Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Nasıl daha özgüvenli olunur?

Takdir edilmediğiniz zaman motivasyonunuzu mu kaybediyorsunuz? Otorite karşısında “hayır” demekte mi zorlanıyorsunuz? Eleştirilmekten korktuğunuz için kendinizi ifade etmekte mi zorlanıyorsunuz? Belki de ihtiyacınız olan biraz daha özgüvendir…

Takdir edilmediğiniz zaman motivasyonunuzu mu kaybediyorsunuz? Otorite karşısında “hayır” demekte mi zorlanıyorsunuz? Eleştirilmekten korktuğunuz için kendinizi ifade etmekte mi zorlanıyorsunuz? Belki de ihtiyacınız olan biraz daha özgüvendir…

Özgüveni arttırmanın yolları

İşyerinde kendinizi özgüvensiz hissetmenizin pek çok sebebi olabilir. Belki kendinizi o iş için yetersiz buluyorsunuz, belki iş arkadaşlarınız veya yöneticiniz tarafından yargılanmaktan korkuyorsunuz ya da belki özgüveninizi kıran şirketiniz ya da yöneticinizdir.

Özgüven eksikliği, değersizlik ve yetersizlik duygusu tarafından beslenir. Eleştirel aile ortamı, çocukluk döneminden itibaren özgüven eksikliğine zemin hazırladığı gibi kaygıya eğilimli kişilik yapısı, okul ve iş hayatında tekrarlayan başarısızlıklar ve stres yaratan yaşam deneyimleri özgüven eksikliğinin sebepleri arasında yer alır.

İş hayatında ise insanın kendini yetersiz görmesi veya patronuyla sorunlarından kaynaklı özgüven eksikliği yaşaması performansını, verimliliğini ve motivasyonunu etkiliyor. 

Günümüzde artan rekabet ve aşırı iş yükü de çalışanların özgüven eksikliği yaşamasına sebep oluyor. Psikolog Dr. Feyza Bayraktar, “İş hayatı kişinin kendini üretken hissetmesi, hedeflerine ulaşması, bir ekibin parçası olması gibi faktörlerden dolayı özgüveni arttırıcı bir rol oynasa da, günümüz iş yaşamı koşullarında özgüven sarsılmasına sebep olabiliyor. İş yükünün fazla olması, beklentilerin yüksek tutulması, uzun çalışma saatleri ve çalışanlar arasındaki rekabet özgüveni zedeleyebilir. Çalışma ortamındaki talepler ve temponun çok yüksek olması sebebiyle kişinin istediği performansı bir türlü sergileyememesi, yetersizlik hissine yol açabilir. Özellikle de yöneticilerin destekleyici tutumdan çok eleştirel tutumda olduğu çalışma ortamlarında çalışanların yetersizlik duygusunu daha yoğun hissetmesine sebep olabilir. Ayrıca, çalışma hayatının yoğunluğu sebebiyle özel hayatına zaman ayıramayan kişiler, bulundukları çemberden çıkamayıp, ihtiyaç duydukları sosyal destekten mahrum kalıyor ve bu döngü içerisinde kendi değerini sürekli sorguluyor” diyor.

Her özgüvenli başarılı demek değil

Uzman endüstri ve örgüt psikoloğu Burcu Çanacık, özgüveni ikiye ayırıyor: “İlki kendiyle barışık olmak diye tabir edilen ‘Kendimi olduğum gibi seviyor ve kabul ediyorum’ diyebilinmesini sağlayan özgüven. İkincisi ise ’Ben bu işin altından kalkabilirim, başarabilirim’ dedirten özgüven. Özgüvenin ‘başarabilirim’ kısmı hem zorlayıcı bir işle karşılaşıldığında hem de sosyal bir ortamda performansı olumlu yönde etkiler. Otorite figürleri ile olan iletişimdeki zorlayıcı durumlarla da (zam istemek, izin istemek, itiraz etmek vb) başa çıkmayı kolaylaştırır.”
Fakat özgüvenin azı da fazlası da zararlı. Eğer kişi ‘her şeyi ben bilirim’ modundaysa öğrenme yolunu kapatmış, kişisel gelişimini zorlaştırmış demektir. Aksine, eğer kendini yetersiz görüp herşeyde kendini suçluyorsa risk alamaz, cesaret edemez dolayısıyla da ilerleyemez.
Çanacık, “Özgüven ne çok düşük ne de çok yüksek olmalıdır. Aksiyona geçecek cesareti verecek kadar yüksek ve öğrenme yolunu kapatmayacak kadar da düşük olmalıdır” diyor.

Hayır diyemez kendini tüketir

Özgüven eksikliği özellikle otorite karşısında konuşurken, topluluk önünde sunum yaparken ve kendisi ile ilgili bir talepte bulunurken ortaya çıkıyor. Kişinin kendine dair olumsuz yargılarının olması ve çevresindekilerin de kişiyi o şekilde algıladığını sanması üzerindeki baskıyı arttırıyor, iş yerindeki sosyal ilişkileri de olumsuz yönde etkiliyor. Bayraktar, “Kişinin yapmış olduğu olumsuz çıkarımlar ve değersizlik hissi sebebiyle kafasında kurduğu senaryolar onun iş hayatında gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu ifade edememesine yol açacaktır. Böylelikle kişi o kısır döngüden çıkamayarak kendini hem bedensel hem de zihinsel olarak tükenmiş hissedebilir ve bu yüzden kariyerinde hedeflediği noktaya ulaşması daha da zorlaşabilir. Özgüven eksikliği kariyeri yarıda bırakmayla bile sonuçlanabilir. Özgüven eksikliği yaşayan bireyler, kendilerini yetersiz gördükleri için etrafındaki insanların kendilerinden üstün niteliklere sahip olduklarını düşünebilir, o nedenle de ilişkilerde sınır koyamaz, ‘hayır’ diyemediği için tükenmişlik sendromuna girebilirler” diyor. 

Takdir etmeli sorumluluk verilmeli 

Bir yönetici özgüveni düşük, kendi kapasitesinin farkında olmayan ancak yetenekli çalışanları tespit ettiğinde, ilk yapması gereken ona başarabileceğini kanıtlamak olmalı.

Çanacık, bunu yapabilmek için de, yöneticinin çalışanın başarılarını takdir etmesi, onu yeni projeler ve sorumluluklar için cesaretlendirmesi, hata yaptığında dahi çalışanın arkasında durabilmesi gerektiğini söylüyor: “Sonuç olarak, korkmakta sorun yoktur. Herkes korkabilir. Ancak ‘cesur olanlar’ korkuya rağmen başarılı olabilir. Özgüvenin asıl formülü kendinden her konuda emin olmaktan ziyade, emin olmadığınız, korktuğunuz halde o adımı atmak, o riski almak ve en iyisini umabilmektedir.”

Çalışanın motivasyonu, performansı ya da verimliliğinde, bağlı olunan birinci yöneticinin etkisinin çok olduğunu söyleyen psikolog Mehtap Hisar, “Yönetici çalışanlarını iyi gözlemlemeli, sadece gözlemlediği sorunlar hakkında değil, bu sorunların olası çözümleri hakkında da geribildirimler verebilmelidir. Örneğin, bir danışanın özgüveninin düşük olduğunu gözlemleyen bir yönetici sadece bunu ifade ettiğinde çalışanın motivasyonu ve performansı bu görüşten daha olumsuz etkilenebilir. Ancak yönetici sorunun giderilmesi yönünde bir öneri ile yapıcı bir geribildirimde bulunursa çalışanın özgüveninin artabileceğine yönelik inancı artacak, dolayısıyla da motivasyonu, verimliliği ve performansı da yükselebilecektir. Örneğin eğer çalışanın bilgi eksikliğinden kaynaklı bir güven sorunu varsa yönetici çalışanın bilgi ve yetkinliklerini artırmaya yönelik bir eğitim desteği planlamalıdır. Eğer çalışanının sorununun yetkinlik ya da bilgi eksikliğinden değil de kişilik yapılanmasının bir sonucu olduğunu gözlemlerse, yine bu konudaki hissiyatını babacan/anaç bir tavırla, kapsayıcı bir şekilde paylaşmalı ve bir uzmana danışması yönünde telkinde bulunmalıdır” diyor.

Özgüven nasıl arttırılır?

Negatif düşünceleri defedin:

Aileniz ve arkadaşlarınız da dahil yakın çevrenizi gözden geçirme zamanı. Kendinizi kötü hissetmenize sebep olan, özgüveninizi sarsan kişilerden uzak durmalısınız. Problemlere odaklanmayı bırakın, çözümlere ve pozitif değişiklikler yapmaya odaklanın. 

Beden dili ve imajınızı değiştirin:

Duruşunuz, gülümsemeniz, göz teması, konuşmanız bir bütün olarak oyuna dahildir. Omuzlarınızı dik bir şekilde geriye itmeniz bile etrafınızdakilere kendine güvenen bir insan olduğunuz imajı verir. Gülümsemek sadece size değil etrafınızdakilere kendini rahat hissettirecektir. 

Konuştuğunuz kişinin gözlerine bakın, ayaklarına değil. Ve son olarak yavaşça konuşun. Araştırmalar gösteriyorki, daha yavaş ve temiz konuşanlar kendilerine daha fazla güveniyorlar.
Saçınıza, kişisel bakımınıza, kılık kıyafetinize de özen göstermelisiniz.

Başarısızlığı kabullenmeyin, kafanızdaki negatif sesi susturun:

Asla vazgeçmeyin. Asla başarısızlığı kabullenmeyin. Her şeyin bir çözümü var. Düşük özgüven çoğunlukla aklımızdaki negatif düşüncelerden kaynaklanır. Eğer sürekli kendinize iyi olmadığınızı, yeterince çekici, zeki, atletik olmadığınızı söylüyorsanız kehaneti gerçeğe dönüştürüyorsunuz demektir. Kafanızda bu sesi duyduğunuzda hemen düğmeyi kapatın. 

Hazırlıklı olun:

Kendi alanınızda, işinizde veya sunumunuzdaki herşeyi öğrenin, eğer konuya hakim olursanız kendine güven de artacaktır. 

Zor zamanlar için liste yapın:

Hayat zorluklarla dolu ve kimi zaman özgüveni arttırmak zordur. Hemen şimdi bir liste yapmaya başlayın, hayatınızda minnet duyduğunuz şeyleri bir listeye, gurur duyduğunuz başarılarınızı başka bir listeye yazın. Bunları buzdolabının kapağına, çalışma masanızın arkasındaki duvara, banyo aynasına asın ki ne kadar muhteşem bir hayatını ve insan olduğunuzu kolayca görebilin. Eğer kendine güveniniz sarsılırsa bu listelere bakın. 

Zayıflıklarınızı bilin:

Zayıflıkları tanımlayın ve üzerinde çalışın. Eğer güveninizi sarsan bir zayıflık varsa bunu azaltmak ve yok etmek için bir plan yapın. 

Kendinize güvenin:

Belki söylemek yapmaktan daha kolay ama kendinize ‘Bunu yapabilirim’ demelisiniz ve inanmalısınız. 

Güçlü yönlerinizi bilin:

Özgüveni arttırmanın en sağlam yollarından biri güçlü yönlerini iyi bilmek ve bunları her gün yaptığınız işe entegre etmek. Böylece daha enerjik ve kendinize güvenli hissedersiniz. 

Diğerlerinin sizi yüreklendirmesini sağlayın:

Etrafınızdaki insanlara en güçlü üç yönünüzü sorun. Sonrada bu yönleri kullanmanın yolunu bulun. Bu noktada iş arkadaşlarınızdan, yöneticinizden de geribilidirim alabilirsiniz. Onlara güçlü yönlerinizi ve sizi nerede görmek istediklerini sorabilirsiniz. Bazen diğer insanlar bizde, bizim fark ettiğimizden daha çok yetenek görürler.
Kaynaklar: www.inc.com, www.forbes.com

Beden-imge algısı özgüveni belirliyor

Psikolog Dr. Feyza Bayraktar: “Kadının ailesi ve çocukları ile ilgili görevleri erkeğe kıyasla üzerinde daha fazla taşıması, hem iş yaşamında hem de aile yaşamında etkin performans gösterememesine, kendisini yetersiz hissetmesine sebep olabilir. Bu durum da özgüven eksikliği yaratabilir. Bunun yanı sıra kadının beden imgesinin toplumda erkeğinkine kıyasla daha fazla önemsenmesinin kadının özgüveninde belirleyici olgulardan biri olması, kendi bedeni ile mutlu olmayan kadını yetersizlik duygusuna itebilir. Bu yetersizlik hissi iş yaşamında kendisini saklamasına, daha düşük performans sergilemesine sebep olabilir. Beden imge algısı kadının özgüveninde belirleyici faktörlerden bir tanesidir.”

Yazar: Burcu Özçelik Sözer
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND