Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Nasıl kişisel marka olunur?

Daha az çabayla daha çok kazanmanın yolu marka olmaktan geçiyor. Sadece starlar değil, her insan marka olabilir. Marka olmanın yolu bu kapsamlı kılavuz makaleyi okumaktan geçiyor…

nasıl kişisel marka olunur, kişisel markalaşma, kişisel marka

Kigem.com notu: “Kişisel marka olmak” konusunda Murat Toktamışoğlu ve Burak Özdemir birer kitap yazıyor ama ikisi de tembelliğinden bitiremiyorlar:))
Onların kitabı çıkıncaya kadar Zehra Tike”nin kapsamlı araştırmasıyla idare edeceksiniz.

‘Kişisel marka”nız sizi kanatlandırır

Kariyer için çok çalışmak ve doğru işler yapmak yeterli değil. Başarının yolu kendinizi bir çalışan olarak değil, bir marka olarak görüp, kendinizle ilgili algıları yönetmekten geçiyor.

Sadece ünlülerin ya da şirket liderlerinin değil, her profesyonelin markalaşmaya ihtiyacı var. Kişisel markanızı yaratmak ise farklılaşmakla, işinize değer katmakla ve insanların sizi nasıl algılayacağını yönetmekle mümkün.

Başarılı bir profesyonelsiniz. Çok çalışıyor, doğru işler yapıyor ve bunu istikrarlı bir şekilde devam ettiriyorsunuz. Fakat aynı işi yapan rakipleriniz hem daha fazla para kazanıyor, hem de daha çok iş teklifi alıyor. Siz ise nerede yanlış yaptığınızı sorguluyor, onların sizden farkının ne olduğunu düşünüp duruyorsunuz.

Sorunun cevabı; “rakiplerinizin kendi kişisel markalarını yaratmayı başarmaları” olmasın sakın? Dolayısıyla büyük firmalardan aldıkları iş tekliflerinin sebebi, kendilerini konumlandırma biçimleri ve çok daha gelişkin bir ilişkiler ağına sahip olmaları olabilir mi? İtiraf edelim çoğumuz, “işimi çok iyi yapmam kariyerimde ilerlemem için yeterlidir” diye düşünüyoruz. “Kendim olmayı ve kariyerimin beni nereye götüreceğini izlemeyi tercih ederim” diyenler de olabilir. Veya çok bildik bir tavırla, “Ben kendimi pazarlama konusunda pek iyi değilimdir” deyip işin içinden çıkmak da çok kolaydır.

Ya Bir Yol Bul : nasıl kişisel marka olunur, kişisel markalaşma, kişisel marka

Bulunduğunuz pozisyonu korumak, şimdilik sorun gibi görünmeyebilir ama ya sonrası? Artık batıda, bazı profesyoneller hangi işi yaparsa yapsın, hangi eğitimden geçmiş olursa olsun kariyerlerinde başarılı olmanın anahtarını kendilerini marka yapmak olduğunu anlamış durumda. Bugün “marka” artık sadece şirketler, ünlüler ya da astronomik ücretli sporcuların işine yarayan bir kavram değil.

Başarılı olmak için kendinizi bir çalışan, bir girişimci veya iş arayan biri olarak değil, bir ürün/marka olarak görmelisiniz. Çünkü bir birey olarak markalaşmanız, size özgürlük verir çünkü, güçlü olduğunuz yönleri tanımanızı ve gelecek tehditleri görmenizi sağlar. Size rekabet avantajı kazandırır: sizi yeni pazarları araştırmak konusunda meraklı kılar, taktikler üzerinde egzersiz yaptırır ve yeni vizyon kazandırır. Sizi geçmişin kıskacından kurtarır.

Başkalarına bırakmayın

Uzmanlar, “Siz kendi markanızı yönetmezseniz, bunu başkaları ve hatta rakipleriniz dezavantajınıza olacak şekilde yapar” diye uyarıyor. Örneğin bir süre önce terfi ettiniz. Bunun herkesçe biliniyor olmasını gerektirecek kadar zaman geçmiş olmasına rağmen üstleriniz, farklı departmanlardaki çalışanlar veya iş paydaşlarınız sizi hala önceki pozisyonunuzda algılıyor. Ve siz “bu durumu nasıl değiştirebilirim” diye düşünüp duruyorsunuz.

İşte. kişisel markasını yönetmeyip bunu tesadüfe bırakan profesyonellerin çok sık karşılaştığı bir sorun. Kişisel marka ne demektir? Uzmanlar kişisel markayı; “kişinin hayattaki duruşuyla ilgili dış dünyaya yansıttığı mesaj, aynı işi yapan herkese göre yarattığı fark ve işine ya da statüsüne kattığı değerlere dayalı bir kişisel kimlik” diye tanımlıyor ve bu kimliğin; nitelikler, yetenekler ve performans ve sizin değeriniz konusunda diğer insanların algılarının bir toplamı olduğunu belirtiyor.

Kişisel marka nasıl yaratılır?

Markalaşma (branding), bir ürünün gücünün ve pazar koşullarının analiz edildiği bir süreçtir. Bir hareket planı bir pazarlama planı yapıp bir farkındalık ve ürünü satın alma güdüsü tesis etmektir. Markalama bir ”şey”den, bir değer yaratmaktır. Bir birey için başarılı bir kişisel marka yaratmak da, tıpkı böyle bir süreçtir. Marka uzmanları, kişisel marka yaratmanın, kişinin kendisine bir ürünü piyasaya sürmeye hazırlanan bir şirketin pazarlama sorumlusu gözüyle bakmasıyla mümkün olacağını belirtiyor.

Ya Bir Yol Bul : nasıl kişisel marka olunur, kişisel markalaşma, kişisel marka

Örneğin siz, bir işveren veya bir şirket için çalışıyor olanız bile kendinizi bir çalışan olarak ele almamalısınız. Kendinizi, “siz” denilen markaya hizmet eden, onun pazarlaması için çalışan biri gibi görmelisiniz. Bir pazarlama sorumlusu olarak ilk göreviniz, pazarı analiz edip ”ürün”ünüz için hangi fırsatlar ve tehditler olduğunu görmektir. Hitap ettiğim pazardaki mevcut koşullar nedir? Geleceğe ilişkin tahminler ve öngörüler nedir? Çözüm isteyen hangi problemler, hangi açıklar var? Hangi ihtiyaçlar karşılanmıyor? İşte sormanız gereken kritik sorular. Daha sonra diğer aşamalar geliyor.

Kendinizin pazarlama sorumlusu

Kişisel marka için ilk adım zihniyet değişimidir. Uzmanlar, “Kişisel markanızı yaratmak iki anahtar değişikliği içerir” diyor. Birinci değişiklik iş yapış ve düşünme biçiminde gerçekleşirin, kendinizi marka sorumlusu yapın. Bir markanın sorumluluğunu almak demek, ne söylemek istediğiniz konusunda değil, pazarın ne istediği konusunda düşünmek demektir. Siz denilen ürünü pazarlayan bir pazarlamacı gibi davranın.

Ya Bir Yol Bul : nasıl kişisel marka olunur, kişisel markalaşma, kişisel marka

Kişisel markalaşmada, pazarı iyi analiz ettikten sonra, kendi kendinizin muhasebesini yapın. Güçlü yanlarım nedir, zayıf yanlarım nedir? Rekabet ettiğim insanlarla kendi markamı nasıl kıyaslayabilirim? Anahtar niteliklere ve sizi farklılaştıran araçlara odaklanın. Yeteneklerinize, dirayetlerinize ve hatta pazarın ihtiyaçlarına çözüm olacak kişisel hasletlerine dahi…

Böylece ünlü bir pazarlama uzmanının tarif ettiği pazarlama muhayyilesine kavuşacaksınız. Ardından farklı, doğru ve değer yaratan bir kişisel marka kimliği oluşturun. İkinci değişiklik, insanların sizi nasıl görmeye başladığı konusundadır. Algıları tasarladığınız kişisel markaya dayanarak değiştirmek. Önemli olan kendiniz hakkında ne söylediğiniz değil, insanların sizin hakkınızdaki düşüncelerini yönetmektir. Bu aşamada ne yapmak istediğiniz değil, mesai arkadaşlarınızın ya da müşterilerinizin reaksiyonları önem kazanır.

Nizami bir iş planı yapın

Strateji markalaşmanın beynidir ve rekabet avantajınızdır. Rakipleriniz yerine seçilmeniz için güçlü bir neden sunar. Zeki stratejiler, her adımda sizi bir sonrakine taşıyan taktiklerle güçlendirilir. Ardından bir iş planı gelir. Ne zaman, ne yapacağınızı içeren nizami bir pazarlama planı geliştirin. Yazarken büyük ihtimalle yeni ve daha yaratıcı seçenekler aklınıza gelecektir. Kişisel marka hedeflerinizin olduğu bir takvim ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için bir hareket planı oluşturmak çok önemli. Tıpkı bir pazarlama sorumlusu gibi, hedeflerinizi gerçekleştirmek için kişisel markalaşma takvimi çıkarmaktan söz ediyoruz. Ve tabii ki, bu planı siz yöneteceksiniz. Hedeflerinizi asgari şekilde tutturmak için…

Türk Usulü Başarı : nasıl kişisel marka olunur, kişisel markalaşma, kişisel marka

Yüksek görünürlük

Temel gerçek: Birçok marka kişilik, yüksek görünürlük sağlamayı üstün yeteneklerine veya tesadüfi olaylara değil, stratejik bir pazarlama sürecine borçludur. Onların kitabında, “bir insanın dönüşümü geleneksel bir ürünün dönüşümünden daha kolaydır” diye yazar. Her birimizin sahip olduğu birçok değer var. Anahtar, pazarın ne istediğine bağlı olarak potansiyelimizi bunlar üzerinde geliştirmek. Böylece strateji geliştirip pazarda farkındalık yaratmak için taktikler oluşturabilirsiniz. Ve böylece hayatınızın en önemli markası olan “siz” denilen marka üzerinde doğru yolda ilerleyebilirsiniz.

İşin final adımı ise ölçüm yapmak: Etkinliğinizi mutlaka teyit edin. Portföyümde geçen yılkine göre nasıl bir fark oluştu? Hangi yeni projeleri üstlendim? Network”ümü nasıl genişlettim? Yeni neler öğrendim? Baktınız bu plan işe yaramıyor manevra değişikliği yapın. Markalaşma, dinamik bir süreçtir. Bir marka gibi düşünmek ve bir marka gibi hareket etmek, en değerli malınız olan ”siz”i talep edilen bir değere dönüştürmeyi mümkün kılar.

Marka Olmak İçin…

Başarılı marka yaratmak, doğruyu söylemek üzerine kuruludur. Belki gerçeğin tümüne değil ama, güçlü yönlerinize odaklanırsanız yine de doğruyu söylemiş olursunuz! Ve marka, ürünün ya da sizin sahip olduğunuz olumlu sıfatlar üzerine tesis olur. En iyi kişisel markalar, kendileri olmayı başaran insanlar tarafından yaratılır. Kendi fikirleri ve kendi sahip olduğu nitelikler…

Kendi tarzları… Yani kişisel markanızı, siz kimseniz onun ve yapabildiklerinizin üzerine kurmalısınız; olmak istediğiniz bir başkasının değil. Marka aynı zamanda, sürekli değişim ve yenilenme demektir. Fakat bu değişiklikler, performansınız veya ambalajınız, yani imajınız üzerinde olabilir. Ama unutmayın, kim olduğunuzla ilgili kökten değişiklikler yapamazsınız.

Siz Hangisisiniz?

Markasını yöneten profesyonel
Profesyonel özgürlük Kendisi için çalışır Kendi talebini yaratır Pazarlama planı vardır Uzun vadeli düşünür Kendini pazarlar Problem çözücüdür Değer ve kaynakları vardır Pazarı vardır Farklılaşmıştır Stratejiye dayalıdır İlişkilerini geliştirir Bir ihtiyacı karşılar

”Çalışan birey”
İş güvencesi Şirket/patron için çalışır İş olanaklarını araştırır Özgeçmişi vardır Kısa vadeli düşünür Yeni pozisyon arayışına girer İşi yerine getirir Becerileri vardır Mesai arkadaşları ve müşterileri vardır Pozisyona uygundur Aşırı çalışır Kayıt olur Verilen işi yerine getirir

Türk Usulü Başarı : nasıl kişisel marka olunur, kişisel markalaşma, kişisel marka

Başarılı Ve Güçlü Bir Kişisel Marka

Değerinizi dış dünyaya yansıtır

Rekabet içerisinde farklılaştırır

Duygusal bağlantılar tesis eder

Daha iyi ücret için kapı açar

Size olan talebi artırır

Kötü zamanları kolay atlatmanızı sağlar

Sizi takip eden değil, takip edilen yapar

Türk Usulü Başarı : nasıl kişisel marka olunur, kişisel markalaşma, kişisel marka

Kimler Kendini Marka Yapmalı?

Girişimciler ve küçük iş sahipleri: İşlerini bir adım öteye taşımak için
Yöneticiler: Değişken iş yaşamı içerisinde daha fazla tanınmak ve kişisel değerlerini artırmak için
Profesyoneller: Avukatlar, doktorlar vs. iş hacimlerini artırmak için
İş yaşamındaki kadınlar ve girişimciler: Daha erkek egemen iş ortamında başarılı olmak için
Satış temsilcileri: Daha etkili iş sonuçları almak ve daha sıkı müşteri bağlılığı yaratmak için
50 yaş üzeri yöneticiler ve profesyoneller: Bugünün çalışma hayatı ikliminde kendilerini marjinal hissetmemek için
İş arayanlar: Kendilerini gittikçe kalabalıklaşan iş gücü piyasasında rakiplerine karşı farklılaştırmak için

Fazıl ORAL / Eğitim danışmanı
* Başarılı bir kariyer için kişisel marka stratejisi nasıl oluşturulur?
Birinin izinden giderek o kişinin önüne geçemezsiniz. Şüphesiz, yola çıkmadan önce belirgin, ulaşılabilir bir hedef konulmazsa, vardığımız noktaya sadece katlanmak zorunda kalabiliriz. Örnek vermek gerekirse uluslararası iş yapmak isteyip de yabancı dil bilmemek ya da öğrenmemek için direnmek, bunun en temel göstergesidir.

* Kişi kendisini nasıl bir marka haline getirir? Bunun için gerekli çalışma planı nasıl olmalıdır?
Öncelikle değişmez insani değerlere sahip olmak, temel olarak inandırıcı ve anlamlı bir “ayrıştırıcı” mesaj bulmak ve her türlü iletişim ortamında bu mesajları sürekli olarak, farklı metot ve yaklaşımlarla yinelemekten geçer

* Kendini marka yapmış kişilere örnek verir misiniz?
Rahmetli Sakıp Sabancı, Sabancı Holding”in önüne geçmiş bir marka idi. Birçok kişisel markaya sahip birey arasından; Cem Boyner, İshak Alaton, Vitali Hakko, Fatih Terim (son zamanlarda değer yitiriyor gibi görünse de) gibi kişileri örnek gösterebiliriz. Tanınmak marka olmak değildir.

* Türkiye”deki çalışma hayatı içerisinde kişisel marka projelerinin sonuç alma şansı var mıdır?
Türkiye”deki yönetim, kültür ve organizasyon yapısı ağırlıklı olarak batı normlarında olduğu için ve acımasız kapitalizmin çarkları bizi de küresel öğütme değirmeninde ezdiği için, iş ortamı buna müsaittir. Bazı konularda yetersizlikler ya da farklılıklar olması da son derece doğaldır.

Yazar: Zehra Tike
Kaynak: www.biymed.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND