Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Nlp “pasif – agresif ruh hali”ne neden oluyor!

Ünlü ruh bilimci Prof. Dr. Nevzat Tarhan NLP”nin “pasif-agresif” ruh hastalığına neden olduğunu anlatıp, “(NLP”cilerin) bu işe soyunması berberin ameliyat yapmasına benzer!” dedi. Peki pasif- agresif ruh hali ne demektir? Fazla NLP kitabı okumuşlar “zihinlerini temizlemek için” ne yapmalı?

Bazı insanlar kendi kendilerini kandırmanın ustasıdırlar. Kişilikleri kayar sanki…

Kendilerine bir rol biçerler ve bu role inanırlar. Kişiliklerini kabul edilebilir ve edilemez diye ikiye ayırırlar. Kabul edilemez saydıkları parçayı yok sayarlar. Pasif – agresifler de bu özellik çok belirgindir.

Bütün insanlar biyolojik olarak cinsel ve saldırganlık dürtüleri ile donanmışlardır. Hepimizin utanç verici ve uygunsuz arzuları vardır. Uygunsuz dürtülere dur demeyi ve onu denetlemeyi öğrenmek kişilik gelişiminde çok önemlidir. Pasif – agresifler saldırganlık dürtülerini yanlış kullanmaktadırlar.

Kendilerini kırgın, ihanete uğramış, yanlış anlaşılmış ve suçlu hissettikleri zaman çeşitli kisveler altında saldırılar yaparlar. Yardımseverlik, iyilik severlik kisvesi altında hedef seçtiği kişiyi öfkelendirir, çıldırtabilirler. Gülerken ısıran kişilerdir bunlar.

Bir toplantıda patronuna söyleyemediği bir sorunu veya patronunun bir kusurunu, arkadaşlarına iyilik yapıyor kisvesi altında söyleyip ego doyumu sağlamaya çalışır. İlginçtir bu eylemi yaparken bu kişiler samimidirler, bilerek yapmazlar. Çünkü kişiliklerinin bu yönünü kabul etmezler. Eğer farkındalık sağlanırsa kişilik gelişimi oluşur.

Psikiyatri tanı ölçeklerinde aşağıdaki özellikler Pasif – agresif kişilik tutumunu tanımlar.

1- Sürüncemede bırakır, yapılması gereken şeyi geciktirir veya zamanında yetiştirmez.
2- Yapmak istemediği bir şeyi yapması istendiğinde kızar, surat asar veya tartışmaya girer.
3- Kasten yavaş çalışıyor veya kötü yapıyor gibi görünür.
4- Haksız yere karşı çıkar, sıklıkla itiraz eder.
5- “Unuttuğunu” öne sürerek yükümlülüklerden kaçınır.
6- Eksiklik ve yetersizlik duygusunu sıklıkla taşır.
7- Kolayca küser.
8- İnatçı olarak bilinir.
9- Başkalarından gelen faydalı tavsiyelere içlenir, bozulur.
10- Kolayca gücenir, gönül koyar.
11- Grup faaliyetlerinde kendisine düşeni yapmayarak başkalarının çabalarını boşa çıkarırlar.
12- Yetkili durumundaki kişileri anlamsız yerde eleştirirler.
13- Kendisinden üstün hissettiği kişileri küçümser, kusurlarını ararlar.
14- Vermeyi, yardım etmeyi severler.
15- Onaylama ve övgü açlığı içerisindedirler.
16- Kendilerinin başkaları için çok şey yaptığını fakat başkaların aynı iyiliği yapmadığını hep düşünürler, çoğu zaman belgelerle gösterirler.
17- Karşı tarafı öfkelendirir sonrada onu suçlar “öfkeni kontrol etmen gerekir” derler.
18- Her şeye öncelikle “hayır” deme eğilimindedir.
19- Olmamış ve söylenmemiş şeyler için gerilim çıkarmayı sıklıkla yapar.
20- Yakın çevresi yorucu ve zor kişi olduğunu söyler.
21- Yanlışlarının yanlış anlaşılmaktan ibaret olduğunu sanarlar.

Yukarıdaki özelliklerden 6 tanesine evet diyorsanız değişmeye çalışmalısınız. 11 özellik evet ise vay sizinle yaşayanların haline. Mutlaka sizin gibi olmayan bir profesyonelden yardım alınız.

NLP PASİF-AGRESİF ÖZELLİKLERİ ARTIRIYOR MU?

Popüler psikolojide insan aklının tetiklenmesi ve iç dünyasında motivasyonu artması için “insanın kendini beğenmesi” teşvik edildi. İnsanın kendisine ham iyi duyguların bilinçsizce verilmesinin bir çok sakıncalarını görmeye başladık. Pozitif düşünce bilinçli bir çerçeve içinde verilmediğinde veya kişiliği hazır olmayan bir insana verildiğinde mantık hataları yapılmaya başlandı.

Daha iyi iş için iş yerinden ayrılan, eşinden boşanan, manik bozukluk hastalığı tablosu ile psikiyatri kliniklerine başvuran olgulara sıklıkla rastlamaya başladık.

İnsana özgüven aşılayıp onu tetiklemekte kullanılan yöntem “olumluyu kabul edip olumsuzu atmak”. Bu teorik olarak çok mantıklı ama pratikte gerçekçi değil. Çünkü insan ruhu bir biri ile çelişen ve çatışan dürtü ve düşüncelerin bir karmaşasıdır. İnsan her zaman kendini iyi hissedemeyeceği gibi her zamanda kötü hissedemeyecektir.

Kendisini kötü hissettiren her dürtü ve olayı duygusal taciz olarak düşünüp onu reddetmek ve yok saymak yıkıcı bir güç haline dönüşüyor. Ortaya burnu büyük, içindeki olumsuzlukları çevreye veya geçmişindeki insanlara yansıtan pasif – agresifler çıkıyor. İnsanları iş hayatında veya özel yaşamında iyi ve başarılı yapmak için “kendini beğenmiş pasif – agresifler” ortaya çıkarılmamalıdır.

Türk Usulü Başarı :

NLP gibi popüler psikoloji ile uğraşan kişilerin bilmesi gereken şey şudur:

Asıl başarı çelişkili içgüdü, duygu, dürtü ve düşünceler yığınını işleyip, hamur haline getirip etik ve üretken bir biçimde düzenleyip kişinin ihtiyacına sunmaktır.

Böyle becerisi olmayanların bu işe soyunması berberin ameliyat yapmasına benzer.

EĞER ŞİMDİYE KADAR BİRKAÇ NLP KİTABI OKUMUŞSANIZ, NASIL KENDİNİZİ “PASİF-AGRESİF HALDEN KURTARABİLİRSİNİZ. PROF.DR. NEVZAT TARHAN BUNU DA YAZMIŞ!

Pasif – agresiflerle mücadele yöntemleri
1- İlk adım tanımak


Onların davranışlarında mantık aramaya kalkan hayal kırıklığına uğrar. Suçsuz, masum rolü oynamalarına neden olan güdüleri anlamaya çalışmak gerekir. İnsanları anlayışlı olan ve olmayan diye ikiye ayırarak, sizin ona karşı anlayışlı olmak zorunluluğunuz varmış izlenimi uyandırırlar. Böyle durumlarda onları bilmek beraber kendi amaçlarınızı da bilip unutmamanız gerekir. Yoksa bu kişileri mutlu edemezsiniz.

2- Beş kişilik övgü


En büyük sorunu onay ve övgü elde edemeyince çıkarırlar. Durmadan baş ağrıtan birisini övmek kolay değildir. Ama bu kişiler özünde iyi niyetli insanlardır ve sıklıkla güzel şeyler yaparlar. Güzel şeyler yaptıklarında beş kişilik övgü vermek onları çok tetikler ve harekete geçirir. Özenli, çalışkan, başarılı bir insan ancak böyle olurlar. Onları sevmek ve övmek en kolay seçenektir.

3- Satır aralarını okumak


Her şeye aşırı tepki verme eğilimleri nedeniyle olayları abarttığını düşünüp küçümser gibi davranılmamalıdır. İnanmış gibi bir yaklaşımla olayın gerçek yönünü araştırmak gerekir. Aynı olayı kendi ihtiyacı doğrultusunda farklı algıladıkları için muhakeme hataları yaparlar. Hemen inanırsanız büyük hatalar ve kırgınlıklar yaşayabilirsiniz. Bir çok aile içi kavga iyi niyetli pasif – agresiflerin mantık çarpıtmalarından çıkar. İş yerinde sorunları büyüten kişiler bunlardır. Sorunlara çok duyarlı ve meraklıdırlar. Böyle durumlarda onu dinlemelisiniz. İşyerini geliştirmek ve iyiye götürmek için fikirlerini alıp satır aralarını okumak gibi bir yeteneğiniz olmalıdır.

4- Almadan vermek


İyi niyetlidirler fakat farkında olmadan tuzak kurarlar. Size hep verirler, verirler. Bunun karşılığında sizde hep verirseniz onların kölesi olursunuz. Hep verirsiniz bir defa vermezseniz kötü adam olursunuz. Bunun için sınırları iyi çizin. Fazla kredi fazla esaret demektir. Yapamayacağınız veya zorlandığınız durumlarda hayır demeyi bilmelisiniz. Zamanla sizi öyle kabul etmek zorunda kalacaklardır.

5- Açık, net olmak gerekir


Doğrudan davranmak ve istediğinizi kararlı tutarlı ve devamlı vurgulamak gerekir. Kızgınlığınızı belli edin ve kızgınlığınız geçmeden sorunu çözmeye çalışmayın. Sorun odaklı değil çözüm odaklı yaklaşım tek yoldur. Saldırgan yaklaşımları onaylamadığınızı belli edin ama savunma içine girmeyin.

6- Onları değiştirmeye çalıştırmayın


Pasif – agresifler sevdiklerini; kendilerini engelleyen ve anlamayan kişiler olarak görürler. Onların bu yapılarından kurtulmanın yolu yoktur. Sadece kendi davranışınıza odaklanmalısınız. Sevgi dolu koruyucu gibi ona davranırsanız ilişki sürer. Kaybedeni olmayan bir ilişki böyle oluşur.

7- Onunla değil kendinizle savaşın


Esnek düşünme konusunda başarılı olamadıkları için görev ve sorumluluk anlayışı pasif – agresif kişilere ayrıntılı bir şekilde anlatmak gerekir. Onlarla inatlaşıp tartışırsanız haksız olduğunuz konusundaki inançları daha pekişir. Bir işin nasıl ve niçin öyle olduğu ayrıntılı bir şekilde anlatılması, söylenmesi kolay ama uygulaması zor bir iştir. Bunu başarırsanız başarılı ve çalışkan bir kişi kazanmış olursunuz. İyi davranışlara uzun övgülerde bulunmak en iyi mücadele biçimidir.

8- Daha az pasif – agresif olmayı öğretmek


Birinci şart değer vermektir. Sizin onay ve övgünüzü bekleyen birisine özen göstermezseniz başınızı ağrıtacak bir şeyler her zaman yapacaktır.

İkinci şart cezadan kaçmaktır. Çünkü işe yaramaz. Ceza durumunda davranışları düzeltme değil açıklama çabasına girerler. Ceza insanda suçluluk duygusu uyandırmak için verilir. Pasif – agresif kişilerde suçluluk duygusuna ihtiyaç yoktur. Kurallara uymayan böyle bir kişiye, yaptığı işin sonucunu yaşatmak yeterlidir. Bu ceza değil bedelini vermektir. İşi savsaklamışsa telafi planları önüne sunmak gibi bir işi sakın siz yapmayın veya başkasına yaptırmayın.

Üçüncü şart hatalarını yüzüne vurmamaktır. Nefret, düşmanlık duygularını sıklıkla yaşarlar. Nedenini ve kaynağını bilseniz bile söylemeniz gerekmez. Duyarlı olduğunuzu, onları anlamaya çalıştığınızı bilmeleri yeter. Sorun odaklı değil çözüm odaklı düşünmeyi onlara öğretmelisiniz.

Dördüncü şart dikkatli konuşmaktır. Yanlışlarını yanlış anlaşılmaktan ibaret saydıkları için hep açıklama halindedirler. Sinirli konuşmaları sözlü taciz olarak algılarlar. Yapılması gereken bir şeyi ona ihtiyacınız olduğunu hissettirerek rica ederseniz çok işe yarar. Onlarla nötr kelimeler seçerek konuşun yoksa hemen savunmaya geçerler. “Sen dili” değil “Ben dili” çok işe yarar. “Sen şöyle yapıyorsun” yerine ” Bence böyle olmalı” daha etkileyicidir.

9- Dedikoduya dikkat


Size kızdıkları zaman pasif mücadele yolunu seçerler. Hastalanır, küser, surat asarlar. Sizin hakkınızda başkaları ile konuşarak, yanlış anladıkları sözlerinizi anlatarak rahatlamaya çalışırlar. Onların bu tutumlarına sessiz kalmak çok yanlıştır. Onu yalnız olarak bu tutumlarından rahatsız olduğunuzu hissettirmelisiniz. Eğer yanınızda çalışan bir elemansa iş disiplininden taviz vermeden rahatsızlığınızı belli etmelisiniz. Pasif huysuzlukları ona avantaj sağlamamalıdır. İşi savsaklamasına fırsat verirseniz yöneticilikten istifa etmeniz daha doğru olur.

PROFESYONEL YARDIM


Pasif – agresif kişilerin olumsuz duygularının farkındalığını sağlayıp kabullenmelerini önermek çok yararlıdır. Bu olumsuz duygularını ifade edebilmeleri çözüm yolunu açar.

Ego doyumu olarak saldırganlık dürtülerini, kin, öfke, kıskançlık, düşmanlık gibi duygularını başkalarına yönelten kendilerine yakıştırmayan bu kişiler önce değişmeyi istemelidirler.

Psikodinamik psikoterapi tekniklerindeki kendilerinden hiçbir değişim talep etmeyen sadece boşalım odaklı psikoterapiler bu kişilerin çok hoşuna gider. Fakat kalıcı rahatlık sağlamaz. Kişinin kendisi ile yüzleşmesini, olumsuz yönlerini sorgulamasını sağlamak psikoterapinin ana hedefi olmalıdır.

Bu kişiler mantık duygu ayrımını iyi yapamadıkları için ne düşündüğü ile ne hissettiğinin ayrımını öğrenmeleri gerekir.

Bir pasif – agresife kendisini sorgulamayı ve değişimi öğretebilirseniz amacınıza ulaştınız demektir. Ne istediğini bilen kişi pasif – agresiflikten çıkmış demektir.

Sonuç olarak böyle bir kişi ile beraber olmak zorundaysanız onu övün, sevin bunu yapamıyorsanız uzak durun, size kalp krizi geçirtebilirler.

Yazar: Prof.Dr. Nevzat Tarhan
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND