Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Öğrenci koçluğu nedir?

Başarısız öğrenci yoktur! Sadece kendine ve öğrenme yeteneğine güvenmeyen öğrenci vardır. Herkesin kendine özgü bir potansiyeli var. Bu potansiyeli fark ederek ortaya çıkarmak öğrenci koçluğu çalışmasının özünü oluşturmaktadır. Peki, öğrenci koçluğu nedir? İşte cevabı…

Başarısız öğrenci yoktur! Sadece kendine ve öğrenme yeteneğine güvenmeyen öğrenci vardır. Herkesin kendine özgü bir potansiyeli var. Bu potansiyeli fark ederek ortaya çıkarmak öğrenci koçluğu çalışmasının özünü oluşturmaktadır. Peki, öğrenci koçluğu nedir? İşte cevabı…

ÖĞRENCİ KOÇLUĞU HANGİ YÖNTEMLERLE BAŞARI GETİRİR?

Öğrenci koçluğu, derslerden yüksek not alma veya sınav kazanma odaklı değil, öğrenciyi kazanma odaklı yapılan bir koçluk çalışmasıdır.

Ancak hem öğrenci koçluğu kavramı hem de öğrenci koçu olduğunu iddia eden kişilerle ilgili açıklanması gereken bazı doğrular ve giderilmesi gereken bazı yanlış anlaşılmalar vardır.

Öğrencilerin kendilerini tanımaları, güçlü yanlarını ve yeteneklerini keşfetmelerini, hedef koymalarını sağlamaya ve kaynaklarını daha iyi kullanabilmelerine yönelik, yol haritası ve eylem planı yapmalarına destek sağlayan hizmettir.

Tamamen kişinin özelinde oluşturulacak, gizlilik ve etik değerler çerçevesinde sunulan bir programdır.

Öğrencinin okul başarısını artırmayı,

Kendine uygun hedefler seçmesini,

Etkin çalışmayı öğrenmesini,

Zamanı önceliklerini seçerek kullanmasını,

Güçlü yönlerini açığa çıkartması ve kullanmasını,

Doğru iletişim kurmasını,

Kendine güvenini geliştirmesini hedefler.

Her birey başarılı olmak hayallerini gerçekleştirmek ister. Başarılı olmak için, açık, net ve ulaşılabilir hedefler belirlemeli, belirlenen hedeflere odaklanmalı ve hedefleri gerçekleştirmek için azimli olunmalıdır. Hedef belirlemeden başarılı olmak zordur.

Çoğu zaman özellikle küçük yaştaki öğrenciler vaktini bilgisayar başında oyun oynayarak geçirmeyi, ders çalışmaya tercih eder. Hayattaki hedeflerinden biri de çocuklarının başarısını görmek olan anne-babalar bu durumdan şikayet eder, çocuğu oyunu bırakıp ders çalışması konusunda yönlendirir. Oysaki, gelişme çağındaki çocukların ders çalışmak kadar oyun oynamaya, yaşıtlarıyla zaman geçirmeye de ihtiyacı vardır. Aynı sınıfta okuyan iki öğrenciden günde sadece 2 saat ders çalışan biri, günde 10 saat ders çalışan diğer bir öğrenciden daha başarılı olabilir. Bu noktada önemli olan, zamanın nasıl kullanıldığıdır. Verimli kullanılmayan saatler boyunca masa başında oturmak, öğrenciye fayda sağlamayacağı gibi derslerden daha fazla sıkılmasına da yol açabilir. Burada koçun görevi, öğrencinin kişisel özelliklerine en uygun ders çalışma stilini bulmasını ve zamanı verimli planlamayı öğrenmesini sağlamaktır.

Hiçbir çocuk için hayat okuldan ve derslerden ibaret olmamalıdır. Koç, öğrencinin, okul yaşamını ve hayatının diğer alanlarını düzenlemesinde çözüm odaklı yaklaşımlarda bulunmasına yardımcı olur, içsel dünyasında farkındalığını artırır. Ders ve okul başarısının yanı sıra, hayat başarısı konusunda yöntem ve yön gösterir.

Böylelikle öğrencinin yeni bakış açıları geliştirerek kendini daha iyi tanımasına yardımcı olur.

Öğrenci koçu, öğrencinin;

• Kendini tanımasını ve yönetebilme becerisini geliştirmesini sağlar.
• Kendine uygun hedefler seçmesini sağlar. Belirlenen hedeflere ulaşmak için doğru bir strateji belirlemesine yardımcı olur.
• İstek ve ihtiyaçlarını doğru bir biçimde belirlemesine olanak sağlar.
• Sınırlayıcı düşünce kalıplarından kurtularak olumlu düşünce kalıpları geliştirebilmesinin yollarını belirlemesini sağlar.
• Etkin çalışmayı öğrenmesine yardımcı olur.
• Zaman yönetimini gerçekleştirebilmesini, etkili bir program oluşturabilmesini ve bu programa uyma disiplini geliştirmesini sağlar.
• Doğru soruları sorma becerisini geliştirerek farkındalığını arttırır, böylelikle güçlü yönlerini açığa çıkartması ve kullanmasını sağlar.
• Ailesi, arkadaşları, öğretmenleri ve çevresindeki diğer tüm bireylerle etkin bir paylaşım ve iletişim ortamının oluşturulmasına yardımcı olur.
• Dersleri, eğlence isteği ve hobileri arasında denge kurabilmeyi öğrenmesini ve uygulayabilmesini sağlar. Ve böylelikle daha dengeli, mutlu, özgüvenli, başarılı olmasının yollarını açar.

İlkokul çağındaki bireylere koçluk yapmak, yetişkinlerle çalışmaya kıyasla elbette daha zordur. Zira bir yetişkin, koçluk almak için size gelmişse muhtemelen kendi isteğiyle gelmiştir. Hayatta ilerlemek istediği, kendini geliştirmek istedi ve hedeflerine ulaşmayı amaçladığı için koça başvurmuştur. Ancak bir ilkokul öğrencisi size gelmişse, çok muhtemeldir ki, anne-babasının isteğiyle, hatta belki de zorlamasıyla gelmiştir. Bulunmak istemediği bir yerde olmaya zorlanan herkesin yapacağı gibi başta, öğrencilerin büyük kısmı da süreci dışlar, koçunu benimsemekten uzak davranışlar sergiler. Öğrenci koçluğunun zorluğu buradan gelir. Bu yüzden koçun, genç öğrenciye zaman tanıması ve onun kendisini rahat hissedeceği aşamaya gelene dek, ekstra dikkat göstererek sabırla yaklaşması gerekir.

Öğrenci koçluğu sürecinde zaman zaman anne-babaya da koçluk yapmak gerekebilir. Herkes çocuğunun başarılı olmasını ister. Kendi ayakları üzerinde durabilmesine yetecek bir hayata sahip olmasını ister. Bunun yolununsa sınavlarda en yüksek puanları alması olduğunu düşünür. Ancak çok yüksek puan almanın yolu öğrencinin tüm sosyal hayatını bir kenara koyarak ders çalışması değildir.

Bir öğrencinin başarılı geleceği için;

Önemli olan çok çalışmak değil, doğru ve etkili çalışmaktır.

Önemli olan sadece sınav ve okul başarısı değil, hayat başarısıdır.

Önemli olan hırslanarak yarışmak değil, kendimizi tanıyarak, kendi gücümüzü kullanmaktır. Çünkü; kendini daha iyiye taşıyan herkes yarışın birincisidir.

Önemli olan başkalarının istediği gibi biri olmak değil, içimizdeki cevheri ortaya çıkarabilmektir.

Önemli olan öğrenmek değil, öğrendiklerimizi uygulayabilmek, gerçekten olmak istediğimiz insan olabilmektir.

Her birimiz, içinde büyük bir potansiyel ile doğarız. Bu potansiyeli fark ederek ortaya çıkarmak, öğrenci koçluğu çalışmasının özünü oluşturur.

Her öğrenci kendi içinde farklı algılama, görüş, öğrenme biçimi ve davranış biçimine sahiptir.

Her birey, farklı ihtiyaçlar ve çözümsel yaklaşımlar içinde yön bulur.

Ona öğüt vererek, nasihat ederek bunu yapamayız. Ona doğru sorular sorarak, kendi cevaplarıyla kendi yönünü bulmasına yardımcı olabiliriz.

Türkiye’de eğitim sistemi daha fazla öğretim ağırlıklıdır. Bu nedenle örgün eğitimde öğrencilerin kimliklerini bulma,  yeteneklerini saptama, isteklerini, amaçlarını, hedeflerini tespit etmelerinde ve sosyal kişiliklerini oluşturmalarında yeterince çalışma yapıldığını söylemek güçtür. Bu eksiklik öğrencilerin motivasyon güçlerini, azimlerini, kendi temsil sistemlerini, çalışma yöntemlerini, özgüvenlerini, becerilerini, dengelerini, performanslarını doğru yönlendirme ve kullanma konusunda kesinlikle aile ve okul dışında başka bir yol arkadaşına ihtiyaç duymalarına yol açmıştır.

Öğrencinin doğuştan gelen özelliklerinin ve temel aile yapısının üzerine kendi öz kimliğini oluşturma sürecinin en önemli dönemini yaşarken oluşan yalnızlık ve yöntemsizlik ilerideki hayatında çeşitli krizlerle karşısına çıkacaktır. Pek çok insan, hayatının orta yerlerinde yorulup, yürüdüğü yolun kendisine ait olmadığını düşünmeye başlar. Oysaki şekillenme sürecinde eğitimli danışmandan profesyonelce yardım alanlar daha doğru yöntemleri uygulayarak bu süreci başarıyla atlatırlar.

Öğrenci Koçu, öğrencinin kendi özbenliğini tanımasını sağlayıp, öğrenme teknikleri, hedef belirleme teknikleri, hızlı okuma ve okuduğunu anlama teknikleri ve diğer uygulama teknikleriyle, öğrencinin yaşama entegre olmasını, yolunu en baştan doğru çizmesini sağlar.

Çocuklarının öğrenci koçlarıyla çalışmasını isteyen anne babaların dikkatli olmasında fayda var. Her alanda olduğu gibi koçlukta da profesyonelleri “okullu” ve “alaylı” diye ayırmak mümkün. Hem yurtdışında hem de ülkemizde koçlukla ilgili eğitimler veren pek çok kurum olduğu gibi herhangi bir eğitim almadan veya kaliteli ve yetkin bir eğitim almadan bu işe girişip tecrübe eden koçlar da var. Koçluk eğitimi alan koçlarla çalışmak isteyen anne-babalara önerim, koçun sertifikasını görmek istemeleri olacak. ICF (Uluslararası Koçluk Federasyonu) gibi yüksek geçerliliğiyle bilinen akredite kurumlardan eğitim alan bir koç, çocuğunu emanet edecek anne babaların daha rahat etmesini sağlar.

Sektördeki kavram kargaşasına da dikkat etmekte fayda var. Kimilerine göre öğrenci koçu veya eğitim koçu çocuğun tüm derslerine yardımcı olan, günde kaç soru çözeceğini, kaç saat çalışacağını, neyi yapması gerektiğini söyleyen bir öğretmen. Kısacası ‘şunu şöyle, bunu böyle yap’ diyen biri. Dolayısıyla velilerin bir öğrenci koçundan (eğitim koçundan) beklentileri de bu yönde olabilmekte.

Fakat öğrencilerin en çok sıkıldığı şeylerden biri, başkalarının onlara neyi nasıl yapacağını sürekli söylemeleri olur. Okuldaki ve dershanedeki öğretmenleri, anne, baba gibi herkes neyi nasıl yapacağını hatırlatır. Öğrencinin etrafında şunu yap bunu sakın yapma diyen bir dolu insan vardır ve bundan çok sıkılmıştır.

Öğrenci koçu; öğrenciye neleri nasıl yapacağını söylemekten çok, öğrencinin durumunu tespit edip hedeflerini ve hayat amaçlarını belirlemesine yardımcı olur. Bu hedeflere ulaşması için koç, öğrenci ile birlikte seçenekler üretir.

Kabul gören, sevildiğini hisseden, bulunduğu durumun ve nereye ulaşmak istediğinin farkında olan bir birey, başarılı ve mutlu olacaktır. Öğrenci koçu, öğrencisinin sınav-okul-kabul görme-ergenlik vb. durumlarla mücadelesinde yol arkadaşıdır

Öğrenci koçu, bu yolculukta öğrencinin yoluna ışık tutar.

Başarısız öğrenci yoktur. Her öğrencinin farklı bir öğrenme stili, algılama şekli ve gelişmiş zeka tipi vardır. Her öğrencinin matematik zekası çok iyi olacak diye bir kaide yoktur. Kimi öğrencinin sosyal zekası, kiminin sanat zekası ya da spor zekası gelişmiş olabilir.

Öğrenci koçu olarak, öncelikle öğrencinin bireysel farklılıkları dikkate alınmalıdır. Hiçbir öğrenci başarısız değildir. Belki de çalışması, başarması için kendince geçerli bir sebebi yoktur. Çok ders çalıştığını sanıyordur, fakat zamanı yönetmeyi bilmiyordur. Ders notları düşük olduğu için de çevresindekiler onu başarısız görüyordur. Ve bu da öğrencinin her konuda kendini başarısız hissetmesine, özgüvenini kaybetmesine sebep oluyordur.

Ders notlarının düşük olması, öğrencinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Ders notlarının düşük olmasının veya ders çalışmamasının altında yatan sebepler vardır. Öğrenci koçu, bu sebepleri tespit eder. Bu sebepler tespit edilmezse “çocuğum hem dershaneye gidiyor, hem de özel ders alıyor ama ilerleme olmuyor” cümlesi sıkça duyulur.

Öğrenci genellikle henüz kişiliği oluşma aşamalarında bulunan, yaşı itibarı ile duygusal ancak duygularını kontrol edemeyen, kendi kendine düşünmeye başlamamış, aldığı etkilere ancak tepki verebilen bir insandır. Eleştiriye değil hemen her zaman için motivasyona ve olumlu desteğe gereksinim duyan bir insandır.

Öğrenci Koçluğu almayı düşünen öğrencilerin aşağıdaki soruları kendilerine sormalarını öneriyorum:

Konsantrasyonunuz yeterli mi? Daha iyi odaklanmak ister misiniz?

Keyifli olarak başarıya odaklanmak ister misiniz?

Sınav stresi ve kaygısı yaşıyorsanız, kontrol gücü sizde olsun ister misiniz?

Hedefinizi netleştirmek ve ne istediğinize tam olarak karar vermek ister misiniz?

Başkalarının sizi kontrol etmesi yerine, siz kendi kendinizi kontrol etmek, yönetmek ister misiniz?

Bu sorulara verilen yanıtlar, öğrencinin koçluk çalışmasına ne kadar yatkın olduğunu belirleyen faktörleri de gösterir.

Özetle, kötü öğrenci yoktur! Sadece kendine ve öğrenme yeteneğine güvenmeyen öğrenci vardır. Hepimizin kendine özgü bir potansiyeli var. Bu potansiyeli fark ederek ortaya çıkarmak öğrenci koçluğu çalışmasının özünü oluşturur.

Kaynak: www.my-koc.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND