Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mutlu insanlar daha çok kazanıyor

Mutluluk insanlık tarihinin en gizemli konularından. Para mutluluk getirir mi tartışması süre dursun araştırmalar mutlu insanların daha çok kazandığını söylüyor. İşte mutluluk hakkında doğru bilinen yanlışlar…

kişisel gelişim

Mutlu insanlar daha çok para kazanıyor

 

 

Evlilerle yapılan araştırmalar şunu gösteriyor: Evlendikten altı ay sonra eski mutluluk eşiğinize geri dönüyorsunuz. Olaylar ve insanlar mutluluğumuzu etkilemiyor.

Çocuk sahibi olmanın mutluluğa etkisi çok az.

Mutlu insanlar mutsuz insanlara göre beş yıl daha uzun yaşıyor.

‘Pozitif düşünün, mutlu olun!’ Öyle bir şey yok. Pozitif düşünce kendi başına yardımcı değil. İnsanın mutlu olması için öncelikle eyleme geçmesi gerekiyor.

Alışveriş yapmak, saçımızı kestirmek, stil değişikliği yapmak bizi ancak bir saat mutlu ediyor.

Mutluluk bulaşıcı. Aynı mutsuzluk gibi. Etrafınızı mutlu insanlarla çevirin.

En zor olanı belki de kendimizi sevmek, kendimizle barışmak. Nitekim psikolog Selda Koydemir’in yakında yayımlanacak olan araştırması bu gerçeği ortaya çıkarıyor. Benlik saygısı, kişinin kendisini ‘biricik’ bulması, mutluluğunu büyük ölçüde arttırıyor. Yanlış anlamayın sakın. Biricikliğin narsizmle bir ilgisi yok… Havanın kendine küstüğü bir cuma günü buluştum Selda Koydemir’le. Ve hemen sordum: “Kapalı havanın mutluluğumuz üzerindeki etkisi nedir?” “Yok denecek kadar az,” dedi. Bu yıl Gallup’un yaptığı araştırmaya göre dünyada en mutlu ülkeler, güneşi en az gören İsveç, Norveç ve Danimarka’ymış… Şaşırtıcı başlayan sohbet, şaşırtıcı tespitlerle devam etti. Bu sohbet sonucunda ortaya çıktı ki, mutluluk üzerine doğru bildiğimiz çok yanlış var. 

– Neden mutluk üzerinde çalışmayı seçtiniz?
– Çok uzun zaman kaygılar üzerine çalıştım. Sosyal kaygı, utangaçlık vs. Şu an dünyada en çok araştırılan konu mutluluk. Mutluluk kavramının Amerika’da, Avrupa’da devlet politikalarına giren bir konu olduğunu gördüm. Yurtdışına mutlululuğu araştırmaya gittim. Çok sayıda kültürlerarası projedeyer aldım. Son dört yıldır İngiltere ve Almanya’da mutluluk üzerine çalışıyorum. Gelecek sene bilimsel bir kitap yayınlayacağım.
– Mutluluk üzerine çalışan bir bilim kadını olarak sizi en çok ne şaşırttı?
– Doğuştan getirdiğimiz bir takım genetik faktörler, mutluluğumuzda çok etkili. Şanslıysak mutlu doğuyoruz. Bazılarımız da bu kadar şanslı olmuyor. Bu bizim kontrol edebileceğimiz bir şey değil aslında. İkizler üzerine yapılan çalışmalarda ortaya çıktı: Mutluluk geni diye bir şey var!
– Türk toplumu ne kadar mutlu?
– Toplum olarak negatife odaklanma söz konusu. Bu kötü bir şey değil. Çünkü mutlu olabilmek için olumsuz olayları da yaşamak ve sindirmek gerek. Ama Türk insanında güven sorunu var. Bu, mutsuzluğunda önemli bir etken. Sürekli tetiktesiniz çünkü. Türk insanı, her an ‘Bana bir şey olacak,’ diye kendisine de güvenmiyor muhtemelen. Böyle olunca insan gününü yaşayamaz, odaklanamaz.
– Mutlu olmak için ne yapmalıyız?
– Mutluluğun içinde hem olumlu hem de olumsuz duygularımız var. Ama bu duyguları dengeli yaşıyor muyuz? Oran önemli. Gün içinde duygularımız sürekli değişiyor. Ortalama bir mutluluk için dört pozitif duyguya karşılık bir olumsuz duygu olmalı. O zaman kendimizi mutlu hissediyoruz. Olumlu duygular neşe, umut, sevinçtir. Olumsuz duygularda kaygı, stres, öfke, kızgınlık vardır. Bu duyguların içinden olumsuzları öne çıkarıyor, iyi duyguların hakkını vermiyorsak, mutluluğumuza etki ediyor. Bilinenin aksine, olaylar ve insanlar mutluluğu etkilemiyor. Evlilerle yapılan araştırmalar şunu gösteriyor; evlendikten altı ay sonra eski mutluluk eşiğinize geri dönüyorsunuz. 
cinsellik düşünen mutsuz değil 
– Ne etkiliyor mutluluğu peki? 
– İlişkiler çok önemli. Sağlıklı dostluklar, sosyal ilişkiler mutluluğumuza büyük katkı yapıyor. ‘Evlenirsem çok mutlu olacağım,’ beklentisi doğru değil. Tamam olacaksın, ama senin bir mutluluk seviyen var, ve sonuçta sen yine oraya döneceksin. Hedefler mutluluğu etkileyen en önemli nokta. Kendinize hedef koyduğunuzda, o hedef yolunda uğraşmak sizi mutlu ediyor. Hedefe ulaştığınızda yine önceki mutluluk eşiğinize dönüyorsunuz. Temel ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra gelen para mutlulukta etkili değil. Evet sizi rahat yaşatabilir, ama mutluluk seviyenizi etkilemiyor. Yaptığımız araştırmalar şunu gösteriyor; kendini seven insanlar, kendini sevmeyen insanlara göre daha mutlu. Benlik saygısının yüksek olması mutluluğu etkileyen temel faktörlerden. Mesela mutlulukta çocuk sahibi olmanın etkisi çok az. 
– Nasıl mutsuz oluyoruz? 
– Kendimizi özellikle standartlar bakımından, sürekli başka birileriyle karşılaştırdığımızda mutsuz oluyoruz. Kafamızda o kadar çok tilki var ki, ana odaklanamıyoruz. Amerika’da öğrencilere sorduk; ‘Ne yaparsanız mutlu olursunuz?’ diye. Sevdiği bir şeyi yapsa da, kafasında başka bir şey var ve odaklanamadığı için mutsuz oluyor. Mutsuz olmayanlar, yalnızca o an cinselliği düşünenler! Mesela şu an sizinle ciddi bir şey konuşurken aklında cinsellik olan biri mutsuz olmuyor, ama aklında başka bir şey varsa mutsuz oluyor. 
– Erkekle kadın arasında farklılıklar var mı? 
– Öyle bir farklılık yok. Yaptığı işe odaklı insanlar daha mutlu. O işi yaparken başka şeyler düşünüyorsa, anı yaşayamıyorsa, mutsuz. 20’li yaşlarda kadınlar biraz daha mutlu. Sonra erkekler birazcık öne geçiyor, 40’lı yaşlarındaki erkekler, aynı yaştaki kadınlara göre daha mutlu. Dul ve bekarlara göre evlilerin daha mutlu olduğunu biliyoruz. 
– Yeni araştırmanız nedir?
– Yeni araştırmamın konusu şu: Kişinin kendisini biricik hissetmesi mutluluğunu nasıl etkiliyor? Biriciklik bazen narsistlik diye algılanıyor ama farklı bir kavram. Kendimizi başkalarından ayıran özellikler olduğunu düşündüğümüzde, farklı olma duygusu ortaya çıkıyor. Biriciklik algısı yüksek olan kişilerin diğerlerine göre daha mutlu olduğu ortaya çıktı. Bu araştırmamı yakında Almanya’da yayımlayacağım. Psikolojik ihtiyaçlarını karşılayabilen kişiler daha mutlu. Kendisini yetkin ve bağımsız hissedebilmek de mutluluğa olumlu etki ediyor. Biriciklik; ‘Ben herkesle aynı olmak, herkese uymak zorunda değilim. Beni başkalarından ayıran özelliklerim var ve bu iyi bir şey. Kendime değer verdiğim ölçüde mutlu olabilirim’ diye düşünmekle oluyor. Kendini değersiz görürsen mutlu olamıyorsun! Başarılı da olamıyorsun. Mesela, mutlu olanlar daha çok para kazanıyor. Başkaları için sosyal sorumluluk üstlenmek, birilerinin hayatına katkıda bulunabilmek, yardım etmek gibi faaliyetler de mutluluğa katkı sağlayan etkenler.
– Mutsuzluk nasıl sonuçlar doğuruyor?
– Çok ciddi hastalıklar ortaya çıkıyor. Mutsuzluk kronik strese, kronik depresyona, kronik ağrılara yol açıyor. Baş ağrısı, sırt ağrısı, fibromiyalji başta gelenler hastalıklar. Ruh sağlığımız bozuluyor. Mutlu insanlar, mutsuz insanlara oranla beş yıl daha uzun yaşıyor.
– Pozitif düşüncenin mutluluğa etkisi nedir? 
– Pozitif düşünce ile kimse mutlu olamaz. ‘Pozitif düşünün, mutlu olun!’ Öyle bir şey yok. Pozitif düşünce, kendi başına yardımcı değil. İnsanın mutlu olması için eyleme geçmesi gerekiyor öncelikle. Bir aktivite yapmanız lazım. Sizin için ne önemliyse, ne yapmaktan hoşlanıyorsanız onu yapmalısınız. Mesela düzenli egzersiz yapanlar daha mutlu.

Doğru bildiğimiz yanlışlar

kişisel gelişim Alışveriş yapmak, saçımızı kestirmek, stil değişikliği yapmak, bunlar mutluluğu artırmıyor. Bu nedenlerle oluşan mutluluğunuz bir saat sonra geçecektir. Ancak tatil, kültürel etkinlik, spor faaliyeti gibi etkinlikler ve ayrıca hediye almak için para harcadığımızda mutlu oluyoruz. 
kişisel gelişim Hani derler ya ‘Zıt kutuplar birbirini çeker,’ diye. Öyle bir şey yok. Benzer özelliklere sahip olan çiftler daha mutlu! Ortak hobileri olan çiftler daha mutlu. 
kişisel gelişim Gerçekçi olmayan umut bizi mutlu etmiyor. Eyleme geçmedikçe ve adım atmadıkça değişim mümkün değil. 
kişisel gelişim Bir şehirde zengin muhite yakın yerde oturan kişiler, maddi durumlarından bağımsız olarak kendilerini daha mutlu hissediyor. 
kişisel gelişim Seçeneklerin çokluğu bizi mutsuz ediyor. Çok fazla alternatif olduğunda, seçmekte zorlanıyoruz ve hep ‘Acaba diğerini mi seçseydim?’ düşüncesi kafamızda dolaşıyor, dolayısıyla mutsuz oluyoruz. 
kişisel gelişim Mutluluğa ulaşılacak bir ‘yer’ gibi bakmak iyi hissettirmiyor. Mutluluğu bir durum olarak algılamak, bir şeyi gerçekleştirdikten sonra “E sonra?” diyeceğimiz mutsuzluk ve boşluk hissine girmememize yardımcı oluyor. 

Kadınların en mutsuz yaşı 38, erkeklerinki 42!

kişisel gelişim Mutluluk için genetik faktörlerin etkisi yüzde 50’ye kadar çıkabiliyor. Mutluluğun kontrol edebileceğimiz ve değiştirebileceğimiz kısmı ise yüzde 30 civarında. 
kişisel gelişim 20-24 yaş arası gençlerin bir ayda geçirdiği mutsuz gün sayısı, 65-70 yaş arası insanlara göre ortalama iki gün daha fazla. 
kişisel gelişim İnsanlar en mutsuz zamanlarını 40’lı yaşlarının başında yaşıyor. Kadınlar 37-38 yaşlarında, erkekler ise 42’de en mutsuz zamanları yaşıyorlar. 
kişisel gelişim Sanıldığının aksine eğitim, zeka, iklim ve cinsiyetin mutluluğumuza pek etkisi yok. 
kişisel gelişim Dünyada ‘çok mutlu’ olarak nitelendirelebilecek insanlar tüm popülasyonun sadece yüzde 10’unu oluşturuyor. 
kişisel gelişim Dünyada büyük çoğunluk (yaklaşık yüzde 70) ortalama derecede mutlu. 
kişisel gelişim Çok mutsuz insanların oranı yüzde 10. 
kişisel gelişim Türkiye yaşam standartları, yaşam kalitesi, yaşam doyumu, yaşamdan keyif alma gibi açılardan en düşük sıradaki ülkelerden. Mutluluk sıralamasında 103. ülke. 
kişisel gelişim Türkiye’de popülasyonun yüzde 81’i mutlu olmak için mücadele ettiğini söylüyor. 
kişisel gelişim ABD’de yapılan araştırmalara göre mutlu insanlar mutsuzlara oranla yılda ortalama 3500 dolar daha fazla kazanıyor. 
kişisel gelişim Belirli bir standarttan sonra paranın mutluluğumuza çok az etkisi var; belki de yok. Örneğin 2 bin TL kazananla, 5 bin TL kazanan arasında mutluluk seviyesinde fark olsa da 5 bin TL kazananla 8 bin TL kazanan arasında fark yok. 

Uzmanlık alanı mutluluk
Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü mezunu olan Selda Koydemir, ODTÜ’de doktora çalışmasını tamamladıktan sonra ABD’de klinik psikoloji üzerine eğitim aldı. Londra Roehampton Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde ‘mutluluk’ üzerine çalışmalar yaptı. Almanya’da Chemnitz Teknoloji Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde araştırmacı olarak ‘mutluluk ve iyilik hali’ ile ilgili kültürlerarası araştırma projelerini yürüttü. Koydemir’in çok sayıda uluslararası makalesi bulunuyor. Halen ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nde öğretim üyeliğine ve bilimsel araştırmalarına devam etmekte.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND