Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Ne olursa olsun kendini sev!

Eserleri ve tarzıyla kendi kültünü inşa eden Frida Kahlo’nun dramlarla örülü hayatı da adeta yeni başlayanlar için hayat dersi denilebilecek nitelikte… İşte pek çok kişiye ilham kaynağı olan Frida Kahlo’dan almamız gereken 10 hayat dersi!

Eserleri ve tarzıyla kendi kültünü inşa eden Frida Kahlo’nun dramlarla örülü hayatı da adeta yeni başlayanlar için hayat dersi denilebilecek nitelikte… İşte pek çok kişiye ilham kaynağı olan Frida Kahlo’dan almamız gereken 10 hayat dersi!

“Ayaklar, uçmak için kanatlarım varken sizi neden arayayım?”

Frida Kahlo, oto portreleriyle ünlü Meksikalı bir ressamdı.
Frida’yı şahsen tanıyanlar, onu tarihin büyük divalarından biri, ağır bir tekilacı, açık saçık hikâyeler anlatan bir sigara tiryakisi, Leon Trotsky, şair Pablo Neruda gibileri için partiler veren bir bohem olarak ve duvar ressamı olan kocası Diego Rivera ile tanımlıyor.
Frida için bir güç simgesi, aşk kurbanı ve sanat dehası diyebilirim. Frida Kahlo almadığı kaş ve bıyıklarıyla, yerli Tehauna kıyafetleri ve sol bacağından daha ince olan sağ bacağıyla güzellik standartlarını değiştirdi.
Hayattaki en büyük ilham kaynağım olan Frida’yı bir okul gibi görüyorum. Her kadının rol modeli olması gereken Frida, dünyaya bir kadının neler yapabileceğini gösterdi, hem fiziksel hem de duygusal olarak.

İşte Frida’nın bana öğrettikleri:

Aşk affetmektir

“Hayatımda iki büyük kaza geçirdim; Diego ve tren kazası. Diego kesinlikle çok daha yıkıcıydı”
Frida kadınlarla bitmek bilmeyen aşk hikâyeleriyle ünlü ressam Diego Rivera ile evliydi. Diego’nun bağlanmakla ilgili sorunları vardı.
Arkadaşları ve ailesi bu garip ilişkiyi onaylamamasına rağmen, Frida, Diego ile evlendi. Yaşattığı tüm acılara rağmen Diego’ yu sevmekten hiç vazgeçmedi.
Yüksek sesle söylememiş olabilir ama aşkın affetmek olduğunu, Diego onu her aldattığında affetmesiyle gösterdi.

Aşk açıklanabilir bir şey değildir

“Frida ile Diego’nun evliliği bir fil ile bir kumrunun birleşmesine benziyor.”

Ne zaman konu Frida’nın hayatından açılsa, daima aynı soruyu duyuyorum:

“Frida neden Diego’ya aşık oldu?”

Frida hiçbirimizin anlayamayacağı sebeplerden dolayı ona aşıktı ve ölene kadar da onu sevmekten vazgeçmedi. Bazen insanlar sizin yanlış kişiye aşık olduğunuzu düşünürler ve kendilerine göre de haklıdırlar. Diego 42 yaşında ve 120 kiloyken, Frida 22 yaşında ve 48 kiloydu. Frida’yı defalarca aldattı ve ona pek zaman ayırmadı, ama yine de Frida ona aşıktı.
Eğer her birimiz kendi deneyimlerine bakarsa, Frida’nın Diego’ya olan aşkını anlayabiliriz. Aşkı hissedebiliriz ama kalbimizi kıran veya bizi terk eden birine neden hâlâ aşık olduğumuzu açıklayamayız. Frida, basitçe bana aşkın açıklanabilir bir şey olmadığını öğretti.

Ne olursa olsun kendini sev

“Bildiğim tek şey şu ki, resim yapıyorum çünkü buna ihtiyacım var”

Kendini sevmek demek şartlar ne olursa olsun kendini unutmamak demektir. Frida kendisine çok az zaman ayıran ve sürekli kendi hayatıyla meşgul olan bir adamla evliydi. Bu adam Frida’yı defalarca aldattı ve onu acı içinde bıraktı. Frida çocuk felci geçirdi, üç kez kürtaj oldu ve geçirdiği kaza yüzünden yıllarca yatakta kalmaya mahkûm oldu.
Küçük bir baş ağrısında yatağa bağımlı olduğumuz bir zamanda yaşıyoruz. Frida kırık bir omurgaya, hayatının büyük kısmında giydiği korseye ve tahta bacağına rağmen resim yapmayı başardı.

Duyduğu fiziksel ve duygusal acıya rağmen, Frida asla kendini bırakmadı. Kendini resim yapmaya verdi. Diego’ya aşık olmasına rağmen, evde oturup, ağlayarak onun dönmesini bekleyen bir beceriksiz olmayı kabul etmedi. Misilleme olarak tıpkı Diego gibi, dışarı çıkıp kendi işlerini yapacak ve bundan zevk alacak kadar kendini sevdi.

Bir noktada ise artık vazgeçmen gerektiğini anlamalısın
“Hasta değilim… Sadece paramparçayım.”

Diego’nun birçok kadınla ilişkisi vardı. Diego’yu tüm ihanetlerine rağmen affeden Frida’nın da bir dayanma noktası vardı elbette. Üçüncü kürtajını olduktan sonra Diego’nun onu kız kardeşi Christina ile aldattığını öğrenen Frida, onu terk etti ve neredeyse dört sene Diego’dan ayrı yaşadı.
Frida bize bırakmamayı, sıkı sıkı bağlanmayı, ama zamanı gelince de bırakmayı bilmek gerektiğini öğretti.

Acı kılık değiştirmiş bilinçtir

“Hiçbir zaman hayallerimi ya da kâbuslarımı resmetmedim. Ben sadece kendi gerçekliğimi resmettim.”

Frida çok genç yaşlarda hastalıklarla boğuşmaya başladı. Altı yaşında geçirdiği çocuk felci yüzünden bir bacağı diğerinden daha kısa ve daha ince kaldı ve on sekizine geldiğinde geçirdiği feci tren kazasında trenin demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıktı, bu yüzden defalarca ameliyat oldu ve ileri derecede zatürreden öldü. Frida zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak çok yoğun acılar yaşadı. Bugün biz fark etmesek bile, Frida birçoğumuzdan daha bilinçliydi. O acılarını kendi gerçekliğini bulmak için kullandı, maalesef bugün bizim sadece kitaplarda bulabileceğimiz gerçeklikleri. Frida gerçekliğini acıyla buldu.

Günlük tutun

“Hiçbir zaman hayallerimi ya da kâbuslarımı resmetmedim. Ben sadece kendi gerçekliğimi resmettim.”

İnsanlar genellikle günlük tutmayı hafife alıyorlar. Şuna eminim ki Frida acılarının esiri olsaydı yaşayamazdı. Bizi gerçekten öldürebilecek tek şey var: Hüzün. Hüzün; insanın hayatını sonlandırabilecek herhangi bir hastalıktan bile daha tehlike bir şey. Frida, fırçasıyla tuvale günlük tutardı. Acılarını, sevinçlerini, elinden kayıp gidenleri hep çizimleriyle anlattı. Frida acımızı ve öfkemizi yazarak, çizerek, bir şeyler yaparak dışa vurmayı öğretti. Kendimiz için güzel şeyler yapıp, acının gitmesine izin vermekle…

Asla tarzından utanma

Frida Meksika’ da bir güzellik simgesi olarak kabul ediliyordu. Sıradışı saç örgüleri, renkli kıyafetleriyle biliniyordu. Bugün insanların dalga geçtiği tek kaş ve bıyık, Frida’yı eşiz kılan unsurlardan. Frida koltuk altına dokunmadı ve omuzlarını fantastik Tehuana giysileriyle süsledi. Frida en çok kırmızı ruju ve kırmızı ojesi ve parfümüyle bilinirdi. Sokak gül kokmaya başladığında çocuklar oradan Frida’nın geçtiğini bilirlerdi. Frida bize ancak kendi tarzımızla ve tenimizle barışık olmakla eşsiz olabileceğimizi öğretti. Frida bize basitçe kendimiz olmayı öğretti.

Planlarına saplanıp kalma

“Hiçbir şey mutlak değildir. Her şey değişir, her şey yer değiştirir, her şey devreder ve her şey uçup gider.”

Frida sanatçı olmayı planlamamıştı. 18’ine kadar doktor olmayı düşünüyordu ve dönemin en iyi okullarından biri olan Ulusal Hazırlık Okulu’ndaki 35 kızdan biriydi. 18 yaşında geçirdiği tren kazası hayatını tamamen değiştirdi. Hayatı boyunca kullanmak zorunda kalacağı korselere ve yatağa mahkûm oldu. Babası yataktayken kendisini oyalaması için Frida’ya kendi fırçasını, boya ve bir şövale verdi. Frida’nın söylediği gibi “Her şey değişir, her şey yer değiştirir.” Hayatımızın ne zaman ya da nasıl değişeceğini bilemeyiz. Bu yüzden asla plan yapma ve onlara bağlı kalma.

Her kadının içinde büyük bir dayanma gücü vardır

“Sonuç olarak düşündüğümüzden çok daha fazla dayanma gücüne sahibimiz.” Ben kesinlikle birçok alanda kadınların erkeklerden daha güçlü olduklarına inanıyorum ve Frida Kahlo bu düşünceyi ispatlar gibi apaçık karşımızda duruyor. Frida; “bir kadın çektiği acılara rağmen nasıl hâlâ ayakta kalabilir”i gösteren örneklerden sadece biri. Frida bize bütün enerjisini emen bir adama, onu ölümcül hastalıklara ve yüzlerce yaraya mahkûm eden kazaya rağmen bir kadının nasıl bir dayanma gücüne sahip olabileceğini öğretti.

Gitmesine izin ver

“Çıkış yolunun güzel olacağını ve asla geri dönmeyeceğimi umuyorum.” Frida sohbetlerindeki zeki tavırları ve tartışmaları ile bilinirdi. Sigarayı, tekila içmeyi ve partilerine davet ettiği misafirlerine açık saçık şarkılar söylemeyi çok severdi. Ciddi bir böbrek enfeksiyonu, kansızlık ve alkolik tanıları konulmasına rağmen sigara ve tekila içmeye devam etti. Tekila şişesini ve sigarasını asla elinden bırakmadı. Onları son nefesine kadar bırakmadı. O sadece sonuçları çok fazla umursamadı. Çok ileri gitti, kaybedecek bir şeyi kalmayana kadar. Frida’yı mükemmel yapan da zamanı geldiğinde gitmesine izin vermesiydi.

Kaynak: Elephant Journal

Yazar: Zuhal Kaya
Kaynak: www.gaiadergi.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND