Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mutluluğun değeri hesaplandı!

“Mutluluk para ile satın alınabilir mi?” sorusunu bir adım ileri taşıyan İngiliz ekonomi bilimci, mutluluğun değerini hesapladı! Üstelik bu hesaplama ile Nobel almaya da hak kazandı! İşte mutluluğun kaç para ettiği konulu o ilginç araştırmanın sonucu…

“Mutluluk para ile satın alınabilir mi?” sorusunu bir adım ileri taşıyan İngiliz ekonomi bilimci, mutluluğun değerini hesapladı! Üstelik bu hesaplama ile Nobel almaya da hak kazandı! İşte mutluluğun kaç para ettiği konulu o ilginç araştırmanın sonucu… 

Mutluluğun Kaç Para Ettiğini Belgeledi Nobeli aldı

Nobel ekonomi ödülüne, ‘Mutluluğun kaç para ettiğini’ belgeleyen İngiliz Angus Deaton layık görüldü. Deaton’ın araştırmasına göre, yıllık 75 bin dolar gelir mutluluğu da getiriyor

Nobel ekonomi ödülüne bu yıl, mutluluğun kaç para ettiğini ortaya koyan araştırmasıyla dikkatleri üzerine çeken İngiliz iktisatçı Angus Deaton layık görüldü. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, Alfred Nobel anısına dağıtılan Sveriges Riksbanks (Merkez Bankası) Ekonomi Ödülü’nün Deaton’a verildiğini duyurdu. Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi 70 yaşındaki Deaton’un yoksulluk, refah ve tüketim üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı ödüle hak kazandığı belirtildi.

Refahı güçlendiren ve yoksulluğu en aza indiren bir ekonomik politika oluşturmak için bireysel tüketim tercihlerinin anlaşılması gerektiğine işaret edilen açıklamada, “Angus Deaton, bireysel tüketim tercihlerinin anlaşılması için herkesten daha fazla çaba harcamıştır. Deaton’un bireysel tercihlerle elde edilen  sonuçları birbirine bağlayan araştırması, mikro ekonomi, makro ekonomi ve kalkınma ekonomileri alanlarında önemli bir değişime yol açmıştır” denildi. Deaton, 8 milyon İsveç Kronu (3 milyon TL) tutarındaki ödülün de sahibi oldu.

Üst sınır 75 bin dolar

Angus Deaton, ‘Acaba mutluluk gerçekten para ile satın alınabilir mi?’ sorusunun yanıtını arayan isimlerden biri. Nobel ödüllü Daniel Kahneman ile birlikte, ‘Günlük yaşamımız için acaba kaç paralık gelirimizin olması bize en fazla mutluluğu getirir’ diye 2008-2009 yıllarında 450 bin Amerikan vatandaşı ile araştırma yaptılar. Araştırma sonucu 75 bin Amerikan Doları yıllık gelirin en fazla günlük yaşamda mutluluğu getirebildiğini, fazlasında ise artık eskisi gibi günlük hayatta mutluluğu artırmadığını belgelediler.

Sadece 1 kadın kazanabildi

Nobel Ekonomi Ödülü, 1968’te İsveç Merkez Bankası tarafından Nobel  Ödülleri’nin kurucusu Alfred Nobel anısına kuruldu. 1969’tan bu güne 46 kez dağıtılan ödüllerden 17’si iki kişi, 6’sı da üç kişi arasında paylaştırıldı. Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanan 75 kişi arasında sadece bir kadın bulunuyor. Elinor Ostrom, 2009’da ödüle layık görülmüştü. 2000’den bu yana Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazananlar şöyle:

2000: James J. Heckman ve Daniel L. McFadden

2001: George A. Akerlof, A. Michael Spence ve Joseph E. Stiglitz

2002: Daniel Kahneman ve Vernon L. Smith

2003: Robert F. Engle ve Clive W.J. Granger

2004: Finn E. Kydland ve Edward C. Prescott

2005: Robert J. Aumann ve Thomas C. Schelling

2006: Edmund S. Phelps

2007: Leonid Hurwicz, Eric S. Maskin ve Roger B. Myerson

2008: Paul Krugman

2009: Elinor Ostrom ve Oliver E. Williamson

2010: Peter A. Diamond, Dale T. Mortensen ve Christopher A. Pissarides

2011: Thomas J. Sargent ve Christopher A. Sims

2012: Alvin E. Roth ve Lloyd S. Shapley

2013: Eugene F. Fama, Lars Peter Hansen ve Robert J. Shiller

2014: Jean Tirole

Angus Deaton kimdir?

EdInburgh’ta 1945’te dünyaya gelen Deaton, Cambridge Üniversitesi’nden mezun oldu. Doktorasını “tüketici talebi modelleri ve bu modellerin İngiltere’ye uygulanması” başlıklı teziyle 1975’te tamamladı. Deaton, 1983’te Princeton Üniversitesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. Deaton’un 1980’de yayımladığı İdeal Talep Sistemi, dünya genelinde tanınmasını sağladı. Ekonometri Topluluğu tarafından Frisch Madalyası’na layık görülen Deaton,  “The Great Escape: Health, wealth and the origins of inequality” adlı kitabını 2013’te yayımladı.

1 milyon $’lık maaşı düşürdü

Angus Deaton’ın araştırmasından etkilenen ABD merkezli kredi kartı ödeme şirketi Gravity Payments’in genç CEO’su Dan Price, 120 kişinin çalıştığı şirkette çalışanları şaşırtan jeste imza atmıştı. 1 milyon dolarlık yıllık maaşını 70 bin dolara düşüren Price, personelin moralini yüksek tutmak için maaşları yıllık en az 70 bin dolar olarak düzenlemeye karar verdi. Karar öncesi çalışanlar ortalama 48 bin dolar maaş alıyordu.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND