Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mutluluk için neler yapmalı?

İnsan mutlu olduğu için mi huzurlu olur yoksa huzur mu mutluluğu getirir? Mutlu olmanın özel bir sırrı olmasa da kendisini mutlu hisseden insanların ne yaptıklarına dair bilgiler bize bazı ipuçları verebilir. İşte mutlu insanların ortak özellikleri…

İnsan mutlu olduğu için mi huzurlu olur yoksa huzur mu mutluluğu getirir? Mutlu olmanın özel bir sırrı olmasa da  kendisini mutlu hisseden insanların ne yaptıklarına dair bilgiler bize bazı ipuçları verebilir. İşte mutlu insanların ortak yönleri…

Kimler daha mutlu sorusuna bir yanıt bulmak sanıldığından çok daha zordur. Mutlu insanlara bakarak bir çıkarımda bulunmak mümkün olmakla birlikte bu kişilerin bu özelliklere sahip oldukları için mi, yoksa mutlu oldukları için mi bu özelliklere sahip oldukları tartışmaya açık bir konudur. Fakat yine de bir çok kişiye göre daha mutlu olan insanların özelliklerine baktığımız zaman bazı şeyler söylemek mümkün gibi görünüyor.

Mutlu insanların özellikleri:

  • Kendisini iyi tanır

  • Kendi istek ve gereksinimlerinin farkındadır. İsteklerine ve gereksinimlerine sahip çıkar. Bunları sahiplenir ve bunları karşılamak için elinden geleni yapar. Karşılanmadığında bunu kendi değerliliği ile ilişkilendirmez. İstek ve gereksinimleri karşılandığında hiçbir suçluluk duymadan tadına varır.

  • Kendisinin olduğu gibi başkalarının da istek ve gereksinimleri olduğunu bilir ve kabullenir. İstek ve gereksinimlerinin diğer insanların istek ve gereksinimleri ile çatılabileceğinin farkındadır. İstek ve gereksinimler çatıştığında bencilce bir inatlaşmaya girmez. Diğer insanları yok saymadan kendi isteklerine sahip çıkar, onları gerçekleştirmeye çalışır

  • Kimsenin istek ve gereksinimini ne daha önde tutar ne de daha geride…

  • Sınırlarını iyi bilir. Neyi yapıp yapamayacağını, zayıf ve güçlü yönlerini, iyi ve kötü yönlerini kabullenir. Bunları ne şişinmek için ne de kendisini aşağılamak için kullanmaz.

  • Zayıf ve kötü yönleri için kendine anlayışlı davranır

  • Kendini ve diğer insanları olduğu gibi kabul eder

  • İlişkilerde hiç bir çatışma yaşanmaması gibi bir beklentisi yoktur

  • Kendisiyle ve dünyayla barışıktır

  • Güçlü ve iyi yönlerini kendini ve çevresindekileri geliştirmek için cömertçe kullanır.

  • Kendisini sever. Bu sevme başkasını aşağılamaktan ya da küçümsemekten beslenmez.

  • Kendine güvenir. Bu güven kendini değerli bir insan olarak görmekle ilgilidir ve içi boş bir güven değildir

  • Kendisinden memnundur

  • Başkalarını (kuşku, haset ya da kıskançlık duymadan) sevebilir

  • Özdeğerlilik duygusunun dışarıdan beslenmeye gereksinimi yoktur

  • Başkaları tarafından sevildiği konusunda hiçbir kuşkusu yoktur. Kendisini sevilmeye layık bir insan olarak görür.

  • Kendi hatalarına gülebilir

  • Kin tutmaz

  • Her türlü iyiliği ve ödülü hak ettiğini düşünür

  • Sıradan başarılardan bile zevk alır

  • Yarışmaktan çekinmez, kaybettiğinde bunun dünyanın sonu olmadığını bilir, kazandığında ise bunun keyfini çıkarabilir

  • Arkadaşları vardır ve sürekli arkadaşlıklar kurabilir

  • İşini sever, işini gerektiği biçimde yaptığını düşünür

  • Doyumlu cinsel yaşamı vardır

  • Diğer insanları küçümseme gereksinimi duymaz

  • Hem kendini hem başkasını affedebilir

  • Kendisine yanlış yapma hakkı tanır

  • Geleceğe umutla bakar

  • Geleceği kurmaya çalışır fakat gelecek için bugünü ıskalamaz

  • Mutlu olmayı sürekli ertelemez

  • Ölümü ve ölümlülüğü kabullenmiştir

  • Kusursuz olmadığını bilir ve kendini kusursuzmuş gibi davranmak zorunda hissetmez

  • Çevresindekileri olduğu gibi kabul eder ve zorlayıcı bir değiştirme çabası içinde olmaz

  • Her çatışmayı ya da anlaşmazlığı mutlaka kazanması gereken bir meydan savaşına dönüştürmez

  • Öfkesini hisseder, fakat öfkesine kapılmaz ve öfkesini denetleyebilir

  • Herkesi sevmek zorunda olmadığını bilir

  • Kendini sevdirmek için sürekli çaba içinde değildir

  • Eğlenebilen, eğlenmeyi bilen bir kişidir

  • İnisiyatif kullanabilir, girişkendir

  • Empati yapabilir

  • İletişim kurma becerilerine sahiptir

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND