Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ofislerde feng shui rüzgarı esiyor…

Bill Gates, Donald Trump, Madonna gibi dünyaca ünlü isimlerin takipçisi olduğu Feng Shui öğretisi Türkiye””de de hızla yayılıyor. İki yıl önce Türkiye””de iş ve sanat dünyasının tanınmış simalarının önem vermesiyle popüler olmaya başlayan Feng Shui bugün manavından, eczanesine kadar birçok esnafın da para kazanmak için bel bağladığı bir çıkış yolu oldu…

Bir dükkan düşünün… Merkezi bir semtte, işlek bir caddenin üzerinde. Geniş ve kullanışlı. İçinde çok iddialı ürünler satılıyor. Çok iyi hizmet veriliyor. Ancak bir türlü iş yapmıyor. Daha sonra başka girişimciler aynı dükkanda başka ürünlerle ve hizmetlerle şansını deniyor. Ancak onlar da başarılı olamıyor. Dükkan işleyen bir caddenin üzerinde olmasına rağmen ne gelen var ne giden… 5 bin yıllık Feng Shui öğretisi bunun nedenini şöyle açıklıyor: Her mekanın kendi şansı var.

Bu şans mekanların konumuna göre değişiyor. Çevresindeki yolların akış yönü, köprüler, camiler, mezarlar gibi birçok etken şans üzerinde etki oluyor. Feng Shui işte bu noktada devreye giriyor. Mekanın tüm özellikleri belirlendikten sonra, Feng Shui öğretisine göre yeniden tasarlanıyor. Masadan, aynaya kadar birçok eşyanın yeri Feng Shui””ye göre değiştiriliyor. Bu değişikliğin ise mekanın şansını ve bereketini artırdığına inanılıyor. İşte bu felsefe son dönemde iş dünyasını etkisi altına aldı.

Türkiye””de iki yıldan bu yana popülaritesi giderek artan Feng Shui işadamlarının yanı sıra esnaflar arasında da yayılmaya başladı. Malezya””da öğrendiği Feng Shui felsefesini Türkiye””de evlere ve iş yerlerine taşımak için 2000 yılında Işıl Alfar ile birlikte Feng Shui Dünyası adında şirket kuran Ferda Ünsal, “Feng Shui için taleplerin yüzde 40””ının iş yerlerinden, yüzde 60””ının ise evlerden geliyor. Her yıl ortalama 20-25 kadar esnafın dükkanını tasarlar hale geldik. Bu esnafların arasında ise en büyük talep eczanelerden geliyor” diyor.

Feng Shui””ini Türkiye””deki ünü sadece İstanbul ile sınırlı kalmamış. Ferda Ünal, Feng Shui için Bursa, İzmir, Ankara ve Antalya””dan da çok talep geldiğini söylüyor.

Camcının işleri düzeldi

Feng Shui””nin esnaf arasında kulaktan kulağa yayıldığını söyleyen Işıl Alfar ise müşterileri arasında Beşiktaş””ta bir cam imalathanesi bile olduğunu söylüyor.

Alfar, şöyle devam ediyor: “Beşiktaş””ta işlek bir cadde üzerinde bir cam imalathanesi vardı. Dükkanın son 10 yılda işleri bozulmuş. Zaman içinde dükkanın bakımı ihmal edilmiş. Renkler solmuş. Kapıdan içeri girdiğiniz andan itibaren sizi davet eden değil iten bir ortam var. İlk olarak hem mekanın hem de mağaza sahibinin analizlerini yaptık.”

Tüm bunların yaparken bir taraftan da camcının komşularını da incelediklerini belirten Alfar, “Komşu dükkanların da işlerinin iyi olmadığını öğrendik. Birinde de kavga sorunu vardı. Cam imalatçısı duvarlarına aynalar asmıştı. Aynalar pencere görevi gördüğünden asılı olduğu duvarın arkasındaki olumsuzlukları da içeri alıyorsunuz. Dolayısıyla komşularınızda olumsuzluklar sizi de etkiliyor. Aynaları kaldırdık. Temizlik ve boya yapıldı. Boyanırken de dükkan sahibini özelliklerinden yola çıkıldı. Dükkan çekici hale geldi. Masanın konumu değişti. Çünkü tam kapı açıldığında masa karşıdaydı. Tuvaletin kapısını bir perde ile bloke edildi. Bitkiler yerleştirdik. 2 ay sonra ””Allah razı olsun”” diye dükkan sahibinden bir telefon aldık” diyor.

Erkekler de ilgi gösteriyor

Ferda Ünal, Türkiye””de Feng Shui””nin 2000 yılında dikkat çekmeye başladığını ancak asıl patlamayı 2004 yılında yaptığını belirtiyor. İlk başlarda Feng Shui””ye sadece kadınların ilgi gösterdiğini belirten Ferda Ünal, “2000 yılında birçok seminer vermeye başladık. Seminerlere katılanların yüzde 90””ı kadındı. Katılımcı erkekler ise ya tıp dünyasındandı ya inşaat mühendisi mimardı. 2004””ten sonra erkekler de Feng Shui konusunda bilinçlenmeye başladı. Katılımcı erkeklerin sayısında ciddi artış oldu. Kadınlar önceden kocalarından gizli evlerine Feng shui yaptırıyordu. Sonra hayatlarındaki olumlu gelişmeleri görünce kocalarına anlatmaya başladılar. Erkekler de kendi iş yerlerine uygulatmaya başladı. Bugün müşteri portföyüne baktığımız da kadın erkek müşteri talebi aynı düzeyde. Üniversiteye hazırlanan öğrencilerden de çok talep var” diye konuştu.

Sektör dağılımına bakıldığında ise Feng Shui””ye lojistik, teknoloji, bankacılık, sigorta ve tıp talepte başı çekiyor.

Yolun karşısında işyerinin şansı yüksek değil

Mekanın büyüklüğüne göre Feng Shui””nin maliyeti de değişiyor. Tek kişilik bir ofis için Feng Shui danışmanlık maliyeti 400-600 YTL””den başlayıp, 3 bin YTL””ye kadar çıkıyor. Bu rakam, ofiste yapılacak tadilatlarla daha da yukarı çıkıyor.

Ofis ya da mağazanın içinin tasarlanmasına, kişilik ve mekan analizinden sonra başlanıyor. Önce işyerinin konumuna bakılıyor. Yolların gelişi, binanın sağında solunda arkasında neler var? Köprüler nereden geçiyor. Cami, kilise, mezarlık var mı?

“Yolların geliş yönü çok önemli” diyor Ünal ve devam ediyor: “Yollar bedenimizdeki damarlarımız gibi. Oradan akan bize hayat veren bir enerji var. Yolları da aynı o şekilde düşünüyoruz. Yolun direkt tam karşısında olan bir işyerinin şansı çok yüksek değil. Yol işyerinin üzerinize akıyorsa güzel bir enerji vermez. Sonra binanın içine giriyoruz. Kendimizi binanın içine nasıl yerleştireceğiz ona bakıyoruz. Mekan analizi yapıldıktan sonra orada oturacak kişinin özellikleri incelenerek bir rapor hazırlanıyor. Ve eşyaların nasıl konumlandırılacağını tespit ediyoruz.”

İşlerimde fark edilir kımıldama oldu

Mozaik Reklam””ın sahibi Mukkades Akça da ofisini Feng Shui””ye göre tasarlamış. “Ofisimi bereket ve bolluk olsun diye Feng Shui””ye göre tasarlamaya bir yıl önce karar verdim. İş yerimden önce evimi Feng Shui””ye göre dizayn etmiştim. Aynaları çıkardık, masaların yönünü değiştirdik. Birkaç rötüş yaptırdık. Şimdi sonuçlarını görüyorum. İşlerimizde de muazzam bir kımıldama oldu” diyor.

FENG SHUİ UZMANINDAN ÖNERİLER

Satış bölümünde turuncu finans merkezinde mavi renk kullanın

* Ofiste kapıya ve pencereye dönük oturmayın. Başka şekilde konumlanamıyorsanız, pencereye bir perde ya da jaluzi kullanın.

* Masanız kapının tam karşısında da olmamalı. Kapıdan gelen enerji direkt masanıza geliyor. Sırtınıza sağlam yere vereceksiniz.

* Açık ofis sistemde çalışanlar yüz yüze, sırt sırta oturulmamalı. Sürekli bir insanla bakışmak olumlu bir enerji akışı vermiyor.

* Koridorun sonundaki odalarda dik enerjinin tehdidi altında. Dik enerjiyi kesmek için duvarlara ya da koridorlara resimler asın.

* Kapıdan gelip dik şekilde masaya gidilmemeli. Ofisinize gelip giden insanlar da enerji bırakır. Onların enerjileri de dik gelmemeli. Hafif dans eder gibi masaya gelecek şekilde ofisi tasarlayın.

* Su elementi çok önemlidir. Bereketin, paranın sesidir. Su akvaryum ya da siyah renklerle kullanılıyor. İş ortamında iş stresini bastırmak için siyah kullanılıyor. Çok siyah kullanmak da iş motivasyonunu düşürebilir.

* Ofiste bitkilerin olması da çok önemli. Büyük kaktüs çiçeklerinin ofis ortamında olması iyi değil. Ama küçük kaktüs olabilir. Çünkü elektromanyetik dalgaları alıyor.

* Çok güneşi bloke edin: Fazla güneş alan ofislerde fazla enerji var demektir. Bunu dengelemek gerekir. Bir jaluzi ile güneş ışınlarını kesmek gerek.

* Sivri köşeler sivri kolonların önünü kesin. Bunların önünü bitkilerle ya da dolaplarla yumuşatın.

* Satışı hızlandırmak için satış departmanında turuncu, kırmızı gibi canlı renkleri kullanın. Finans merkezleri de mavi olmalı.

* Havalandırma çok önemli. Ofise taze hava girmeli.

* Tuvalet kapısı ile ofis kapısı birbirine bakmamalı. Tuvaletler negatif enerjinin biriktiği ortamlardır.

Feng Shui öğretisine göre bir ofis nasıl dizayn ediliyor?

Bir ofis Feng Shui öğretisine göre dizayn edilirken yapılan mekan analizinin yanı sıra ofisi kullanacak kişinin de özellikleri incelenerek bir rapor hazırlanıyor.

Bu noktada kişinin doğum yeri ve tarihi büyük önem taşıyor. Ferda Ünal, 3 Mart 1956 doğumlu işadamı için yaptıkları çalışmayı örnek göstererek şunları anlatıyor: “1956 doğumlu

işadamı bir maymun erkeği. Maymun burcunun elementi metal. 1956 ise ateş yılı. Elementleri bulduktan sonra bunların özelliklerine bakmak lazım. Maymun burcunun yönü kuzeybatıdır. Metalin rengi beyaz, gri, altın, gümüş, bronz, krom. Elementlerin bir de gücünü azaltan, yok eden ya da artıran döngüler var. Metal elementinin gücünü artırmak istiyoruz. Bu da toprak elementidir. Çünkü metal toprağın altında oluşuyor. Toprağın renkleri ise açık sarı, bejdir. Bu doneleri toplayarak, dengeli bir şekilde o mekanda uygulamaya koyduk.”

2006 inşaat, eğlence sektörünün şanslı yılı

””Tarih tekerrürden ibarettir” atasözü Feng Shui öğretisinde büyük bir yere sahip. Zamanında çok iyi kayıtlar tutan Çinliler, yaşadıklarına bakarak 12 yılda bir benzer olayların yaşandığı sonucuna varmış. Örneğin, bir yıl çok kuraklık olduysa 12 yıl sonra yine benzer bir kuraklık yaşandığını görmüşler. Ferda Ünal, “Durum böyle olunca 12 yılda bir öngörü yapabiliyorsunuz. Dolaylı olarak size ne getireceğini kestirebiliyorsunuz” diyor.

Ferda Ünal, sektörlerin bu yılki şanslarını da yorumluyor. Ünal””a göre bu yıl ateş ve toprak yılı. Bu nedenle emlak, inşaat, eğlence, restoran, elektrik ve seramik sektörü için bu yıl şanslı bir yıl olacak. Telekom””un şansı ise pek iyi değil. Bankacılık için de riskli bir dönem.

Kaynak: www.haberturk.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND