Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Okul hayatı’nın başında öğrencilere ilk taktikler

Öğrenciler için, hayatta başarılı olma önerileri. Siz de okuyun, bir adım önde başlayın.

OKUL HAYATI’NIN BAŞINDA ÖĞRENCİLERE İLK TAKTİKLER

Okulların açılıp, içerisinin öğrencilerle dolmasından ortalama iki hafta gibi bir süre geçti. Okulun ilk günlerinde öğrencilerde içten bir sevinç olur ancak okulun ilk günlerinden sonra bu sevincin yerini kaygı, stres ve öğrencilere ait birtakım düşünceler alır.

Tam anlamıyla bir bilgi toplumu olma özelliğini kazanamadığımız için ve uzun dönemli stratejiler belirleme alışkanlığımızın ve sabrımızın olmadığı için okul hayatında verilen önerileri pek önemsemeyiz. Çoğunluklada zaten bu bilgiler, okul hayatının başında uzmanlar tarafından siz öğrencilere verilmez veya verilemez. Genellikle toplum olarak son dakika harekete geçme özelliğine sahibizdir. Bu nereden mi anlaşılıyor? Tabi ki ÖSS sınavına iki hafta kala tüm gazetelerin, dergilerin verdiği ders “çalışma teknikleri”, “ÖSS sınav stratejileri” eklerinden (ÖSS sınavında izlenecek yol ve yöntemlerin bu dönemde verilmesi doğru olabilir).

Gazetelerin tiraj artırmak için bunları verdiğini düşünürsek, toplum olarak son dakikalarda harekete geçme özelliğine sahip olduğumuzu anlamamız hiçte zor olmasa gerek. Peki bu ders çalışma ve okul hayatındaki başarıyı artırmak için verilen son taktikler ne kadar işinize yarayabilir ? Bu uzun bir bayrak maratonu koşusu sırasında bitişe çok aza bir mesafe kala unuttuğunuz bayrağı almak için geri dönmeye benzer. Tek bir farkla bayrak yarışında bir yarışı kaybedersiniz, okul hayatında ise bir seneyi kaybedebilirisiniz.

Bu nedenlerden dolayı okul hayatına yeni başlandığı ve okulun ilk günlerinin verdiği rehavetin azaldığı bu günlerde siz öğrenciler “ilk taktikler” verme gereği duydum.

1. Neden okul hayatında başarılı olmanız gerektiğini düşünün. Eğer okul hayatında başarılı olma nedenlerinizi belirleyemezseniz, ders çalışmak, ders dinlemek, okumak, yazmak hatta okula gitmek bile size sıkıcı ve anlamsız gelebilir. Okul hayatından zevk alamadığınız taktirde başarılı olmanız söz konusu değildir. Bu akşam kendinize söz verin. Ve “neden” bu sene okul hayatında başarılı olmanız gerektiğini belirleyip bir kağıda yazarak somutlaştırın. Daha sonra bu kağıdı her zaman görebileceğiniz bir yere asın.

2. Ders nasıl çalışır ? Ders çalışma stratejisini biliyor musunuz ? Öğrenmeyi öğrenmek nedir ? Bu soruları kendinize sorup, cevaplar aradınız mı ? Öğrencilerin bir çoğu bu soruların cevabını merak etmiştir. Ancak bu sorulara cevaplara aramaya cesaret edememiştir. Bu belki de bildikten sonra sorumluluk almaktan korkmalarından kaynaklanıyordur. Ancak bu soruların cevabını bilmek okul hayatında çok önemli bir yere sahiptir. Örneğin, bir arabayı sürmeyi öğrenmeden, arabayı hareket ettirebilirsiniz.

Ancak büyük bir ihtimalle kaldırımda duran çöp tenekelerine çarparsınız. İşte okul hayatının başında nasıl öğreneceğinizi öğrenmelisiniz ki, sene sonunda babanıza çarpmayasınız : )) daha da önemlisi hayat okulunun giriş kapısına çarparak yaralı bir şekilde bu kapıdan içeri girmeyesiniz. Eğer yanınızdan hayat okulda birileri hızla geçiyorsa bunlar “öğrenmeyi öğrenmiş” kişilerdir. Çünkü öğrenme süreci sadece okul hayatında değil, hayat okulunda da önemli bir yere sahiptir.

3. Her önemli işin başı plandır. Büyük şirketler ve hayata imzasını atmış insanlar belirledikleri hedeflere ulaşmak için kısa vadeli ve uzun vadeli stratejiler belirleyip yine bunlara ulaşmak için kısa vadeli ve uzun vadeli planlar yaparlar ve de yapmıştırlar. Okul hayatında da başarılı olmak isteyen öğrencilerde sene başında günlük, haftalık, aylık ve yıllık ders çalışma planı ve ana hedefe ulaşma stratejisi belirlemelidir. Uygulayabildiğiniz plan ve ulaştığınız ara hedefler sizi okul hayatında o kadar motive edecektir ki bu güç karşısında sizde şaşırıp kalacaksınız.

4. Sınıfta dersi dinlerken, evde ders çalışırken yoldan geçen arabaların korna sesi, simitçinin bağırma sesi, dışarıdaki çocukların gol çığlıkları, sizin o anda yapmış olduğunuz faaliyeti olumsuz yönde etkiliyorsa yani konsantrasyonunuzu bozuyorsa önünüzde sadece üç seçenek vardır: (1). Kulağınıza pamuk tıkmak sıcak havada pencerenizi kapamak böylece dersi dinlememek ve odadaki havasızlıktan dolayı yoğun baş ağrısıyla savaşmak. (2). Dışarı çıkıp bu sesi çıkaranlar ile kavga etmek.

(3). Konsantrasyon gücünüzü ve yeteneğinizi artırmak. Bunlardan seçebileceğiniz en doğru yol üçüncü yoldur. “böyle bir şey olamaz” diyenleri duyar gibiyim. Bu oldukça yanlış bir kanıdır. Çünkü insan beyninin muhteşem gücünden birisi tek bir noktaya odaklanabilmesidir. Örneğin sinemada bir film seyrederken, filmdeki aksiyon sahnelerine yoğunlaşmışsanız, arkadakilerin mısır cipsi yerken çıkardıkları garip sesleri, öndekilerin koltuklarıyla yaptıkları amansız savaşı fark etmesiniz bile. Neden ? Çünkü dikkatinizi, konsantrasyonunuzu tek bir noktaya, filme odaklamıştınız. Bu nedenle konsantrasyon gücünüzü artırıcı egzersizleri öğrenip, bunları mutlak uygulayarak beyninizi tek bir noktaya odaklamayı öğrenin.

5. Lisede öğrenim gördüğüm sıralarda arkadaşımızın evine ders çalışmak için giderdim. Arkadaşımın odasında kocaman, güzel bir araba resmi asılı dururdu. Ve bizin ders çalışmak için girdiğimiz oda birden gelecek konusundaki hayallere, o arabayla ilgili hayallere kayardı. Akşam olduğunda da bizde ne ders çalışma yönünde bir ilerleme, ne öğrenme yönünde bir ilerleme nede o arabaya ulaşabilme yönünde ilerleme olmuştu. Bu nedenle çalışma ortamınızı, çalışma arkadaşlarınızı (en önemli çalışma arkadaşınız kendi iç arkadaşınızıdır. Onun söyledikleri sizin veriminizi düşürebilir.)

Mutlak size çalışma motivasyonu ve havası verecek, konsantrasyonunuzu dağıtmayacak ve hayallere dalmanızı engelleyecek şekilde düzenleyin. Ders çalışma ortamınız mutlaka sessiz olmalı ve hayal kurmanıza neden olabilecek resim ve yazılardan arındırılmalıdır. Dersinizi, dağınık olmayan bir masada ve çok rahat olmayan bir koltukta çalışın (rahat koltuk zamanla size “hadi çok çalıştın birazda uyu” diyebilir.)

6. “alim unutur, kalem unutmaz” diye bir söz vardır. Bu söz bize bilgiyi unutmak istemiyorsan mutlaka not al demektedir. Not almak her şeyi aynen yazmak demek değildir. Not almak belirli plan ve tekniklere göre yapılmalıdır. Sağlıklı not tutabilmenin ilk koşuluda hiç kuşkusuz “etkin dinleme” dir. Bu nedenle nasıl not tutulur ? Nasıl etkili ders dinlenir? Bu sorulara cevaplar bulmaya çalışın.

7. Yatarak ders çalışma alışkanlığını varsa ve hatta böyle daha iyi anlıyorum diyorsanız bundan hemen vazgeçin. Eğer yatarak kitap okuyor, ders çalışıyorsanız, beyniniz ve fizyolojiniz zamanla kitap okurken, ders çalışırken uyu komutuna göre hareket etmeye başlar. Bu da kitabı görünce ve ders denince uykunuzun gelmesine neden olur. Eğer kitap okurken ve ders çalışırken masada dahi uykunuz geliyorsa siz yatarak kitap okuma ve ders çalışma alışkanlığına sahip bir kişisiniz demektir.

8. Bazı öğrenciler sıklıkla şunu söylerler: “çok çalıştım, gece iki ye kadar çalıştım ama sınavda yine başarılı olamadım.” Bu öğrenciler tarafından oldukça sık söylenen bir cümledir. Sınava veya sözlüye veya konu anlatımına bir gün önceden ara vermeden gece yarılarına kadar çalışıyorsanız başarılı olamazsınız. Çünkü; (1) bu çalışma alışkanlığı “tekrar” prensiplerine aykırıdır. Bir gün 8 saat çalışacağınıza 8 gün birer saat çalışırsanız daha başarılı olursunuz. (2) gece yarısına kadar ders çalıştığınız için uyku düzeninizi aniden bozmuş olursunuz. Bu da sizde fizyolojik bir yorgunluğa neden olur.

Fizyolojik yorgunluk ise stres içerisine girmenize neden olur. Stres ise düşüncelerinizin bloke olmasına, öğrenmeye çalıştıklarınızı hafızanızın “geri çağırma” işlemi süresini yerine getirememenize neden olur. Bu da bilgiyi çağıramamadan kaynaklanan unutmanın meydana gelmesine neden olur. (3) önemli bir görevinizi son güne bıraktığınız için yoğun bir kaygı yaşarsınız. Yerinde ve orantılı kaygı başarıyı sağlarken, aşırı kaygı başarısızlığa neden olur. Burada da karşımıza öğrencilik hayatında oldukça çok yaşanan “kaygı” kavramı çıkıyor. Kaygıyla baş edebilme yöntemlerini ve kaygıyı başarı kaynağı haline getirebilme yöntemlerini öğrenin ve uygulayın.

9. Arkadaşla ve ailenizle İletişim ve ilişkilerinize dikkat edin. İletişimsizlikten kaynaklanan olumsuz durumların sizin okul hayatınızdaki başarınızı etkilemesini böylece engellemeye çalışın.

10. Okul hayatında ve hayat okulunda ilk izlenimi uyandırmanın ve başarılı olmanın kriteri sınavlardır. Okul hayatındaki sınavlardan başarılı olmak isteyenler şu kuralları dikkate alarak çalışmalarına yön vermelidir. (1) öğretmeninizin düşüncesini kişilik yapısını öğrenin. (2) dersinize giren öğretmenin veya o öğretmenin branşındaki diğer öğretenlerin önceki yıllarda sorduğu soruları araştırın, öğrenin ve bu sorulara göre sınav çalışma stratejisi belirleyin.

(3) sınava bir gün kala değil en aza bir hafta kala planlı bir şekilde çalışın. (4) sına süresini bilinçli kullanın. (5) sınav sonrasındaki eksikliklerinizi görün ve çözüm yolları arayın…

Okul hayatındaki tüm öğrencilere ve hayat okulundaki “sürekli öğrenenler” başarılar….

Not: www.kigem.com’da “okul hayatı” bölümünde öğrenen herkese yardımcı olacak not tutma, etkin dinleme, ödev yapma, test çözme vb.. Bir çok konuda bilgiler verilecektir. Eğer sizinde merak ettiğiniz sorularınız varsa veya başkalarının merak ettiğine inandığınız sorularınız varsa, aynı zamanda “okul hayatı” bölümüyle ilgili soru, eleştiri ve önerileriniz varsa bunları ayildizpdr@mynet.com e,postasına gönderirseniz bu sayfada isminizi veya rumuzunuzu yayınlayarak cevaplamaya çalışacağız.

Ahmet YILDIZ
ayildizpdr@mynet.com
PDR- kigem.com Eğitim Uzmanı

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND