Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Önce hayal ettiler, sonra patron oldular

Önce her şey bir hayalden ibaretti. “Yapamazsın” dediler… Ancak onlar inatla hayallerinin peşinden gittiler. Sonra ne mi oldu? Birer küçük girişimciyken patron oldular. İşte girişimcilikten patronluğa yükselenlerin başarı hikayeleri…

Geleneksel el sanatlarından uzay mekiği motoru teknolojisine kadar farklı iş fırsatlarını kovaladılar kendi başarı öykülerini sıfırdan anlattılar… Girişimciyken patron olanlar, nasıl başardıklarını anlattı…

Emre Mermer, Ahmet Duyar, Ebru Çerezci, Güvenç Kılıç, Mehmet Aksel, Fatih İşbecer, Tania Eskinazi Gürüşçü, Nevzat Aydın ve Özer Hıncal… Bu isimlerin ortak noktası, bir düş kurup, onu gerçeğe dönüştürmek için var güçleriyle çalışmaları. Kimi olmayanı kimi ise var olanı yeniden yorumlayıp ortaya koydular. Sonuç neredeyse üç haneli büyüme rakamları! Üstelik başarıları sadece Türkiye ile de sınırlı kalmadı. İşte girişimciyken başarıları ile yurtdışına da açılan çiçeği burnunda girişimci patronlar…

Doğru kararın sırrı tecrübe
EMRE Mermer, ODTÜ işletme eğitiminin ardından 1997’de bu sektörde faaliyetine başladı. Süt danası, toptan et tedariki, Armutlu’daki perakende mağaza ve kuru dinlendirilmiş et derken işi bir restoran zincirine kadar taşıdı. Dükkan, Türkiye’nin ilk steakhouse’unu açıp ardından geliştirdiği DükkanBurger konsepti ile Erenköy, Şaşkınbakkal, Nişantaşı, Bebek ve Alaçatı’da olmak üzere 6 şubeye ulaştı. 2007’de Endeavor Girişimcisi seçilen, sonrasında ise Endeavor Yönetim Kurulu Üyesi olan Dükkan İstanbul’un kurucusu Emre Mermer, Akşam’ın sorularını yanıtladı…

l Başarıya giden yolu tarif eder misiniz?
İyi fikir… İyi fikrin arkasında durup, inanarak çok çalışmak. Fikir basit, çözüm üreten ve yeni pazarlar yaratma üzerine odaklı olmalı. Başarılı olmak için firsatları doğru görmek önemli. Dünyadaki yenilikleri takip etmek de önemli. Başarılı bir şirket yaratmanın sırrı düzenli IK’ya yatırım yapmaktan geçiyor.

l ’Olmazsa olmaz’lar listenizde ne var?
Kaçınılması gerekenler listesinin en başında ise kararsızlık geliyor. Ayrıca plan yapmadan, kontrolsüz ve borçlanarak büyüme yoluna gitmekten de girişimci kaçınmalı. Girişimcinin başarılı olabilmesi için, fikrini hayata geçirme cesaretinin gösteriyor olması şart. Çok sevdiğim bir söz var, ’Doğru karar vermek, peki nasıl doğru karar vereceksin? Tecrübe ile… Tecrübeyi nasıl kazanacaksın? Yanlış kararlarla…

Emre Mermer’den 3altın öğüt!
l Kontrollü risk almaktan korkmayın.
l İnsan ilişkilerine önem verin, network’ünüzü kuvvetlendirin.
l Kararlı olun…

NASA’ya ürün geliştirdi, GE ortak olmaya geldi
Prof. Dr. Ahmet Duyar’ın NASA için yaptığı bir projeyi ilerleterek geliştirdiği ürün bugün nükleer santrallerden ABD Deniz Kuvvetleri’ndeki gemilere kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor.
1980’li yıllarda NASA’nın ricası üzerine bugün sahibi olduğu Artesis’in patentli ürünü MCM’in başlangıcı olan araştırmanın temelini atıyor ve uzay mekiği motorlarının bozulmadan önce uyarılmasını sağlayan teknolojiyi geliştiriyor. Bugün Türkiye’de Tüpraş, Pektim, Renault, Tofaş, Ülker, Unilever, Novartis, Bayer, Çumra Şeker, Konya Şeker, Ereğli Demir Çelik, Çimsa ve İski firmalar Artesis’in müşterileri arasında yer alıyor. Artesis’in patentli ürünü MCM, ABD’de yayınlanan Control Engineering dergisi tarafından dünyanın en iyi 40 ürünü arasında seçildi. Asıl çarpıcı gelişme ise 2010 yılında yaşandı. Bu müşteri portföyü ve peşpeşe gelen ödüller, dünya devi General Electric (GE Energy), 2010’da Artesis’in hisselerinin bir kısmını satın aldı.

Geleneksel el sanatını tasarımla birleştirdi 7 senede 400 kat büyüdü
EBRU Çerezci ve Güvenç Kılıç kardeşlerin kurduğu Hiref ile Anadolu’da Osmanlı zamanından kalma el işçiliğini ve el sanatlarını canlandırmaya çalışıyor. Kardeşler, iki kişiyle başladıkları yolculuklarına bugün 22 kişilik ekipleriyle devam ediyor. 7 senede 400 kat büyüyen şirket, yaklaşık 350 el sanatçıyla birlikte çalışıyor. Yurtiçinde 7, yurtdışında 2 satış noktası olan Hiref, 2011’de Katar, Suriye ve Lübnan’da yeni mağazalar açacak. Katar Doha’nın en önemli projesi Pearl’de dünyanın en lüks markalarının bulunduğu bölümde Mart 2011’de görücüye çıkmaya hazırlanan Hiref, Ürdün Kraliçesi’nin organizatörlüğünü yaptığı Jordanian River Foundation için özel tasarımlı ürünlerde üretti.

Bankalara yazılım yaptı, Obama ’Gel tanışalım’ dedi
GALATASARAY Lisesi’nde okurken gittiği ABD’de gördügü teknoloji devriminin Türkiye’de de yayılacağını öngören Fatih İşbecer, İTÜ’de öğrenciyken girişimciliğe soyunarak, web odaklı projeler üretmek üzere yola çıkıyor. 2000 yılında Pozitron’u kuran İşbecer, bugün Türkiye’nin en popüler mobil uygulamalarından olan İşCep ve Mobil Türk Hava Yolları projelerini hayata geçiriyor. 8 kişilik ekiple kurulan ve dört senede 9 kat büyüyen şirket, 11 banka ve THY’ye hizmet veriyor. Harvard Business School’un düzenlediği ’Global Business Plan’ yarışmasında birinci olan İşbecer, 2009’da Barack Obama’yla tanışmak için Türkiye’den davet edilen beş girişimciden biri oldu.

Paris Hilton ve Britney Spears aldı, ürünleri 35 ülkeye yayıldı
TAKAWEA, Türk motiflerinden esinlenilmiş desenlerin kullanıldığı kıyafet ve aksesuarlar tasarlıyor. Tania Eskinazi Gürüşçü’nün başında olduğu Takawear’in tülbent bezi üzerine yaptığı dizaynlardan ürettiği kıyafetler 35 ülkede, 250 satış noktasında, lüks butiklerde ve çok katlı mağazalarda satılıyor. Firmanın ürünlerini Paris Hilton, Nicole Richie, Jessica Simpson, Ashlee Simpson, Britney Spears ve Sieanna Miller gibi isimler giydi. Takawear, 2008’de Dallas Moda Haftası’nda hazır giyim kategorisinde güncel giyim dalında tasarım ödülü de kazandı.

110 milyon dolar hacim yarattı
NEVZAT Aydın, 2000’de Silikon Vadisi’ne yakın olmak için gittiği San Francisco Üniversitesi MBA programını yarıda bırakarak, İstanbul’a döndü ve Boğaziçi Üniversitesi dalış kulübünde tanıştığı iki arkadaşı ile Yemeksepeti.com’u kurdu. Yemeksepeti.com, bugün Türkiye’de 21 şehirde faaliyet göstermekle kalmayıp, yurtdışında Rusya ve Dubai’ye de açıldı. Şirket 2010’da yüzde 40 büyüdü, Türkiye ve yurtdışında toplam 110 milyon dolarlık iş hacmine ulaştı. 2011’de yüzde 40’lık büyüme öngören şirket, Türkiye ve Kıbrıs’ta toplam 4 bine yakın üye restoranla çalışıyor ve 800 binden fazla kayıtlı kullanıcıya sahip. Her gün yaklaşık 30 bin sipariş alan Yemeksepeti.com, 120 kişiye istihdam sağlamakla kalmadı, sadece geçen yıl istihdamını yüzde 30’dan fazla artırdı. Nevzat Aydın, Nisan 2010’da ABD Başkanı Barack Obama’nın gerçekleştirdiği Girişimcilik Zirvesi’ne tüm dünyadan davet edilen 150 girişimci arasında yer aldı.

Müşteri sayısı 7 bin oldu beş yılda yüzde 1.331 büyüdü
2002 yılında iki cazip iş teklifini geri çevirip kendi şirketi Arvento’yu kuran Özer Hıncal, GPS takip sistemleri alanında faaliyet gösteriyor. Arvento sistemleriyle araçların hızları, rotaları, duraklama yaptıkları yerler, çalışma saatleri
7 gün 24 saat izlenebiliyor. Şirketler sistem sayesinde zamandan, işgücünden ve yakıttan tasarruf ediyor. Ürünleri 15 ülkede satılan Arvento ile Türkiye’de 100 binin üzerinde araç takip ediliyor. Son beş yılda yüzde 1.331, 2010’da ise yüzde 54 büyüyen şirket, Deloitte tarafından yapılan araştırmada, Türkiye’de son beş yılın en hızlı büyüyen 9’uncu IT firması oldu. Turkcell, Avea, Akbank, Algida, Sağlık Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Orman Genel Müdürlüğü olmak üzere Arvento’nun 7 binin üzerinde müşterisi var.

Türkiye’nin ilk aşçılık okulu kurdu, 2500 kişiyi mezun etti
MEHMET Aksel, dünyanın lider mesleki eğitim kuruluşu City&Guild’in akreditasyonuyla profesyonel aşçılık, pastacılık, barmenlik, yiyecek-içecek işletmeciliği ve servis standartları gibi başlıklarda mesleki eğiti ve uluslararası geçerlilikte diploma veren, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı Türkiye’nin ilk ve tek özel profesyonel aşçılık okulunu kurarak, 6 yılda 2 bin 500’ün üzerinde mezun verdi. 2010 yılında 4 bin metrekarelik yeni kampus yatırımıyla mezun kapasitesini yılda 750’nin üzerine çıkaran Aksel, Mutfak Sanatları Akademisi ile 6 bini aşkın mutfak meraklısına amatör eğitimler de verdi. Yerli ve yabancı 60 markayla sponsorluk anlaşması olan MSA’nın 1 milyon euroluk yatırımla ilk ve tek 150 kişi kapasiteli ’mutfak auditorium’unu da kapılarını açtı.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND