Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Nasıl başarılı girişimci olunur?

Girişimci sayısı hızla artıyor ama hala önemli bir sorun var. O da pek çok girişimin ömrünün bir yıl bile olmaması. Bunun arkasında ise girişimcilerin baştan kaybetmesi bulunuyor. İşte yeni bir girişim konusunda dikkat edilmesi gerekenler…

Girişimci sayısı hızla artıyor ama hala önemli bir sorun var. O da pek çok girişimin ömrünün bir yıl bile olmaması. Bunun arkasında ise girişimcilerin baştan kaybetmesi bulunuyor. İşte yeni bir girişim konusunda dikkat edilmesi gerekenler…

GİRİŞİMCİLERİN SIK YAPTIKLARI 10 HATA

Bugün Türkiye’de girişimcilik hiç olmadığı kadar gözde. Özellikle de internet alanında girişimlerin hayata geçirilmesinin nispeten kolay olması pek çok gencin büyük bir hevesle girişimciliğe soyunmasına neden oluyor. Ama ne yazık ki aralarından çok azı girişimlerinin birinci yaşını kutlayabiliyorlar.

Çoğu girişimci ise işe başlarken farkında bile olmadıkları pek çok sorunla yüzleşmek zorunda kalıyor. Türkiye’de girişimcilik üzerine odaklanmış eğitimlerin henüz çok yeni ve yeterince yaygın olmaması özellikle bu konuda tecrübesi olmayan gençlerin önündeki en büyük engellerden biri.
Bugüne kadar farklı nedenlerle çok sayıda girişimci ile çalışma imkanım oldu ve şimdiye kadar en sık karşılaştığım pek çok hatadan 10 tanesini seçip aşağıda bir araya getirdim. Daha sonra burada değinmediğim diğer hataları da ayrıca listeleyeceğim. Ama umarım öncelikli olduğunu düşündüğüm maddeleri içeren bu liste sayesinde yeni girişimcilerin en azından birkaçı, daha önce defalarca yapılmış hataları tekrarlamaz….

1- İş Fikrinin Uygulanabilir Olup Olmadığına Dikkat Etmemek
Şimdiye kadar tanıştığım girişimcilerden hemen hepsi iş fikirlerinin mükemmel olduğuna yürekten inanıyorlardı. Ama sıra bu fikirleri hayata geçirmeye geldiğinde içlerinden önemli bir kısmı daha önceden akıllarına bile gelmeyen aksaklıklarla karşılaştılar. Bazen kağıt üzerinde mükemmel gibi görünen fikirlerin aslında hayata geçmesinin mümkün olmadığı iş uygulamaya gelince fark edilebiliyor.

2- Ürün, Pazar ve Rakip Analizi Yapmamak
Ürün veya hizmetini gerçekten bir sorunu çözüyor, bir ihtiyacı karşılıyor mu? Evetse, bu ürün veya hizmet için hali hazırda bir pazar var mı, yoksa bu pazarı siz mi oluşturacaksınız? Eğer pazar varsa önümüzdeki 5 yıl içerisindeki farklı aşamalarda rakipleriniz kimler olacak ya da kimler olabilir? Eğer bu sorulardan herhangi birinin yanıtını veremiyorsanız, yeni aldığınız para sayma makinesini bir kenara bırakıp önce ev ödevinizi yapmanızda fayda var…

3- Gerçekçi Bir İş Planına Sahip Olmamak
İşte bununla ilgili en sık duyduğum sözler ve sonuçları:
1- “Bir iş planına ihtiyacımız yok, biz ne yapacağımızı biliyoruz”,
Sonuç: %99 ihtimalle hesaba katmadığınız bir nedenle yolda tökezleyeceksiniz.
2- “Yazılı bir şey yok da ben kısaca anlatayım…”
Sonuç: İkimizin de hayatından bir daha asla geri gelmeyecek bir 1,5 saat boşa gidecek.
3- “Bunlar teknik konular, ben bunlarla oyalanarak vakit kaybetmek istemiyorum”.
Sonuç: Bunlara şimdi vakit ayırmazsan ilerde gözden kaçırdığın nedenlerden dolayı daha çok vakit kaybedeceksin.
İş planı hazırlamak okuldayken son gecede sabahlanarak tamamlanan ödevler gibi, yatırımcı görüşmesi öncesinde yapılması gereken bir iş değildir. İş planı; fikrinizin uygulanabilir ve sürdürülebilir olup olmadığını gözden kaçırabileceğiniz durumların da farkına vararak değerlendirmenizi sağlar. İş planı yapmadan bir işe girişmek, planını çizmeden bir ev inşa etmeye benzer. Derme çatma kulübeler belki biraz daha uzun süre ayakta kalabilir ama yıllarca ayakta kalmasını istediğiniz bir bina yapıyorsanız o plana ihtiyacınız var…
Diğer yandan iş planı kutsal kitap da değildir. İlk iş planınızı muhtemelen en geç 3 ay içerisinde yeni gelişmeler çerçevesinde revize etmeniz gerekecek ve aralığı değişse de revizyonlar hiç bitmeyecek…

4- Hukuki ve Mali Konulara Gerekli Önemi Vermemek
Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında bir iş yapacaksanız sizi ilgilendiren tüm hukuki ve mali konulara aşina olmalısınız. Bir hukukçu veya finans uzmanı olmak zorunda değilsiniz ama en azından en temel konuları bilmeniz, bu konuda bir bilgiye ihtiyacınız olursa nereden öğrenebileceğinizi araştırmış olmanız şart. İstemeden bile olsa atacağınız ufak yanlış bir adım altından kalkamayacağınız cezalarla karşılaşmanız anlamına gelebilir.

5- Profesyonellerden Yardım Almamak
Hukuki ve mali konularda sizin alanınıza aşina insanlarla çalışmanızın bir zorunluluk olduğu konusunda herkesin hem fikir olacağını sanıyorum. Ama bir girişim sahibi olmak bundan daha fazlasını hesabını katmak anlamına geliyor. Ekibinizin sahip olduğu bilgi birikimini mümkün olan en yüksek oranda kullanın ama örneğin işletme bilginiz yoksa, maddi imkanların el verdiği ölçüde uzman bir işletmeciden, internet piyasasına hakim değilseniz bu alandaki bir uzmandan, müşteri ilişkileri en güçlü yanınız değilse (ama işiniz için hayati önem taşıyorsa) bu alandaki bir profesyonelden yardım, destek, danışmanlık almaktan çekinmeyin. Bu profesyonellerden destek almak size ucuza mal olmayacak ama bu kişilere yüksek ücretler ödenmesinin de bir sebebi olduğunu unutmayın. (İpucu: Onlara harcadığınızdan fazlasını kazandırıyorlar).

6- Yanlış Ortaklıklar Yapmak
Ortalık yapmak kimya laboratuarında deney yapmaya benzer. Birbirine karıştırdığınız iki maddenin özelliklerini çok iyi bilmiyorsanız ortaya her türlü sonuç çıkabilir. Dolayısıyla eğer ortaklık yapacaksanız karşınızdaki insanın iş konusundaki artı ve eksilerinin neler olduğundan emin olun.
Diğer yandan ortaklıklar çoğu zaman evliliğe benzetilir. Doğru kişi ile evlenip evlenmediğinizi ancak “cicim ayları” geçtikten sonra anlayabilirsiniz. Ve aynı evlilikte olduğu gibi eğer uyum sorunları ortaya çıkıyorsa, kimsenin vaktini (ve bizim durumumuzda parasını) daha fazla harcamadan ayrılmak en iyi çözüm olabilir. Eğer ayrılmak kaçınılmaz görünüyorsa geciktiğiniz her gün, şirketteki herkes için maddi ve manevi çok daha sıkıntılı bir ayrılığa neden olur.

7- Tecrübesiz Olduğu Alana Girmek
Ana işiniz (core business) ne ise kurucular arasında en az bir kişinin o alana hakim olmasında büyük fayda var. Eğer herhangi bir üretim yapıyorsanız belki bu işi yapması için işe birini alabilirsiniz ama yine de sürecin doğru yönetilmesi için kuruculardan birinin üretimi biliyor olması şart. Bunun yanı sıra satış ve pazarlama konusunda tecrübeli bir ortak da (sektörünüzü tanımıyor olsa bile) çok faydalı olacaktır.
Sadece çok karlı olduğu duyduğunuz için hakkında hiçbir bilginiz olmayan bir işe girmek yapılabilecek en büyük hatalardan biri. Öncelikle büyük ihtimalle bilmediğiniz bu sektörü yanlış değerlendiriyorsunuzdur ve sandığınız kadar karlı değildir. Eğer gerçekten o karlıysa bu sefer de o alana hakim rakiplerle, sizin tanımadığınız bir pazarda rekabet etmek zorunda kalırsınız ki, bu ilkinden de daha kötü bir hamle olabilir.

8- Sermayeyi Çok Erken ve Yanlış Kullanmak
Genç girişimciler genellikle sınırlı bir sermaye ile işe başlarlar. Böylesine kısıtlı kaynaklarla yola devam edebilmek için sermayeyi maksimum etkili bir şekilde kullanmak gerekli. Özellikle başlangıçta ihtiyacınız olmayan hiçbir şey almayın, buna personel de dahil. İşinizi yapabilmek için önceliklerinizi çok net bir biçimde belirleyin ve ayağınızı bu belirlediğiniz önceliklere göre uzatın. Cebinizdeki parayı önce kağıt üzerinde harcar ve bu sırada en azından 12 aylık bir süreyi hesaba katarsanız az olduğunu düşündüğünüz sermayenizin gereksiz ve plansız harcanmadığı taktirde aslında ne kadar yeterli olduğunu görebilirsiniz.
Ayrıca bu konuda sık yapılan bir hatada girişimcinin işine ait hesap ile kendi kişisel hesaplarını birbirine karıştırmasıdır.

9- İş Kurmak ile İşletmeciliği Birbirine Karıştırmak
İşletmecilik önemli ve iyi bir işletmeci çalıştığı kuruma çok fayda sağlayabilir. Ama o işletmecinin asla kafa yormak zorunda olmadığı sorunları işletmenin sahibi muhtemelen her gün düşünüyor. Bir girişimci işletmeciliğini de yaptığı kendi işinin aynı zamanda kurucusu olduğu için her iki tarafı ilgilendiren konularla da ilgilenmek zorunda. İşletmecilik dışarıdan kolay gibi görünebilir (“şuraya bir garson daha alsalar bu kadar beklemek zorunda kalmazdık“), ama işin içine girene kadar fark edemeyeceğiniz pek çok değişken bulunuyor. İşletmecilik bu kadar zorken, iş kurmanın bundan daha fazlası olduğunu unutmamak gerekli.

10- Çıkış Stratejisi Yapmamak
Benim tanıma şansı bulduğum girişimcilerin büyük bir kısmı girişimleri ile çok sıkı duygusal bağlar kuruyorlar. Bazıları için çıkış stratejisinden bahsetmek bile hakaret (veya ihanet) anlamına geliyor. Ama ne yazık ki tüm ciddi girişimcilerin bir çıkış stratejisine ihtiyaçları var. Çıkış strateji deyince ilk akla gelen mutlu (ve zengin) bir erken emeklilik olabilir. Ama daha en baştan çıkış stratejisini düşünmeye başlamanın bundan daha fazla nedeni var. Her şeyden önce bir yatırımcı ile görüşecek olursanız bu konudaki sorulara hazırlıklı olmalısınız. Yatırımcıların büyük bölümü zaten sadece çıkış gördükleri işlere yatırım yaparlar ve çıkış stratejisi olmayan bir girişimci her zaman onların gözünde olumlu bir izlenim bırakmayabilir.
Eğer gerçek bir girişimciyseniz çıkış yapmak sizi bir sonraki heyecan verici girişimize çok daha ciddi bir sermaye ile başlamanıza katkıda bulunabilir.
Ayrıca eğer uzun vadeli düşünüyorsanız çıkışı sadece kendiniz için değil, hissedarlarınız için de hesaba katmalısınız. İşin kurucusu olarak hissedarlarınızın bu işten maksimum kar elde etmelerine katkıda bulunmak sizin işinizin bir parçası.

Bonus- Büyük Resmi Görememek
Girişimcilerin en sık yaptıkları en basit hatayı sona sakladım: Büyük resmi görememek. Pek çok girişimci gündelik işlere veya üretim sürecine o kadar kendini kaptırırken çevrelerinde neler olup bittiğini gözden kaçıyorlar. Siz çok zaman alan ama aslında çok önemli olmayan bir konuya fazlasıyla odaklanmışken diğer konularda geri kalabilir, büyük fırsatları gözden kaçırabilir, rakipleriniz yeniliklerle pazarı değiştirebilir ve hatta değişen ekonomik koşullar artık söz konusu işi yapmak için uygun olmayacak hale gelebilir.
Girişiminizdeki öncelikli göreviniz ne olursa olsun kendinize nefes alacak, her şeye dışarıdan bakarak durumları değerlendirecek zaman ve imkan yaratın…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

İK bütçesi nasıl oluşturulur?

Manşet, insan kaynakları bütçesi, insan kaynakları, bütçe

İK bütçesi nedir? Nasıl hesaplanır? Bütçe oluşturulurken hangi adımları takip etmek gerekir? İşte yanıtı…

Personel maliyet bütçesi hazırlarken nelere dikkat edilmeli?

Dışarıdan bakıldığında insan kaynakları personeli sadece işe alım yapan ya da özel günlerde masanıza hediye bırakan kişiler gibi görülse de aslında çok daha önemli görevleri vardır. O görevlerden biri de personel maliyet bütçesi hazırlamaktır.

Personel maliyet bütçesi adından da anlaşılacağı üzere çalışanların bordro maliyetleri dahil tüm masraf kalemlerinin yer aldığı belgedir. Çalışanlarınızın masraflarını sıralamak kolay bir iş gibi görünebilir. Ancak bulunduğunuz sektör, çalışana önereceğiniz rol, şirketinizin konumu, çalışana ödemek istediğiniz ya da ödemekle yükümlü olduğunuz ek faydalar gibi pek çok değişkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Bu karmaşık süreci sizin için tamamlayacak bir insan kaynakları departmanınız varsa endişelenmenize gerek yok, ama bu planlamayı yapması gereken sizseniz o zaman bir işletme sahibi olarak üzerinizde zorlu bir görev daha var demektir. Bu noktada personel maliyet bütçesi hakkında dikkat etmeniz gerekenleri birlikte inceleyelim.

Personel Bütçesi Kalemlerinizi Belirleyin

Bordro maliyetleri: Bordro kalemi çalışanların brüt ücretini ve SGK’ya ödediğiniz primleri kapsar. Bütçenizde yer alacak bordro maliyeti bunlar ile sınırlı kalmaz. Maaş dışında çalışanlarınıza ödediğiniz:

• Mesailer,

• Ödenekler,

• Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, kira ve yakacak yardımı, bayram paketi, erzak yardımı ve benzeri yan haklar,

• Şirket uygulamalarınızda yer alıyorsa çalışanlar için yaptıracağınız özel sigortalar da bordro maliyetinde göz önünde bulundurulması gereken kalemlerdir.

İzin süreleri: Bütçenizde çalışanların hak ettiği yıllık izin, ölüm izni, doğum izni gibi izin sürelerinin de maliyet kalemi olarak yer alması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu gereğince çalışanların hak ettiği yıllık izinlerin, bulunduğunuz cari yıl içinde kullanılması ve bir sonraki yıla devredilmemesi gerekir. Ancak uygulamaya geçtiğimizde durum farklılık gösterir. Çalışanların kullanmadığı izinler bir sonraki yıla devredilmekte ya da kullanılmayan izin günlerinin ücreti çalışana ödenmektedir. Siz de bu ücreti çalışanlarınıza ödüyorsanız bu tutara maliyetinizde bütçe kalemi olarak yer vermelisiniz.

Tazminat tutarları: Çalışanların işten ayrılması durumunda ödenecek kıdem ve ihbar tazminatlarının da çalışanların kıdemlerine göre hesaplanması ve bütçeye eklenmesi gerekir.

Eğitimler: Çalışanlarınızı göndereceğiniz seminer ya da eğitim programları varsa bunlar da bütçenizde iki farklı maliyet kalemi oluşturacaktır. İlki kişi ilgili günlerde iş yapamayacağı için doğan iş gücü kaybının bordro maliyetidir. Seminer ya da eğitimin ücretleri, konaklama, yemek ve ulaşım gibi maliyetlerin toplamı da ikinci maliyet kalemidir.

Donanımlar: Çalışanlara tahsis edilen cep telefonu, tablet, bilgisayar ya da araba gibi haklara da personel maliyet bütçenizde muhakkak yer verin.

Sabit ve değişken maliyetleri göz önünde bulundurun

Bütçenizi hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de bazı maliyetlerinizin sabit, bazılarının ise değişken olmasıdır. Sabit maliyetleriniz, aylık düzenli olarak ödediğiniz ve tutarı değişmeyen kalemlerdir. Her ay ödediğiniz maaş, SGK primleri ve bunlardan doğan vergiler tutarı belli olan sabit maliyetlerdir. Çalışan sayınız değişmediği müddetçe de bu kalem değişiklik göstermez. Aylık cironuza göre satış ekibinize ödeyeceğiniz primler, iş günü sayısına göre ödenen yemek ücretleri de her ay farklılık gösterdiği için bütçenizde değişken maliyetler olarak yer alabilir.

Bütçenizi hazırlarken bu noktaları da ihmal etmeyin

• Geçici personel işe alıyorsanız, bu personelin maliyetini de bütçenize eklemeyi ihmal etmeyin.

• İşe alım ve mülakat sürecinizin de bir maliyeti var ise bunları da bütçenize dahil edin.

• Asgari ücret, AGİ ve vergi yüzdelerinde gerçekleşen olası değişiklikleri de bütçenizi hazırlarken göz önünde bulundurun.

• Şirketiniz için önemli bilgiler yer aldığından personel maliyet bütçenizi şifre ile koruyun ve sadece güvendiğiniz kişilere erişim izni verin.

• Hazırladığınız bütçenin tutarlılığını mutlaka ölçün. Gerçekte harcanan rakamlar ile bütçenizde öngördüğünüz rakamlar arasında dengeyi bulmak şirketinizde bütçeleme konusuna daha fazla önem verilmesini sağlayacak ve emekleriniz boşa gitmeyecektir.

Personel maliyet bütçesini nasıl hazırlayacaksınız?

Excel üzerinde departmanlara göre personel sayısı, norm kadro planlamanız ve personelinizin maliyetine detaylı olarak yer verip, formüller yardımı ile hesaplamalarınızı yapabilirsiniz. Ancak bu işe ayıracak vaktiniz ya da insan kaynakları bilginiz yoksa süreç sancılı bir hale gelebilir.

Bütçeniz olmadan ilerleseniz de gelecekte yapacağınız harcamaları planlayamazsınız. Bu nedenle personel maliyeti bütçesi hazırlama konusunda bir dış kaynaktan yardım almak sizin için faydalı olacaktır. @WRK İnsan Kaynakları, personel maliyet bütçesi hazırlama konusundaki deneyimleri ile şirketinize en uygun danışmanlık hizmetini sunacaktır.

Yazar: Evren Süer
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et

MAKALE

Doğru adayı doğru işle buluşturmak

seçme ve yerleştirme, mülakat, Manşet, iş hayatı, insan kaynakları

Şirketleri rekabette bir adım önde tutan temel kaynaklardan birisi de yüksek performans sergileme potansiyeli olan insanlarla çalışma fırsatını yakalamaktır. Peki, seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebiliriz? İşte sizler için hazırlanmış 10 öneri…

10 maddede etkili seçme ve yerleştirme süreci

Doğru adayı doğru işle buluşturmak İK uzmanlarının öncelikli görevi. “Seçme ve yerleştirme sürecini nasıl daha etkili hale getirebilirim?” diye merak ediyorsanız, İK danışmanı ve eğitmen Tuğba Kaplan’ın size önerileri var…

Seçme–yerleştirme süreci sonunda anlaşılan ve işe başlayan her yeni çalışanın (çalıştığı pozisyonun gerektirdiği tüm teknik beceriye sahip olsa dahi) kuruma ve iş işleyişine alışması en az 3 ay sürer. Bu demektir ki anlaşılan ve işe başlayan yeni çalışanların kurumdan ayrılmaları durumunda pozisyon en iyi ihtimalle hemen doldurulsa da yeni adaydan verim almak için en az 3 ay beklemeniz gerekir. Bu nedenle seçme–yerleştirme sürecinin her aşamasında oldukça dikkatli ve titiz olmakta fayda var.

Etkili bir seçme – yerleştirme süreci için dikkat etmemiz gereken konular aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Adaylara ulaşmak amacıyla ilan açacaksanız, ilan içeriği oldukça önemlidir. Aranan özellikler bölümüne, o işi yapmak için gerekli olan minimum yetkinlikler yazılmalıdır. İlk etapta ne kadar çok adaya ulaşırsanız o kadar iyi olacağından buradaki “minimum” kısmı önemlidir.
  2. Gelen başvurular arasında yetkinlik beklentilerinizi ve ikamet, yaş vb. kriterlerinizi karşılayan tüm adaylarla ön görüşme yapmalısınız. Daha önceki dönemlerde ön görüşmeler sadece yüz yüze yapılırken, teknolojinin etkisiyle günümüzde dijital ortamlarda da yapılabilmektedir.
  3. Yüz yüze görüşeceğiniz adaylara mutlaka görüşme günü, saati, yeri gibi bilgileri önceden iletmelisiniz. Ayrıca görüşmeleri yapacağınız gün için kendi takviminizi de ayarlamalı, adayları bekletmemeli, çok önemli bir sorun olmadığı sürece görüşme saatlerini son anda değiştirmemelisiniz.
  4. Görüşme öncesinde görüşeceğiniz adayın özgeçmişini gözden geçirmeniz önemlidir. Böylece sizin için önemli olabilecek kısımları unutmamış ve atlamamış olursunuz.
  5. Görüşme esnasında adayın beden dilini gözlemlemenizde de fayda var. Fakat bunu “Burnunu kaşıdı, kesin yalan söylüyor” gibi direkt kesin yargılarla sonuçlandırmak sizi yanıltabilir.
  6. Sorularınızı doğru seçmeli ve yapılandırmalısınız. Pozisyonun gerektirdikleri ya da iş işleyişi ile ilgili olmayan sorular sormamalısınız. Ayrıca adayın cevap vermek istemeyebileceği ya da özel yaşamıyla ilgili sorular da sormamalısınız.
  7. Adayların da size sorular sorabileceğini unutmayın. Bu nedenle adaylar tarafından soru sorulduysa aktif bir şekilde dinleyin ve net cevaplar verin. Soru sormayan adaylara da görüşmenin sonlarına doğru soruları olup olmadığını sorabilirsiniz, böylece aklına takılan soruları sormaya çekinen adayların düşüncelerini de netleştirmiş olursunuz.
  8. Seçme – yerleştirme sürecinizdeki aşamaların arasında uzun zaman boşlukları var ise, adaylara ara bilgilendirmeler yapmalısınız. Unutmayın, sizin sürecinizin arayışla devam ettiği gibi, adayların arayış süreçleri de eş zamanlı olarak devam ediyor.
  9. Seçme–yerleştirme sürecinin tüm aşamalarında adaylara nazik davranmalısınız. Örneğin; “Ben stres mülakatı yapıyorum” cümlesine sığınarak adaylara kötü ve kaba davranılmamalıdır. Zaten stres mülakatı dediğimiz kavram da bu değildir.
  10. Sürecin sonucunda mutlaka tüm adaylara olumlu ya da olumsuz dönüş yapmalısınız. Sadece olumlu olan adaya dönüş yapmak etik olmamakla birlikte, diğer adayların netleşmesini de engeller ve imajınızı oldukça olumsuz yönde etkiler.

Son olarak; seçme–yerleştirme sürecinin önemi unutulmamalı, süreç bir bütün olarak sistemli bir şekilde yürütülmelidir.

Yazar: Tuğba Kaplan / İK danışmanı ve eğitmen
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Flört şiddeti: İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Manşet, ilişkide şiddet, ilişki, flört şiddeti, flört

Flört şiddeti, ilişkide bir tarafın diğer taraf uyguladığı kontrolcü, müdahaleci, kısıtlayıcı, zarar verici ve yaralayıcı davranışlardır. Peki, sizce bu davranışın sebepleri nelerdir? Böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekir? İşte yanıtı…

Flört şiddeti nedir?

Sevgilin kimlerle görüştüğünü denetliyor mu? Kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi mi gösteriyor? Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor mu?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, flörtün yeni yeni başladığı 13-23 yaş döneminde romantik ilişkilerde yaşanan şiddete dikkat çeken ve flört şiddetine dair ipuçları veren bir rehber yayınladı.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın rehberinde flört şiddetine ilişkin şu bilgiler paylaşılıyor:

Flört şiddeti nedir?

Flört şiddeti, sevgilinin sana karşı fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal ve dijital şiddet içeren davranışlarda bulunmasıdır. Sevgilin, sana karşı şiddet göstererek senin üzerinde egemenlik kurmayı, seni kontrol etmeyi ve gücünü göstermeyi hedefler. Flört şiddeti, bitmiş ya da sürmekte olan heteroseksüel ya da homoseksüel ilişkilerde ortaya çıkabilir. 

Fiziksel flört şiddeti 

Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir. 

Cinsel flört şiddeti 

Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir. 

Psikolojik flört şiddeti 

Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir. 

Sosyal flört şiddeti 

Sosyal flört şiddeti, sevgilinin senin sosyal ilişkilerini kısıtlaması, kontrol etmesi ve senin sosyal çevrenden soyutlanmana, yalnızlaşmana neden olacak şekilde davranmasıdır. Sevgilinin ailen veya arkadaşlarınla görüşmene izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, “namusunu koruduğunu” söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevgisinin dışavurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni “utandırmak” ya da “rezil etmekle” tehdit etmesi sosyal şiddet örnekleridir.

Dijital flört şiddeti  

Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir. 

Israrlı takip (Stalking) 

Israrlı takip, ayrıldığın ya da halen birlikte olduğun sevgilinin seni sürekli izlemesi ve takip etmesidir. Takip davranışı, sende korku uyandırmayı, sana gözdağı vermeyi ve güvencesiz hissettirmeyi hedefler. Eski sevgilinin haber vermeden veya davet edilmeden evine  ya da okuluna gelmesi, gittiğin yerlerde karşına çıkması, sürekli hediye veya çiçek alması veya göndermesi, arkadaş çevrenle iletişim kurması ve seninle ilgili bilgi almaya çalışması, senin eşyalarına zarar vermesi ısrarlı takip davranışı örnekleridir. 

İlişkin güvenli değilse ne yapabilirsin?

Sevgilinden farklı fikirlere, isteklere, önceliklere sahip olabilirsin. Her ilişkide farklılıkların ortaya çıkması, anlaşmazlıkların olması doğaldır. Önemli olan bunları nasıl çözdüğünüzdür. Eğer bir farklılık ya da anlaşmazlık karşısında herhangi bir şiddet türüyle karşılaşıyorsan, güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için şunları yapmayı deneyebilirsin: 

  • Şiddeti tanıman ve şiddet için kendini sorumlu görmemen çok önemli. Şiddetin sorumlusu sen değilsin!
  • Şiddeti normal bir davranış olarak kabul etmemen çok önemli. Aklından “bunu hak ettim”, “herkesin sevgilisi böyle davranıyor” gibi düşünceler geçebilir. Kendinden şüphe etme! Unutma, haklı şiddet yoktur!  
  • Sevgilinin, şiddeti bir problem olarak görüp görmediğini araştır. Sevgilin seninle güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için çabalıyor mu? Şiddetsiz bir ilişki kurmak için işbirliği yapıyor mu? 
  • Güvenli ve eşit bir ilişki kurmak için kurallar koyarak sınırlarını koruyabilirsin. Kuralları koymak, hangi tür davranışları kabul etmeyeceğini söylemek ve bu kurallara uymadığında ondan uzaklaşmak ya da ayrılmak senin güvende olmanı sağlayacak bir adımdır. Bu sayede şiddetsiz, güvenli, eşit ilişkiler kurabilirsin. 
  • Herhangi bir şiddet türüyle karşı karşıya kalıyorsan, şiddet durmadan güvende olamazsın. Sevgilin şiddeti bir problem olarak görmüyorsa ve şiddeti durdurmak için herhangi bir adım atmıyorsa, ilişkiden uzaklaşmalısın. Onu değiştirmeye çalışma. Unutma, şiddeti durdurmak onun sorumluluğu. Eğer o şiddeti durdurmazsa, şiddet artarak devam edecektir. Kendini korumalı ve ilişkiden çıkmalısın.  
  • Sevgilinden ayrılmayı düşündüğünde “Bana çok iyi davrandığı oluyor”, “Her zaman böyle sinirli değil”, “Aslında beni çok seviyor” gibi düşüncelere kapılabilirsin. Yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsin. Daha önce ayrılmayı deneyip onu affetmiş olabilirsin. Onun istediği gibi biri olmaya çabalıyor olabilirsin. Onunla ileride çok iyi bir ilişki kurabileceğini umut ediyor olabilirsin. Bu durumda şiddet döngüsüne girmişsin demektir. Şiddet döngüsünü tanımalısın. 
  • Yakın gördüğün, seni yargılamayacağını düşündüğün bir yetişkinden yardım isteyebilirsin. Yaşadıklarını paylaşmak ve konuşmak, seni güçlendirir. 
  • Unutma, şiddet varsa, sevgi yoktur.
Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND