Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mutluluk sıradanlığın içinde saklı

Bazılarımız mutluluk planları yaparken göze önemsiz gibi görünen fakat düşünüldüğünde bizi mutlu edebilecek şeyleri kaçırabiliyoruz. Örneğin işe giderken otobüste yabancı birisiyle küçük bir sohbette bulunmak gibi. İşte Sıradan gibi görünen ama mutlu eden davranışlar…

Bazılarımız mutluluk planları yaparken göze önemsiz gibi görünen fakat düşünüldüğünde bizi mutlu edebilecek şeyleri kaçırabiliyoruz. Örneğin işe giderken otobüste yabancı birisiyle küçük bir sohbette bulunmak gibi. İşte Sıradan gibi görünen ama mutlu eden davranışlar…

Hakkında mutlu olmayı unuttuğunuz 8 küçük şey

Huffington Post sağlık editörlerinden Lindsay Holmes, “Hakkında mutlu olmayı unuttuğunuz 8 küçük şey” başlıklı yazısında,  “insanların kendilerini mutlu eden şeyleri sıralarken kaçırmış olabilecekleri birkaç noktaya” işaret ediyor.  

“Her gün karşılaştığımız, ama üzerinde çok fazla düşünmediğimiz bazı sıradan şeylerin olduğunu” ifade eden Holmes  “Eğer biraz sakinleşirsek, bu sıradan şeylerin bizi gerçekten mutlu ettiğini görebiliriz” diyor. İşte, Holmes’a göre daha fazla değer vermemiz gereken bu sıradan şeylerden sekizi:

1. Kaliteli bir sohbet

“Dinlemeyi de konuşmak kadar içinde bulunduran derin bir sohbet, bu günlerde kaybedilmeye başlayan bir sanat. Çoğu insan bundan hoşnut olmasa da, sıklıkla sohbetler kısa kesiliyor. Arkadaşlarınızla sohbet ederken, daha büyük sorular sormaya çalışarak sohbeti uzatabilirsiniz.”

2. Kucaklaşmak

Kucaklaşmaları olabildiğince çabuk tutmaya yatkınızdır. Ancak kucaklaşmak bizi iyi hissettirecek çok önemli bir olaydır. Kucaklaşma sırasında vücut iyi hissetmenizi sağlayacak oksitoksini salgılar. Bu yüzden bunları daha uzun tutmalıyız. Ayrıca, çalışmalar kucaklamanın kan basıncını düşürdüğünü ve kalp sağlığına iyi geldiğini de gösteriyor.

3. Dürüst olmak

Doğruculuk istenilen bir karakter özelliğidir, ancak bu detay sıklıkla gözden kaçırılır. Birisi size karşı dürüst davrandığında onu takdir etmelisiniz. Hem karşınızdakinin söylemek zorunda olduğu şeyden ders çıkarabilir hem de kişiliklerinizin neden çok iyi uyuşmadığını öğrenebilirsiniz.

İçten olmak (ve diğerlerine) düşüncelerimizi paylaşabilmemizi sağlar ve bu dünyamızı daha anlamlı hale getirir.

Daha önce HuffPost Healthy Living’e konuşan klinik fizyolojist Guy Winch şunları dile getirmişti:

“Ne düşündüğünüz, ne hissettiğiniz, sizin için neyin ve neden önemli olduğu üzerine düşündüğünüz zaman, bu sizin için mutlu olmaya yönelik bir niyet oluşturur. Hepimiz bu işlevsel durumu yaşarız. Sadece onları kendimiz için zorunlu olarak üretmeyi düşünmeyiz. Eğer davranışlarımıza bakarsak ve neyi neden yaptığımızı, neyi neden düşündüğümüzü değerlendirirsek, bizi ve duygularımızı yöneten prensiplerin neler olduğunu görebiliriz.

4. Toplu ulaşım araçları

Elbette toplu ulaşım araçları ile işe gidip gelirken yolun uzunluğu ve trafik gibi sebeplerle çok sıkılıyor olabilirsiniz. Ancak toplu ulaşım araçlarının bazı avantajları da vardır. Bu gidiş-gelişler sırasında yabancılarla konuşmak, gülümseme gibi olumlu duygu yaratacak deneyimlere sahip olmanıza fırsat yaratır. Bu yolu sadece işe gidip gelmek olarak görmeyin, bu aynı zamanda gün içerisinde farklı şeyler yapmak için bir fırsattır da

5. Doğru şeyi yaptığınızı düşündüğünüzde hissettikleriniz

Ahlaki olarak doğru bir karar verdiğinizde kendinizi daha iyi hissetmeniz tesadüf değildir. Çalışmalar başkalarına yardım etmenin sizi mutlu ettiğini, suçluluk gibi duyguların ise bizi fiziksel olarak çöküntüye uğrattığını gösteriyor. Gerçekten nezaketle davrandığınızda rahatlamanızın tadını çıkarın; çünkü vüdunuz bunun için programlandı…

 6.Grup içi espriler

Cleveland Kliniği Duygu Durumu Bozuklukları Biriminin yöneticisi ve bir psikiyatrist olan Robert Rowney daha öncesinde HuffPost Healthy Living’e şunları söylemişti:

“Kişiler hayatlarındaki insanlara daha yakın olduklarında, onlara karşı destekleyici ve cesaretlendirici olduklarında, kendilerini daha iyi hissederler.”

Yakın arkadaşlarımız bizi destekleri, dürüstlükleri ve sıkıntılı olduğumuzda bizi anlamalarıyla iyi hissettirirler. Ayrıca, sadece iki kişinin anlayabileceği bir esprilere sahip olmak kişileri yakınlaştırır.

7. Büyüleyici anlar

Elbette, gün batışı gibi güzel bir manzara karşısında etkilenirsiniz. Ancak bu manzaraların size ilham verebileceğinin farkında mısınız? Psikolojik teoriler ve çalışmalar “duygularının keyfini çıkarmanın sizi daha sakin yaptığını, hatta yaratıcılığınızı arttırabileceğini” gösteriyor. Güzel bir manzara karşısında Instagram fotoğrafı çekeceğiniz bir sonraki sefere, ne hissettiğinize önem vermeye çalışın!

 8. Kendiniz

Belki klişe, ama doğru… Kendinizi eleştirmek çoğu zaman övmekten daha kolay gelir. Bunun neden böyle olduğuna dair henüz bir sebep bulunamadı. Çalışmalar, mutluluğumuzu arttıracak bir etmen olması gerçeğine rağmen kendimizi çok fazla takdir etmediğimizi gösteriyor. Tamamladığınız ya da başardığınız her şey için kendinize küçük bir tebrik sunun, bunu hak ediyorsunuz..

Çeviri: Ece Uzcan

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND