

Bir arkadaşının tavsiyesi ile kısa film yapımı ve oyunculuğa da merak salan Urçar, İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’ne yazılmış. İFSAK’ta Selim Evci’den ders alan Urçar, kursun sonunda da ‘Son Numara’ adıyla kendi kaleme aldığı bir senaryonun kısa film olarak çekilmesinde grup arkadaşları ile çalışmış. Urçar’ın bundan sonraki planları arasında kafasındaki kısa film senaryolarını önce yazıya, sonrada filme geçirmek var.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND