Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mutlu insanlar giderek azalıyor!

yaşam memnuniyeti, tuik yaşam memnuniyeti araştırması, tuik mutluluk anketi, mutluluğun kaynağı nedir, memnuniyet, Manşet

2018 yılı yaşam memnuniyeti araştırmasının sonuçları açıklandı. Raporun sonuçlarına göre her yıl giderek mutsuzlaşıyoruz. İşte sağlıktan paraya, eğitim durumundan iş hayatına memnuniyet oranları…

Yaşam memnuniyeti azaldı

Mutlu” olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 53,4’e geriledi. Önceki yıl bu oran yüzde 58’di. “Mutsuz” olduğunu beyan eden oranı ise yüzde 11,1’den yüzde 12,1’e yükseldi.

TÜİK, 2018 yılı yaşam memnuniyeti araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Araştırmaya göre, mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2017 yılında yüzde 58 iken 2018’de yüzde 53,4 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise yüzde 11,1’den yüzde 12,1’e yükseldi.

Mutluluk oranı, 2017 yılında erkeklerde yüzde 53,6 iken 2018 yılında yüzde 49,6’ya, kadınlarda ise yüzde 62,4’den yüzde 57’ye düştü.

Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 65 ve üzeri yaş grubu, 2017 yılında yüzde 66,1 ve 2018 yılında yüzde 61,2 ile en yüksek mutluluk oranının görüldüğü yaş grubu oldu. En düşük mutluluk oranı ise 2017’de yüzde 53,1 ve 2018’de yüzde 47,8 ile 45-54 yaş grubunda görüldü.

Evlilik ve eğitim durumunun etkisi

Araştırma, evli bireylerin evli olmayanlara göre daha mutlu olduğunu ortaya koydu. Mutlu olduğunu beyan eden evli bireylerin oranı, 2018 yılında yüzde 56,3 iken evli olmayanlarda bu oran, yüzde 46,7 olarak gerçekleşti.

Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin yüzde 51,6’sının, evli kadınların ise yüzde 60,7’sinin mutlu olduğu gözlendi.

Eğitim durumuna göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; en yüksek mutluluk oranı, yüzde 59 ile bir okul bitirmeyenlerde görüldü.

Bunu sırasıyla; yüzde 53,9 ile yükseköğretim mezunu, yüzde 52,6 ile ilköğretim veya ortaokul mezunu, yüzde 52,3 ile ilkokul mezunu ve yüzde 51,3 ile lise ve dengi okul mezunu bireyler takip etti.

Mutluluk kaynağı para değil “sağlık”

Kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı yüzde 74,2 olurken bunu sırasıyla; yüzde 12,9 ile çocuklar, yüzde 3,6 ile eş, yüzde 3,3 ile kendisi, yüzde 2,7 ile anne/baba ve yüzde 1,8 ile torunlar takip etti.

Kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı yüzde 69 olurken bunu sırasıyla; yüzde 15,5 ile sevgi, yüzde 8,8 ile başarı, yüzde 4,2 ile para ve yüzde 2,2 ile iş takip etti.

En düşük memnuniyet adli hizmetlerde

En yüksek memnuniyet oranı, 2018 yılında yüzde 75,2 ile asayiş hizmetlerinde gerçekleşirken bunu sırasıyla; yüzde 74,8 ile ulaştırma, yüzde 70,4 ile sağlık, yüzde 63,1 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, yüzde 56,7 ile eğitim ve yüzde 56,3 ile adli hizmetlerden memnuniyet takip etti.

Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2018 yılında yüzde 72,1 oldu. Kendi geleceklerinden umutlu olan erkeklerin oranı yüzde 71,1 iken kadınlarda bu oran yüzde 73 oldu.

Kaynak: www.dunya.com

Advertisement

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Yıllarca boşuna matematik dersi almamışız!

okul hayatı, matematik, matematiğin hayatımızdaki önemi, matematiğin faydaları, hayat okulu

Çoğumuz matematik dersinin ileride hiçbir işe yaramayacağını düşünürüz. Fakat okul hayatında bizi zorlayan matematik, hayat okulunda işimizi kolaylaştırır. Peki, bu kolaylığı hangi alanlarda kullanabiliriz? İşte yanıtı…

İyi de Bu Benim Ne İşime Yarayacak?

“Bu tam olarak benim ne işime yarayacak?” sorusu, karmaşık matematik problemlerinden sıkılmış öğrencilerin ortak sorusudur. Öğrenciler, soyut matematiksel kavramlar içeren problemlerle ilgili, bu soruyu sormakta haklı olsalar da; öğrencilik yıllarında matematikten kazanılan hünerler, üzerinden yıllar geçse de, “gerçek hayat” problemlerini çözmekte sıklıkla işe yarar.

Tadilat Matematiği

Herhangi bir müteahhitte veya inşaat işçisine, matematiğin hayatlarının neresinde olduğunu sorarsanız; işlenmemiş malzemelerle, kalıcı bir şey yaratmanın altında, doğru malzemelerin ve geniş bir matematik bilgisinin yattığı cevabını duyarsınız. Gerçekten, bir beton levha için gerekli harcı hesaplamak, uzunlukları, genişlikleri ve açıları doğru biçimde ölçmek, yapılan işin maliyetini planlamak, matematiğin inşaat işlerinde  gerekli olduğu durumlardan yalnızca birkaçıdır.

İnşaat işinde çalışmayı planlamadıklarını söyleyen öğrenciler için de, matematiğin, ilerideki hayatlarında evde yapılacak ufak tefek tadilatlarda hayat kurtaracağını belirtmekte yarar vardır.  Matematiksel donanıma sahip olmak, insanı bir sürü masraftan ve işçilerle uğraşma sıkıntısından kurtarabileceği gibi, başkasına yaptırmak durumunda olduğumuz işlerin doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etmeye, işin ne kadara mal olacağını hesaplamaya ve böylece işi yapandan en iyi fiyatı almaya olanak sağlar.

Market Matematiği

Gündelik hayatta matematiğe en çok ihtiyaç duyduğumuz yerler arasında marketler de sayılabilir ve gerçekten, market alışverişi dört işlemden, yüzde ve yaklaşık değer hesaplamaya kadar, geniş bir matematik bilgisi gerektirir. Alışveriş deneyiminizin, birim başına fiyat hesapladığınız, ürün tarttığınız ve yüzdelik indirimleri tahmin etmeye çalıştığınız her anında matematik kullanırsınız.

Mutfak Matematiği

Evin diğer yerlerine kıyasla mutfakta daha çok matematik bulunur. Yemek hazırlamak ve pişirmek kendi başlarına birer bilim dalı olduğu gibi, çocukları matematiğe yönlendirmek için de en karlı ve en lezzetli yöntemlerden birisidir. Sonuçta, yemek tarifi olarak adlandırdığımız şey, birbirinden bağımsız basamaklardan oluşmuş algoritmalardan başka bir şey değildir. Tarif için gerekli malzemeleri ölçmek, her bir malzemenin pişme süresini hesaplayarak, malzemelerin yemek pişirme sürecine dahil olma zamanlarını tahmin etmek, kesir ve oranları anlamlandırmaya çalışmak, mutfakta matematik kullanılan alanlardan yalnızca birkaçıdır.

Seyahat Matematiği

Matematiğin işe yaradığı yerlerden birisi de, hemen hepimizin keyif aldığı seyahat etme halidir. Fakat, seyahat edeceğiniz uzaklığa göre ihtiyacınız olan yakıt miktarını doğru olarak hesaplayamazsanız, kendinizi yolda kalmış veya tahmin ettiğinizden daha fazla yakıt harcamış biçimde bulabilirsiniz. Ayrıca, yolculuğunuz boyunca otoyol ve köprü ücretlerini ödemek, çıkışları saymak ve lastiklerin hava basıncını kontrol etmek de farkında olmadan matematik kullandığınız yerler arasındadır.

Yatırım Matematiği

Birçok uzman, kuvvetli matematik yeteneğine sahip olmayan insanların, para harcamaya duygusal olarak yaklaştıkları ve bunun sonucunda da büyük finansal hatalar yaptıkları konusunda hemfikirdir. Oysa, zamanında üstel büyümenin ve birleşik faizin ilkelerini iyi kavrayan her öğrenci, ileride borçlarını daha iyi yönetmeye ve böylece yaşamlarını hüsrana uğramadan devam ettirme yeteneğine sahip yetişkinler halini alır.

Zaman Yönetimi ve Matematik

Zamanın en önemli varlığımız olduğu su götürmez bir gerçektir ve uygun bir planlama olmadan gün parmaklarımızın arasından hızlıca kayıp gider. Böylece, yerine getirmemiz gereken sorumluluklar birikmeye başlar ve kolayca ajandamızın gerisine düşeriz.

Vaktin, geçmişten daha hızlı aktığı günümüzde, işlerimize sadık kalmak ve hayatı kontrol altında tutmak, saati anlamaktan veya takvimi takip etmekten biraz daha fazla matematik yeteneği istiyor ve zamanı etkili bir biçimde yönetmenin yolu ayrıntılı bir yapılacaklar listesi hazırlamaktan geçiyor. Peki, matematik önümüzdeki işleri önem sırasına dizme kısmının neresinde yer alıyor?

Liderlik uzmanı John Maxwell’e göre, dur durak bilmeyen yapılacaklar listesi hazırlama süreci üç adımdan oluşuyor ve bu süreçte listedeki her bir işe önem sırası ve aciliyet durumuna göre birer sayı atanıyor.

1. İşleri önem sırasına göre derecelendirme:

Kritik: 5 puan, Gerekli: 4 puan, Önemli: 3 puan, Yararlı: 2 puan, Önemsiz: 1 puan

2. İşin aciliyetini belirleme:

Bu ay: 5 puan, Gelecek ay: 4 puan, Önümüzdeki üç ay: 3 puan, Sonraki üç ay: 2 puan, Yıl sonu: 1 puan

3. Önem sırasını ve aciliyet durumunu çarpma:

Örnek: 5 (Kritik)x4(Gelecek ay)=20 puan

İşleri bu basit matematiksel kurala göre sıraladığınızda her şeyin takibinde olmanın ne kadar kolay bir hal alabileceğini bizzat yaşayarak deneyimleyebilirsiniz ve gelecek sefer kendinizi matematiği nerede kullanacağınızı sorgularken bulursanız yukarıdaki örnekleri hatırlayabilirsiniz.

Yazar: Fatma Ayça Çetinkaya
Kaynak:  www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kendinizi eleştirmeyi bırakır mısınız?

suçlama dili, stres, psikoloji, kendini eleştirme hastalığı, kaygı, eleştri, depresyon, agresyon

Hayatta her zaman her şey yolunda gitmeyebilir. Bazen bunun sebebi siz olabilirsiniz, bazen de sizinle hiç ilgisi yoktur. Fakat insanoğlu her durumda kendini suçlamayı çok iyi bilir. Peki, sizce de artık buna bir son vermenin vakti gelmedi mi?

Stres, Kaygı, Mutsuzluk

Giderek daha da artan stres ve kaygıdan şikayet ediyor, kendinizi sürekli mutsuz hissediyorsanız… Durup bir düşünün; belki de bunun sorumlusu sizsiniz!

Yaşam koşullarının zorluğu, trafik, insanların davranışları ve bunun gibi bin bir çeşit faktör, her gün stres ve kaygı yaşamanıza neden oluyor, mutsuz ediyor olabilir.

Bunun için sürekli şikayet ediyor, umutsuzluğa kapılıyor da olabilirsiniz.

Ama unuttuğunuz çok önemli bir nokta var; olaylar, insanlar ve durumlar hakkında hiç farkına bile varmadan beyninizin içinde sürekli olumsuz yorumlar yapan, telaşa sürükleyen sizsiniz.

Yaşamımızı planlayan da sizsiniz. Aynı şekilde isteklerinizi, tercihlerinizi ve beklentilerinizi seçen de sizsiniz.

Yani ne hissediyorsanız hissedin, tek sorumlu sizsiniz.

KÖTÜ DİYE BİR ŞEY YOKTUR DÜŞÜNCELERİMİZ ÖYLE YAPAR

Shakespeare’in ünlü karakteri Hamlet şöyle der: “İyi veya kötü diye bir şey yoktur, ama düşüncelerimiz öyle yapar. Yani olaylar ve insanlar hakkındaki düşüncelerimiz, nasıl hissettiğimizi de şekillendirir.

Depresif hissediyorsanız, kendiniz, hayatınız ve geleceğiniz ile ilgili hiç bitmeyen olumsuz düşünceleriniz vardır. Depresif hisseden hemen herkes sürekli kendini eleştirir, insan kendini sürekli eleştirdiğinde ise daha iyi hissedecek şeyler yapma isteği de olmaz. Yani duygularımız, davranışlarımıza da şekil verir.

Doğal afetler, terör, savaş, cinsel istismar, fiziksel istismar gibi felaketlerle baş etmek elbette çok daha güç. Bu tip olayların ardından yaşanan travmalar insanın ruhunda derin yaralar açar ve bunların üstesinden gelebilmek daha uzun sürer, daha fazla bir çaba ve iyileşme süreci gerektirir.

Bu nedenle burada bahsettiğim, bu tip olayların dışında oluşan, aslında gerçek felaket olmayıp da bize felaket gibi gözüken durumlardan dolayı hissettiğimiz stres ve kaygı…

AKLINIZDAN GEÇENLERİ BİR KAĞIDA YAZIN

Olaylar veya insanlarla ilgili düşünceleri değiştirmek kolay değil. Bunun için istekli ve motive olmanız, değişim yaratabileceğinize inanmanız gerekir.

İlk adım, yaşadığınız her olumsuz duygu ardından aklınızdan geçen düşüncenin farkına varmaya çalışmak ve bunları kağıda yazmak olabilir. Düşünceleri kağıda yazmak, onlarla yüzleşmek ve değerlendirebilmek için etkili bir yöntemdir.

İkinci adım, düşüncelerinizi gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirmek olmalı. Bir arkadaşınız böyle düşünse ona ne derdiniz? Objektif olduğunuza inanıyor musunuz? Verdiğiniz cevaplar, düşüncelerinizin gerçekçi olup olmadığını test etmenize ve gerçekçi bir düşünce yaratmanıza yardım eder.

GERÇEKÇİ BİR BAKIŞ AÇISI İÇİN DEĞİŞİM ŞART

Daha objektif ve gerçekçi bir bakış açısı yakalamaya çalışmak ne kadar önemli ise, fiziksel, davranışsal veya çevresel değişimler yapmak da o kadar önemli. Çünkü birçok sorun, davranışlarımızda ve çevremizde değişiklikler yapmamızı da gerektirir. Bu nedenle, kendinizi daha iyi hissetmek için elle tutulur, gözle görülür değişiklikler yapabilirsiniz… Örneğin, sevdiğiniz kişilerle daha fazla vakit geçirmek, mantıksız taleplere hayır demeyi öğrenmek gibi.

Bilimsel araştırmalar, depresif ve stresli kişilerin, her zaman yaptıklarından daha farklı aktiviteler yapmaya başladıklarında ruh durumlarında iyileşme olduğunu gösteriyor.

Öyleyse bugünlerde stres ve kaygı seviyenizin arttığını düşünüyorsanız, davranışlarınızı ve alışkanlıklarınızı değiştirerek yaşamınızı yeniden planlayabilirsiniz.

DAHA İYİ HİSSETMEK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ

1- Egzersiz yapın: Kendinizi daha iyi hissetmenize yol açan beyin kimyasallarını artırdığı için, her türlü egzersiz kaygı, depresyon, stres gibi durumlarla baş etmek için etkili yöntemlerden biridir.

2- İyi uyuyun: Stresliyken insanın daha fazla ve iyi uykuya ihtiyacı vardır.

3- Doğru beslenin: Öğün atlamayın, sağlıklı, enerji veren gıdalar tüketmeye özen gösterin.

4- Hayatınıza eğlenceli aktiviteler sokun: Hobiniz yoksa yeni bir hobi edinin.

5- Sosyalleşin: Başkalarıyla olmak ilginizin olumsuz düşüncelerden başka konulara yönelmesine yardım eder. Sizi sevenlerle olduğunuzda siz de kendinizi daha çok seversiniz.

6- Mola verin: Koşuşturma içindeki hayatınıza bir mola verin.

Meditasyon, yoga, derin nefes egzersizleri ve müzik dinlemek, hayatın koşuşturmadan ibaret olmadığını size hatırlatacaktır.

7- Mükemmeliyetçi olmayın: Her şeyin mükemmel olması mümkün değildir.

Bu tip gerçekçi olmayan beklentilerinizin farkına varın ve kimsenin mükemmel olmadığını kendinize sık sık hatırlatın.

8- Kabullenin: Hayatta her şeyi kontrol edemeyeceğinizi, her şeyin hep istediğiniz yönde gidemeyeceğini, aksaklıkların, hataların olabileceğini kabullenin.

Yazar: Dr. Başak Demiriz
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND