Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Neden lider olmak zorundasınız?

Milyonlarca yıldır insanlar, dinî, etnik, politik, hatta müzikal takımlara katılmışlardır ve katılmaya da devam edecekler Bu bizim yaratılışımızda var. Peki tüm bu takımlara kim önderlik edecek?

Dünyanın en etkin iş dünyası uzman ve yazarlarından olan ve Mor İnek kitabıyla sanıtş rekorları kıran, Squidoo’nun kurucusu ve CEO’su Seth Godin halen dünyanın en çok ziyaret edilen ve okunan iş dünyası blogunun da sahibi.

Seth Godin. Elma yayınlarından neşredilen Mor İnek ve Bütün pazarlamacılar Yalancıdır, Timaş Yayınlarından neşredilen Büyük Mor İnek, Rota Yayınlarından neşredilen Ödülü İçinde, İzinli Pazarlama, Fikir Virüsü ve Profil Yayınlarınca neşredilen İşinizi Küçümsemeyin ve DİP adlı kitapları Türk okurlarının yakından tanıyıp ilgi gösterdiği bir isim.

Seth Godin’in son eseri Takım Oyunu geçtiğimiz günlerde son kitaplarını yayınlayan Profil yayınları arasında neşredildi. Rehberliğinize ihtiyacımız var alt başlığını taşıyan kitap hakkında fazla söze gerek yok. Seth Godin’in daha önceki kişişel gelişim ve rehberlik kitaplarında kullandığı üslup ustalığı ve sadelik bu kitap içinde geçerdi.

Özellikle ekonomik krizin dünyayı kasıp kavurduğu şu günlerde başarılı takımların ayakta kaldığı da dikkate alınırsa, Takım Oyunu’nun önemi ortada…

Haber 7 Kitap Dünyası olarak bu kitaptan sizlere göz kirası olarak, özellikle Liderlikle ilgili kısımlardan bir seçki yaptık. Çünkü iyi bir Takım Oyunu iyi bir liderle oynanır ve ayıptır söylemesi bu oyunu iyi oynayanlardan birisinin Haber 7, liderinin Ünal tanık olması da bunun en kanlı canlı örneği.

“Liderler olmadan taraftar olmaz. Siz bir lidersiniz. Size ihtiyacımız var.” diyen kitap hakkında yazar şunları söylüyor: “Bu kitap yeni bir şey anlatmaktadır. Herkes sadece bir pazarlamacı değildir, artık herkes aynı zamanda bir liderdir. Takımlardaki, gruplardaki, ortak çıkarlara sahip çevrelerdeki pat¬lama, bir farklılık oluşturmak isteyen herkesin bunu yapabileceğini göstermektedir”

İşte kitapta Seth Godin’in sizi liderliğe ikna etmeye çalıştığı bölüm:

Neden lider olmalısınız? Ve Neden Şimdi?

Bu kitapta birkaç büyük fikir bir araya getiriliyor ve bu fikirler bir araya geldiğinde ortaya karşı konulması güç bir argüman çıkıyor.

Her an her yerde takımlar oluşurken, giderek artan bir lider eksikliği ortaya çıkıyor. Size ihtiyacımız var.

Benim tezim şu:

• İlk kez bir kuruluşta sadece patron değil, herkesin önderlik etmesi bekleniyor.
• Günümüzün iş yerlerindeki yapı sayesinde bir şeyleri değiştirmek çok daha kolay ve bireylere her zamankinden daha çok güç veriliyor.
• Pazar, bir şeyleri değiştiren, dikkate değer ürün ve hizmetler oluşturan kurum ile bireyleri ödüllendiriyor.
• Bu cazip, heyecan verici, kârlı ve eğlenceli.
• Hepsinden önemlisi, aralarında bağlantı kurmanızı ve onları gitmek istediklere yere yönlendirmenizi bekleyen çalışma arkadaşlarınız, müşterileriniz, yatırımcılarınız, size inananlar ya da okurlardan oluşan bir takım dolusu insan var.

Liderlik zor değildir, ancak yıllardır bunu görmezlikten gelmek için eğitildiniz. Çok büyük bir değişim meydana getirmek için gereken yeteneklere zaten sahip olduğunuzu fark etmenize yardım etmek istiyorum. Bunun en iyi yönü şu ki, doğru işe sahip olana veya doğru organizasyonu kurana ya da şirketin basamaklarında üç basamak daha yükselmeyi beklemenize gerek yok. Hemen şu anda başlayabilirsiniz.

Liderlik Yönetmek Değildir

Lucy’i Seviyorum dizisinin klasik bölümlerinden birinde, Lucy ve Ethel şeker montaj hattında çalışmaktadırlar. Şekerler daha hızlı geldikçe, ikisi de panikler ve bu hızla başa çıkabilmek için şekerlemeleri hızla ağızlarına doldurmaya başlarlar. Lucy ve Ethel’in yönetim sorunu vardır.

Yönetim, bilinen bir işi yapabilmek için kaynakları idare etmektir. Burger King yöneticileri işe alır. Bu yöneticiler tam olarak ne yapmaları gerektiğini bilirler ve bunları gerçekleştirecek kaynaklar kendilerine en düşük maliyetle verilir.

Yöneticiler daha önce gördükleri bir süreci idare ederler ve bu süreci mümkün olduğunca hızlı ve ucuza gerçekleştirmek için dış dünyaya tepki verirler. Liderlik ise, inandığı konuda bir değişimi gerçekleştirmektir.

Kullandığım sözlük liderlik kelimesi yerine kullanılabilecek en uygun sözcüğün yönetim olduğunu söylüyor. Belki bu sözcük eskiden uygundu, ancak artık değil. Hareketlerin liderleri vardır ve hareketler bazı şeyleri gerçekleştirirler.

Liderlerin takipçileri vardır. Yöneticilerin ise çalışanları.

Yöneticiler ıvır zıvır üretirler. Liderler ise değişim.

Değişim mi? Değişim korkutucudur ve lider olacak birçok kişi için bu bir vaatten çok, bir tehdit demektir. Bu çok kötü, çünkü nerede çalışırlarsa çalışsınlar veya ne yapıyorlarsa yapsınlar, gelecek liderlerimizindir.

Kral Olmak İyidir

Aslında, istikrarlı bir dünyada kral olmak harikadır. Çok fazla ikramiye. Çok az mücadele. Krallar her zaman istikrar sağlamaya çalışmışlardır, çünü kral olarak kalmalarının en iyi yolu budur. Çevrelerinde her zaman iyi doyurulmuş ve görevleri her şeyi olduğu gibi tutmak olan saray ricacıları bulundurmuşlardır.

Monarşi, dünyayı nasıl gördüğümüzü önemli ölçüde etkilemiştir. Krallar bize güç, etki ve işleri halletme konusunda birçok şey öğretmişlerdir. Kral kendi takımını toplar ve itaati sağlamak için güç kullanır.

Krallıktan şirketlerin nasıl kurulduğunu öğrendik. Krallıktan kâr amacı gütmeyen kurumları ve diğer organizasyon türlerinin nasıl kurulacağını öğrendik. Çok yaşa Kral!….

***

… İnanacak Bir şey

Takımlar, inançla ilgilidir; bu bir fikre ve bir topluluğa olan inançtır. Takımın liderine ve diğer üyelerine duyulan saygı ve hayranlık üzerine kurulurlar.

Yaptığınız işe inanıyor musunuz? Her gün bu inancınızı koruyor musunuz? İnanç harika bir stratejidir. Neredeyse aynı anda üç şey oldu. Her üçü de (geçici olarak rahatsız edici, ancak nihayetinde harikulade olan) aynı sonuca işaret ediyor:

1. Birçok insan çok çalıştıklarının ve inandıkları bir işte çalışmanın (ve ortaya bir şeyler çıkarmanın) sadece maaş almak ve kovulmayı (ya da ölmeyi) beklemekten çok daha tatmin edici olduğunu fark etmeye başladı.
2. Birçok kuruluş, fabrika merkezli üretim ve hizmet modelinin eskisi kadar kârlı olmadığını keşfetti.
3. Birçok tüketici, parasını fabrika üretimi olmayan şeylere harcamaya karar verdi.

Ayrıca zamanlarını satışa hazır fikirler için harcamamaya karar verdiler. Tüketiciler bunun yerine zamanlarını ve paralarını modaya, hikâyelere, önemi olan ve inandıkları şeylere harcamaya karar verdiler.

Ve işte buradayız. Bir şeyler gerçekleştirebilecek güce, inandığımız işi yapma isteğine ve dikkate değer olmamız için bize yalvaran bir pazara sahip olduğumuz bir dünyada yaşıyoruz. Yine de, bu değişimlerin ortasında hâlâ saplanıp kalıyoruz.

Modası geçmiş kurallara uymaya saplanıyoruz.

Değişimi görmezden gelmekle kalmayıp, değişime karşı savaşan endüstrilere saplanıp kalıyoruz.

Patronumuzun ne diyeceği korkusuna saplanıyoruz, başımızın derde gireceğinden korkarak saplanıyoruz.

Hepsinden çok, lider olmak yerme yönetici veya çalışan biri gibi davranmaya saplanıyoruz. Bir takım yerine bir fabrikayı kucaklıyoruz.

İronik olan, tüm bu korkuların eskiden faydalı olmasıydı.

Değişim korkusu insanın hücrelerine işlemiştir, çünkü değişim riskin ilk işaretidir. Değişim korkusu geçmişte ise yarayan bir faktördü. Ne var ki günümüzde, bizi işimizde koruyan korku artık bizim düşmanımızdır; önümüzde duran engeldir…..

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND