Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Okulda öğrendiklerinizle “hayatta” zengin olamazsınız!

Ece Vahapoğlu ikinci kitabında sıfırdan zenginliğin zirvesine çıkmış kişileri inceliyor: “Okulda öğrendiklerinizle hayatta zengin olamazsınız! Neyse ki hayatı ””zengin”” yaşamak için okul gibi bir kitabınız var artık.” diyor. Kitap ile ilgili ayrıntılı bir röportaj bir tık ödete…

ŞİRİN SEVER
SABAH

Israrla ””zengin olmak öğrenilebilir”” diyor Ece Vahapoğlu… Hayattaki tecrübelerinden, iş adamlarının hayatlarından, onlarla konuşmalarından yola çıkarak ””Bugün Zengin Ol”” adlı kitabını yazdı. “Ben tüm Türkiye nüfusunu zengin edemem, isteyene yol gösteriyorum” diyor. İstekli varsa duyurulur

İşten çıkmak üzereyim bir akşam.. Maillerime bakıp çıkayım diyorum. Genç, sarışın bir kadının yazdığı kitabın kapağı yollanmış. Adı ””Bugün Zengin Ol…”” Tanıtım kokteyline bekleniyorum! Detay için biraz daha aşağılara kayıyorum. “Okulda öğrendiklerinizle hayatta zengin olamazsınız! Neyse ki hayatı ””zengin”” yaşamak için okul gibi bir kitabınız var artık” yazıyor. Nasıl yani! Biraz daha iniyorum…

“Kitap için Rahmi Koç, Sakıp Sabancı, Ferit Şahenk, Ahmet Zorlu, İshak Alaton, Kadir Has, Kemal Şahin, Hüsnü Özyeğin, Asım Kibar ve Saffet Ulusoy ile görüşüldü. Anlattıkları analiz edilerek ””zenginlerin zihin haritası”” çıkarıldı. İşte bu harita ekonomik özgürlük çabanızda yol haritanız olacak. Bu kitabı okuduktan sonra kimse size ””o kadar akıllıysan niye paran yok”” diyemeyecek.” ””Ne alaka ya!”” diyorum.

Türkiye””nin bu kadar zengini dururken, bu kadar ekonomi profesörü, bu kadar ekonomi yazarı dururken gencecik bir kıza mı kaldı zengin olmak için öğütler vermek! Hemen arıyorum karşısına dikilmek için. Ama sürpriiizz! Karşımda acayip kendine güvenen, inanmakla her şeyin hallolacağını savunan, önüne çok kesin hedefler koymuş, sırf bu yüzden işinden ayrılmış bir kadın oturuyor. Her şeye karşı bir tezi var. Laf olsun diye söylemiyor bunları; konuşurken gözlerinden heyecan fışkırıyor. Kilitlenip kalıyorsunuz. Acayip etkilendim.

Ece Vahapoğlu İstanbul””da doğmuş. Şişli Terakki Lisesi””ni bitirmiş. İşletme okuduğu ””The American University of Rome””u birincilikle bitirmiş. 2001 yılında Junior Chamber Türkiye Derneği tarafından ””Türkiye””nin En Başarılı Genci”” seçilmiş. Finans ve medya sektörlerinde çalışmış. Tam 5 yabancı dil biliyor. Beş baskı yapmış bir kitabı daha var: “Yabancı Dil Öğrenme Yolları.” Türkiye””nin genç başarı modeli olma yolunda hızla ilerliyor yani. Ve sadece 26 yaşında! Sahi siz 26 yaşında ne yapıyordunuz?

* Siz zengin misiniz; yani varlıklı biri misiniz? Kitaptaki işadamlarıyla ölçülecek kadar zengin değilim. Çalışmaya başladığım günden beri kendi ayaklarımın üstünde duruyorum. Bu özgürlük de beni çok mutlu kılıyor.

* Ya aileniz? Zenginlik kişiden kişiye değişir ama çok aşırı zengin diyemem. İki kızlarını özel okulda, bir tanesini yurtdışında okutacak kadar imkanları olan bir aile. Ama aşırı zenginlik, servet yok.

* Nasıl bir çocukluk geçirdiniz peki? Annem Boşnak, babam Adanalı. Fakat babam çok sert bir baba olduğu için çok rahat bir genç kızlık dönemi geçirmedim. Şişli Terakki””de okudum, okulum da çok disiplinliydi. O yüzden benim içimde hep üniversiteyi yurtdışında okuma isteği vardı. Babam da Belçika””yla iş yaptığı bir dönemde, ””Tamam sınavı kazanamazsan Brüksel””e gidebilirsin”” deyiverdi.

* Babanız ne iş yapıyordu? Dış ticaret. Ben de üniversite sınavını özellikle kazanmayıp Brüksel””e gittim. Uluslararası işletme okuyordum. Sonra bir ara dönemsel değişim programlarıyla Madrid””e gidip geldim. Öğrencilik hayatımın en güzel dönemi İspanya””daki o altı aydı. Brüksel””e dönmek istemedim. Roma””da American University of Rome””daki tek Türk””tüm. Okulu birinci bitirdim. 3 ayrı ülkede, 3 ayrı dil öğrenerek Türkiye””ye döndüm. İtalya””daki mezuniyet haberim Türkiye””de basına yansıdı ve büyük gurur kaynağı oldu ailem için.

* Türkiye””de iş bulabildiniz mi hemen? Bulamadım. Bu kadar yabancı dil biliyorum, üniversitedeyken uluslararası firmalarda staj yaptım, nasıl iş bulamam diye umutsuzluğa kapıldığım bir dönemde Garanti Bankası””ndan teklif geldi. Bankacılığı düşünmediğim halde kabul ettim. Bu dönemde Junior Chamber Genç Girişimciler Derneği, Türkiye””nin en başarılı gencini seçiyordu. Girdim ve kişisel gelişim dalında ödüle layık görüldüm; 2001 yılında Türkiye””nin ””En Başarılı Genci”” seçildim. Derken yarışmadaki jüri üyelerinden Mümin Sekman, kendi web sitesinde ””genç yaşta başarının sırrı”” diye bir yazı yazmamı istedi.

Yazdığımda da ””güzel yazıyorsun, düzenli yaz, gençleri motive et”” dedi. Bu sırada Alfa Yayınevi de yabancı dille ilgili bir kitap yazdırmak istiyor. Bana teklif edildi. 6 ayda bitirdim kitabı. Çok edebi yazan bir insan değilim, konuşur gibi, kendim gibi yazıyorum. Ünlüler nasıl öğrenmiş, başarılı insanlar nasıl yapmışlar, ben nasıl 5 dil öğrendim, bütün bunları hikayelerle anlattığım için kitap çok sevildi. Görsel basında da çıkmaya başladım, patronum Ferit Şahenk beni TV””de görmüş, yanına çağırdı. Neler yapmak istediğimi sordu. Böylece NTV””ye geçtim.

* Ne yaptınız televizyonda? Muhabirlikle başladım. İş adamlarıyla konuşuyordum. Böylece ikinci kitap fikri doğdu.

* Yani işadamlarıyla görüştüğünüz için size mi kaldı bu kitabı yazmak? Evet, bana kaldı! Yabancı dilde bana mı kalmıştı? Baktım, herkes bir şekilde paradan konuşuyor, zengin olmak istiyor. Sadece iş adamlarının hayatlarını yazsaydım, biyografik bir kitap olacaktı. Ben Türkiye””nin ihtiyaçlarını düşünüyorum. Küçüklüğümden beri başarıya inanan, başarıyı seven bir insanım. Ben insanları başarılı kılmayı, motive etmeyi, gençlerin potansiyellerini kullanmasını istiyorum. Ben başarımla sivrilebiliyorsam bu tamamen başarıya odaklı bir insan olmamdan kaynaklanıyor. Bunu diğerleri de yapabilir, bunu göstermek için yazıya döküyorum.

* Böyle şeyleri öğretmek için pedagoji eğitimine ihtiyacınız yok mu? Öyle yazan kitaplar insanları ne kadar motive ediyor, orası sorgulanmalı. Yabancı dille ilgili bu şekilde yazılmış bir kitap yoktu mesela.

Kaderci olursanız kaybedersiniz

Babam sokağa çıkarmazdı, yurt dışında okudum!.

* Bu ülkede zenginlikle ilgili kitap yazacak ekonomi profesörleri, ekonomi yazarları, zengin işadamları var. Bu kadar insanın arasında ciddiye alınabileceğinizi düşündünüz mü? E onlar yazmıyor! Herkes dünyaya farklı bir sebeple gelmiş. Ben insanları motive etmek istiyorum.

* Yani siz kendinizi bir motivatör olarak görüyorsunuz… Evet. Seminer verdiğimde hipnotize olmuş gibi beni dinleyen öğrencileri gördüğüm için biliyorum bunu.

* İsteğiniz Türk gençliğinin idolü olmak mı? İnşallah. Şu var: Demokrasilerde çareler tükenmez diye bir laf vardır, eğer kaderci olursanız, olmayacak bu iş diye isteklerinizi azaltırsanız o iş olmaz. Ben çok şeyin psikolojik olduğuna inanıyorum. Şu ana kadar ne istediysem olmuştur. İlk başta kafamda inanırım. Benim babam çok sertti, çok zor bir ortaokul ve lise dönemi geçirdim. Sokağa çıkmama, sinemaya gitmeme izin vermiyordu. Öyle bir babanın kızının yurtdışına gidip, üstelik üç ülkede tek başına yaşaması imkansızdı. Buna annem bile hâlâ şaşar. Ama önce ben inanıyorum. Dedim ki, “Ben kesinlikle kendimi Türkiye””de bir okula giderken hayal edemiyorum.” Böyle bir resim gözümün önüne gelmediği için kendimi hep yurtdışında okuyor gibi görüyorum.

* Kitap yazmak istemenizin perde arkasında ünlü olma isteği var mı? Benim için başarılı olmak önemli ama küçüklüğümden beri, bazı insanların ışığı vardır ya, ””sende star ışığı var”” diyor editörüm bana.

Gerçekten zengin olmak isteyen olur

* Zenginliğin öğrenilebilir olduğu sonucuna nasıl vardınız? Şansın hiç mi payı yok bu işte? Şans bunun sadece bir parçası. Zenginlik neden öğrenilir? Çünkü zengin insanların birtakım özellikleri var; girişimci ruhları var, kişisel özellikleri var. Yaptıkları işlere baktığımızda birtakım hareketleri diğer insanlardan farklı. Dolayısıyla bunlara baktığımızda biz de paramızı daha iyi yönetebiliriz, hatta fikirlerimizi paraya çevirebiliriz.

* Tamam parayı yönetmek öğrenilebilir ama ya zengin olmak? Bence öğrenilebilir. Daha çok kendi işini kurmak isteyenler için yeni bir teori koydum ortaya. Dört halkadan oluşuyor. Bir tanesinde kişi halkası var, kişinin karakteri nasıl olmalı, zengin olmak için çevresiyle ilişkileri nasıl olmalı? İkincisi maddi halka; parayı nasıl bulacak, sermaye, ortaklık gibi konular. Üçüncüsü riski nasıl alacak? Genellikle zengin insanlar risk almış insanlardır. Dördüncüsü de zaman faktörü. Dört zincir bir araya geldiğince zengin olunabilir. Türkiye””deki ve dünyadaki zenginlerin hikayeleri bu teoriye uyuyor. Bütün Türkiye nüfusunu zengin edemem zaten. Gerçekten zengin olmak isteyenler zengin olabilir. Zengin olmaya karar vermelisiniz. Bir şeye karar verirseniz, o zaten gözünüzde canlanmaya başladıkça, hayalini kurdukça gerçeğe doğru gidecektir.

Zirvedeki zenginler para için ne dedi?

İshak Alaton
Paranın iki kişiliği vardır. Birincisi, değiş tokuş aracıdır. Yiyecek, giyecek alınır. İkincisi gelecek korkunuzu yenersiniz. Ama para ötesi, para üstü bir konu daha var ki, bunu parayla satın alamazsınız. Bunun adı zevk ve keyiftir.

Kadir Has
Para benim için amaç değil araçtır. Asla paranın esiri olmadım, ona hükmettim. Zenginlik ile dürüstlüğün barışık olduğunu göstermek için büyük çaba harcadım, sonuç da aldım.

Rahmi Koç
Para mutluluk getirmez demişler; kadın demiş ki; “Volkswagan””de ağlayacağıma Rolls Royce””ta ağlayayım.” Bir muayen mali güç muhakkak lazım ama bunu abartmamak icap eder. Parayı içinize sindirmek lazım.

Ferit Şahenk
Para benim hoşlandığım bir kelime değil ama hayatın da gerçeği. Ancak para amaç değil araç olmalıdır.

Saffet Ulusoy
Paranız olunca kafanız daha iyi çalışır. Paranız varsa kendinizi daha güçlü görürsünüz. Benim gençlere verdiğim en önemli nasihat zengin olana kadar kendinden zenginlerin yaşantısına özenmemeleridir.

Asım Kibar
Paraya yatırımlarımız için ihtiyaç duyuyorum; özel yaşantım için pek fazla ihtiyaç duymuyorum. İşin başarısı parayı beraberinde getirir.

Hüsnü Özyeğin
Para ben ve eşim için, kendiniz dışında başkalarını mutlu etmek için kullanılan bir araç olduğu zaman değerlidir ve mutluluk getirir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND