Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Nasıl ‘başarısız’ olunur!

Başlığı okuyup 1 Nisan şakası yaptığımızı sananları baştan uyaralım: Bu bir şaka değildir! Başarıya giden yolda sık sık tökezliyorsan, hayallerin hep hayal olarak kalıyorsa ’ben nerede yanlış yapıyorum’ diye sormanın zamanı gelmiş demektir: Başarısızsan bir değil, bir çok nedeni vardır! Ama unutma ki hatalarından dönmek için hiçbir zaman geç değildir…

Sıkça sorulan bir soru vardır: Başarı ya da başarısızlığın ölçütü nedir? diye. Ve bu soruya verilen cevaplarda birçok kural sıralanır. Fakat gerçekte kendin için öyle kurallar koymalısın ki bunları uyguladığında başarının garantisi; öyle bir kuralsızlık içinde yaşamalısın ki, bu kuralsızlığın da başarısızlığının garantisi olsun!

Kendime ilk olarak şu soruyu sormalıyım; ”ben kime göre ve neye göre BAŞARISIZIM?..” Sonrada “5 N Programı”nı hatırlayarak bir bir şu soruları sormaya devam etmeliyim:

Başarısız olmak Ne demektir?., Ne zaman başarısız olunur? , Niçin başarısız oluyorum?,

Nasıl Başarısız O-lu-yo-ruz? ve Neden Başarısız Olunur ?

İşte, sizlere nasıl başarısız olunacağına dair bazı ipuçları;

1) Fırsatların farkında olmadığın oranda başarısız olursun…

“Fırsatların sayısı, onları görecek insan sayısından çok daha fazladır.”(EDİSON)

2) Tutarsız, Sabırsız ve Aşırı Kaygılı Olduğun Müddetçe Başarısız Olursun.

“Sabırla sorunların üzerine gidiniz. Çünkü sonuçta başarının anahtarına sahip olacaksınız.”

Kabiliyet tek başına başarıyı getirmez. Dünya kabiliyetli, ama başarısız insanlarla doludur. Zeka başarıyı getirmez, yeryüzünde bazı eğitimli işsizler, başarılı insanların kapılarında güvenlik görevlisi olmak için çoktan kuyruğa girdiler…

3) Başarısız olmak için; salon, yatak odası,mutfak yada hol veya antrede çalışmalısın. Böylece ayrı bir çalışma odasına yada özel bir çalışma masasına (yani,iş tezgahına) ihtiyaç duymamış olacaksın.

Ayrıca, ders çalışmak için oturduğunda asla çalışmaya başlamama.Uzun bir zamanını hayallerle geçir.İlham gelmesini bekle ve o ilham bey gelmeden sakın çalışmaya başlama. Gerekirse onun gelmesi için yapman gereken o anki işlerini bir gün ve hatta bir hafta ertele. Nasıl olsa önünde, geleceğini geldiği zaman anlayacağın daha çok zamanın var.

Ayrıca, en önemli zamanlarını;

-Seni kendisine bağlayacak, hatta bağımlı kılacak televizyon dizilerini izleyerek,

-Günde ortalama dört saatini müzik dinleyerek,

-Hatıralarına, hatırı sayılacak kadar çok zaman ayırarak yada

-Ne kadar başarısız olduğunu düşleyerek değerlendir…

-Sakın ha!.. Masa başına oturuyor olsan da ders çalışmaya başlama. böyle yaşarsan gerçekten başarısız olabilirsin!..

4) Eğer ders çalışmaktan sıkılıyorsan, dersten derse, konudan konuya atlamalı, çalışıyor gibi görünmelisin…

Bir dersin konusuna başlar başlamaz, onu sıkıcı bulup hemen bir başka dersin konusuna misalen başlamalısın…Sadece dakikalarını değil, sınırlı olan saatlerini de çekirge gibi konudan konuya atlayarak geçirmelisin…Çünkü, senin çalışma menün bir başkasından farklı olmalıdır.Bunu başarınca başarısızlık yaşayacağına inanabilirsin.

“Dün yaptığınız şey size hâlâ çok iyi görünüyorsa, bugün yeterli değilsiniz demektir” (E. Wilson)

5) Nasıl olduğunuza inanıyorsanız, o inancınıza göre davranırsınız”

Bilmelisin ki, ”başarısız olacağına inanıyorsan, başarısız olursun..”Şimdi söyle bakalım ayna karşısında duran saygıdeğer genç ya da ergen!..Sen, kendinin nasıl olduğuna inanıyorsun?.. Kendini nasıl Görüyorsunuz?.. Duygularının Farkında mısın? Duyguların mı sana hakim, yoksa sen mi duygularına hakimsin?..

6) Kendin ile ilgili olumsuz düşünüyorsan başarısız olursun… Yenilebilirsin, kaybedebilirsin… Önemeli olan her şeye rağmen hayata olumlu bakabilmendir. Fakat, akıbetinin illa da başarısızlık olmasını istiyorsan, hep lekelere odaklanmalı ve her şeye rağmen olumsuz düşünmelisin…

Unutmayalım ki; “insan ne olduğunu düşünüyorsa, o dur!…” Ve Hindistan’lı Bilge ne de güzel söylemiş;

“Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür. Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür.

Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür.” (Gandi)

7) Çalışmaya otururken ihtiyacın olan malzemeleri yanında bulundurarak kendini rahata alıştırmamalısın.

Kalem ihtiyacın mı var, kalk kalem almaya git. Silgi ihtiyacın mı var, kalk silgi almaya git.. Tuvalet ihtiyacın mı var,kalk ve gir. Sakın,yarım saatten öncede çıkma. Nasıl olsa “kabız ya da ishal olduğunu” söylemek gibi bir gerekçen olabilir. Gerekirse olmayan başarı hayallerini de o zaruret mekanında bol bol kurabilirsin…

Su ihtiyacın mı var? Mutfağa gitmeden,zaman hırsızları “TV beyi!” yokla, sinsi internetle bir merhabalaş…Biraz zor dönersin seni hasretle bekleyen ve senin başarın için gerekli bütün hazırlıklarını saygıyla yapmış olan çalışma masana yani, iş tezgahına…

Oyalanabildiğin kadar oyalan, Zamanını “gel – git” ve “getir – götürler” le geçir…Geçir ki, zaman denilen ve bitmeyecek sandığın o muhteşem sermayen bitiversin…

Kısacası, ihtiyacın olan her bir şey için kalk, otur; git, gel!..Böylece zamanının nasıl geçtiğini çok geç anlamış olursun.. O zaman da zaten iş işten geçmiş ve ortada yapacağın bir işte kalmamış olacaktır. Bu nedenle sık sık masandan kalkarak ihtiyaçlarını tek tek alıp getirmelisin…Tabi ya, başka türlü nasıl başarısız olabilirsin?..

Ancak,”unutma, kaybedeceğin dakikaların bütün bir gün zararını çekersin”

8) Ya sadece kendini iyi yönlerinle, ya da sadece olumsuz yönlerinle değerlendir ve tanımla…

Olumsuzluklarının, eksiklerinin olabileceğini asla kabullenme. Ya da bunun tam tersi olarak sadece olumsuz, yetersiz veya kötü olarak gördüğün özelliklerinden ibaret bir insan olarak kendini gör, bu yönlerinle kendini tanımla…Eğer, böyle yapabilirsen tam bir içtenlikle başarısız olacağına tereddütsüz inanabilirsin.

Oysa ki insan, olumlu ve olumsuz, iyi ve kötü, zayıf ve güçlü, güzel ve çirkin, başarılı ve başarısız ve hatta eksik ve tam olan bütün özellikleriyle bir bütündür. Hatta tüm özellikleri ile, tüm varlıkların içerisinden seçilmiş, değerlinin değerlisi bir varlıktır, insan…

Yoksa sen kendini böyle mükemmel, hayatta ve kainatta olan her şeyin en güzel olanlarına layık, yaratılmış olan tüm varlıkların en değerlisi, en seçkini olarak görmüyor musun?..

Kabul et ya da etme, farkına var veya varma; sen gerçekten böyle bir varlıksın…Haydi, durma kendi gerçeğinden kaçmaya devam et!..Devam etki, başarılı olman gereken bir çok yerde ve alanda başarısızlık yaşaman kesin bir sonuç olsun…

Ve sakın H. Ford, Edison, E. Cariso, E. Zola, B.Disraeli ve daha yüzlerce başarılı insanın “hayata yenilmiş ve başarısızlıklara yaşayarak başlamış oldukları” na da inanma…

9) Çalışırken yada ders dinlerken not tutmak gibi bir tembelliğe kendini alıştırma.

Eğer not tutarsan hatırlaman gerektiğinde sahip olduğun zihinsel gücünü aktif şekilde kullanman gerekecektir. Oysa ki, başarısız olmak için böyle bir çabaya ne gerek var?..

Fakat yine de; “Bir şeye ait her şeyi öğrenin; her şeye dair bir şeyler bilin” (V. Dyke)

10) Eğer, bugün yapman gereken işlerini yarına ertelemeyi alışkanlık haline getirmeye başladıysan, başarısız olursun…

Başarısız insanların ortak denilebilecek bir özelliği de; bugün yapmaları gereken bir işleri varsa onu yarına, öteki haftaya, diğer aya ertelemeleridir…Hatta, başarısızlıkları garanti olsun diye bir sonraki yıla ertelemek gibi hüner denilemeyecek bir hünere sahip olmalarıdır. Sende de, bu türden, türü nadir olan bir hüner varsa, başarısız olabileceğine kendini alıştırabilirsin…

11) Çalışırken kendine sık sık dinlenme arası ver.

Hatta dinlenmek için ayırdığın süre, çalışmak için ayırdığın süreden daha fazla olsun. Ne gerek var ders çalışma masasında vaktini nakite dönüştürmeye ve daha iyi olmak için çaba göstermeye…

Zaten, “Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak da kalamaz” (O. Cromwell)

12) Önyargılarından kurtulamadığın sürece başarısız olursun.

Matematik mi? “Asla, başaramam!..” ya da “filan dersten, falan konudan hiç anlamam!..” gibi bazı ders yada konulara ilişkin içselleştirdiğiniz ve adeta kronik hale getirdiğiniz önyargılarınız…

Aslında, olumsuz deneyimlerini, istenmeyen ve beklemediğin başarısız yaşantılarını birer hayat deneyimi olarak görüp, önyargıya dönüştürmemelisin?”

Sen illa da, ”başarısız olmak” gibi senin için kesin olarak yasak olan bir tercihi tercih ediyorsan; zaten bazı alanlarda, derslerde ya da konularda başarılı olamayacağına dair, “kronik bir önyargı”ya sahipsin, demektir. Ve bu önyargının etkisiyle yenilgiyi, yenilmeden kabullenmiş olursun.

Zaten başarısız deneyimlerin başarıya giden yolda birer yol işareti olduğunu fark edemeyen; güçlü onca özelliği olmasına rağmen, karamsar bir duygu haliyle kendisini zavallı olarak algılayan, ey başarısız (!)…Hala inadım, inat!” diyemezsin.

Geçmişte onlarca hüneri göstermiş sen, yaşadığın sürece mülkiyeti sana ait olan o mübarek kafanı iki elinin arasına alarak, silkin ve gerçeğe uyan…Önüne koyduğun yeni zirvenin yürüyüşüne de derhal başla…Ha!.., ”başlamak da istemiyorum, bitirmeye de niyetli değilim” diyorsan; otur, otur iyi gelir…

13) Kararlarının sorumluluğunu üstlenmediğin sürece başarısız olursun…

“Olumsuz durumların bir son noktasının olacağını bil ve bu nedenle kendi kararlarının sorumluluğunu almaktan asla çekinme!..”

Kazanmak ve başarmak senin temel sorumluluğundur. Sorumlu olduklarına karşı, sorumsuzca davranmak gibi bir hakkın yoktur. Yetkin ise hiç yoktur. Çünkü, kendine karşı olan sorumluluklarını gerçekleştirdiğin takdirde öncelikle daha mutlu olabilirsin. Buna rağmen sen, mutlu olmamayı tercih etmekte hâlâ ısrarcı mısın?

“Önemli olan kaybettiklerin değil, kazandıklarındır. Kendi işlerinin sorumluluğunu aldığın sürece kazanmaya yakın olur ve başarırsın”.

Eee, zaten başarıya yatkınlığında vardı. Öyle ise ne duruyorsun? Anlıyorum, sen zaten durmak için duraklamıştın. Hem de hiçbir işaret levhasını önemsemeden… Sahi, kendi başarın için yürüdüğün, “kendi başarı yolu”nda yer alan bütün işaret levhalarını bir bir devre dışı bırakan da sendin… Amacına ilişkin bir açıklama yapamasam da başarısızlığı yaşamaya azmettiğini hatırlıyorum.

Madem ki, başarısız olmak istiyorsun, o halde sakın ola kendi geleceğin ve yaşamınla ilgili “hiçbir sorumluluğu almayasın. Nasıl olsa senin işlerini, senin adına yapacak birileri var!

Evinizde anneni hizmetkar, babanı ihtiyaçların için şifresiz ve kartsız hizmet veren bir ATM olarak gördüğün müddetçe başarısız olmayı gerçekten hak ediyorsun demektir…

14) Önünde bir hedefin yoksa başarısız olursun…

Unutma!.. Eğer bir kişinin geleceğe ilişkin hayâl ve idealleri yoksa, çalışması için bir nedeni de yoktur. Unutmayalım ki, “bizi biz yapan ümitlerimizden çok, amaçlarımızdır!…”

O halde, senin hedefin ne? Ve sen bu tempoyla, o hedefine ulaşacağına gerçekten inanıyor musun?.. “Herkes “başlayabilir” ama ancak güçlü irade sahipleri “bitirilebilir!” (E.S.Jones)

Ve tüm güçlü irade sahiplerinin ortak yönlerinden birisi; her zaman bir hedeflerinin var olmasıdır!…Oysa başarısız olmak istiyorsan, sakın ola ki; kendine kısa, orta ve uzun dönemli bazı yaşam hedefleri belirleme ve o hedeflere ulaşmak için de, yapman gerekenleri adım adım uygulama çabasını da gösterme…Başı boş,amaçsız ve idealsiz bir şekilde,rasgele ve gelişigüzel yaşamak dururken; hedef senin neyine?..Başarısız olman için ne yapman ya da yapmaman gerekiyorsa mutlaka onları yap…

15) Çalışmadığın, çaba harcamadığın sürece başarısız olursun .

“Ben çalışmadan da başarılı olurum” , diyenlerden misin? Oysa ki, şu bir gerçek;

“Başarının, ”çalışma”dan önce geldiği tek yer “sözlük” tür. ” (Vidal Sason)

“Başarının bir anahtarı yoktur. Çünkü, başarıya açılan kapılar zaten hiçbir zaman kilitli değildir”

Yoksa sen halen başarı kapısının anahtarını mı arıyorsun? Sen sen ol, başarıya açık olan kapılardan içeriye girme!.. Hatta açık olan başarı kapıları sanki kapalıymış gibi davran… Ne bileyim,başarıya açık olan kapıların anahtarlarını aramak gibi akla uzak bir şeyleri yap.

Çözüm değil, problem üret. Zaten üretim yapılması acil ihtiyaç…Ehil ve güçlü olduğunu düşündürecek bir şeyler yapma. Zayıf ve beceriksiz olduğunu düşündürecek tarzda davran…Karşılaşacağın başarısızlıklar karşısında kendini masum göster, suçluyu dışarıda ara. Anneni, babanı, okulunu, öğretmenlerini, sistemi, hatta en yakınındaki dert ortağını, kankanı bile suçla. Mademki, ulaşılan sonucun bir nedeni var, o nedenin sen olmadığını kanıtlamak için her yolu dene…Geniş ufkunla sonuca böyle bak…Duruma böyle bakmazsan, başka türlü nasıl başarısız olabilirsin!..

16) Belli bir çalışma düzenin, yani yöntemin yoksa başarısız olursun.

Program, katı ve sıkıcı kurallar koymanın adı değildir…Esnek ve uygulayabileceğin şekilde ve kendine göre zamanı planlayabilmendir. Yolunu açık görüyorsan, yürüyüş kurallarını biliyorsan ve yürümeye başlayabiliyorsan, hedefine ulaşabilirsin!..Çünkü, bütün bunları başarıyor olman; bir düzen oluşturduğunun ve kendine ait bir yöntemin olduğunun göstergesidir. Aynı zamanda başarılması ve yapılması zor görünenleri, zorluk derecesini önemsemeden başarabileceğinin de kanıtıdır…

Oysa sen, planlı çalışmak, metotlu ve sistemli olmak gibi başarıya götüren, “başarılı bireyler”in alışkanlıklarını edinmekten uzak durmalısın…Başarısızlık, ancak böyle durumlarda yaşanabilir…

17) Doğru zamanda,doğru kararlar almadığın sürece başarısız olursun.

“Doğru zamanda doğru karar = BAŞARI’dır”

Doğru bir zamanlama ile doğru ve uygulanabilir kararlar almanı ayakta alkışlıyorum… Ancak, senin ise, böyle bir başarıya değil, neticesi “başarısızlık” olan bir karara ihtiyacın olmalı… Bu nedenle eğer gerçekten başarısız olmak istiyorsan, mutlaka yanlış zamanda yanlış kararlar almalısın…

18) Öğrenmen gereken bilgileri öğrenmek ve kavraman gerekenleri anlamak için, bir çaban olmadığı gibi, içinde bir merak da yoksa başarısız olursun.

Eğer, başarısızlıklarla dolu bir yaşam arzuluyorsan ve bunun için bir reçete istiyorsan, işte o reçetede yer alacak ilk madde, “sürekli bir öğrenme ve anlama merakından uzak durman” dır. Nasıl olsa başarısız olmayı arzuluyorsun, o halde öğrenmen gereken bir şeyleri ve hatta çok şeyleri bilme ve anlama merakından derhal vaz geçmelisin…Böylece,başarısız olmayı gerçekten başarmış olursun… Öğrenmen gerektiğine inanıyorsan, öğrenirsin. Anlayabileceğini hissediyorsan anlarsın… O halde eğer öğreniyor ve anlıyorsan daha ne istiyorsun… Ha, illa da başarısız olmayı mı istiyorsun?.. Öğrenebileceğine inanma, anlayamayacağını anla!.. Gerisi gelecektir…

19) Zamanı değerlendiremiyor ya da nasıl değerlendireceğini bilemiyorsan başarısız olursun…

“Ahmaklar zamanı nasıl öldüreceğini, akıllılar ise nasıl kazanacağını düşünür”. ( Alain)

“Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir”. (Benjamin Franklin)

“Zaman büyük bir öğretmendir, yalnız ne yazık ki daima öğrencilerini öldürür.”(Curt Goertz)

“Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, en çok, zamanın kısalığından şikayet ederler.” (La Bruyere)

Sen bu özlü sözlerin ”özü”ne takılma, kafana göre takıl… Mutlaka hak ettiğin sonucu yaşarsın…

20) Gün içinde en zinde, en uyanık olduğun saatlerini kendi asıl işlerine mi, yoksa sıradan bir şeylere mi ayırıyorsun? Sahip olduğun ve sadece sana ait olan zamanın kontrolü sende mi?.. Yoksa, sana rağmen, sana ait olan zamanını senin dışında birileri mi yönetiyor?…

“Zamanın öldürülmesinin basit örneği, telefon konuşmalarıdır”.(Rinehart)

Sen, sen ol sakın zamanını sana değer katacak ve geleceğine yatırım olacak şeyler için değerlendirme. Nasıl olsa zaman mutlaka geçer ve biter… Sana verilmiş olan zaman dilimi de bir gün bitecek ve geçip gidecektir…Ancak, madem ki başarısız olmayı bir kere kafana koydun; o halde sınırlı olan zamanını dolu dolu ve anlamlıca geçirmek gibi bir yanlışa düşme.

Bırak kendi haline zamanını…Boş boş geçsin,boşa geçsin. Sen de, bu durumda başarısızlığının keyfini doya doya yaşamış olursun(!)

Yok efendim, “vakit nakitmiş”. Senin nakit ihtiyacın yok ki, nasıl olsa anlık düşünüyor, anlık yaşıyor ve hem de cüzdanını kabartan prestijli onlarca kartla taksit taksit geçinip gidiyorsun… Harca harca, kendinden tüket, kendini tüket. Nasıl olsa, başarısızlığı başarmaya azmetmişsin…Var mı senden daha başarısızı?..

“Zaman öldürmek en pahalı harcamadır.”(Balzac)

Doya doya yaşa başarısızlığını,başaramamış olmanın gerginliği ve pişmanlığıyla…

“Geçmiş veya gelecek yoktur. Sonsuz bir şimdi vardır” (Cowley)

Lütfen, zamanını öyle şeylerle değerlendir ve doldur ki, sonuçta başarı uzağında kalsın, başarısızlık yanı başında olsun!..

Sonuç Olarak;

Başarı için gerekli ve zorunlu olan her şeyin tersini düşünüp, uyguladığın an yüzde yüz “başarısızlık karnen” elinde olacaktır… Ve “Bittiğinde mutsuz olduğunuz gün, BAŞARISIZ bir gündür.”

* Bu konu başlığı yazarın, (Akademik Kitaplar tarafından basılan) “Kim Galip Gelecek, Sınav mı, Sen mi?” isimli kitabında ayrı bir bölüm olarak ele alınmıştır…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND