Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Niçin tasarrruf etmeliyiz?

Finansal açıdan tasarruf etme fikri pek sevimli gelmeyebilir. Peki mantıklı olan nedir? Geleceği düşünüp tasarruf etmek mi yoksa bugünü yaşayıp kazancımızı gelişigüzel harcamak mı? İşte kişisel ekonominizi geliştirmek için önemli tasarruf yöntemleri…

kişisel gelişim

Finansal açıdan tasarruf etme fikri pek sevimli gelmeyebilir. Peki mantıklı olan nedir? Geleceği düşünüp tasarruf etmek mi yoksa bugünü yaşayıp kazancımızı gelişigüzel harcamak mı? İşte kişisel ekonominizi geliştirmek için önemli tasarruf yöntemleri…

Zor Kazanıyoruz, Düşünmeden Harcıyoruz

Hayat pahalı, gıdaya, benzine, otomobile, elektriğe, suya sürekli zam geliyor. Böyle bir ortamda ay sonunu getirmek bile zorken tasarruf yapmak, para biriktirmek neredeyse imkansız. Fakat buna rağmen kazancın bir kısmının biriktirilmesi gerekiyor, özellikle de emekliliği düşünerek. Finans danışmanlarına bu şartlarda nasıl tasarruf yapılabileceğini sorduk, ipuçları aldık.

Mesela İstanbul’da 1+1 ev almak isteyen birinin yaklaşık 100 bin lirası olması gerekiyor. Ayda 2 bin lira kazanan bir çalışan hiçbir harcama yapmazsa 5 yılda ev sahibi olabiliyor. Kazancın tamamını ev almak için kenara ayıramayacağımıza göre harcamaların minimumda tutulması gerekiyor. Bunu yapmak da çok kolay değil. Öncelikle gelir ve giderin hesabının iyi bilinmesi gerekiyor. Eve giren para ne kadar, hangi kalemlere ne kadar harcama yapılıyor, hangileri sabit… Bunu da birkaç ay veya sene boyunca değil, sürekli yapmak gerekiyor.
Para biriktirememenin en büyük nedenlerinden biri düşünmeden harcamak, farkında olmadan fazla harcamalarda bulunup bütçeyi, yani gelir-gider dengesini tutturamamak.
Bunun önüne geçebilmek için yapılacak alışverişin ihtiyaç mı istek mi olduğuna karar vermek gerekiyor. Eğer ihtiyaç ise ve bu alışverişi yapmak zorundaysak, bu harcama bütçe dahilinde yapılmalı. Eğer bir istek ise, bunun için yeterli bir bütçenin olup olmadığını sormak gerekiyor. Yine de kararsız kalınıyorsa finans eğitmeni Yekta Nazlı, şöyle bir formül öneriyor: “Ayda 3 bin TL maaşı olan bir çalışanın (ayda 22 iş gününden günde 8 saat çalışıyorsa), saatlik ücreti 3.000/(22×8) = 17 TL’ye gelir. Bu da alacağımız ürün için kaç saat çalışmamız gerektiği ile ilgili bize bilgi verir. Misal 100 TL’lik bir istek harcaması için 6 saat çalışmamız gerektiği aşikardır. Yani o ürün 6 saatlik emeğimizin karşılığına değer mi sorusunu sormak, alışveriş kararımızı etkileyebilir diye düşünüyorum.” Tasarrufu artırmanın iki yolu olduğunu belirten Nazlı, “Bunlar geliri artırmak ve harcamaları azaltmaktır. Tasarruf etmek sıkı bir disiplin gerektirir. İnsanlar genelde aylık gelirlerinden artan tutarı tasarrufa yönlendirir. Doğru olan önce tasarruf etmek, sonra harcama yapmaktır” diyor.

Mülk nakde çevrilebilmeli
Finans, denetim, hukuk danışmanlığı veren BRG Danışmanlık Kurucu Ortağı Dr. Genco Fas, tasarrufun yatırım, yatırımın da sürekli bir ilgi gerektirdiğini belirtiyor ve zaman içinde değişen şartlar nedeniyle yatırımların sürekli gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyor: “Tüm taksit, erteleme, kredi imkanları ve ihtiyacımız olmayan şeylerin sanki hayatın en önemli yapı taşları gibi gösterilmesi tabiri caiz ise ‘ipin ucunun kaçmasına’ neden oluyor. Gerekiyorsa tasarruf yöntemi değiştirilmeli. Gerekli halde bir mülk nakde çevrilebilmeli.”

Ayda 100 lira ayırsanız…

Para yönetiminde en önemli kurallardan biri kazandığından az harcamak olduğunu belirten para danışmanı Çiğdem Atabey, para harcarken, bir yandan da emeklilik, umulmadık durumlar ya da çocuğun üniversite eğitimi için para biriktirmekten söz ediyor: “Bugün, her ay kazandığımızdan daha az harcayacağımız 100 TL’nin 1 yıl sonunda bizi nereye getireceğini gösteren basit bir hesap yapalım: Diyelim ki eve giren aylık gelir 3 bin TL. Harcamalar da 2.900 TL olsun. Her ay 100 TL artırdığınızı ve bu 100 TL’yi hiç harcamadığınızı varsayalım. Yıllık gelir: 36 bin. Gider: 34.800, kazanç: 1.200.”

Yüzdelerle hesaplayın

Kişisel finans ve para yönetimi ile en çok karşılaşılan sorun, paranın nasıl kazanılacağının değil, nasıl harcanacağının bilinmemesi. İnsanların parayı harcayış biçimleriyle zenginleştiğini ya da fakirleştiğini belirten eğitimci ve danışman Hakan Turgut bütçenin sağlıklı olması için bütçe kalemlerini yüzdelerle ifade etmeyi öneriyor. Mesela: Kira yüzde 25, gıda yüzde 25, ulaşım yüzde 10, giyim yüzde 5, tasarruf yüzde 10, faturalar yüzde 15, krediler yüzde 10, toplam yüzde 100.
Aylık bütçenin yüzde 30’u istek, yüzde 20’si birikim, yüzde 50’si ihtiyaçlar şeklinde düzenlenirse, finansal açıdan sağlıklı olunacağını belirten Finansal Okuryazarlık Derneği Başkanı Özlem Denizmen, altın kuralın gelirden fazla harcamamak olduğunu söylüyor: “Maalesef ayağını yorganına göre uzatmayınca borçtan kurtulmak mümkün değil. Bütçe yapmıyoruz. Bu sebeple harcamalarımız istek mi ihtiyaç mı bilmiyoruz. Sokağa çıkıp sorduğumuzda herkes harcamalarını bildiğini söyler. Geçen ay kıyafete ne kadar harcadınız, aylık mutfak masrafınız ne kadar? diye sorsak kimse net cevap veremez. Bunları en sağlıklı yazarak biliriz.”

Tasarruf tavsiyeleri

◊ Finansal planlarınızı uzun vadeli ve gerçekçi hedeflerle yapın.
◊ İhtiyacınız olan bütün sigortaları yaptırın ve bankada bir miktar nakit paranız mutlaka olsun.
◊ Yatırım yapmak için yüklü miktarda paranız olmasını beklemeyin. Hemen başlayın.
◊ (Mümkünse) İhtiyaçları karşılamaya 3-6 ay yetebilecek miktarda nakit paranız bulunsun.
◊ İyi bir bütçe için gelir ve giderlerinizi yazın.
◊ Bütçe ve hesaplarınızı senelik yapın.
◊ Basit tutun; çok ince detaylara girilmiş yüzlerce kalemlik bir bütçe sizi kendinden nefret ettirir.
◊ Bütçenize alacağınız harcama kalemleri temel olarak şunlar olabilir: Kredi ödemeleri, kira (kiranız en fazla aylık gelirinizin 1/4’ü kadar olsun), elektrik, su, aidat, telefon, internet, TV paketleri, mutfak giderleri, eğlence, ulaşım / benzin, giyim, kişisel bakım, tatil, eğitim masrafları, yıllık giderler (MTV, emlak vergisi, araba bakımı, sigortalar, hediyeler), birikimler.
◊ Her kalem için belli limitiniz olsun ve bütçeyi takip etmeyi alışkanlık haline getirin. Böylece 1 ay sonra geçen ayı gözden geçirirken ne kadar ve neden saptığınızı değerlendirin.
◊ Araç/konut sigortası, emlak vergisi, araç bakımı gibi az seferlik ama yüksek tutarlı ödemeler için önceden plan yapın. Gelecek senenin ödemesi için bu yıldan her ay bir kenara para atın ve ayrı bir hesapta tutun, harcamayın.
◊ Doğalgaz için yaz aylarında belli bir miktar para ayırın, kış geldiğinde yüklü ödeme yapmaktan kurtulursunuz.
◊ Bütçenizde eğitim, ev almak ya da iş kurmak için yapacağınız tasarruflar da yer alsın.
◊ Bütçeye çocuklarınızı da dahil edin.
◊ Bütçenize sadık kalın, yazılanı tutturmak önemli… Fakat meydana gelebilecek değişiklikler durumunda da gerekli esnekliği gösterin.
◊ Her kredi kartı kullanımında “Kredi kartı olmasaydı bu alışverişi yapabilir miydik?” sorusunu sorun. Eğer cevap “evet” ise, aslında kredi kartı kullanımında bir sıkıntı yok demektir.
◊ Emeklilik yılları tahmin ettiğinizden daha çabuk gelir ve daha uzun sürer. Bunun için emeklilik planlamanızı bugünden yapın.
◊ Borcunuz çoksa bunları azaltmak sonra tamamen yok etmek için bir liste yapın. Her borcunuzu, faiz miktarını ve vadesini yazın. Listenin en üstüne, en yüksek miktarı değil, en yüksek faizli borçlarınızı koyun.

Kredi kartı kullanma testi

Özlem Denizmen, kredi kartı kullan-mak için mini test yapmayı öneriyor:
Kart limitin ne kadar? Gelirinle limitin arasında uçurum olmasın.
Kaç kredi kartın var? İdeali 2 kart. O da biri bozulursa diğerini kullanmak için.
Taksit yaptırır mısın? 1 Şubat’tan itibaren taksit sayısı maksimum 9 olacak. Gıda, akaryakıt, telekomünikasyon ve altında taksit yok.
Son ödeme tarihini biliyor musun? Bu tarihi unutma. Hem faiz ödersin hem kredi sicilin kötü etkilenir.
Borcunun asgari ödemesini mi yapıyorsun? Asgari ödeme ile borç bitmez. Bu sizi borç sarmalına sokar.

Küçük tasarruf tedbirleri 

◊ Bulaşık ve çamaşır makinenizi tam dolunca çalıştırın.
◊ Tasarruflu ampuller kullanın. Gereksiz lambaları söndürün.
◊ Alışverişe çıkmadan önce liste hazırlayın ve fiyat mukayesesi yapın.
◊ Market promosyonlarını takip edin.
◊ Açken market alışverişine çıkmayın.
◊ Buzdolabının soğukluk ayarını mevsimine göre ayarlayın.
◊ Isı yalıtımlarına ve pencere izolasyonuna önem verin.
◊ Toplu taşıma araçlarını kullanmaya çalışın.
◊ Bozuk para kumbaranız olsun. Birikenlerle kendinizi ödüllendirin.
◊ 1 ay minimum standartta yaşayın. Artan paranızı yatırıma yönlendirin.
◊ Giyim harcamalarınızı sezon sonu indirimlerinden yapmaya çalışın.

Harcama yaparken düşülen 5 hata

Paramızı harcarken farkında olmadan bazı hatalar yapıyoruz. Para danışmanı Çiğdem Atabey, harcama yapılırken en çok karşılaşılan 5 hatayı sıraladı.

Duygusal harcamalar yapmak: Kendini iyi hissetmek için veya stresten, sıkıntıdan alışveriş yapmak.

Plansızlık: Borçlu kişilerin bütçeleri, emeklilik planları, kara gün paraları ve yatırım stratejileri yoktur. Ay sonundan ay sonuna yaşarlar, ani bir harcama için cevapları yine borçtur çünkü daha iyi bir planları yoktur.

Hak görmek: “Herkesin varken neden benim de markalı kıyafetlerim, son model telefonum olmasın, ben bunları hak etmiyor muyum?” diyorsanız cevabım: Evet hak ediyorsunuz, gelir gider dengenizi gözetmeniz ve ödemeniz koşuluyla.

Kredi kartını para olarak görmek: Kredi kartlarıyla sizin olmayan ve kazanmadığınız bir parayı harcarsınız. Ve bundan bankalar dışında kimsenin karlı çıktığı görülmemiştir.

Kayıt tutmamak: Kayıt tutmama, düzenli ve düzgün bir şekilde dosyalamama borç sarmalını hızlandırır. Küçük küçük biriktirip ciddi tasarruflar yapabilirken, küçük küçük harcayıp ciddi borç altına da girebilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND