Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ofislerde feng shui rüzgarı esiyor…

Bill Gates, Donald Trump, Madonna gibi dünyaca ünlü isimlerin takipçisi olduğu Feng Shui öğretisi Türkiye””de de hızla yayılıyor. İki yıl önce Türkiye””de iş ve sanat dünyasının tanınmış simalarının önem vermesiyle popüler olmaya başlayan Feng Shui bugün manavından, eczanesine kadar birçok esnafın da para kazanmak için bel bağladığı bir çıkış yolu oldu…

ofislerde feng shuı, ofis tasarımları, feng shuı

Bir dükkan düşünün… Merkezi bir semtte, işlek bir caddenin üzerinde. Geniş ve kullanışlı. İçinde çok iddialı ürünler satılıyor. Çok iyi hizmet veriliyor. Ancak bir türlü iş yapmıyor. Daha sonra başka girişimciler aynı dükkanda başka ürünlerle ve hizmetlerle şansını deniyor. Ancak onlar da başarılı olamıyor. Dükkan işleyen bir caddenin üzerinde olmasına rağmen ne gelen var ne giden… 5 bin yıllık Feng Shui öğretisi bunun nedenini şöyle açıklıyor: Her mekanın kendi şansı var.

Bu şans mekanların konumuna göre değişiyor. Çevresindeki yolların akış yönü, köprüler, camiler, mezarlar gibi birçok etken şans üzerinde etki oluyor. Feng Shui işte bu noktada devreye giriyor. Mekanın tüm özellikleri belirlendikten sonra, Feng Shui öğretisine göre yeniden tasarlanıyor. Masadan, aynaya kadar birçok eşyanın yeri Feng Shui””ye göre değiştiriliyor. Bu değişikliğin ise mekanın şansını ve bereketini artırdığına inanılıyor. İşte bu felsefe son dönemde iş dünyasını etkisi altına aldı.

Türkiye””de iki yıldan bu yana popülaritesi giderek artan Feng Shui işadamlarının yanı sıra esnaflar arasında da yayılmaya başladı. Malezya””da öğrendiği Feng Shui felsefesini Türkiye””de evlere ve iş yerlerine taşımak için 2000 yılında Işıl Alfar ile birlikte Feng Shui Dünyası adında şirket kuran Ferda Ünsal, “Feng Shui için taleplerin yüzde 40””ının iş yerlerinden, yüzde 60””ının ise evlerden geliyor. Her yıl ortalama 20-25 kadar esnafın dükkanını tasarlar hale geldik. Bu esnafların arasında ise en büyük talep eczanelerden geliyor” diyor.

Feng Shui””ini Türkiye””deki ünü sadece İstanbul ile sınırlı kalmamış. Ferda Ünal, Feng Shui için Bursa, İzmir, Ankara ve Antalya””dan da çok talep geldiğini söylüyor.

Camcının işleri düzeldi

Feng Shui””nin esnaf arasında kulaktan kulağa yayıldığını söyleyen Işıl Alfar ise müşterileri arasında Beşiktaş””ta bir cam imalathanesi bile olduğunu söylüyor.

Alfar, şöyle devam ediyor: “Beşiktaş””ta işlek bir cadde üzerinde bir cam imalathanesi vardı. Dükkanın son 10 yılda işleri bozulmuş. Zaman içinde dükkanın bakımı ihmal edilmiş. Renkler solmuş. Kapıdan içeri girdiğiniz andan itibaren sizi davet eden değil iten bir ortam var. İlk olarak hem mekanın hem de mağaza sahibinin analizlerini yaptık.”

Tüm bunların yaparken bir taraftan da camcının komşularını da incelediklerini belirten Alfar, “Komşu dükkanların da işlerinin iyi olmadığını öğrendik. Birinde de kavga sorunu vardı. Cam imalatçısı duvarlarına aynalar asmıştı. Aynalar pencere görevi gördüğünden asılı olduğu duvarın arkasındaki olumsuzlukları da içeri alıyorsunuz. Dolayısıyla komşularınızda olumsuzluklar sizi de etkiliyor. Aynaları kaldırdık. Temizlik ve boya yapıldı. Boyanırken de dükkan sahibini özelliklerinden yola çıkıldı. Dükkan çekici hale geldi. Masanın konumu değişti. Çünkü tam kapı açıldığında masa karşıdaydı. Tuvaletin kapısını bir perde ile bloke edildi. Bitkiler yerleştirdik. 2 ay sonra ””Allah razı olsun”” diye dükkan sahibinden bir telefon aldık” diyor.

Erkekler de ilgi gösteriyor

Ferda Ünal, Türkiye””de Feng Shui””nin 2000 yılında dikkat çekmeye başladığını ancak asıl patlamayı 2004 yılında yaptığını belirtiyor. İlk başlarda Feng Shui””ye sadece kadınların ilgi gösterdiğini belirten Ferda Ünal, “2000 yılında birçok seminer vermeye başladık. Seminerlere katılanların yüzde 90””ı kadındı. Katılımcı erkekler ise ya tıp dünyasındandı ya inşaat mühendisi mimardı. 2004””ten sonra erkekler de Feng Shui konusunda bilinçlenmeye başladı. Katılımcı erkeklerin sayısında ciddi artış oldu. Kadınlar önceden kocalarından gizli evlerine Feng shui yaptırıyordu. Sonra hayatlarındaki olumlu gelişmeleri görünce kocalarına anlatmaya başladılar. Erkekler de kendi iş yerlerine uygulatmaya başladı. Bugün müşteri portföyüne baktığımız da kadın erkek müşteri talebi aynı düzeyde. Üniversiteye hazırlanan öğrencilerden de çok talep var” diye konuştu.

Sektör dağılımına bakıldığında ise Feng Shui””ye lojistik, teknoloji, bankacılık, sigorta ve tıp talepte başı çekiyor.

Yolun karşısında işyerinin şansı yüksek değil

Mekanın büyüklüğüne göre Feng Shui””nin maliyeti de değişiyor. Tek kişilik bir ofis için Feng Shui danışmanlık maliyeti 400-600 YTL””den başlayıp, 3 bin YTL””ye kadar çıkıyor. Bu rakam, ofiste yapılacak tadilatlarla daha da yukarı çıkıyor.

Ofis ya da mağazanın içinin tasarlanmasına, kişilik ve mekan analizinden sonra başlanıyor. Önce işyerinin konumuna bakılıyor. Yolların gelişi, binanın sağında solunda arkasında neler var? Köprüler nereden geçiyor. Cami, kilise, mezarlık var mı?

“Yolların geliş yönü çok önemli” diyor Ünal ve devam ediyor: “Yollar bedenimizdeki damarlarımız gibi. Oradan akan bize hayat veren bir enerji var. Yolları da aynı o şekilde düşünüyoruz. Yolun direkt tam karşısında olan bir işyerinin şansı çok yüksek değil. Yol işyerinin üzerinize akıyorsa güzel bir enerji vermez. Sonra binanın içine giriyoruz. Kendimizi binanın içine nasıl yerleştireceğiz ona bakıyoruz. Mekan analizi yapıldıktan sonra orada oturacak kişinin özellikleri incelenerek bir rapor hazırlanıyor. Ve eşyaların nasıl konumlandırılacağını tespit ediyoruz.”

İşlerimde fark edilir kımıldama oldu

Mozaik Reklam””ın sahibi Mukkades Akça da ofisini Feng Shui””ye göre tasarlamış. “Ofisimi bereket ve bolluk olsun diye Feng Shui””ye göre tasarlamaya bir yıl önce karar verdim. İş yerimden önce evimi Feng Shui””ye göre dizayn etmiştim. Aynaları çıkardık, masaların yönünü değiştirdik. Birkaç rötüş yaptırdık. Şimdi sonuçlarını görüyorum. İşlerimizde de muazzam bir kımıldama oldu” diyor.

FENG SHUİ UZMANINDAN ÖNERİLER

Satış bölümünde turuncu finans merkezinde mavi renk kullanın

* Ofiste kapıya ve pencereye dönük oturmayın. Başka şekilde konumlanamıyorsanız, pencereye bir perde ya da jaluzi kullanın.

* Masanız kapının tam karşısında da olmamalı. Kapıdan gelen enerji direkt masanıza geliyor. Sırtınıza sağlam yere vereceksiniz.

* Açık ofis sistemde çalışanlar yüz yüze, sırt sırta oturulmamalı. Sürekli bir insanla bakışmak olumlu bir enerji akışı vermiyor.

* Koridorun sonundaki odalarda dik enerjinin tehdidi altında. Dik enerjiyi kesmek için duvarlara ya da koridorlara resimler asın.

* Kapıdan gelip dik şekilde masaya gidilmemeli. Ofisinize gelip giden insanlar da enerji bırakır. Onların enerjileri de dik gelmemeli. Hafif dans eder gibi masaya gelecek şekilde ofisi tasarlayın.

* Su elementi çok önemlidir. Bereketin, paranın sesidir. Su akvaryum ya da siyah renklerle kullanılıyor. İş ortamında iş stresini bastırmak için siyah kullanılıyor. Çok siyah kullanmak da iş motivasyonunu düşürebilir.

* Ofiste bitkilerin olması da çok önemli. Büyük kaktüs çiçeklerinin ofis ortamında olması iyi değil. Ama küçük kaktüs olabilir. Çünkü elektromanyetik dalgaları alıyor.

* Çok güneşi bloke edin: Fazla güneş alan ofislerde fazla enerji var demektir. Bunu dengelemek gerekir. Bir jaluzi ile güneş ışınlarını kesmek gerek.

* Sivri köşeler sivri kolonların önünü kesin. Bunların önünü bitkilerle ya da dolaplarla yumuşatın.

* Satışı hızlandırmak için satış departmanında turuncu, kırmızı gibi canlı renkleri kullanın. Finans merkezleri de mavi olmalı.

* Havalandırma çok önemli. Ofise taze hava girmeli.

* Tuvalet kapısı ile ofis kapısı birbirine bakmamalı. Tuvaletler negatif enerjinin biriktiği ortamlardır.

Feng Shui öğretisine göre bir ofis nasıl dizayn ediliyor?

Bir ofis Feng Shui öğretisine göre dizayn edilirken yapılan mekan analizinin yanı sıra ofisi kullanacak kişinin de özellikleri incelenerek bir rapor hazırlanıyor.

Bu noktada kişinin doğum yeri ve tarihi büyük önem taşıyor. Ferda Ünal, 3 Mart 1956 doğumlu işadamı için yaptıkları çalışmayı örnek göstererek şunları anlatıyor: “1956 doğumlu

işadamı bir maymun erkeği. Maymun burcunun elementi metal. 1956 ise ateş yılı. Elementleri bulduktan sonra bunların özelliklerine bakmak lazım. Maymun burcunun yönü kuzeybatıdır. Metalin rengi beyaz, gri, altın, gümüş, bronz, krom. Elementlerin bir de gücünü azaltan, yok eden ya da artıran döngüler var. Metal elementinin gücünü artırmak istiyoruz. Bu da toprak elementidir. Çünkü metal toprağın altında oluşuyor. Toprağın renkleri ise açık sarı, bejdir. Bu doneleri toplayarak, dengeli bir şekilde o mekanda uygulamaya koyduk.”

2006 inşaat, eğlence sektörünün şanslı yılı

””Tarih tekerrürden ibarettir” atasözü Feng Shui öğretisinde büyük bir yere sahip. Zamanında çok iyi kayıtlar tutan Çinliler, yaşadıklarına bakarak 12 yılda bir benzer olayların yaşandığı sonucuna varmış. Örneğin, bir yıl çok kuraklık olduysa 12 yıl sonra yine benzer bir kuraklık yaşandığını görmüşler. Ferda Ünal, “Durum böyle olunca 12 yılda bir öngörü yapabiliyorsunuz. Dolaylı olarak size ne getireceğini kestirebiliyorsunuz” diyor.

Ferda Ünal, sektörlerin bu yılki şanslarını da yorumluyor. Ünal””a göre bu yıl ateş ve toprak yılı. Bu nedenle emlak, inşaat, eğlence, restoran, elektrik ve seramik sektörü için bu yıl şanslı bir yıl olacak. Telekom””un şansı ise pek iyi değil. Bankacılık için de riskli bir dönem.

Kaynak: www.haberturk.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND