Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Mutlu insanlar daha çok kazanıyor

Mutluluk insanlık tarihinin en gizemli konularından. Para mutluluk getirir mi tartışması süre dursun araştırmalar mutlu insanların daha çok kazandığını söylüyor. İşte mutluluk hakkında doğru bilinen yanlışlar…

Mutlu insanlar daha çok para kazanıyor

 

 

Evlilerle yapılan araştırmalar şunu gösteriyor: Evlendikten altı ay sonra eski mutluluk eşiğinize geri dönüyorsunuz. Olaylar ve insanlar mutluluğumuzu etkilemiyor.

Çocuk sahibi olmanın mutluluğa etkisi çok az.

Mutlu insanlar mutsuz insanlara göre beş yıl daha uzun yaşıyor.

‘Pozitif düşünün, mutlu olun!’ Öyle bir şey yok. Pozitif düşünce kendi başına yardımcı değil. İnsanın mutlu olması için öncelikle eyleme geçmesi gerekiyor.

Alışveriş yapmak, saçımızı kestirmek, stil değişikliği yapmak bizi ancak bir saat mutlu ediyor.

Mutluluk bulaşıcı. Aynı mutsuzluk gibi. Etrafınızı mutlu insanlarla çevirin.

En zor olanı belki de kendimizi sevmek, kendimizle barışmak. Nitekim psikolog Selda Koydemir’in yakında yayımlanacak olan araştırması bu gerçeği ortaya çıkarıyor. Benlik saygısı, kişinin kendisini ‘biricik’ bulması, mutluluğunu büyük ölçüde arttırıyor. Yanlış anlamayın sakın. Biricikliğin narsizmle bir ilgisi yok… Havanın kendine küstüğü bir cuma günü buluştum Selda Koydemir’le. Ve hemen sordum: “Kapalı havanın mutluluğumuz üzerindeki etkisi nedir?” “Yok denecek kadar az,” dedi. Bu yıl Gallup’un yaptığı araştırmaya göre dünyada en mutlu ülkeler, güneşi en az gören İsveç, Norveç ve Danimarka’ymış… Şaşırtıcı başlayan sohbet, şaşırtıcı tespitlerle devam etti. Bu sohbet sonucunda ortaya çıktı ki, mutluluk üzerine doğru bildiğimiz çok yanlış var. 

– Neden mutluk üzerinde çalışmayı seçtiniz?
– Çok uzun zaman kaygılar üzerine çalıştım. Sosyal kaygı, utangaçlık vs. Şu an dünyada en çok araştırılan konu mutluluk. Mutluluk kavramının Amerika’da, Avrupa’da devlet politikalarına giren bir konu olduğunu gördüm. Yurtdışına mutlululuğu araştırmaya gittim. Çok sayıda kültürlerarası projedeyer aldım. Son dört yıldır İngiltere ve Almanya’da mutluluk üzerine çalışıyorum. Gelecek sene bilimsel bir kitap yayınlayacağım.
– Mutluluk üzerine çalışan bir bilim kadını olarak sizi en çok ne şaşırttı?
– Doğuştan getirdiğimiz bir takım genetik faktörler, mutluluğumuzda çok etkili. Şanslıysak mutlu doğuyoruz. Bazılarımız da bu kadar şanslı olmuyor. Bu bizim kontrol edebileceğimiz bir şey değil aslında. İkizler üzerine yapılan çalışmalarda ortaya çıktı: Mutluluk geni diye bir şey var!
– Türk toplumu ne kadar mutlu?
– Toplum olarak negatife odaklanma söz konusu. Bu kötü bir şey değil. Çünkü mutlu olabilmek için olumsuz olayları da yaşamak ve sindirmek gerek. Ama Türk insanında güven sorunu var. Bu, mutsuzluğunda önemli bir etken. Sürekli tetiktesiniz çünkü. Türk insanı, her an ‘Bana bir şey olacak,’ diye kendisine de güvenmiyor muhtemelen. Böyle olunca insan gününü yaşayamaz, odaklanamaz.
– Mutlu olmak için ne yapmalıyız?
– Mutluluğun içinde hem olumlu hem de olumsuz duygularımız var. Ama bu duyguları dengeli yaşıyor muyuz? Oran önemli. Gün içinde duygularımız sürekli değişiyor. Ortalama bir mutluluk için dört pozitif duyguya karşılık bir olumsuz duygu olmalı. O zaman kendimizi mutlu hissediyoruz. Olumlu duygular neşe, umut, sevinçtir. Olumsuz duygularda kaygı, stres, öfke, kızgınlık vardır. Bu duyguların içinden olumsuzları öne çıkarıyor, iyi duyguların hakkını vermiyorsak, mutluluğumuza etki ediyor. Bilinenin aksine, olaylar ve insanlar mutluluğu etkilemiyor. Evlilerle yapılan araştırmalar şunu gösteriyor; evlendikten altı ay sonra eski mutluluk eşiğinize geri dönüyorsunuz. 
cinsellik düşünen mutsuz değil 
– Ne etkiliyor mutluluğu peki? 
– İlişkiler çok önemli. Sağlıklı dostluklar, sosyal ilişkiler mutluluğumuza büyük katkı yapıyor. ‘Evlenirsem çok mutlu olacağım,’ beklentisi doğru değil. Tamam olacaksın, ama senin bir mutluluk seviyen var, ve sonuçta sen yine oraya döneceksin. Hedefler mutluluğu etkileyen en önemli nokta. Kendinize hedef koyduğunuzda, o hedef yolunda uğraşmak sizi mutlu ediyor. Hedefe ulaştığınızda yine önceki mutluluk eşiğinize dönüyorsunuz. Temel ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra gelen para mutlulukta etkili değil. Evet sizi rahat yaşatabilir, ama mutluluk seviyenizi etkilemiyor. Yaptığımız araştırmalar şunu gösteriyor; kendini seven insanlar, kendini sevmeyen insanlara göre daha mutlu. Benlik saygısının yüksek olması mutluluğu etkileyen temel faktörlerden. Mesela mutlulukta çocuk sahibi olmanın etkisi çok az. 
– Nasıl mutsuz oluyoruz? 
– Kendimizi özellikle standartlar bakımından, sürekli başka birileriyle karşılaştırdığımızda mutsuz oluyoruz. Kafamızda o kadar çok tilki var ki, ana odaklanamıyoruz. Amerika’da öğrencilere sorduk; ‘Ne yaparsanız mutlu olursunuz?’ diye. Sevdiği bir şeyi yapsa da, kafasında başka bir şey var ve odaklanamadığı için mutsuz oluyor. Mutsuz olmayanlar, yalnızca o an cinselliği düşünenler! Mesela şu an sizinle ciddi bir şey konuşurken aklında cinsellik olan biri mutsuz olmuyor, ama aklında başka bir şey varsa mutsuz oluyor. 
– Erkekle kadın arasında farklılıklar var mı? 
– Öyle bir farklılık yok. Yaptığı işe odaklı insanlar daha mutlu. O işi yaparken başka şeyler düşünüyorsa, anı yaşayamıyorsa, mutsuz. 20’li yaşlarda kadınlar biraz daha mutlu. Sonra erkekler birazcık öne geçiyor, 40’lı yaşlarındaki erkekler, aynı yaştaki kadınlara göre daha mutlu. Dul ve bekarlara göre evlilerin daha mutlu olduğunu biliyoruz. 
– Yeni araştırmanız nedir?
– Yeni araştırmamın konusu şu: Kişinin kendisini biricik hissetmesi mutluluğunu nasıl etkiliyor? Biriciklik bazen narsistlik diye algılanıyor ama farklı bir kavram. Kendimizi başkalarından ayıran özellikler olduğunu düşündüğümüzde, farklı olma duygusu ortaya çıkıyor. Biriciklik algısı yüksek olan kişilerin diğerlerine göre daha mutlu olduğu ortaya çıktı. Bu araştırmamı yakında Almanya’da yayımlayacağım. Psikolojik ihtiyaçlarını karşılayabilen kişiler daha mutlu. Kendisini yetkin ve bağımsız hissedebilmek de mutluluğa olumlu etki ediyor. Biriciklik; ‘Ben herkesle aynı olmak, herkese uymak zorunda değilim. Beni başkalarından ayıran özelliklerim var ve bu iyi bir şey. Kendime değer verdiğim ölçüde mutlu olabilirim’ diye düşünmekle oluyor. Kendini değersiz görürsen mutlu olamıyorsun! Başarılı da olamıyorsun. Mesela, mutlu olanlar daha çok para kazanıyor. Başkaları için sosyal sorumluluk üstlenmek, birilerinin hayatına katkıda bulunabilmek, yardım etmek gibi faaliyetler de mutluluğa katkı sağlayan etkenler.
– Mutsuzluk nasıl sonuçlar doğuruyor?
– Çok ciddi hastalıklar ortaya çıkıyor. Mutsuzluk kronik strese, kronik depresyona, kronik ağrılara yol açıyor. Baş ağrısı, sırt ağrısı, fibromiyalji başta gelenler hastalıklar. Ruh sağlığımız bozuluyor. Mutlu insanlar, mutsuz insanlara oranla beş yıl daha uzun yaşıyor.
– Pozitif düşüncenin mutluluğa etkisi nedir? 
– Pozitif düşünce ile kimse mutlu olamaz. ‘Pozitif düşünün, mutlu olun!’ Öyle bir şey yok. Pozitif düşünce, kendi başına yardımcı değil. İnsanın mutlu olması için eyleme geçmesi gerekiyor öncelikle. Bir aktivite yapmanız lazım. Sizin için ne önemliyse, ne yapmaktan hoşlanıyorsanız onu yapmalısınız. Mesela düzenli egzersiz yapanlar daha mutlu.

Doğru bildiğimiz yanlışlar

 Alışveriş yapmak, saçımızı kestirmek, stil değişikliği yapmak, bunlar mutluluğu artırmıyor. Bu nedenlerle oluşan mutluluğunuz bir saat sonra geçecektir. Ancak tatil, kültürel etkinlik, spor faaliyeti gibi etkinlikler ve ayrıca hediye almak için para harcadığımızda mutlu oluyoruz. 
 Hani derler ya ‘Zıt kutuplar birbirini çeker,’ diye. Öyle bir şey yok. Benzer özelliklere sahip olan çiftler daha mutlu! Ortak hobileri olan çiftler daha mutlu. 
 Gerçekçi olmayan umut bizi mutlu etmiyor. Eyleme geçmedikçe ve adım atmadıkça değişim mümkün değil. 
 Bir şehirde zengin muhite yakın yerde oturan kişiler, maddi durumlarından bağımsız olarak kendilerini daha mutlu hissediyor. 
 Seçeneklerin çokluğu bizi mutsuz ediyor. Çok fazla alternatif olduğunda, seçmekte zorlanıyoruz ve hep ‘Acaba diğerini mi seçseydim?’ düşüncesi kafamızda dolaşıyor, dolayısıyla mutsuz oluyoruz. 
 Mutluluğa ulaşılacak bir ‘yer’ gibi bakmak iyi hissettirmiyor. Mutluluğu bir durum olarak algılamak, bir şeyi gerçekleştirdikten sonra “E sonra?” diyeceğimiz mutsuzluk ve boşluk hissine girmememize yardımcı oluyor. 

Kadınların en mutsuz yaşı 38, erkeklerinki 42!

 Mutluluk için genetik faktörlerin etkisi yüzde 50’ye kadar çıkabiliyor. Mutluluğun kontrol edebileceğimiz ve değiştirebileceğimiz kısmı ise yüzde 30 civarında. 
 20-24 yaş arası gençlerin bir ayda geçirdiği mutsuz gün sayısı, 65-70 yaş arası insanlara göre ortalama iki gün daha fazla. 
 İnsanlar en mutsuz zamanlarını 40’lı yaşlarının başında yaşıyor. Kadınlar 37-38 yaşlarında, erkekler ise 42’de en mutsuz zamanları yaşıyorlar. 
 Sanıldığının aksine eğitim, zeka, iklim ve cinsiyetin mutluluğumuza pek etkisi yok. 
 Dünyada ‘çok mutlu’ olarak nitelendirelebilecek insanlar tüm popülasyonun sadece yüzde 10’unu oluşturuyor. 
 Dünyada büyük çoğunluk (yaklaşık yüzde 70) ortalama derecede mutlu. 
 Çok mutsuz insanların oranı yüzde 10. 
 Türkiye yaşam standartları, yaşam kalitesi, yaşam doyumu, yaşamdan keyif alma gibi açılardan en düşük sıradaki ülkelerden. Mutluluk sıralamasında 103. ülke. 
 Türkiye’de popülasyonun yüzde 81’i mutlu olmak için mücadele ettiğini söylüyor. 
 ABD’de yapılan araştırmalara göre mutlu insanlar mutsuzlara oranla yılda ortalama 3500 dolar daha fazla kazanıyor. 
 Belirli bir standarttan sonra paranın mutluluğumuza çok az etkisi var; belki de yok. Örneğin 2 bin TL kazananla, 5 bin TL kazanan arasında mutluluk seviyesinde fark olsa da 5 bin TL kazananla 8 bin TL kazanan arasında fark yok. 

Uzmanlık alanı mutluluk
Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü mezunu olan Selda Koydemir, ODTÜ’de doktora çalışmasını tamamladıktan sonra ABD’de klinik psikoloji üzerine eğitim aldı. Londra Roehampton Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde ‘mutluluk’ üzerine çalışmalar yaptı. Almanya’da Chemnitz Teknoloji Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde araştırmacı olarak ‘mutluluk ve iyilik hali’ ile ilgili kültürlerarası araştırma projelerini yürüttü. Koydemir’in çok sayıda uluslararası makalesi bulunuyor. Halen ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nde öğretim üyeliğine ve bilimsel araştırmalarına devam etmekte.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND