Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Öss’ye inat sınavlara devam !

Her yıl bir milyona yakın aday daha önce başarısız olduğu ya da girdiği bölümden memnun kalmadığı için tekrar Öğrenci Seçme Sınavı’na giriyor. Geçen yıl toplam 1 milyon 775 bin kişinin 975 bini ÖSS’ye yeniden giren adaylardı. Bu yıl lise öğrenimi dört yıla çıkarıldığı için birçok lise mezun vermeyecek.Onun için umudunu yitirmeyenlere deyim yerindeyse gün doğdu. Ne demişler; “Umut fakirin ekmeği ye memet ye…”

ÖSS’de çoğunluk, beklemedeki adaylara geçecek. Bir kısmı hayalindeki bölüme yerleşmek, bir kısmı da hangi bölüm olursa olsun bir üniversiteye girmek için şansını deneyecek. Ama, bir de inat edip defalarca ÖSS’ye girenler var. Örneğin Orhan Şeker’in (28) yıllardır en büyük hayali doktor olmak.
Şu anda doktorlarla yan yana: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Biyolojik Bilimler Bölümü’nde dördüncü sınıf öğrencisi. Ama bu bölüm bile onu yolundan dönmedi. Anadolu’da sağlık hizmetlerinin yetersiz kaldığı ücra bir köşede hastalara bakan bir doktor olmak için tam sekiz kez ÖSS’ye girdi. Bahar Savaşan (24), bu yıl beşinci kez ÖSS’ye girecek. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mobilya Dekorasyon Bölümü’nden mezun oldu. Ama, asıl tutkusu öğretmenlik. Karatahta başında öğrencilerine bir şeyler anlatmak uğruna ÖSS’ye girmeye devam edecek.

Gökhan Kulikoğlu’nun (21) da hayali bir üniversite. İyi yaşamak, iyi para kazanmak, toplumda iyi statüye ulaşmanın yolunun üniversiteden geçtiğini düşündüğü için dört yıllık bir bölüm kazanmak istiyor. Bu yıl ÖSS’ye beşinci kez girecek. İşte, hayallerine kavuşmak için ÖSS’ye girmekten pes etmeyenlerin, inadına ÖSS’ye girenlerin öyküsü.

ORHAN ŞEKER (28)

Ücra bir Anadolu köşesinde hastalara şifa veren bir doktor olmak için dokuzuncu kez ÖSS sınavına girecek

Annesi ev hanımı, babası tekstil işçisi. Orhan ilkokulu, doğduğu Antalya’da bitirdi. Ailesiyle geldiği İstanbul’da Kocasinan Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenciliği boyunca öğlene kadar okula gidiyor, daha sonra gece 22.00’ye kadar babasıyla tekstil atölyesinde çalışıyordu.

İlkokulda karar vermişti doktor olmaya. Ancak okuldaki öğretim yetersizdi, dershaneye de gidememişti. 1997’de ilk kez ÖSS’ye girdiğinde heyecanına yenildi sorulara bakakaldı. Ama hiç yılmayacak, hedefine ulaşana kadar sınava girecekti. Ertesi yıl bir dershanenin kapısını çaldı. Sınava daha iyi hazırlanınca puanı yükselmişti. İstanbul dışındaki mühendislik fakültelerine ya da İstanbul’daki fen fakültelerinden herhangi birine girebiliyordu. Ama, onun gözü hálá tıptaydı.

Üç ve dördüncü girişiminde ÖSS’de başarılı oldu. Ama tıp fakültesine puanı yetmediği için tercih yapmadı. Para biriktirdi, 2000’de Mef Dershanesi’nin özel sınıfına yazıldı. 16 Anadolu Lisesi öğrencisi arasında tek klasik lise mezunuydu ve deneme sınavlarında çok başarılıydı. Ancak ÖSS sonuçları geldiğinde, ortaöğretim başarı puanı yüzünden çok gerilerde kaldığını gördü.

Ertesi yıl, tercih listesinin en altındaki İstanbul Üniversitesi Tıbbi Biyolojik Bilimler Bölümü’nü kazandı bu kez. İki yıl temel tıp eğitimi alacak, bu arada ÖSS’de tıbbı kazanırsa üçüncü sınıftan Tıp Fakültesi’ne yatay geçiş yapabilecekti.

İlk yıl çok mutluydu. Tıp öğrencileriyle aynı amfilerde, aynı hocalardan ders alıyorlardı. Dersleri severek takip ediyor, çok çalışıyordu. Mezuniyet sonrası Tıpta Uzmanlık Sınavı’na girip doktor sıfatını kazanabilecek, medikal doktor olmasa da mikrobiyoloji ya da biyokimya alanında uzman doktorluk yapabilecekti.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne birincilikle giren isteksiz doktor adaylarıyla karşılaştığında tekrar hırslandı, yeniden denemeye karar verdi. Başarısız bir denemeden sonra, para biriktirip bu kez Fen Bilimleri Merkezi Dershanesi’nin kapısını çaldı. Yaşı büyük olduğu için dershane onu kabul etmekte tereddüt etti. Girdiği Seviye Tespit Sınavı’nda 2700 öğrenci arasında 20’nci olunca özel sınıfa alındı. Deneme sınavlarında puanları yüksekti ve bu kez çok umutluydu. ÖSS’ye bir ay kala bisikletten düşüp sağ kolunu kırdı. Motivasyonu azaldı ve geçen yıl ÖSS’de sekizinci hayal kırıklığını yaşadı. Orhan yine de şansını deneyecek. Eğer Tıp kazanır ve burs bulabilirse vakıf üniversitelerinden birini seçecek.

HEDEFİM İÇİN DEFALARCA ÖSS’YE GİRDİM

Kendimi bildim bileli idealim doktor olmak. Mutsuz olacağım bir meslek yerine, defalarca ÖSS’ye girip hedefime ulaşmak istedim. Vasat bir liseye gitmek yerine iyi bir okula yönlendirilseydim, şu anda hedefime ulaşmıştım. Yat, kat, özel muayenehane hayali kurmuyorum. Beni Anadolu’da ücra bir köye göndersinler, orada doktorluk yapıp deli gibi de mutlu olurum. Maddi durumumuz iyi olsa ya da burs bulabilsem, aldığım puanlarla rahatlıkla vakıf üniversitelerine girebilirim. Ama bir yandan da hedefim okuduğum Tıbbi Biyolojik Bilimler’i bitirmek ve TUS’a hazırlanmak. Eğer TUS’u kazanırsam mikrobiyolog ya da biyokimyo uzmanı olarak hastanelerde çalışıp hedefime biraz olsun yaklaşabileceğim.

GÖKHAN KULİKOĞLU (21)

BEŞİNCİ KEZ ÖSS KAPISINDA

Yeter ki bir yere gireyim

Çiftçi bir babanın üç çocuğunun en küçüğü. Erzincan’ın Tercan İlçesi Mercan Köyü’nde ilkokulu bitirip Erzincan’daki Kazım Kazım Karabekir Süper Lisesi’ne girdi. Başarılı bir öğrenciydi. Ağabeyi bilgisayar mühendisliğinde, ablası iktisat fakültesinde okuyordu. ÖSS’de herkes Gökhan’dan da benzer bir bölüme girmesini bekliyordu. Lise sonda dershaneye gitti. Ama, sınav heyecanı her şeyi altüst etti. Öğretmenlik bölümlerinden birini kazanma hayali sona erdi.

İkinci yıl hafta içi dershaneye gidiyordu. Ama, bu kez de umudu kırılmıştı. Sonraki yıllarda artık dershaneye gitmekten vazgeçti. Kendi kendine sınava hazırlandı. Çünkü, ailesinin kendisi için para harcamasını istemiyordu. Geçen yıl, Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümü’ne kaydını yaptırdı. Ama ÖSS’ye bir kez daha girme fikrinden vazgeçmedi. Ağabeyi ve ablası üniversiteyi bitirip İstanbul’da iş bulunca Gökhan’ı İstanbul’a getirip Kavram Dershanesi’ne yazdırdılar. Bu yıl beşinci kez sınava girecek. En kötü ihtimalle Erzincan Üniversitesi’nin herhangi bir bölümünü kazanmayı umuyor. Yeter ki, öğretimini sürdürdüğü tam zamanlı bir üniversiteye geçebilsin. Bu yıl son kez ÖSS’ye gireceğini söylüyor. Başaramazsa çalışmaya başlayacak.

Mutlu olmak, iyi yaşamak için üniversiteye girmek istiyorum

Toplumda kendime iyi bir yer edinmek için iyi bir üniversitede okumak istiyorum. Hedeflerime ulaşabileceğim tek yol bu. Bugün her yerde üniversite diploması soruyorlar. Başaramazsam içimde hep ukte kalacak. Önümdeki engeli aşmak bana büyük huzur verir, mutlu eder. Umudumu kesmek üzereyken bu yıl İstanbul’a gelip kurslara gitme fırsatı çıktı, benim için sürpriz oldu. Bu kadar yıl kaybettim. Bu yıl bari mühendislik olsun, öğretmenlik ya da başka bir bölüm, ÖSS’yi geçeyim.

BAHAR SAVAŞTAN (24)

Beşinci denemesinden umutlu

İlköğretimi Tekirdağ’ın Binkılıç Köyü’nde, orta ve liseyi Saray ilçesindeki Ali Naki Erenyol Lisesi’nde tamamladı. Dershanede ÖSS’ye hazırlandı. Yaşadığı küçük ilçeden ayrılıp üniversite sayesinde büyük şehre gitme hayali kuruyordu. 2000 yılında, “Buradan kurtulayım da neresi olursa olsun” diye iki yıllık Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mobilya Dekorasyon Bölümü’ne girdi. Bölümü ve eğitim ortamını sevmedi ama yine de okulu bitirdi, diplomasını alıp kenara koydu. Bu arada iş başvurusu yaptı, İngilizce kursuna yazıldı. Birkaç yıl aradan sonra tekrar ÖSS’ye girdi. Kararını vermişti: Türkçe ve edebiyat öğretmeni olacaktı. Ev hanımı annesi ve ticaretle uğraşan babası ona istediği bölüme girmesi için destek verdi. ÖSS’deki iki denemesinde istediği puanı tutturamadı. Şu anda Açıköğretim Fakültesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü’nde okuyor. Bir yandan da her gün Çatalca’dan Beylikdüzü’ne gidip Fen Bilimleri Merkezi Dershanesi’nde kurslara devam ediyor. Beşinci denemesinde istediği bölüme gireceğinden umutlu. Dershanedeki sınıf arkadaşları aradaki yaş farkını hiç umursamıyor. Sınavlarda ilk zamanlardaki kadar heyecanlanmadığını, sırtını sıraya yaslayıp keyifle soruları çözdüğünü söylüyor.

DERSHANE ÖĞRETMENLERİNE BAKIP HAYAL KURUYORUM

Öğretmen olmak istiyorum, branşı çok da önemli değil. Dershanede bile öğretmenlere bakarak hayal kuruyorum. Şimdi o tahtada olsam ne yaparım, diye düşünüyorum. Neresi olursa olsun, Doğu veya Güneydoğu Anadolu’ya gidip mesleğimi yaparım. İki yıllık üniversite tecrübesinden sonra fark ettim ki sadece öğretmenlik yapabilirim. ÖSS’deki sistemin kurbanıyım. Alan dışı bölüm seçemem. Seçince puanım düşer. Bir ara yabancı dil öğretmenliğini düşündüm. Ama lisede sözel bölüm mezunu olduğum için vazgeçtim. Ne yazık ki ilk üniversite tecrübem boşa gitti, kişiliğime uygun değildi. Şu anda dershane arkadaşlarıma baktığımda, pek hırslı olmadıklarını görüyorum. Hayattan henüz canları yanmamış. Bazen düşünüyorum. Rakiplerim bunlar mı?

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND