Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ofislerde feng shui rüzgarı esiyor…

Bill Gates, Donald Trump, Madonna gibi dünyaca ünlü isimlerin takipçisi olduğu Feng Shui öğretisi Türkiye””de de hızla yayılıyor. İki yıl önce Türkiye””de iş ve sanat dünyasının tanınmış simalarının önem vermesiyle popüler olmaya başlayan Feng Shui bugün manavından, eczanesine kadar birçok esnafın da para kazanmak için bel bağladığı bir çıkış yolu oldu…

ofislerde feng shuı, ofis tasarımları, feng shuı

Bir dükkan düşünün… Merkezi bir semtte, işlek bir caddenin üzerinde. Geniş ve kullanışlı. İçinde çok iddialı ürünler satılıyor. Çok iyi hizmet veriliyor. Ancak bir türlü iş yapmıyor. Daha sonra başka girişimciler aynı dükkanda başka ürünlerle ve hizmetlerle şansını deniyor. Ancak onlar da başarılı olamıyor. Dükkan işleyen bir caddenin üzerinde olmasına rağmen ne gelen var ne giden… 5 bin yıllık Feng Shui öğretisi bunun nedenini şöyle açıklıyor: Her mekanın kendi şansı var.

Bu şans mekanların konumuna göre değişiyor. Çevresindeki yolların akış yönü, köprüler, camiler, mezarlar gibi birçok etken şans üzerinde etki oluyor. Feng Shui işte bu noktada devreye giriyor. Mekanın tüm özellikleri belirlendikten sonra, Feng Shui öğretisine göre yeniden tasarlanıyor. Masadan, aynaya kadar birçok eşyanın yeri Feng Shui””ye göre değiştiriliyor. Bu değişikliğin ise mekanın şansını ve bereketini artırdığına inanılıyor. İşte bu felsefe son dönemde iş dünyasını etkisi altına aldı.

Türkiye””de iki yıldan bu yana popülaritesi giderek artan Feng Shui işadamlarının yanı sıra esnaflar arasında da yayılmaya başladı. Malezya””da öğrendiği Feng Shui felsefesini Türkiye””de evlere ve iş yerlerine taşımak için 2000 yılında Işıl Alfar ile birlikte Feng Shui Dünyası adında şirket kuran Ferda Ünsal, “Feng Shui için taleplerin yüzde 40””ının iş yerlerinden, yüzde 60””ının ise evlerden geliyor. Her yıl ortalama 20-25 kadar esnafın dükkanını tasarlar hale geldik. Bu esnafların arasında ise en büyük talep eczanelerden geliyor” diyor.

Feng Shui””ini Türkiye””deki ünü sadece İstanbul ile sınırlı kalmamış. Ferda Ünal, Feng Shui için Bursa, İzmir, Ankara ve Antalya””dan da çok talep geldiğini söylüyor.

Camcının işleri düzeldi

Feng Shui””nin esnaf arasında kulaktan kulağa yayıldığını söyleyen Işıl Alfar ise müşterileri arasında Beşiktaş””ta bir cam imalathanesi bile olduğunu söylüyor.

Alfar, şöyle devam ediyor: “Beşiktaş””ta işlek bir cadde üzerinde bir cam imalathanesi vardı. Dükkanın son 10 yılda işleri bozulmuş. Zaman içinde dükkanın bakımı ihmal edilmiş. Renkler solmuş. Kapıdan içeri girdiğiniz andan itibaren sizi davet eden değil iten bir ortam var. İlk olarak hem mekanın hem de mağaza sahibinin analizlerini yaptık.”

Tüm bunların yaparken bir taraftan da camcının komşularını da incelediklerini belirten Alfar, “Komşu dükkanların da işlerinin iyi olmadığını öğrendik. Birinde de kavga sorunu vardı. Cam imalatçısı duvarlarına aynalar asmıştı. Aynalar pencere görevi gördüğünden asılı olduğu duvarın arkasındaki olumsuzlukları da içeri alıyorsunuz. Dolayısıyla komşularınızda olumsuzluklar sizi de etkiliyor. Aynaları kaldırdık. Temizlik ve boya yapıldı. Boyanırken de dükkan sahibini özelliklerinden yola çıkıldı. Dükkan çekici hale geldi. Masanın konumu değişti. Çünkü tam kapı açıldığında masa karşıdaydı. Tuvaletin kapısını bir perde ile bloke edildi. Bitkiler yerleştirdik. 2 ay sonra ””Allah razı olsun”” diye dükkan sahibinden bir telefon aldık” diyor.

Erkekler de ilgi gösteriyor

Ferda Ünal, Türkiye””de Feng Shui””nin 2000 yılında dikkat çekmeye başladığını ancak asıl patlamayı 2004 yılında yaptığını belirtiyor. İlk başlarda Feng Shui””ye sadece kadınların ilgi gösterdiğini belirten Ferda Ünal, “2000 yılında birçok seminer vermeye başladık. Seminerlere katılanların yüzde 90””ı kadındı. Katılımcı erkekler ise ya tıp dünyasındandı ya inşaat mühendisi mimardı. 2004””ten sonra erkekler de Feng Shui konusunda bilinçlenmeye başladı. Katılımcı erkeklerin sayısında ciddi artış oldu. Kadınlar önceden kocalarından gizli evlerine Feng shui yaptırıyordu. Sonra hayatlarındaki olumlu gelişmeleri görünce kocalarına anlatmaya başladılar. Erkekler de kendi iş yerlerine uygulatmaya başladı. Bugün müşteri portföyüne baktığımız da kadın erkek müşteri talebi aynı düzeyde. Üniversiteye hazırlanan öğrencilerden de çok talep var” diye konuştu.

Sektör dağılımına bakıldığında ise Feng Shui””ye lojistik, teknoloji, bankacılık, sigorta ve tıp talepte başı çekiyor.

Yolun karşısında işyerinin şansı yüksek değil

Mekanın büyüklüğüne göre Feng Shui””nin maliyeti de değişiyor. Tek kişilik bir ofis için Feng Shui danışmanlık maliyeti 400-600 YTL””den başlayıp, 3 bin YTL””ye kadar çıkıyor. Bu rakam, ofiste yapılacak tadilatlarla daha da yukarı çıkıyor.

Ofis ya da mağazanın içinin tasarlanmasına, kişilik ve mekan analizinden sonra başlanıyor. Önce işyerinin konumuna bakılıyor. Yolların gelişi, binanın sağında solunda arkasında neler var? Köprüler nereden geçiyor. Cami, kilise, mezarlık var mı?

“Yolların geliş yönü çok önemli” diyor Ünal ve devam ediyor: “Yollar bedenimizdeki damarlarımız gibi. Oradan akan bize hayat veren bir enerji var. Yolları da aynı o şekilde düşünüyoruz. Yolun direkt tam karşısında olan bir işyerinin şansı çok yüksek değil. Yol işyerinin üzerinize akıyorsa güzel bir enerji vermez. Sonra binanın içine giriyoruz. Kendimizi binanın içine nasıl yerleştireceğiz ona bakıyoruz. Mekan analizi yapıldıktan sonra orada oturacak kişinin özellikleri incelenerek bir rapor hazırlanıyor. Ve eşyaların nasıl konumlandırılacağını tespit ediyoruz.”

İşlerimde fark edilir kımıldama oldu

Mozaik Reklam””ın sahibi Mukkades Akça da ofisini Feng Shui””ye göre tasarlamış. “Ofisimi bereket ve bolluk olsun diye Feng Shui””ye göre tasarlamaya bir yıl önce karar verdim. İş yerimden önce evimi Feng Shui””ye göre dizayn etmiştim. Aynaları çıkardık, masaların yönünü değiştirdik. Birkaç rötüş yaptırdık. Şimdi sonuçlarını görüyorum. İşlerimizde de muazzam bir kımıldama oldu” diyor.

FENG SHUİ UZMANINDAN ÖNERİLER

Satış bölümünde turuncu finans merkezinde mavi renk kullanın

* Ofiste kapıya ve pencereye dönük oturmayın. Başka şekilde konumlanamıyorsanız, pencereye bir perde ya da jaluzi kullanın.

* Masanız kapının tam karşısında da olmamalı. Kapıdan gelen enerji direkt masanıza geliyor. Sırtınıza sağlam yere vereceksiniz.

* Açık ofis sistemde çalışanlar yüz yüze, sırt sırta oturulmamalı. Sürekli bir insanla bakışmak olumlu bir enerji akışı vermiyor.

* Koridorun sonundaki odalarda dik enerjinin tehdidi altında. Dik enerjiyi kesmek için duvarlara ya da koridorlara resimler asın.

* Kapıdan gelip dik şekilde masaya gidilmemeli. Ofisinize gelip giden insanlar da enerji bırakır. Onların enerjileri de dik gelmemeli. Hafif dans eder gibi masaya gelecek şekilde ofisi tasarlayın.

* Su elementi çok önemlidir. Bereketin, paranın sesidir. Su akvaryum ya da siyah renklerle kullanılıyor. İş ortamında iş stresini bastırmak için siyah kullanılıyor. Çok siyah kullanmak da iş motivasyonunu düşürebilir.

* Ofiste bitkilerin olması da çok önemli. Büyük kaktüs çiçeklerinin ofis ortamında olması iyi değil. Ama küçük kaktüs olabilir. Çünkü elektromanyetik dalgaları alıyor.

* Çok güneşi bloke edin: Fazla güneş alan ofislerde fazla enerji var demektir. Bunu dengelemek gerekir. Bir jaluzi ile güneş ışınlarını kesmek gerek.

* Sivri köşeler sivri kolonların önünü kesin. Bunların önünü bitkilerle ya da dolaplarla yumuşatın.

* Satışı hızlandırmak için satış departmanında turuncu, kırmızı gibi canlı renkleri kullanın. Finans merkezleri de mavi olmalı.

* Havalandırma çok önemli. Ofise taze hava girmeli.

* Tuvalet kapısı ile ofis kapısı birbirine bakmamalı. Tuvaletler negatif enerjinin biriktiği ortamlardır.

Feng Shui öğretisine göre bir ofis nasıl dizayn ediliyor?

Bir ofis Feng Shui öğretisine göre dizayn edilirken yapılan mekan analizinin yanı sıra ofisi kullanacak kişinin de özellikleri incelenerek bir rapor hazırlanıyor.

Bu noktada kişinin doğum yeri ve tarihi büyük önem taşıyor. Ferda Ünal, 3 Mart 1956 doğumlu işadamı için yaptıkları çalışmayı örnek göstererek şunları anlatıyor: “1956 doğumlu

işadamı bir maymun erkeği. Maymun burcunun elementi metal. 1956 ise ateş yılı. Elementleri bulduktan sonra bunların özelliklerine bakmak lazım. Maymun burcunun yönü kuzeybatıdır. Metalin rengi beyaz, gri, altın, gümüş, bronz, krom. Elementlerin bir de gücünü azaltan, yok eden ya da artıran döngüler var. Metal elementinin gücünü artırmak istiyoruz. Bu da toprak elementidir. Çünkü metal toprağın altında oluşuyor. Toprağın renkleri ise açık sarı, bejdir. Bu doneleri toplayarak, dengeli bir şekilde o mekanda uygulamaya koyduk.”

2006 inşaat, eğlence sektörünün şanslı yılı

””Tarih tekerrürden ibarettir” atasözü Feng Shui öğretisinde büyük bir yere sahip. Zamanında çok iyi kayıtlar tutan Çinliler, yaşadıklarına bakarak 12 yılda bir benzer olayların yaşandığı sonucuna varmış. Örneğin, bir yıl çok kuraklık olduysa 12 yıl sonra yine benzer bir kuraklık yaşandığını görmüşler. Ferda Ünal, “Durum böyle olunca 12 yılda bir öngörü yapabiliyorsunuz. Dolaylı olarak size ne getireceğini kestirebiliyorsunuz” diyor.

Ferda Ünal, sektörlerin bu yılki şanslarını da yorumluyor. Ünal””a göre bu yıl ateş ve toprak yılı. Bu nedenle emlak, inşaat, eğlence, restoran, elektrik ve seramik sektörü için bu yıl şanslı bir yıl olacak. Telekom””un şansı ise pek iyi değil. Bankacılık için de riskli bir dönem.

Kaynak: www.haberturk.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND