Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Öğrencilerin sorularına cevaplar

Öğrencilerin “okul hayatı” ile ilgili soruları PDR uzmanı ahmet Yıldız’ın yanıtları…

ÖĞRENCİLERİN SORULARINA CEVAPLAR

Ahmet YILDIZ / Psikolojik Danışman
ayildizpdr@mynet.com

SORU 1: Yurt dışında üniversite okumayı düşünüyorum. Nasıl bir yol izlemeliyim ?

CEVAP 1: Yut dışında üniversite eğitimi almaya karar vermişseniz ilk önce kararlaştırdığınız üniversite Türkiye de “denk” olarak kabul ediliyordu mu diye araştırmalısınız. Eğer yurtdışında okuduğunuz üniversite YÖK tarafından denk olarak kabul edilmiyorsa, bu diploma ile Türkiye de bir şeyler yapmanız çok zordur. Üniversitelerin denklik işlemlerini Türkiye de YÖK yürütür.

Dolayısıyla denklik konusundaki en güvenilir bilgileri YÖK ten öğrenebilirsiniz.
Yurt dışında üniversitelere öğrenci bulmaya çalışan, özel eğitim, danışmanlık şirketleri hızla artmaktadır. Bu amaçla kurulmuş şirketlerden daha ayrıntılı bilgileri alabilirsiniz. Yalnız ilk önce yurt dışı eğitimine karar vermeden önce şu sorulara cevaplar bulmaya çalışın:

1. Yurt dışında okumak para işidir. Bunun için gerekli maddi imkanınız var mı ?
2. Yurt dışına gitmeden önce askerlik tecili gibi bazı yasal işlemleri yerine getirmeye hazırlıklı mısınız ?
3. Hangi ülkede ve şehrinde öğretim görmek istiyorsunuz ? O bölgenin fiziki ve sosyal şartları konusunda bilgi edindiniz mi ?
4. TOELF veya IELTS sınavlarına girdiniz mi ? Veya kayıt yaptırdınız mı ?
5. Sizi, amaçlarınızı, hedeflerinizi ve isteklerinizi anlattığınız b,ir “essay” hazırladınız mı ?

Yurt dışında okumak isteyen kişi kabaca şöyle bir maddi harcama yapacaktır.
OKUL ÜCRETİ: En Yüksek: 19.000 $ En Düşük: 12.000 $
BARINMA VE YEMEK İHTİYACI: En Yüksek: 5.500 $ En Düşük: 3,500 $
ÖĞRETİM MATERYALLERİ: En Yüksek: 1,500 $ En Düşük: 1.000 $
KİŞİSEL HARCAMALAR: En Yüksek: 6.000 $ En Düşük: 4.000 $
TOPLAM TUTAR: En Yüksek: 32.000 $ En Düşük: 20.500 $

Size daha iyi karar vermeniz için ve gerekli bilgileri edinebilmeniz için bazı telefon ve adresler i vermekte fayda görüyorum.

1. Yüksek öğretim kurumu denklik birimi 06539 Bilken/ANKARA
TEL: 0 (312) 2987142 FAX: 0 (312) 2664744
WEB ADRES: www.yok.gov.tr

2. MEB yurt dışı eğitim ve öğretim genel müdürlüğü
TEL: 0 (312) 4182189

3. Amerikadaki üniversitelerin sırılamasının bulunduğu web adresi (İngilizce)
WEB ADRES: www.usnews.com

4. Yurt Dışı danışmanlık şirketi web adresi
WEB ADRES: www.globalvizyon.com

SORU 2: Üniversite sınavını kazanırsam ancak Liseyi bitirmemişsem durumun ne olur ?

CEVAP 2: Bir öğrenci ÖSS sonucunda bir üniversiteyi kazanmış olsa bile eğer liseyi bitirmemişse yani lise 3 te mezun olmamışsa üniversiteye kayıt olma hakkını kullanamaz. Yani üniversiteye kayıt yaptırabilmek için ana iki koşulu yerine getirmek gerekir. 1. ÖSS’ kazanmak. 2. Liseden mezun olmak.

SORU 3: Büro yönetimi ve sekreterlik bölümü son sınıf öğrencisiyim.mesleğimi beğeniyorum ama koşullar hiç hoş değil. aldığımız eğitim yeterli değil. Okul bitince ne yapacağımı bilemiyorum,bu alanda iyi bir işe sahip olmak için özelliklerinizin (İngilizce,büro aletlerini kullanma,ileri düzeyde bilgisayar vs.)olması gerekiyor. Bize bunlar yeterli düzeyde verilmedi.herhangi bir işte çalışıp kurslara gitmem gerektiğini düşündüm fakat olmuyor (maddi açıdan) ŞİMDİ BEN NE YAPMALIYIM?

CEVAP 3: Bizim gençliğimiz genellikle üniversite eğitimi sırasında tüm hayatları boyunca kendilerine gereken bilgileri alabileceklerini düşünürler. Bu oldukça yanlıştır. Üniversitelerin asıl amacı bana göre öğretmek değil, nasıl öğreneceğinin yolunu ve zevkini kişiye aşılamaktır. Bu yüzden üniversitenin yetersizliğinden değil (yayınlanan bilimsel makale açısından ülke olarak çok gerideyiz gerçi.) bizim yetersiz olmaya daha çok çalıştığımız gerçeğini kabul etmeyişimizdir. Kişiyi yeterli yapan kendi azmi, isteği ve hedefleridir.
Bir yerlere gelmek bazı fedakarlıklar ister. Bu fedakarlıklar maddi de olabilir, manevide. Başarı için fedakarlıktan asla vazgeçmemelisiniz. Şu anda sizin yapmanız gereken bence 2-3 sene tarlanızı tanımak, sürüp, tohum ekmektir. Ondan sonra hasatınızı toplamaya başlayabilirsiniz. Benim tavsiyem ilk önce okulu bitirince bir iş bulup asgari ihtiyaçlarınızı karşılayıp, kariyer basamaklarını çıkabilmeniz için gerekli kurslara, seminerlere v.b. aktivitelere katılmanızdır.

SORU 4: Ders dinlerken dikkatim çabuk dağılıyor. Bu sorunumdan nasıl kurtulabilirim ?

CEVAP 4: Derse gelmeden önce evde göreceğiniz konu ile ilgili ön hazırlık yapın. Derste cevaplarını yakalamak için bazı sorular hazırlayın. Derste öğretmen konuyu anlatırken bu soruların cevaplarını bulmaya çalışın. Böylece derste pasif dinleyici değil, aktif dinleyici olabilirsiniz. Buna rağmen dikkatiniz yine dağılıyorsa sizde konsantrasyon sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Bunun için bazı egzersizler yapmanız gerekir. Ancak uzun bir konu olduğu için burada anlatamıyorum. Ancak size bir kaynak kitap önerebilirim: Mümin Sekman, Başarı Üniversitesi, ALFA Yayınları

SORU 5: Okulda bize uygulanan sınavlar genellikle soru cevap şeklindedir. ÖSS ise test şeklindedir. Bu nedenle test sorularını çözerken nasıl bir yol izlemeliyim.

CEVAP 5: Bu konu soru-cevap kısmında işlenecek kadar kısa değil. Ancak kigem.com u takip ederseniz bu konuyla alakalı bir yazımı yakında okuyabilirsiniz.

SORU 6: Dokuz yaşında bir oğlum var normal bir zekaya sahip olduğunu biliyorum ama okulda başarısız. Evdeki çalışmalarımızda yapabildiği başarabildiği problemleri sınavlarda başaramıyor. Dersle ilgili bir şeyler anlattığımızda çok dikkatli olma çabalarını hissediyorum ama bir kaç gün sonra unutuyor. sınavlarda başarısız olması kendisini çok üzüyor ve ağlıyor ne yapacağımı nasıl davranacağımı bilemiyorum.

CEVAP 6: Çocuğunuz sınavlarda aşırı bir heyecan yaşıyor olabilir. Başarısızlık korkusu da olabilir. Siz anne babası olarak onu her ne olursa olsun seveceğinizi ona hissettirin. Bunun yanı sara sizin farkında olmadığınız veya olmak istemediğiniz bir takım sorunları da olabilir. Bunun için onu mutlaka bir psikolojik danışmana götürmenizde fayda vardır.

SORU 7: Ben küçük yeğenimden bahsetmek istiyorum. 4 yaşında bir kız çocuğu 3 aydır kreşe gidiyor. Tabi gitmek denilirse sabahları gitmemek için elinden geleni yapıyor.Olgun bir insan gibi davranıyor. Kalabalık çocukların bulunduğu ortamda çocukları seyretmekten kendisi eğlenemiyor ve kekemelik problemi ile karşı karşı karşıyalar. Bazı bazı tabi. %20’lik bir kekemelik mevcut. Web sitenizdeki kekemelik ile ilgili yazınızı okudum. Bu konuda tavsiyelerinizi de alabilir miyim?

CEVAP 7: Bu yaşlardaki çocuklarda akıcı konuşma bozukluğu halk tabiriyle kekemelik sorunu bu çocuklarda olması normaldir. Çünkü çocukların düşünme hızı konuşma hızlarından daha hızlıdır. Buda çocukta akıcı konuşma bozukluğuna neden olabilmektedir. Bu durumda size ve ailesine önerilerimiz şunlardır.

1. Çocuğunuz konuşurken onu dikkatle dinleyin. Gözleriniz onda olsun. Yüzünüzde endişeli veya gerilimli bir ifade olmamasına özen gösterin.

2. Çocuğunuz konuşurken sabırla bitirinceye kadar bekleyin. Sözünü kesmeyin. Bitirdikten sonra acele cevap vermeyin. Çocukla olan diyalogunuz telaşlı bir hava içinde geçmesin.

3. Sürekli soru sormaktan vazgeçin. Sorularınız “EVET,HAYIR”veya kısa ifadelerle yanıtlanabilir olsun. Kendi arzusuyla konuşmaya baslarsa ona istediği kadar zaman tanıyın.

4. Onunla konuşurken kullandığınız ses tonuna da dikkat edin. Bazen kelimelerle ifade etmediğinizi ses tonunuz ele verir.

5. Gündelik hayatiniz çok konuşmalı mi geçiyor? Dinlenmeye ve gevşemeye zaman kalmıyor mu? Çocuğunuz ne yalnız kalmalı, ne de aşırı bir telaş ve koşuşma içinde yaşamalı. Sakin bir yaşayışı olmalı.

6. Davranış ve tutumunuz çocuğu utanç ,suçluluk ve yetersizlik duyguları içine itmemeli. Çocuk kendisini reddedilmiş, itilmiş, hor görülmüş hissetmemeli. Bu gibi duyguların oluşturduğu endişeler sonradan kekemelik olarak ortaya çıkabilir

7. Çocuğunuza zaman ayırın.

8. Çocuğunuzla elinizden geldiğince birlikte olmaya çalışın. Nasıl konuşursa konuşsun sizin için değerli olduğunu, konuşma seklinin ve düzeninin önemli olmadığını çocuğa hissettirin.

9. Okuma konusunu bitirdikten sonra,çocuğun cümleleri tekrarlamasına bazen de hikayeyi kendi sözleriyle size anlatmasına izin verin. Kitap hakkında soru sormaktan kaçını.

10. Çocuğunuzun dil ve konuşmayla ilgili deneyimleri zevk verici olsun. Konuşmasını kızmak, azarlamak, cezalandırmakla değil mutluluk veren olaylarla destekleyin.

Bu konuyla ilgili kigem.com da yeni yazı hazırlayacağım.
Kreşe gitmek istememizin nedeni ise eve aşırı bağlaması veya kreşte yaşadığı veya yaşacağını düşündüğü olaylar olabilir.

SORU 8: 1,5 yaşında bir oğlumuz var ve yaşından beklenmedik davranış ve becerilerde bulunuyor. Bu nedenle bir zeka testi yaptırmak istiyoruz. İstanbul ve İzmir de zeka testi yaptırabileceğimiz yerlerin isim, adres ve telefonlarına ulaşmamız için bize yardımcı olabilirseniz memnun oluruz.

CEVAP 8: Çoğunlukla aileler çocuklarını diğer çocuklardan daha akıllı görme eğilimindedir. Bu nedenle objektif bir değerlendirme yaptığınızı sanmıyor. Daha objektif değerlendirme yapılabilmesi için çocuğunuzu bir psikolojik danışmana götürmenizde fayda olduğu kanısındayım. Her ilde Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı rehberlik araştırma merkezlerinde gerekli testler uygulanmaktadır. Ancak size ön bilgi vermesi açısından üstün zekalı çocukların özelliklerini vereyim.
Üstün zekalı veya üstün yetenekli çocukların özellikleri

• Gelişiminin tüm aşamalarında yaşıtlarının ilerisindedirler.
• Erken yürür, erken konuşur, okumayı erken yaşta öğrenirler.
• Hep soru sorarlar, meraklıdırlar.
• Zihinsel ve fiziksel olarak büyük bir enerjiye sahiptirler.
• Ayrıntılara olağanüstü dikkat ederler.
• Zengin sözcük hazinesine sahiptirler.
• Kelimeleri doğru telaffuz ederler, yerli yerinde kullanırlar ve akıcı konuşurlar.
• Çabuk öğrenme, kavrama ve akılda tutma özellikleri vardır.
• Uzun süre dikkatlerini bir konu üzerinde yoğunlaştırabilirler.
• Karışık problemler çözmekten hoşlanırlar.
• Sorumluluk duyguları kuvvetlidir.
• Yaratıcılık ve mucitlik özellikleri vardır.
• Espri yetenekleri vardır.
• Başkalarıyla kolayca işbirliği yaparlar

SORU 9: merhaba Ahmet Bey ben Konya Selçuk üniversitesi muhasebe bölümü öğrencisiyim bu haftaki işletme becerileri dersinde kigem de yayınlanmış yazılarınızı kullanmak için sizden almak istiyorum eğer bana yardımcı olursanız çok sevinirim şimdiden size çok teşekkür ederim iyi günler.

SORU 10: Merhaba sitede bugün yazılarınızı okudum. Doğu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde master yapıyorum. Ödevim var ilgili kaynaklarınızdan yararlanmama izin verirseniz sevinirim. Acaba bana kaynaklarınızı ulaştırabilir misiniz. Ya da nasıl ulaşacağımı söyleyebilir misiniz ? Teşekkür ederim. tuğçe

CEVAP 9 – 10 : Yazılarımızı sitemizden indirebilirsiniz. Ancak kigem.com’ u kaynak olarak göstermeniz gerekmektedir. Size elimizden geldiğince kigem.com ekibi olarak yardıma açığız.

NOT: Sorularınız için ayildizpdr@mynet.com e-postasını kullanabilirsiniz. Bazı sorulara ve cevaplara bu bölümde yer veremiyoruz. Soruları yayınlanmayan ziyaretçilerimiz diğer soru cevaplar yazılarında kendi sorularına yakın soruları bulabileceklerdir. Bazı sorular ise kısaltılmıştır. Soruyu soranların isimleri kigem.com da yayınlanacağı zaman çıkarılmaktadır.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND