Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Neden gülümseyemiyoruz?

neden gülümseyemiyoruz, kevın portıllo, gülümseyebilmek, azmin zaferi

Bireyin gülümseyememesi ve sabit bir yüz ifadesine sahip olması kendini ifade etmesini zorlaştırır. Peki insanlar neden gülümseyemez? İşte çoğu insanın tahmin bile edemeyeceği o çarpıcı sebepler…

Gülümseyemeyen insanlar

Gülümsemek insanın diğer insanlarla etkileşimini sağlayan en önemli araçlardan biridir. Peki, ya bunu yapamıyorsanız?

13 yaşındaki Kevin Portillo’nun evde her gün gülümseme egzersizleri yapması gerekiyor.

“Yanaklarımı esnetmem gerekiyor. Bunu iki dakika boyunca yapıyorum ve her gün yapmam gerekiyor,” diyor. Bazen çenesi ağrıyor bunları yapmaktan.

Kevin New Jersey’de doğduğunda yüzünün sol tarafında büyük bir damar tümörü vardı. Sol gözünün kapanmasına, burnunun sağa kaymasına neden oluyordu. Uzun süreli tedavi başarılı olmuş, ama insana özgü en önemli şeylerden birini yapamaz hale gelmişti: Gülümsemek.

İnsanın yüzündeki ifadeleri kontrol eden 17 çift kasın yanı sıra ağız etrafında çember şeklinde bir kas bulunuyor.

Gülümsemeyi sağlayan ise ağız kenarından şakağa doğru uzanan minör ve majör iki çift kastır.

Gülümseme bakımından cinsiyetler ve kültürler arasında fark vardır. Genellikle kadınlar daha fazla gülümser. Gülümsemenin iletişimsel bir fonksiyonu vardır; yani tek başımızayken değil, daha çok insan içinde ve onlarla iletişim halindeyken gülümseriz.

Bilim insanları, diğer yüz ifadelerine kıyasla gülümsemenin çok daha kolay tespit edildiğini gözlemliyor; ama bunun nedeni henüz bilinmiyor.

Bir insanın gülümsediğini anlamamız için 10 milisaniyelik bir görüntü yeterli oluyor. İnsanın hayatta kalması için en gerekli şeylerden biri olan korku ifadesini algılamak içinse o görüntünün 250 milisaniye görülmesi gerekiyor.

Bilim insanları, gülümseme ve kaş çatma gibi yüz ifadelerinin insanlığın dil öncesi döneminden kalma olduğunu söylüyor. İnsanda dil 100 bin yıl kadar önce gelişmeye başlamışken, yüz ifadeleri ilk insanlara kadar dayanıyor olabilir.

Ohio Üniversitesi’nde elektrik ve bilgisayar mühendisliği profesörü ve Bilgisayarlı Biyoloji ve Bilişsel Bilim Laboratuvarı kurucusu Aleix Martinez, “sözlü iletişime geçmeden önce yüzlerimizle iletişim kuruyorduk,” diyor.

2016’da dördü gülümseyen, dördü gülümsemeyen sekiz insan fotoğrafı 44 ayrı kültürde binlerce insana gösterildiğinde, insanların çoğu, gülümseyen yüzleri daha dürüst ve güvenilir bulmuştu.

Farklı kültürlerde gülümseme algısı

İsviçre, Avustralya ve Filipinler gibi bazı ülkelerde bu şekilde düşünenler ile diğerlerinin farkı oldukça büyük iken, Pakistan, Rusya ve Fransa gibi ülkelerde daha azdı. İran, Hindistan ve Zimbabve gibi ülkelerde ise gülümseyenlere ayrı bir güvenilirlik vasfı yüklenmemişti.

Bunun nedeni, yolsuzluğun yaygın olduğu ülkelerde insanların gülümseyenlere karşı güveninin azalmasına bağlanıyor.

Ayrıca eskiden gülümsemenin dindar ciddiyete yakışmadığı fikri yaygındı. Fransız Devrimi öncesinde yapılan resimlerde, ağız dolusu gülümseme sadece alt sınıflara ait bir özellik olarak algılanıyordu.

Doğu dinlerinde ise gülümseme aydınlanma ile ilişkilendirilir. Buda ve diğer dini kişilikler gülümserken resmedilir. Ama ilk Budist metinlerde de gülümsemeden Batı’daki gibi kaçınılmıştır. İsa’yı hiçbir zaman gülümserken görmezsiniz.

Nedenler farklı

Kevin’in kanser tedavisi başarıyla sonuçlanmış ama yedinci kafa siniri ölmüştü. Beyin kökünden başlayan bu sinir daha sonra yüzde dağılır. Tümörün yanı sıra Moebius sendromu da doğuştan yüz felci nedeniyle gülümseme, kaş çatma veya gözleri sağa sola çevirme imkanı vermez. Bu hastalığa sahip biri “sanki yüzünde bir maskeyle dolaşıyor gibidir”. Zihinsel bir sorunu varmış gibi algılanabilir.

Kevin ise kendi durumunu şöyle ifade ediyor: “Sol tarafımda gülümseyemiyordum, sadece sağ tarafım gülüyordu… İnsanlar niye böyle olduğumu soruyor. Onlara doğuştan böyle olduğumu söylüyorum.”

Doğuştan olmanın yanı sıra daha ileri yaşlarda yüz sinirlerinde viral enfeksiyon nedeniyle oluşabilecek geçici yüz felci durumları da söz konusu olabiliyor. Ayrıca kaza sonucu yüz kaslarının zarar görmesi veya doğuştan yarık damak sorunu da benzer sorunlar doğurabilir.

Gülümsemeyi etkileyen bir diğer rahatsızlık da inmedir. Yüzün bir tarafında sarkma ve yamuk bir gülümseme inmenin belirtilerinden biridir ve acil müdahale gerektirir. (İnmenin diğer belirtileri bir kolda uyuşma veya zayıflık hissi ile konuşma güçlüğüdür.)

Sosyal kabul görmek

Philadelphia Çocuk Hastanesi’nden Tami Konieczny, özellikle gençler açısından gülümseme veya simetrik gülümseyememe sorununun önemli olduğunu, bunun sosyal dünyalarını etkilediğini, sosyal kabul görmelerini zorlaştırdığını belirtiyor.

“İnsanlar sizin yüz ifadenizi okuyamıyorsa sosyal kabul görmek zordur. Gençler bundan çok etkileniyor. Kendi resimleri üzerinde Photoshop’la oynuyor, öyle sosyal medyada paylaşıyorlar.”

Bu sorunun tedavisi ise bir yılı aşkın bir süre içinde birçok estetik ameliyat içerebiliyor. Bazı aileler, bu konuda karar vermek için çocuklarının büyümesini bekliyor. Çocuklar kendi görünümlerinde bir sorun olduğunu anlayacakları 9-10 yaşına geldiklerinde ameliyat olmak istediğini söyleyebiliyor.

Kevin de öyle yapmış, 10 yaşındayken ameliyat olmak istemişti. Bunun uzun ve zorlu bir süreç olduğunu bildiği halde bu kararı almıştı.

Ekim 2015’te plastik cerrah Phuong Nguyen, Kevin’in sağ ayak bileğinden aldığı siniri, yüzünün normal çalışan sağ tarafına yerleştirmiş ve bir yıl boyunca orada büyümesini beklemişti (Sinirler günde yaklaşık bir mm büyüyor).

Sinir yeterince büyüyüp normal fonksiyonunu yerine getirince Ağustos 2016’da ikinci ameliyat yapıldı. Doktor Nguyen, Kevin’in sol kalçasından 12 cm’lik bir kas ile atar ve toplar damar alınıp yüzüne yerleştirdi.

Bir yıl sonra Kevin ağzının sol tarafını hareket ettirebiliyordu artık. Ama bugünkü seviyesine gelmek için çok sayıda fizik tedavisi seansına katılması gerekti.

Fiziksel rehabilitasyon göz ardı edilebiliyor, ama ameliyatın başarısını belirleyen de sonraki bu süreç oluyor aslında.

Kevin artık gülebildiği için kendisini “normal gülen diğer insanlar gibi” hissediyor. Eski utangaçlığının azaldığını ve daha aktif olduğunu söylüyor.

Yazar: Neil Steinberg
Kaynak: www.bbc.com

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et

MAKALE

Mükemmel strateji: Kullanışlı, sade ve zamana dayanıklı olmalıdır

strateji, Manşet, küçük siyah elbise, coco chanel

Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.”  Temel Aksoy, Coco Chanel’in “küçük siyah elbise’’ tasarımından ilham alınarak nasıl strateji oluşturulması gerektiğini paylaşıyor. Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerektiğini anlatıyor.

Strateji Küçük Siyah Elbise Gibi Olmalıdır

Coco Chanel, 1926 yılında Paris’te ev temizliği yapan kadınların giysilerinden esinlenerek siyah bir elbise tasarladı.  Bu “küçük siyah elbise” 20.Yüzyılın moda ikonu oldu.

Chanel’in kullandığı jarse kumaş ne penye gibi yumuşak ve vücudu sarıp giyen kadını ucuz gösteren ne o dönemde yaygın olarak kullanılan sert kumaşlar gibi kaskatıydı. Kadınlar yüksek topuklu ayakkabı ve inci kolyelerle “küçük siyah elbiseyi” davetlerde giydikleri gibi düz ayakkabılar ve bir eşarpla gündüz de giyebiliyorlardı. Siyah rengin ve jarse kumaşın modası geçmiyor, kadınlar bir kere satın aldıktan sonra elbiseyi uzun yıllar kullanıyorlardı. 

Virginia Üniversitesi Darden School profesörü Jeanne Liedtka, strateji yapanların Coco Chanel’in bu ikonik elbise tasarımından ilham almaları gerektiğini söyler.  

Strateji insanlar ve şirketlerin hedeflerine ulaşmak için seçtikleri yöntemdir. Her yöntem gibi strateji de kullanışlı olduğu ölçüde değerlidir. “Küçük siyah elbisenin” bir gece davetinde abiye, bir akşamüstü gezmesinde kadını rahat ettirmesi gibi şirketlerin sahiplendikleri stratejiler de değişen koşullarda amaca hizmet edebilmelidir. 

Ayrıca stratejinin sade ve yalın olması gerekir. Bugün çoğu şirketin web sitelerine ve toplantı odalarının duvarlarına yazdığı stratejileri anlamak mümkün değildir. Hatta bunları tasarlayıp yazanlar bile ne demek istediklerini günlük dilde anlatamazlar. Çünkü kullandıkları stratejiler çok karışık, çok karmaşık, çok dolaylıdır. Oysa mükemmel olan her strateji sade ve yalındır. Antoine de Saint-Exupery’nin dediği gibi “Mükemmellik eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkartılacak bir şey kalmadığında elde edilir.” Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesinden” çıkartılacak hiçbir parça hiçbir ayrıntı hiçbir dantel yoktur. Zarafeti saf, sade ve yalın olmasından gelir.    

Son olarak stratejinin zamana dayanıklı olması gerekir. Strateji değiştirilmez diye bir kural yoktur elbette ama iyi strateji zamana dayanıklı olandır. Eğer bir şirketin benimsediği strateji moda olan bir akımdan etkilenirse kısa zamanda demode olur. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos “Başarılı ve sürdürülebilir bir iş kurmak istiyorsanız kendinize sormanız gereken soru gelecek yıllarda nelerin değişeceği değil, nelerin değişmeyeceği sorusudur. Değişmeyecek olanları tespit edin ve bütün enerjinizi ve çabanızı bunlara yoğunlaştırın.” der. Coco Chanel’in “küçük siyah elbisesi” zamana dayanıklı olduğu için ikonik bir tasarım olmuştur.

Coco Chanel’in 1926’da tasarladığı “küçük siyah elbise” bugün hala kadınların girdikleri farklı ortamda insanları etkilemek, kendi kimliklerini yansıtmak ama aynı zamanda rahat etmek için kullandıkları; kolay yıpranmayan, modası hiç geçmeyen bir elbise. Üstelik çok zarif.

Şirketlerin tasarladıkları stratejilerin de “küçük siyah elbise” gibi kullanışlı, yalın ve zamana dayanıklı olması gerekir.

Kaynak: www.temelaksoy.com
Yazar: Temel Aksoy

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND