Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Öss sınavı ile ilgili

Kigem’in “öğrenci işleri” sorumlusu PDR uzmanı Ahmet Yıldız, üniversite sınavına girecek adaylara “son dakika” taktiklerini yazdı…

ÖSS SINAVI İLE İLGİLİ “SON DAKİKA” TAKTİKLERİ

AHMET YILDIZ
Psikolojik Danışman
ayildizpdr@mynet.com

ÖSS sınavı sınava giren bütün gençler için bir dönüm noktasıdır. Bu sınav gelecekte toplumdaki statünüzü, rolünüzün belirleneceği bir sınavdır. Sınav bir amaç değil araçtır. Bu kuralı hiçbir zaman zihninizden çıkarmayın.

Başarısızlığı değil başarıyı isteyin.ÖSS Sınavı da sizin başarınızı gösterebileceğiniz araçlardan biridir. Bu fırsatı mutlaka değerlendirin.
ÖSS’ye hazırlıkta ve sınav öncesinde şunları asla aklınızdan çıkarmayın;

 11-12 yıllık eğitim öğretim hayatınızda ve ÖSS hazırlık çalışmalarında bir çok şey öğreniniz. Bu nedenle bildiğiniz soruları yapabileceğinize inanın.

 Mutlu ve hayatı seven bir insan olun. Üniversiteyi kazanamazsanız dahi hayat da başka alanlarda başarılı olabileceğinizi unutmayın.

 Arkadaşlarınızdan daha yüksek bir puan almak zorundayım hissine kapılmayın. Bu sizde kaygıya neden olabilir. Siz kendi yapabileceğinizin en iyisini yapmaya çalışın.

 Kendinizi yeteneksiz, kafası çalışmayan biri olarak görmeyin. Beyninize bu komutu yollamayın.

 Kendinizle barışık olun. Kendisiyle barışık olanlar, teknik bilgilerle daha başarılı olabilmektedir.

ÖSS de nasıl bir sınav yöntemi uygulamalısınız ? sınav öncesi ve sınav sonrası nelere dikkat etmelisiniz ? bu kritik ve önemli soruların cevaplarını bilmeniz sizi rakiplerinizden hiç kuşkusuz birkaç adım öne geçirecektir.

Ö.S.S ‘DE İZLENECEK YÖNTEM VE ZAMANLAMA

1. Ö.S.S sorularının mantığı, bilgiyi ölçmeden ziyade, bilgileri kullanmaya ve yorumlamaya dayalıdır. Bu yüzden soru kökünü çok iyi okuyunuz.

1. Türkçe’nin paragraf sorularını (geniş içerikli ve zaman alıcı oldukları için ) sözel testin sonuna bırakabilirsiniz.

2. Seçenekleri işaretlerken, ilgili daireyi taşırmayınız. Yumuşak kalem ve iz bırakmayan silgi kullanınız.

3. Değiştirmek istediğiniz seçeneği dikkatlice iyice siliniz. İyi silinmezse optik okuyucu iki cevap verilmiş kabul eder ve o sorunuz yanlış kabul edilir.

4. Sözel ve sayısal alanların her ikisinde de güçlü iseniz ; hangi alanda daha çok net çıkarıyorsanız o alanda başlayabilirsiniz.

5. Sözel alanda güçlü, sayısal alanda zayıf iseniz ; cevaplamaya sözel alanda başlayınız.

6. Sayısal alanda güçlü,sözel alanda zayıf iseniz , cevaplamaya sayısal alanda başlayınız.

7. Soru kökeninde “ hangisi değildir “, “ en gerçekçi yaklaşım “, “ en önemli sonucu” gibi altı çizgili sorulara daha çok dikkat ediniz.

8. Size tanınan süreyi son saniyesine kadar kullanınız. Süreniz kaldığı takdirde kalan süreyi cevaplarınızı kontrol etmek için kullanınız.

9. Ö.S.S zamana karşı yapılan bir yarıştır. Bu yüzden zamanı iyi kullanmaya bakınız.

10. Soruları cevaplandırırken heyecanlanmayın, telaşlanmayın. Heyecanınızı kontrol altına almalısınız.

11. Sınav sonunda bütün belgelerinizi eksiksiz olarak salon görevlilerine teslim ediniz.

SINAVDAN ÖNCE VE BİR GÜN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKLİ HUSUSLAR

1. Sınava gireceğiniz yeri önceden mutlaka gidip görünüz. O sırada birkaç
dakika oturun.

2. Sınav anı ile ilgili işleyiş ve kurallar hakkında bilgi edinin.

3. Sınavdan bir hafta öncesinden vücudunuza, beslenmenize ve uykunuza özen gösteriniz. Fazla miktarda çay, kahve gibi uyarıcı maddelerden, sakinleştirici ya da uyarıcı özelliği olan ilaçları kullanmaktan kaçınınız.

4. Sınavdan önce, sağlığınıza özen gösteriniz. Hasta olmamak için kendinize iyi bakın. Yiyeceklerinize dikkat edin. Sağlığınızı bozucu; şişkinliğe, kabızlığa, mide ve bağırsakların bozulmasına yol açıcı yiyecekler yemeyin.

5. Çevrenizdeki insanların sınavla ilgili konuşmalarından uzak durmaya
çalışınız.

6. Sizi yoran faaliyetlerden ve gürültülü ortamlardan uzak durunuz. Temiz havada gezinti yapın.

7. Sınavdan önceki gece rahat ve yeteri kadar uyumaya özen gösteriniz ve her zaman yattığınız saatte yatmaya çalışınız ancak sınavın başlama saatini ve sabah hazırlığını dikkate alarak biraz erken uyanın. Uyku kaçırıcı ilaç ve içecekler ( kahve v.s. ) almayın. Uykuda sınavı değil sınavdan sonra yapacaklarınızı düşünün.

8. sınav yerine zamanında gidin.

9. Sınav sabahı iyi bir kahvaltı yapınız. Kahvaltı yapmadan sınava gitmeyiniz.

10. Sınav günü, sınava gireceğiniz yere ne çok erken ne de çok geç gidiniz. Çeşitli sebepleri düşünerek ( trafik,herhangi bir ihtiyaç v.b.) sınav yerine makul bir zamanda gidiniz. telaşa mehil vermemek için ve gerekli kontrollerin yapılabilmesi için 30 dk. önce sınav yerine gitmek uygun olur.

11. Önceden öğrendiğiniz konularla ilgili tekrarları sınav gününe kadar yapabilirsiniz. Ancak son gün yeni bilgiler öğrenmeye çalışmayın. Bunun size pek faydası olmaz.

12. Sınavla ilgili hazırlıkları tamamladığınızı ve bu sınavı başarmak istediğinizi düşünün. Yeteri kadar hazır olup-olmadığınızın sorgusunu sınavdan sonraya bırakınız.

13. Organizma enerjiyi iki kaynaktan alır. Ya karaciğerden ya da ince bağırsaktaki gıdalardan. Düşünme enerji harcatır. Kan şekerini yükseltmek için kahvaltıda ( bal, reçel v.b.) tatlı yiyecekler yemekte fayda vardır. Sınav öncesi şeker yemenin bir faydası yoktur.

14. Sınav başladıktan sonra ilk 1,5 saat dışarıya çıkmak yasak olduğundan bütün ihtiyaçlarınızı sınav başlamadan önce gideriniz.

15. Sınavda sizden istenen ve size gerekli olan belgeleri ve malzemeleri eksiksiz olarak hazırlayın. Hepsini bir zarf içinde kolay bulabileceğiniz bir yere koyun. Evin kapısı, giyeceğiniz eşyaların cebi, televizyonun yanı v.b.

a) Ö.S.S. giriş ve kimlik belgesi.
b) Fotoğraflı ve onaylı özel kimlik belgesi. ( nüfus cüzdanı v.s. )
c) Bir fotoğraf.
d) en az iki adet yumuşak uçlu kuşun kalem.
e) yumuşak ve kaliteli bir silgi.
f) kalem tıraş ( kullanılışını önceden deneyin )
16. Bu sınava bir tek siz girmiyorsunuz. ÖSS sınavına giren neredeyse herkes sizin düşündüklerinizi düşünüyor, yaşadıklarınızı yaşıyor.

SINAV ESNASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKLİ HUSUSLAR

1. Görevlilerce sınavda yapılacak açıklamaları iyi bir şekilde dinleyin, anlayamadığınız yerleri sorun.

2. Sınav başladığında ilk önce kitapçığın sayfalarının ve sayfa numaralarının birbirini takip edip-etmediğini kontrol ediniz. Kitapçık türünün ön sayfada yazılı olan ile iç sayfalarda yazılı olanların aynı olup olmadığını kontrol edin. Eksik veya hata varsa sınav salonundaki görevlilere haber veriniz.

3. Ö.S.S kitapçıkları farklı türdendir. Kullandığınız soru kitapçığının türünü cevap kağıdına doğru olarak mutlaka yazınız.

4. Ö.S.Y.M numaranızı (yeni formlarda ösym numarasının yerini t.c. kimlik numarası almaktadır) ilgili yerlere dikkatli ve doğru bir şekilde yazınız ve kodlayınız.
5. size verilen cevap kağıdındaki SOYADIN, ADIN ve ÖSYM (t.c. kimlik numarası) numarasının size ait olup-olmadığını kontrol ediniz. Bu bilgiler size ait değilse hiçbir işaretleme yapmadan SALON BAŞKANI’NA haber veriniz. Cevap kağıdında doldurulması gereken bütün yerleri doldurun, kitapçık türünü kodlamayı ve imzanızı atmayı kesinlikle unutmayınız. Cevap kağıdına atacağınız imzanın her zaman kullandığınız imza olmasına dikkat ediniz.

5. Soru kitapçığının ön kapağına adınızı, soyadınızı, ÖSYM (t.c. kimlik numarası) ve sınav salon numaranızı yazınız. Soru kitapçığı üzerindeki açıklamaları okuyup, sayfaların eksik olup olmadığını.

6. Sınava başladığınızda her şeyi unuttuğunuz duygusuna kapılabilirsiniz. Bu geçici bir durumdur. Birkaç soruyu çözdükten sonra bu durum ortadan kalkar.

7. Sınava en iyi bildiğiniz ve ağırlık verdiğiniz bölümden başlayınız. Yani Tercih edeceğiz Yüksek Öğretim Kurumu hangi puan türünden öğrenci alacaksa o puan türünün hesaplanmasında ağırlığı oluşturan testten cevaplamaya başlayın.

8. Teste başlamadan önce o bölüme ait açıklamaları okuyarak o teste ve diğer teste ne kadar zaman ayırmanız gerektiğini belirleyin.

9. Sınavın başında çok heyecanlı iseniz soruları çözmeye başlamadan önce 5-10 saniye nefes alıp-veriniz. Kendi kendinizi sakinleştirmeye çalışınız.

10. Soruları cevaplarken heyecanlanmayın, telaşlanmayın kendinizi kontrol ediniz.

11. Her soru için bir cevap seçeneğini işaretleyiniz. İki veya daha çok seçenek işaretlemeniz durumunda o sorunuzun cevabı yanlış sayılacaktır.

12. Zor sorularla kolay sorular arasında puan değeri bakımından fark yoktur.Zor soruyu çözdüğünüzde de, çok kolay bir soruyu çözdüğünüzde de aynı puan değerini alacaksınız.

13. Cevap kağıdına işaretleme yaparken kaydırma yapmamaya özen gösteriniz.

14. Cevap kağıdınız optik okuyucu tarafından değerlendirileceği için kodlama sırasında cevap kağıdınızın zedelenmemesine,delinmemesine,yırtılmamasına dikkat ediniz.

15. Zaman yetmez diye bir şey düşünmeyin. Çünkü size verilen toplam süre mutlaka soruların çözümlerine göre görevlilerce hesaplanarak belirlenmiştir. Kimseye size verilenden fazla süre verilmiyor. Zaman yetmemesi soruların cevaplarını bilip bilmemeye, çabuk yada geç bulmaya bağlıdır. Bu bölümde de açıklanan test sorularını çözerken dikkat etmeni gereken kurallara uyarsanız zamanınızı da en verimli şekilde kullanmış olursunuz.

16. Esas olanın bildiklerinizi yakalamak olduğunu düşünün. Bir iki tekrarla anlayamadığınız, cevabını bulamadığınız soruya bırakıp sonraki soruya bakın.

17. Sınavdaki soruları sırayla çözünüz. Turlama tekniğini kullanınız. Birinci turda doğruluğundan kesinlikle emin olduğunuz soruları cevaplayınız. Size zor gelen soruların cevaplandırılmasını ikinci tura bırakınız.

18. Bir soruyu belirli bir süre seçtiği halde çözemiyorsanız soru üzerinde daha fazla uğraşmayınız. Bir sonraki tura bırakınız. Sorularla inatlaşmayınız. Diğer sorulara geçiniz . Aklınız çözemediğiniz sorularda kalmasın.

19. Uzun sorulardan korkmayın özellikle paragraf sorularından, çünkü bu tür sorular aslında iyi açıklanmıştır. Paragraf ya da parçaya bağlı sorularda önce alttaki soruyu okuyun.

20. ÖSS sınavında soruların zorluk dereceleri şöyledir;

– çok kolay % 10
– kolay % 20
– normal % 40
– zor % 20
– çok zor % 10

Buna göre tüm soruları cevaplamaya bilirsiniz. Bu da doğaldır. Normal +kolay+çok kolay olan derecedeki soruları yapmanız demek soruların % 70’ini başarmanız demektir. ( zaten bilinen sorular kolay demektir. )

21. Sorulardaki; özellikle geometri ve coğrafya sorularındaki şekil v.s. tekrar çizerek zaman kaybetmeyin.

22. Sınav sırasındaki dikkatiniz dağılabilir. Soruyu tekrar okumak yerine dikkatinizi toplamak için kalemi bir süre bırakıp 10-15 sn. dinlenin. ( derin nefes alma, gözleri kapama gibi )

23. Sorulan soruya cevap olmayacak seçenekleri (başına bir işaret koyarak) eleyiniz. Rasgele işaretleme yapmaktan kaçınınız.

24. İlk doğru gördüğünüz seçeneği hemen işaretlemeyin, tüm seçenekleri okuyun. Çünkü en doğrunun istendiği bir soru ise ilk seçtiğiniz ne kadar doğru olsa da en doğru olmayabilir.Doğru cevabı bulduğunuzu sanarak diğer seçenekleri okumamak sizin zararınıza olabilir.

25. Dört yanlış bir doğruyu götürür. Bu yüzden anlamadığınız soruları kesinlikle boş bırakınız.

26. Soruları çok dikkatli okuyup, anladıktan sonra cevaplayınız. Sorulara kendinizden yorum katmayınız. Soruyu hazırlayan gibi düşünmeye çalışınız.

27. Soru kökü bazen “olamaz “, “değildir “, yanlıştır “, mamalıdır “ gibi olumsuz ifadeler taşıyabilir. Zihin hep olumlu soru türlerine şartlandığı için, sorudaki olumsuz ifade gözden kaçabilir. Altı çizgili ifadeleri de dikkatlice okumanız gerekir.

28. soru kökleri sorunun anlaşılmasında önemli yer tutar “……….değildir ?”, “……..yoktur?” “…………….beklenmez?”, “………….en önemlidir?”, “……………..olamaz? v.b. bu nedenle soru kökünü anlamaya çalışın hatta soru kökünün altını çizin.

29. soruyu anlayamadığınız zaman önce soru kökünü sonra seçenekleri okuyun. Daha sonra da seçeneklerin ışığında soruyu bütünüyle inceleyin.

30. Bir sorunun cevap seçeneklerini eleyip ikiye indirdiğinizde o sorunun doğru cevabını bulma şansınız % 50’dir.Kalan iki seçenek arasında tahmininizi hızlı bir şekilde yapınız ve fikrinizi değiştirmeyiniz.

31. Bazen iki veya üç doğru cevabın ard arda aynı seçeneği temsil eden harfte toplandığı görülebilir. Eğer daha fazla sayıda aynı harf olursa tekrar kontrol ediniz. Büyük bir ihtimalle en az birinin yanlış olduğunu göreceksiniz.

32. Önceden bildiğinizi sandığınız bazı soruları hatırlamayabilirsiniz. Böyle durumlarda ümitsizliğe düşmeyiniz.

33. Çözemeyeceğiniz soruların da olduğunu unutmayınız. Karamsar olmayınız.

34. Zor sorularla kolay sorular arasında puan değeri bakımından bir fark yoktur. Zor soruyu çözdüğünüzde de, çok kolay bir soruyu çözdüğünüzde de aynı puanı alacaksınız.

35. Özel bir kodlama sistemi geliştiriniz.(değiştirdiğiniz cevaplar, atladığınız sorular ve tekrar gözden geçirmek istediğiniz soru ile cevaplar v.b.) Böylece neyi yapıp, neyi geride bıraktığınızı kolayca görmüş olursunuz.

36. Cevap kağıdına, doğru yerlere, kaydırma yapmadan kotlama yapın. Bunun için soru kitapçığındaki her sayfa için şu işlemi yapın. Önce o sayfadaki soruların cevaplarını soru kitapçığı üzerinde işaretleyin, sonra o sayfadaki sorular bitince cevapları cevap kağıdına topluca işaretleyin. Sonra da bir sonraki sayfada yer alan sorulara bakın. Böylece hem cevapları kaydırmadan cevap kağıdına işlemiş olacaksınız hem de belirli aralıklarla zihninizi toparlamak için zaman kazanmış olacaksınız.

37. Eğer zihninizin sınavdan koptuğunu fark eder veya hissederseniz (aynı soruyu veya satırı anlamadan tekrar tekrar okuyorsanız, camdan dışarıya bakıyorsanız. v.b.) birkaç saniye zihninizi dinlenmeye ihtiyacı vardır demektir. Dinlendiğiniz bu süreyi kayıp olarak düşünmeyin. Kaleminizi bırakın, gözlerinizi kapatın, alnınızı ve şakaklarınızı ovarak veya sizi rahatlatacak başka bir dinlenme egzersizi yaparak 10-15 saniye gibi bir süreyi bu amaçla kullanınız.

38. Size tanınan süreyi son saniyesine kadar değerlendiriniz.

39. Soruların cevaplarını işaretlerken, kodlamanız da bir hata ve kaydırma olmadığından emin olunuz bu nedenle Cevaplamanız bittiğinde, cevap kağıdınızı son bir kez kontrol ediniz.

40. Sınav sonunda tüm belgelerinizi eksiksiz olarak salon görevlilerine teslim ediniz.

ÖSS’DE ZAMANI PLANLAMA

“Zaman yetmedi biraz daha zaman olsaydı daha çok net yapardım, daha yüksek bir puan alırdım.” Bu sözleri ÖSS’ den sonra bir çok öğrencinin söylediğini duyacaksınız ve belkide sizde bu sözleri sarf eden çoğunluktan biri olacaksınız. Bu çoğunluğun içinde olmamak hatta bu çoğunluktan zaman konusunda daha avantajlı olmak için basit ancak etkili olan aşağıdaki yöntemleri uygulamanız yeterli olacaktır.

1. Zamanınız yetmeyeceği konusunda kaygılanmayın. ÖSS’de herkese eşit süre verilmektedir. Bu süre tüm soruların çözüleceği hesaba katılarak uzmanlarca belirlenmektedir.

2. ÖSS’de her bölüme ayıracağınız zamanı sınavdan önce mutlaka planlayın. Soruları çözerken önceden belirlediğiniz ve deneme sınavlarında tatbikatını yaptığınız zamana mutlaka uyun.

3. ÖSS’ye girerken yanınızda zamanı kontrol edebilmeniz için mutlaka bir saat
götürün. Saati hemen sıranızın üstünde görebileceğiniz uygun bir yere koyun.

4. Sınav kitapçığının sayfalarını sınav süresi başlamadan önce sınav salon başkanının size verdiği izin dahilinde kontrol edin.

5. Sınav kitapçığındaki ve sınav cevap kağıdındaki doldurmanız ve kodlamanız gerekli olan yerleri sınav salon başkanının size verdiği süre dahilinde yazıp kodlayın.

6. Kitapçıkla ilgili, cevap kağıdıyla ilgili, sınavın işleyişi ile ilgili zihninizde var olan soruları sınav salon başkanına sorarak cevaplar bulmaya çalışın. Sınav süresi içerisinde bu soruları sorarak zamana kaybetmeyin. Örneğin; salon başkanı size sınav süresince lavaboya gitmek yasaktır uyarısını yapmasına rağmen siz sınavın 70. dakikasında lavaboya gidebilir miyim? Şeklinde soru sorup izin isterseniz zaman kaybetmiş olursunuz.

7. ÖSS’den önce deneme sınavlarında hız ve anlama egzersizleri yapın. Böylece gerçek sınav olan ÖSS’de soruları anlayarak ve hızlı çözeceksiniz.

8. ÖSS’de yaşadığınız “kaygı” sizin zamanınızı önemli ölçüde etkilemektedir. Sınav kaygısını yenebilmek için nefes egzersizlerini öğrenin ve uygulayın. Sınav öncesinde sınav kaygısıyla baş edebileceğiniz bir yöntem bulun ve uygulamasını öğrenin. Böylece sınav sırasında bir de kaygıyla uğraşarak zaman kaybetmezsiniz.

9. Sınavda eğer konsantrasyonunuzu koruyabilirseniz arkanızdakinin soruları çözerken okuma sesini, salondaki görevlilerin konuşmalarına yönelerek zaman kaybetmemiş olursunuz. Sınav öncesinde konsantrasyon egzersizlerini öğrenip uygularsanız sınav sırasında dikkatinizin en ufak bir sesle dağılmasını önlemiş olursunuz.

10. Turlama tekniğini uygulayarak soruları çözün. Turlama tekniğini uygularken özel bir işaretleme sistemi geliştirin. Örneğin boş bıraktığınız soruların yanına (-) işareti koyarak, şüpheli olduğunuz soruların yanına (?) koyarak arta kalan zamanınızda turlama yaparken soruyu aramakla zaman kaybetmeyip direk yapmadığınız soruya ve sonra şüpheli olduğunuz sorulara kalan zamanı kullanırsınız.

11. Bir, iki denemede yapamadığınız ve çözümünün zamanınızı alacağınızı düşündüğünüz soruların yanına (-) işareti koyarak geçin. Ona ayıracağınız fazla zaman aynı puanı kazandıracak başka soruyu yapamamanıza neden olur.

12. Özellikle geometri, coğrafya gibi sorularda var olan şekilleri tekrar çizerek zaman kaybetmeyin.

13. Özellikle matematik sorularını başka bir kağıda değil de sınav kitapçığındaki boş yerlerde çözün.

14. Çözdüğünüz soruların cevaplarını, cevap kağıdına tek tek işlemek yerine iki sayfada bir işleyin. Böylece; kaydırma ihtimaliniz azalacak, cevap kağıdına işlerken zihniniz toparlanma ve rahatlama zamanı kazanacak hem de zamandan tasarruf edeceksiniz.

15. Sınavdaki soruları ilk okuyuşta anlamaya çalışın. Anlayamadığınız soruları tekrar okuyarak inceleyerek zaman kaybetmiş olursunuz. Soruları daha iyi anlayarak zaman kazanabilmek için şu noktalara dikkat edin:

a) Paragraf sorularında önce soru kökünü okuyun, cevap şıklarına hızlı bir şekilde göz atın ve şıkların ışığında paragrafı okuyun daha sonra şıkları okuyarak soruları cevaplayın.

b) “değildir”, “hangisidir”, “olamaz”, gibi soru köklerini dikkatlice okuyup anlayın.

c) Bazı matematik ve geometri sorularının çözümü için bir şekil çizilmesi gerekiyorsa bunu çizin soruyu daha iyi anlayacaksınızdır.

d) Kitap okuyarak, deneme sınavları çözerek soruları anlama kapasitenizi ve
kelime dağarcığınızı zenginleştirirseniz soruları daha iyi anlayıp, analiz edebileceksiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND